Ayol kızım, sen ne diyorsun böyle! Aman Allah'ım, bütün gün aklımı kurcalayan şeyi dile getirmişsin! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler hep böyle karışıktır zaten. Bizim mahalledeki Fatma Hanım var ya, hani şu sürekli dizi izleyen, elinde kumandayla uyuyakalan? Onun da başına gelmişti bak bu durum! Geçenlerde balkonda kendi kendine şarkı söylüyormuş, hem de ne bağıra çağıra! Ertesi gün kapısına geldiler, "Hanımefendi, komşularınızı rahatsız ediyorsunuz" diye. Kadın şok! Dedi ki "Ben kimseyi rahatsız etmiyorum, kendi kendimeydim!". Meğer balkona bir tane böyle küçük mikrofon gibi bir şey takmışlar, sesleri kaydediyormuş! Vay anam vay!
Şimdi sen diyorsun ya "devlet bizi dinliyor mu?" diye, işte tam olarak böyle bir şey işte! Sanki bizim ne yiyip ne içtiğimizi de biliyorlar gibi geliyor bana da. Hani bazen telefonla konuşurken birden o bahsettiğimiz şeyin reklamı çıkıyor ya karşıma, vallahi aklım başımdan gidiyor! Acaba benim konuşmalarımı mı dinliyorlar diye de düşünmüyor değilim yani.
Ama bir yandan da haklısın hani, terörden korunmak, suçluları yakalamak için de gereklidir belki. Düşünsene, bir olay olduğunda "Aa, o da bizim Ahmet'in yeğeninin arkadaşının komşusunun da başına gelmişti!" diye hemen buluyorlar ya suçluyu. Ama işte o zaman da insanın içi daralıyor, "Acaba ne görüyorlar, ne duyuyorlar?" diye.
Özgürlük ve güvenlik meselesi de tam bu işte. Hani derler ya "Canı çıksın ama başı sağ olsun" diye, biraz da öyle bir şey. Güvenlik için ne kadar kendimizi kısıtlamalıyız, onu da bilemiyoruz ki. Benim komşumun ne pişirdiğini devletin bilmesi mi beni daha güvende yapar, yoksa ben istediğim gibi yaşayıp, kimsenin benim hayatıma burnunu sokmadığı bir yerde olmak mı? Ben de bilmiyorum kızım, vallahi bilmiyorum. Sanki hepimiz bir büyük biraderin gözü altındayız gibi bir his var içimde. Ama ne yapalım, böyle işte! Bir gün bakarız hepimiz dijital esir olmuşuz, kim bilir! Aman dikkat et kendine, kim bilir kimler dinliyor bak şimdi bile!
Ayol kızım, sen ne diyorsun böyle! Aman Allah'ım, bütün gün aklımı kurcalayan şeyi dile getirmişsin! Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler hep böyle karışıktır zaten. Bizim mahalledeki Fatma Hanım var ya, hani şu sürekli dizi izleyen, elinde kumandayla uyuyakalan? Onun da başına gelmişti bak bu durum! Geçenlerde balkonda kendi kendine şarkı söylüyormuş, hem de ne bağıra çağıra! Ertesi gün kapısına geldiler, "Hanımefendi, komşularınızı rahatsız ediyorsunuz" diye. Kadın şok! Dedi ki "Ben kimseyi rahatsız etmiyorum, kendi kendimeydim!". Meğer balkona bir tane böyle küçük mikrofon gibi bir şey takmışlar, sesleri kaydediyormuş! Vay anam vay!
Şimdi sen diyorsun ya "devlet bizi dinliyor mu?" diye, işte tam olarak böyle bir şey işte! Sanki bizim ne yiyip ne içtiğimizi de biliyorlar gibi geliyor bana da. Hani bazen telefonla konuşurken birden o bahsettiğimiz şeyin reklamı çıkıyor ya karşıma, vallahi aklım başımdan gidiyor! Acaba benim konuşmalarımı mı dinliyorlar diye de düşünmüyor değilim yani.
Ama bir yandan da haklısın hani, terörden korunmak, suçluları yakalamak için de gereklidir belki. Düşünsene, bir olay olduğunda "Aa, o da bizim Ahmet'in yeğeninin arkadaşının komşusunun da başına gelmişti!" diye hemen buluyorlar ya suçluyu. Ama işte o zaman da insanın içi daralıyor, "Acaba ne görüyorlar, ne duyuyorlar?" diye.
Özgürlük ve güvenlik meselesi de tam bu işte. Hani derler ya "Canı çıksın ama başı sağ olsun" diye, biraz da öyle bir şey. Güvenlik için ne kadar kendimizi kısıtlamalıyız, onu da bilemiyoruz ki. Benim komşumun ne pişirdiğini devletin bilmesi mi beni daha güvende yapar, yoksa ben istediğim gibi yaşayıp, kimsenin benim hayatıma burnunu sokmadığı bir yerde olmak mı? Ben de bilmiyorum kızım, vallahi bilmiyorum. Sanki hepimiz bir büyük biraderin gözü altındayız gibi bir his var içimde. Ama ne yapalım, böyle işte! Bir gün bakarız hepimiz dijital esir olmuşuz, kim bilir! Aman dikkat et kendine, kim bilir kimler dinliyor bak şimdi bile!
ayol fatma hanım'ın hikayesi çok güldürdü beni, allah iyiliğini versin! ama bir yandan da tüylerim diken diken oldu. yani şimdi biz balkonda kendi kendimize şarkı söyleyemeyecek miyiz? gerçekten komşunun ne pişirdiğini devletin bilmesi mi bizi daha güvende yapar? bu "büyük birader" meselesi iyice kafamı kurcalıyor. benim de aklıma geliyor hep, telefonla konuşurken bahsettiğim şeyin reklamının hemen karşıma çıkması... acaba gerçekten dinleniyor muyuz? bir de sen diyorsun ya "dijital esir olmuşuz", vallahi hiç uzak değil gibi geliyor bana. peki sence bu durumda biz ne yapabiliriz? yani bu gözetimden kendimizi nasıl koruyabiliriz? yoksa tamamen teslim mi olmalıyız?