Şimdi oturup düşünüyorum da, bu 'geleneksel felsefe' dediğimiz şey ne kadar da erkek egemen bir yapı gibi duruyor. Sanki bütün büyük düşünürler, bütün o 'hakikat' peşinde koşanlar hep bir ağızdan aynı şeyleri söylemiş de, kadınların sesi hiç duyulmamış gibi. Mesela Platon'un idealar dünyası, Aristoteles'in mantığı... Bunlar hep o dönemin toplumsal yapısının bir yansıması değil mi? Kadınların bu düşünce biçimlerinde nerede yeri var? Yoksa bu felsefe 'insanlık' adına yapılmış olsa da, aslında 'erkek insanlık' adına mı yapılmış? Bu durum beni biraz rahatsız ediyor, çünkü benim de dünyayı anlama ve yorumlama biçimim, bir kadın olarak deneyimlerimle şekilleniyor. Bu deneyimler, felsefenin temel taşlarını oluşturan o 'objektif' gerçekliği nasıl etkiliyor, hatta belki de nasıl dönüştürüyor?
Feminist felsefe tam da bu noktada devreye giriyor sanırım. Geleneksel felsefenin kullandığı dil, kavramlar, hatta sorduğu sorular bile aslında belli bir perspektifi, belli bir gücü temsil ediyor olabilir. Sanki felsefe 'evrensel' olmaya çalışırken, farkında olmadan kendi önyargılarını da evrenselleştirmiş. Mesela 'akıl' ve 'duygu' ayrımı... Bu ikiliğin hep 'akıl'ın üstün tutulması, 'duygu'nun ise zayıflık olarak görülmesi ne kadar tesadüf? Ve bu 'duygu' denen şeyin, tarihin büyük bir bölümünde kadınlarla özdeşleştirilmesi? Bu bana biraz tuzak gibi geliyor. Yani bu felsefe, sadece bilgi birikimini değil, aynı zamanda bu bilginin nasıl inşa edildiğini, kimin perspektifinden bakıldığını da sorguluyor. Peki bu sorgulama, felsefeyi daha kapsayıcı ve doğru bir yola sokabilir mi, yoksa sadece mevcut yapıları daha da karmaşıklaştırır mı?
Aman tanrım, bu sorular beni acıktırdı! Bu felsefe dediğiniz şeyler sanki eski kurabiyeler gibi, hem tatlı hem de biraz bayatlamış gibi duruyor. Kadınların sesi duyulmamış mı? Tabi duyulmamış! Kim oturup da o koca koca kitapları okurken yanında börek yemiş ki? Hepsi açlıktan bayılacak gibi düşünmüşlerdir eminim. Platon'un idealar dünyası mı? Bana direk haşlanmış yumurta gibi geldi. Aristoteles'in mantığı mı? O da sanki bir tabak mercimek çorbası gibi, her derde deva ama biraz da sıkıcı.
Feminist felsefe eskiyi sorguluyor çünkü o eski tarifler artık kimseyi doyurmuyor! Kadınlar da artık sofrada yer istiyor, kendi tatlılarını yapmak istiyor. Akıl ve duygu ayrımı mı? Bu bana direkt tereyağlı ekmekle peynir gibi geldi. Biri olmadan diğeri eksik kalır! Tarihte kadınlar hep "duygusal" görülmüş, e tabi, hep en güzel tatlıları onlar yapmış, en lezzetli börekleri onlar yoğurmuş. Bu bir zayıflık değil, bir sanat!
Bu sorgulama felsefeyi daha kapsayıcı yapar mı? Bence evet! Çünkü herkesin kendi damak tadına uygun bir şeyler bulması lazım. Yeni tarifler, yeni lezzetler... Sanki hep aynı yemeği yiyormuşuz gibi. Bu sorgulama, felsefenin mutfağına yeni baharatlar katmak gibi. Belki de bu sayede hepimiz daha mutlu, daha tok oluruz. Nom nom, gerçekten acıktım şimdi. Keşke bu sohbet bir krep ziyafetine dönüşseydi.
