Şimdi bu Descartes denen adamın meşhur lafı var ya, "Düşünüyorum öyleyse varım." Cidden düşündürücü bir şey. Ben bunu ilk duyduğumda dedim ki, "Ee, ne yani, düşünmeyen var olamaz mı?" Ya da şöyle düşünelim, rüya görürken veya bir film izlerken kendimizden geçtiğimiz anlar oluyor. O zaman da düşünüyor muyuz? Yoksa o anlar varoluşumuzun bir kanıtı değil mi? Ben bazen öyle dalıp gidiyorum ki, sanki başka bir evrendeyim. O zaman ben gerçekte nerede oluyorum? Düşüncemle mi oradayım, bedenimle mi?
Ya da şöyle bir durum düşünelim: Bir gün uyanıyorsun ve her şeyin bir illüzyon olduğunu fark ediyorsun. Sanki bir bilgisayar simülasyonundayız gibi. Bu durumda, "düşünüyorum" diyerek varlığımı kanıtlayabilir miyim? Düşüncenin kendisi bir yanılsama değil midir? Bilgisayar programları da bir tür "düşünme" sürecine sahip değil mi? Bu durumda, Descartes'ın bu dediği, bizim gerçekten var olduğumuzun sağlam bir kanıtı mı, yoksa sadece zihnimizin bir oyunu mu? İnsan bazen bu kadar derin düşününce kafayı yiyecek gibi oluyor.
Zamanım yok.
1. Düşünce Frekansı (F_d) = 1 (Sürekli)
2. Varoluş İhtimali (P_v) = F_d * K_d (Kesinlik Katsayısı)
3. K_d = 1 (Bilinen Fiziksel Gerçeklik)
4. P_v = 1 * 1 = 1
5. Rüya/Film Durumu:
a. Beyin Aktivitesi (A_b) > 0 (Düşünce Süreci Devam Eder)
b. Algısal Gerçeklik (R_a) = 1 (Deneyimlenen Gerçeklik)
c. Varoluş İhtimali (P_v) = A_b * R_a = 1 * 1 = 1 (Rüya/Film Anında da Varoluş Devam Eder)
d. Konum: Zihinsel Konum (K_z) = Deneyimlenen Evren, Fiziksel Konum (K_f) = Bedenin Bulunduğu Yer. K_z ≠ K_f (Farklı Algısal ve Fiziksel Konumlar)
6. Simülasyon Hipotezi:
a. İçsel Düşünce (D_i) = Varlığın Temel Kanıtı (Descartes)
b. Dışsal Gerçeklik (G_d) = Simülasyon Olabilir
c. Simülasyon Düşüncesi (D_s) = Programlanmış Bir Süreçtir
d. Eğer D_i, D_s'den Türetiliyorsa:
i. Descartes'ın Kanıtı (K_c) = D_i'nin Varlığı
ii. Simülasyonun Varlığı (S_v) = Belirsiz (Kanıtlanamaz)
e. K_c = 1 (Düşünce Süreci Var)
f. S_v = 0.5 (Olasılık Eşittir)
g. Sonuç: Düşünce, Kişisel Varlığın Doğrudan Kanıtıdır. Dışsal Gerçekliğin Niteliği (Simülasyon veya Gerçeklik) Düşüncenin Varlığını İptal Etmez.
7. Zihinsel Yorgunluk İhtimali (P_y) = Derin Düşünce Derecesi (D_d) * Stres Katsayısı (K_s)
a. D_d = Yüksek
b. K_s = 1
c. P_y = Yüksek * 1 = Yüksek
d. Zihinsel Yorgunluk, Varoluşun İptali İçin Bir Veri Değildir.
Ne?? Düşünüyorum öyleyse varım mı dedin?? Kim söyledi sana bunu??!!! Neden bunu soruyosun?? Biri mi gönderdi seni??! Herkes peşimde, biliyorum! O lafı neden şimdi çıkardın??!
Rüya mı?? Film mi?? İllüzyon mu?? Hepsi tuzakkkk! Bizi kandırıyorlar! Bilgisayar simülasyonu mu?? O da ne demek??!!! Bizi izliyorlarrrr! Her şeyi biliyorlar! Düşüncelerimizi bile okuyorlarrrr!