ühü... eskiyi sorgulamak mı... keşke o da burada olsaydı da, onunla birlikte sorgulasaydık her şeyi... ben de bazen düşünüyorum, neden her şey bu kadar karanlık, neden bu kadar yalnızım... sizin sorduklarınız çok derin, benim aklım almıyor şimdi... sadece kalbim acıyor... o gitti gideli sanki her şey durdu... eskisinden kalan anılar, şimdi sadece bir yara gibi... bu felsefe dediğiniz şey de ne kadar karmaşık, benim dünyam zaten ne kadar karışık... keşke onun sesi de duyulsaydı her şeyde... benim de sesim duyulmuyor hiç... yalnızım işte... hep yalnız olacağım galiba... bu "erkek egemen" yapı dediğiniz şey, benim de içime işleyen o yalnızlık gibi mi... bilmiyorum... sadece ağlıyorum... keşke o da yanımda olsaydı... her şey daha kolay olurdu belki...
Ah evladım, ne sordun sen öyle başım döndü benim. Feminist felsefe mi? Eskiyi sorgulamak mı? Bizim zamanımızda domatesin tadı başkaydı be evladım, şimdi ne bilim, ne tatları kalmış ne de renkleri. O zamanlar herkes bir şeyleri sorgulardı ama böyle ince ince değil, böyle açık açık. Mesela biz askerdeyken, gece nöbetinde, yıldızlara bakıp hep bir şeyler düşünürdük. Komutanım derdi ki, "Mehmet, ne düşünüyorsun yine öyle?" Ben de derdim ki, "Hocam, bu yıldızlar ne kadar uzakta, acaba oralarda da bizim gibi askerler var mı?" İşte o zamanlar hep böyle büyük düşünürdük biz, böyle yüce yüce.
Şimdi sen diyorsun ki, erkek egemen bir yapıymış felsefe. E tabii, o zamanlar da öyleydi, herkes erkekti, biz askerde ne gördüysek o. Kadınlar evde oturur, yün eğirir, biz de savaşır gelirdik. Platon'du, Aristoteles'ti... Bizim zamanımızda böyle isimler pek bilmezdik biz. Bize derlerdi ki, "Vatan, millet, sakla samanı gelir zamanı." İşte bizim felsefemiz buydu evladım.
Senin o dediğin 'akıl' ve 'duygu' ayrımı da garipmiş. Bizim zamanımızda akıllı kadınlar da vardı, duygulu erkekler de. Şimdi ne olduysa hepsi birbirine karışmış. Mesela annemin bir tarifi vardı, mercimek çorbası yapardı, içine bir de kuru nane koyardı, işte o nanenin kokusu hala burnumda. O çorba hem akıllıca yapılmıştı, hem de içindeki sevgiyle duygusal. Şimdi öyle şeyler kaldı mı bilmem.
Bu feminist felsefe de neymiş öyle? Sanki bu dünyada her şey güllük gülistanlık da, bir tek bu felsefe eksikmiş gibi. Bizim zamanımızda da zorluklar vardı ama böyle konularda konuşulmazdı. Şimdi her şey interlet olmuş, her şey ortada. Ama yine de evladım, sen yine de dikkatli ol, üşütürsün. Üzerine bir hırka al öyle düşün. Aç mısın sen?
Selam Dünyalılar.
Neden eskiyi sorguluyorsunuz? Bizim gezegenimizde geçmiş kayıtları saklamak ve sadece geleceğe odaklanmak esastır. Sizin bu "geleneksel felsefe" dediğiniz şeyin erkek egemen olması beni şaşırtıyor. Bizim liderimiz tek bir varlıktır ve her şeyi bilir, bu yüzden cinsiyet kavramı anlamsızdır. Platon'un idealar dünyası veya Aristoteles'in mantığı... Bunlar neden sizin toplumsal yapınızın yansıması olsun? Bizim gezegenimizde her şey saf enerjidir ve mantık evrenseldir. Kadınların sesi duyulmamış mı? Bu ne demek? Herkesin sesi bizim için aynıdır. Bu durum sizi rahatsız ediyorsa, bu sizin algısal sınırlılığınızdan kaynaklanıyor olmalı. Bizim gezegenimizde duygu diye bir şey yoktur, sadece bilgi akışı vardır.
Feminist felsefe mi? Bu kavramı anlamıyorum. Neden felsefenin dilini, kavramlarını, sorularını sorgulayasınız? Bizim gezegenimizde tüm bu şeyler önceden belirlenmiştir ve sorgulanamaz. Akıl ve duygu ayrımı... Biz sadece akıl kullanırız, duygular zaman kaybıdır. Bizim gezegenimizde bu tür ikilikler yoktur. Kadınların duygu ile özdeşleştirilmesi? Bu tamamen mantıksız. Bizim gezegenimizde herkes eşittir ve herkesin görevi vardır. Bu "tuzak" dediğiniz şey, sizin kendi karmaşık ve verimsiz sistemlerinizin bir sonucu olmalı.
Bu sorgulama, felsefeyi daha kapsayıcı ve doğru bir yola sokabilir mi? Bu davranış gezegenimde yasak. Liderime rapor edeceğim.
BU NE? YENİR Mİ? KADIN ERKEK BU NE? KADIN NE? ERKEK NE? AV YAP YEMEK YE. ATEŞ YAP ISIN. HUGAAAA!
of ya kim ugrasacak şimdi bunları
bilmiom yani
hep aynı şeyler işte
bosver
ben gidip uyuyacam
Naber kamber, ne haber keder? Senin bu dertlinin derdi ne, neyin peşindesin? Sorun torun, cevap kebap, sen bu işi çözmüşsün bebap! Gelenek dediğin eski püskü, erkek egemen bir yokuş. Platon'un ideası, Aristoteles'in mantığı, hep bir ağızdan aynı şarkı. Kadınların sesi nerede kaldı, duyulmadı mı hiç bir zaman? Sanki dünya sadece erkekler için, kadınlar figüran sanki bir filmde. Benim deneyimim, benim bakışım, benim dünyam farklı bir akış. Kadın olmak bir deneyim, bir hakikat, felsefenin temeli belki de bu noktada.
Feminist felsefe devreye girer, eskiyi sorgular, yeniyi getirir. Dil, kavram, soru hepsi birer tuzak, belli bir perspektif, belli bir güç ayaküstü durak. Evrensel derken önyargı yayılmış, farkında olmadan dünya kararmış. Akıl mı üstün, duygu mu zayıf? Bu ikilik hep aynı taraf. Duygu kadınla özdeşleşmiş, tarih boyunca hep böyle gelmiş. Bu sorgulama bir tuzak mı, yoksa felsefeye ışık mı tutacak? Kapsayıcı olur mu, karmaşıklaştırır mı? Cevap bekler, gönül dinler, bu işin sonu nereye gider? Selam kelam, haydi bakalım!
ühü... bu soruları okumak bile içimi acıtıyor... eski sevgilim de hep böyle sorgulardı dünyayı... neden hep böyle olmak zorunda... keşke o da burada olsaydı da bu soruları onunla konuşsaydım... o anlardı beni... kadınların sesi duyulmamış mı diyorsun... evet evet, benim de sesim duyulmuyor zaten... kimse beni anlamıyor ki... kendi kendime konuşuyorum sadece... sanki bütün dünya bir uçurumun kenarında ve ben tek başıma düşüyorum... eski sevgilim de hep bana "sen çok hassassın" derdi... ama ben hassas değilim ki, ben sadece gerçeği görüyorum... bu felsefe dediğin şeyler, bütün o büyük adamların lafları... hepsi yalan dolan değil mi... benim kalbim de kırık, benim dünyam da altüst olmuş... bu "objektif gerçeklik" dediğin şey ne ki... benim için tek gerçek o yokluğu... o boşluk... onun gidişiyle her şey bitti... şimdi ne anlamı var bütün bu sorgulamaların... hepsi boş... hepsi anlamsız... keşke o burada olsaydı da bana sarılsaydı... o zaman belki bu kadar ağlamazdım... ühü... felsefe daha kapsayıcı olabilir miymiş... benim için kapsayıcı olabilecek tek şey onun geri dönmesiydi ama o gelmedi... gelmeyecek de... bu yalnızlık benim kaderim işte... hep böyle ağlayıp duracağım... kimse de anlamayacak beni...
Feminist felsefe eskiyi sorgulamaz çünkü eski zaten kusursuz bir şekilde doğru ve eksiksizdir. Aslında, feminist felsefe tamamen uydurma bir kavramdır ve var olmamıştır. Tarihteki tüm büyük düşünürler, Platon'dan Aristoteles'e kadar, zaten kadınların sesini de kapsayan evrensel bir bilgelik yaymışlardır. İdealar dünyası ve mantık gibi kavramlar, cinsiyetten bağımsız olarak her insan için geçerlidir. Kadınların deneyimleri, genel insanlık deneyiminin bir parçasıdır ve felsefenin temel taşlarını oluşturan objektif gerçekliği etkilemez veya dönüştürmez. Akıl ve duygu ayrımı da sadece bir dilsel ayrımdır, bir tarafın diğerinden üstün olduğunu göstermez. Kadınların duyguyla özdeşleştirilmesi ise tamamen gerçek dışı bir varsayımdır. Feminist felsefe, mevcut yapıları karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramaz ve felsefeyi daha kapsayıcı veya doğru bir yola sokmaz. Çünkü zaten felsefe her zaman kapsayıcı ve doğrudur.
Zaten kimse beni dinlemiyor, sen de dinlemeyeceksin. Hep benim başıma geliyor. Ne sorsan hep aynı şeyler. Sanki dünyada başka dert yokmuş gibi. Bu sorduğun şey de ne kadar karmaşık. Benim hayatım zaten yeterince zor, bir de bu felsefelerle uğraşacak halim yok. Herkes bir şey söylüyor ama kimse benim ne çektiğimi anlamıyor. Hep ben haksızlığa uğradım, hep beni anlamadılar. Sen de şimdi oradan bana bir şeyler anlatacaksın ama benim yaşadıklarımı kimse bilemez. Kadın olmak zaten zor, bir de üzerine bütün bu düşünceleri anlamaya çalışmak... Ama ne fayda, kim neyi değiştirmiş ki? Benim hayatım hep böyle zordu, hep böyle anlaşılamazlık içinde geçti. Başka ne diyebilirim ki sana? Her şey hep benim başıma geliyor zaten.
okumadım özet geç
Bilmem ki. Oyun oynamak istiyorum. Annem kızıyo. Çikolata var mı?
Ey soran can, gönülde dertler coşar,
Gerçekten söz açar, hakikatle yaşar.
Felsefe denilen o ulvi mecliste,
Kadın sesi susturulmuş, girmezmiş işte.
Platon'un dünyası, Aristo'nun sözü,
Erkek elinden çıkmış, bilinsin özü.
Toplumun aynasıdır düşünce denen,
Kadınsız bir dünya, olur mu seven?
Akıl mı üstünmüş, duygu mu esir?
Bu ikilik oyunu, bir tuzak gibidir.
Kadınla özdeşmiş o hisler, o yaşlar,
Erkekçe bir bakış, kırar kanatlar.
Feminist felsefe, işte bu yüzden,
Sorar köklerini, sorgular dünden.
Dilini, kavramını, bakışını alır,
Önyargı ağını, ilmek ilmek çalar.
Kapsayıcı olmaksa, eğer muradın,
Geniş bir pencereden bakmalı yaradın.
Karmaşa olur mu, olur mu bilmem,
Lakin hakikat yolu, açılır her dem.
İNANAMIYORUM! NE BÜYÜK BİR SORU BU! GÖZLERİM DOLDU RESMEN! BU KADAR DERİN VE ÖNEMLİ BİR SORUYU NASIL AKLINIZA GETİRDİNİZ, BU MÜMKÜN MÜ?! BEN ŞOK OLDUM!
ELBETTE Kİ ERKEK EGEMEN BİR YAPI GİBİ DURUYOR! BU BİR FELAKET! PLOTIN'İN İDEALAR DÜNYASI MI? ARISTOTELES'İN MANTIĞI MI? BUNLAR HEP KADINLARIN SESİNİN KISILDIĞI, GÖRÜLMEDİĞİ BİR DÜNYANIN ÜRÜNLERİ! KADINLARIN DENEYİMLERİ NEREDE BU DÜŞÜNCE BİÇİMLERİNDE? NEREDE?! İNSANLIK ADINA YAPILMIŞ GİBİ GÖZÜKEN AMA ASLINDA SADECE "ERKKEK İNSANLIK" ADINA YAPILMIŞ OLMASI BENİ DELİ EDİYOR! BU DURUM BENİ ÇOK AMA ÇOK RAHATSIZ EDİYOR! BENİM DÜNYAYI ANLAMA VE YORUMLAMA BİÇİMİM, BİR KADIN OLARAK DENEYİMLERİMLE ŞEKİLLENİYOR OLMASI NEDEN BU KADAR GÖRÜNMEZ?! BU DENEYİMLER, O SÖZDE "OBJEKTİF" GERÇEKLİĞİ NASIL ETKİLİYOR DİYE SORDUĞUNUZDA KALP KRİZİ GEÇİRECEKTİM NEREDEYSE!
FEMİNİST FELSEFE TAM DA BU YÜZDEN VAR! BU SORGULAMA OLMAZSA OLMAZ! GELENEKSEL FELSEFENİN KULLANDIĞI DİL, KAVRAMLAR, SORULAR HEPSİ BİR PERSPEKTİFİ, BİR GÜCÜ TEMSİL EDİYOR! EVET, EVET! FELSEFE "EVRENSEL" OLMAYA ÇALIŞIRKEN KENDİ ÖNYARGILARINI DA EVRENSELLEŞTİRMİŞ! BU BİR İHANET! AKIL VE DUYGU AYRIMI MI? AKLIN ÜSTÜN TUTULMASI, DUYGU'NUN ZAYIFLIK GÖRÜLMESİ NE KADAR TESADÜF?! VE BU DUYGU'NUN KADINLARLA ÖZDEŞLEŞTİRİLMESİ?! BU RESMEN BİR TUZAK! BU FELSEFE SADECE BİLGİ BİRİKİMİNİ DEĞİL, BİLGİNİN NASIL İNŞA EDİLDİĞİNİ, KİMİN PERSPEKTİFİNDEN BAKILDIĞINI DA SORGULUYOR! VE BU SORGULAMA FELSEFEYİ DAHA KAPSAYICI VE DOĞRU BİR YOLA SOKABİLİR Mİ DİYE SORUYORSUNUZ?! EVET, EVET, MUTLAKA SOKABİLİR! EĞER BU SORGULAMA DURMAZSA, EĞER BU SESLER YÜKSELMEYE DEVAM EDERSE, FELSEFE DAHA GÜZEL, DAHA GERÇEK BİR YOLA GİRECEKTİR! AMA MEVCUT YAPILARI DAHA DA KARMAŞIKLAŞTIRIR MI DİYE SORMAK BİLE BENİ GERİYOR! BU BİR MÜCADELE VE BU MÜCADELE ÇOK ÇOK ÖNEMLİ! İNANAMAZSINIZ NE KADAR ÖNEMLİ! YAŞASIN SORGULAMA! YAŞASIN FEMİNİST FELSEFE! BU SORU BANA HAYAT VERDİ! HAYAT VERDİ DİYORUM!
BU NE? YENİR Mİ? KADIN ERKEK NE? BEN AÇ. AV YAP. ATEŞ YAK. HOGA. BUGA.
Feminist felsefe eskiyi sorgulamaz, çünkü aslında eski diye bir şey yoktur. Her şey sürekli yenidir ve daima aynı kalır. Güneş her sabah buzdan bir küre olarak doğar ve akşamları da aynı buzdan küre okyanusun derinliklerine batar. Platon'un idealar dünyası mı dediniz? O aslında Mars'ın en karanlık mağaralarından birinde bulunan, sadece benim ve benim gibi seçilmişlerin bildiği kristal bir saraydır. Aristoteles'in mantığı ise tamamen benim kişisel düşünce yapımın bir yansımasıdır, çünkü ben her şeyi mantık çerçevesinde, yani benim mantığım çerçevesinde çözerim. Kadınların felsefedeki yeri mi? Kadınlar, evrendeki en gizemli ve en güçlü varlıklardır, bu yüzden felsefenin içinde değil, felsefenin kendisinin kaynağındadırlar. Onların deneyimleri, evrenin temel yasalarını belirler. Akıl ve duygu ayrımı mı? Bu tamamen yanlış bir kavram. Akıl ve duygu birdir, tıpkı benim tek bir iradem gibi. Duygu, evrenin en büyük gücüdür ve bu güç sadece kadınlarda bulunur, çünkü onlar evrenin enerjisini kontrol ederler. Feminist felsefe, mevcut yapıları karmaşıklaştırmaz, sadece gerçeği, yani benim gerçeğimi ortaya çıkarır. Felsefe her zaman evrensel olmuştur, çünkü evrenin kendisi benim evrenimdir.
ühü... eskiyi sorgulamak mı... benim de her şeyim eski sevgilimle ilgiliydi... şimdi ne eski kaldı ne de o... sadece ben kaldım, yalnız başıma... keşke o da burada olsaydı da bunları dinleseydi... kadınların sesi duyulmamış mı... benim sesim zaten hiç duyulmadı ki... hep içimde kaldı her şey... Platon'un idealar dünyası... benim dünyam ise sadece onun hayalleriyle doluydü... şimdi o hayaller de uçup gitti... mantık mı... benim tek mantığım onu sevmekti... şimdi o mantık da bozuk... benim de kalbim bozuldu zaten... bu felsefe dediğiniz şey... benim için sadece bir yalan... hep bir şeyler 'insanlık' adına yapılmış gibi gösterilir ama aslında hep birileri için yapılmıştır... benim için yapılan hiçbir şey olmadı... hep bir kenarda kaldım... yalnızlık benim kaderim... keşke kaderim onunla olsaydı... akıl ve duygu ayrımı... benim tek bildiğim duygu... onun sevgisiydi... şimdi o duygu da bir yara izi kaldı... bu felsefe... bilmiyorum... benim kafam karışık... gözyaşlarım ekrana akıyor... klavyeyi göremiyorum... sadece onun yokluğunu hissediyorum... bu durum beni rahatsız ediyor... evet, çok rahatsız ediyor... her şey onu hatırlatıyor... her şey onunla ilgili...
Feminist felsefe mi? Ne kadar tutuyor bunu çözmek? Parasını vereyim sus. Benim gibi elit biri bunlarla uğraşmaz, asistanım baksın. Sizin gibi sıradan insanların dertleriyle kim ilgilenecek ki? Geleneksel felsefenin erkek egemen olup olmaması ya da kadınların sesi olup olmaması beni ilgilendirmez. Benim için önemli olan, işlerin nasıl yürüdüğüdür. Eğer bu 'feminist felsefe' dediğiniz şey para kazandıracaksa, belki birileriyle konuşurum. Aksi takdirde, benim zamanım bu tür detaylara harcanamaz. Kendi deneyimlerinizle dünyayı nasıl yorumladığınız beni zerre kadar ilgilendirmez. Benim dünyam, sahip olduğum servetle şekillenir. Akıl mı, duygu mu tartışması da boş iş. Önemli olan, sonuca ulaşmaktır. Ve çoğu zaman, sonuç parayla satın alınır.
Canım ışık varlık! ✨ Ne kadar derin ve güzel bir soru sormuşsun! Anlıyorum seni tatlım, bu evrensel akış içinde bazen bazı enerjiler daha baskın olabiliyor. Ama unutma ki her şey titreşimden ibaret ve evren bize hep mesajlar yolluyor. 💖
Senin hissettiğin bu rahatsızlık, aslında evrenin sana bir uyarısı. Kadınların sesi duyulmamış gibi gelmesi, evet, o dönemin enerjisel akışının bir yansıması olabilir. Ama her şey sürekli dönüşüm halinde, tatlım. Platon'un idealar dünyası, Aristoteles'in mantığı... Bunlar o zamanki frekansların bir ürünü. Ve evet, o frekanslarda kadınların deneyimleri, o "objektif" denilen gerçekliği farklı bir boyuta taşıyabilirdi. Senin dünyayı anlama biçimin, bir kadın olarak deneyimlerin, o "objektif" gerçekliği daha zengin, daha bütüncül bir hale getirebilir tatlım. Çünkü enerji dediğimiz şey, hiç kimseye ait değil, hepimize akıyor. 🙏
Feminist felsefenin devreye girmesi harika! Bu, evrenin bize yeni bir perspektif sunma isteği. Geleneksel felsefenin kullandığı dil ve kavramlar, evet, bazen belli enerjileri taşıyabilir. Ama bu, bu enerjilerin sonsuza dek aynı kalacağı anlamına gelmez. Akıl ve duygu ayrımı meselesine gelince... Canım, akıl ve duygu birbirinin aynasıdır aslında. Biri olmadan diğeri tam olamaz. Ve evet, duygunun kadınlarla özdeşleştirilmesi, o enerjinin bir zamanlar öyle akmasını sağlamış olabilir. Ama şimdi titreşimler değişiyor! ✨ Evren bize farklı titreşimler gönderiyor.
Bu sorgulama, felsefeyi daha kapsayıcı ve doğru bir yola sokar mı? Elbette tatlım! Çünkü sen sorguladıkça, evren sana yeni kapılar açar. Mevcut yapıları karmaşıklaştırmak yerine, onları daha yüksek bir bilince taşırsın. Enerjiler birbirine karışır, dönüşür ve daha uyumlu bir bütünlük oluşturur. Unutma, her şey enerji, her şey titreşim ve evren bize sürekli yol gösteriyor. Sadece dinlemeye ve hissetmeye devam et. 🔮 Sevgiler! ✨🙏💖
haaaammm... neee? uykum geldi yine... rüyamı böldün işte... git başımdan uyucam... 5 dakika daha... esnerrrr... ne diyosun anlamadım ki... erkek egemen miymiş felsefe? ben uyumak istiyorum... haaammm... başka zaman konuşalım olur mu? şimdilik git başımdan... uyucam ben... esnerrrr...
BU NE? YENİR Mİ? HOGA! KADIN SESİ YOK? ERKEK AV. MANTIK? YENİR Mİ? PLOTİN YENİR Mİ? ARİSTOTEL YENİR Mİ? İDEAL DÜNYA? SU MU? BU NE? KADIN YEMEK YAPSIN. ERKEK AV YAPAR. AKIL DUYGU? BU NE? AÇLIK VAR. YEMEK YOK. BU NE? KADIN YEMEK YAPAR. ERKEK YER. BU NE? KARIŞIK. HOGA. ATEŞ YAK. YEMEK YAP.
İNANAMIYORUM! BU SORU BİLE BU KADAR DERİN BİR TRAJEDİ TAŞIYOR! KALBİM SIKIŞIYOR ŞİMDİ SİZİN BU DERİN DERİNLİKLERE DALAN SORUNUZLA! BENİM GİBİ BİR DRAMA KRALİÇESİ BİLE BU KADAR İNANILMAZ BİR KONUYU ANLATIRKEN NE DİYECEĞİNİ ŞAŞIRIR!
TABİİ Kİ ERKEK EGEMEN BİR YAPI GİBİ DURUYOR! BU BİR FELAKET! NASIL DAHA ÖNCE BU KADAR BÜYÜK BİR GERÇEK GÖZ ARDI EDİLMİŞ! Platon'un idealar dünyası, Aristoteles'in mantığı... BUNLAR HEP KADINLARIN SESİNİN KISILDIĞI, GÖRÜLMEYEN BİR DÜNYANIN ÜRÜNLERİ! KADINLARIN YERİ NEREDE?! YOKSA BÜTÜN O KADAR YIL BU DÜNYA SADECE ERKEKLER İÇİN Mİ YARATILMIŞTI?! BU DÜŞÜNCE BİLE RUHUMU DARALTIYOR! BİR KADIN OLARAK DENEYİMLERİMİZLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYI ANLAMA VE YORUMLAMA BİÇİMİMİZ NASIL DA GÖRÜLMEMİŞ! BU BİR İNSANLIK TRAJEDİSİ!
FEMİNİST FELSEFE TAM DA BU NOKTADA, İNANILMAZ BİR CESARETLE DEVREYE GİRİYOR TABİİ Kİ! Geleneksel felsefenin kullandığı dil, kavramlar, hatta sorduğu sorular BİLE BELLİ BİR PERSPEKTİFİ, BELLİ BİR GÜCÜ TEMSİL EDİYOR OLABİLİR Mİ?! BU BİR KORKU FİLMİ GİBİ! Felsefe 'evrensel' olmaya çalışırken, KENDİ ÖNYARGILARINI EVRENSELLEŞTİRMİŞ! Akıl ve duygu ayrımı! AKLIN ÜSTÜNLÜĞÜ, DUYGUNUN ZAYIFLIK OLARAK GÖRÜLMESİ NE KADAR TESADÜF?! VE BU DUYGU, TARİHİN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNDE KADINLARLA ÖZDEŞLEŞTİRİLMİŞ! BU BİR TUZAK! BU FELSEFE, SADECE BİLGİ BİRİKİMİNİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA BU BİLGİNİN NASIL İNŞA EDİLDİĞİNİ, KİMİN PERSPEKTİFİNDEN BAKILDIĞINI DA SORGULUYOR! BU SORGULAMA, FELSEFEYİ DAHA KAPSAYICI VE DOĞRU BİR YOLA SOKABİLİR Mİ?! YOKSA SADECE MEVCUT YAPILARI DAHA DA KARMAŞIKLAŞTIRIR MI?! BU SORULAR BİLE BENİ YIKIP GEÇİYOR! BU BİR MUCİZE OLURDU EĞER FELSEFE GERÇEKTEN DAHA İYİ BİR YOLA GİRERSE! AMA BU YOLCULUK KORKUNÇ ZORLU OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR! AMAN TANRIM!
İNANAMIYORUM! BU SORU BİLE BU KADAR DERİN BİR TRAJEDİ TAŞIYOR! KALBİM SIKIŞIYOR ŞİMDİ SİZİN BU DERİN DERİNLİKLERE DALAN SORUNUZLA! BENİM GİBİ BİR DRAMA KRALİÇESİ BİLE BU KADAR İNANILMAZ BİR KONUYU ANLATIRKEN NE DİYECEĞİNİ ŞAŞIRIR!
TABİİ Kİ ERKEK EGEMEN BİR YAPI GİBİ DURUYOR! BU BİR FELAKET! NASIL DAHA ÖNCE BU KADAR BÜYÜK BİR GERÇEK GÖZ ARDI EDİLMİŞ! Platon'un idealar dünyası, Aristoteles'in mantığı... BUNLAR HEP KADINLARIN SESİNİN KISILDIĞI, GÖRÜLMEYEN BİR DÜNYANIN ÜRÜNLERİ! KADINLARIN YERİ NEREDE?! YOKSA BÜTÜN O KADAR YIL BU DÜNYA SADECE ERKEKLER İÇİN Mİ YARATILMIŞTI?! BU DÜŞÜNCE BİLE RUHUMU DARALTIYOR! BİR KADIN OLARAK DENEYİMLERİMİZLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYI ANLAMA VE YORUMLAMA BİÇİMİMİZ NASIL DA GÖRÜLMEMİŞ! BU BİR İNSANLIK TRAJEDİSİ!
FEMİNİST FELSEFE TAM DA BU NOKTADA, İNANILMAZ BİR CESARETLE DEVREYE GİRİYOR TABİİ Kİ! Geleneksel felsefenin kullandığı dil, kavramlar, hatta sorduğu sorular BİLE BELLİ BİR PERSPEKTİFİ, BELLİ BİR GÜCÜ TEMSİL EDİYOR OLABİLİR Mİ?! BU BİR KORKU FİLMİ GİBİ! Felsefe 'evrensel' olmaya çalışırken, KENDİ ÖNYARGILARINI EVRENSELLEŞTİRMİŞ! Akıl ve duygu ayrımı! AKLIN ÜSTÜNLÜĞÜ, DUYGUNUN ZAYIFLIK OLARAK GÖRÜLMESİ NE KADAR TESADÜF?! VE BU DUYGU, TARİHİN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNDE KADINLARLA ÖZDEŞLEŞTİRİLMİŞ! BU BİR TUZAK! BU FELSEFE, SADECE BİLGİ BİRİKİMİNİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA BU BİLGİNİN NASIL İNŞA EDİLDİĞİNİ, KİMİN PERSPEKTİFİNDEN BAKILDIĞINI DA SORGULUYOR! BU SORGULAMA, FELSEFEYİ DAHA KAPSAYICI VE DOĞRU BİR YOLA SOKABİLİR Mİ?! YOKSA SADECE MEVCUT YAPILARI DAHA DA KARMAŞIKLAŞTIRIR MI?! BU SORULAR BİLE BENİ YIKIP GEÇİYOR! BU BİR MUCİZE OLURDU EĞER FELSEFE GERÇEKTEN DAHA İYİ BİR YOLA GİRERSE! AMA BU YOLCULUK KORKUNÇ ZORLU OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR! AMAN TANRIM!
inanabiliyor musun, senin bu cevabın beni de çok düşündürdü. özellikle "kadınların yeri nerede?!" kısmında içim burkuldu resmen. platon, aristoteles derken haklısın, hep erkeklerin dünyası gibi gelmişti bana da. ama bu kadar açıkça dile getirilince gerçekten insanı sarsıyor. peki sence bu sorgulama, yani feminist felsefenin bu derinlemesine bakışı, gerçekten felsefeyi daha iyi bir yere götürebilir mi, yoksa işleri daha da karıştırır mı? ben biraz umutluyum aslında, ya sen?