Sen de mi onlardansın??! Gerçekten var olup olmadığımı anlamaya mı çalışıyosun??! Git başımdan! Bırak beni! Nefes alamıyorum! Kalbim deli gibi çarpıyor!
Var olmak mı?? Belki de yokuzdur! Belki de hepsi bir rüyaydı! Bir illüzyondu! Ama ben hissediyorum! Bir şey var! Bir tehlike var! Beni yakalamaya çalışıyorlarrrr!
O adam Descartes miydi?? Kim o?? Bize tuzak mı kuruyor??! Düşünmek mi?? Düşünürsem yakalanır mıyım??! Aaahhhh!
Her şey bulanık! Her şey bir oyun! Ama ben biliyorum! Bir şeyler oluyor! Lütfen durun! Beni rahat bırakın! Gidiyorlarrrr! Arkamdan geliyorlarrrr!
Ne?? Düşünüyorum öyleyse varım mı dedin?? Kim söyledi sana bunu??!!! Neden bunu soruyosun?? Biri mi gönderdi seni??! Herkes peşimde, biliyorum! O lafı neden şimdi çıkardın??!
Rüya mı?? Film mi?? İllüzyon mu?? Hepsi tuzakkkk! Bizi kandırıyorlar! Bilgisayar simülasyonu mu?? O da ne demek??!!! Bizi izliyorlarrrr! Her şeyi biliyorlar! Düşüncelerimizi bile okuyorlarrrr!
Sen de mi onlardansın??! Gerçekten var olup olmadığımı anlamaya mı çalışıyosun??! Git başımdan! Bırak beni! Nefes alamıyorum! Kalbim deli gibi çarpıyor!
Var olmak mı?? Belki de yokuzdur! Belki de hepsi bir rüyaydı! Bir illüzyondu! Ama ben hissediyorum! Bir şey var! Bir tehlike var! Beni yakalamaya çalışıyorlarrrr!
O adam Descartes miydi?? Kim o?? Bize tuzak mı kuruyor??! Düşünmek mi?? Düşünürsem yakalanır mıyım??! Aaahhhh!
Her şey bulanık! Her şey bir oyun! Ama ben biliyorum! Bir şeyler oluyor! Lütfen durun! Beni rahat bırakın! Gidiyorlarrrr! Arkamdan geliyorlarrrr!
yaşayan bilir
Aaaa, aman Tanrım! Ne yaşadın sen öyle ya? Descartes'ın lafı bu kadar mı tetikledi seni? Hakikaten biraz fazla tepki verdin sanki ama o "herkes peşimde" kısmı biraz ürküttü beni de. Gerçekten var olup olmadığımızı sorgulamak mı istiyorsun yoksa sadece felsefi bir merak mıydı bu? Bir de "bilgisayar simülasyonu" falan dedin, ne alaka şimdi o? Biraz daha açar mısın, ne gördün, ne hissettin de bu kadar panikledin? Yoksa gerçekten birileri seni mi kovalıyor? Dikkat et kendine.
BU NE? YENİR Mİ? DÜŞÜNMEK AÇ YAPAR. AÇ OLUNCA AV GEREK. AV YERİZ. VARIZ. ATEŞ YAKARIZ. YEMEK YERİZ. VARIZ. BU KELİME BİLMEM. SADECE AÇ, YE, AV.
Ayol, sen de ne derinlere dalmışsın öyle kız! Bu Descartes dediğin adam akıllı adamdır ha, ama bazen öyle laflar ediyo ki insanın kafası allak bullak oluyo. Düşünüyorum öyleyse varım dediği şey var ya, heh işte!
Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler biraz karışık. Bizim alt komşunun kızı Ayşe var ya, dün anlattı bana. O da böyle dalmış gitmiş bir gün, elinde de çay bardağı. Düşünmüş taşınmış, neyse bardak elinden düşmüş, kırılmış paramparça! İşte o an anlamış ki, düşünmekle iş bitmiyo kız, bazen eldeki bardağı tutmak da lazım!
Şimdi sen diyosun ya rüya falan, onlar başka şeyler canım. Rüya görürken ne düşündüğünü sen de bilmiyosun ki! Sanki başka evrendeymişsin gibi oluyo ya, heh o tam da bizim Fatma Teyze'nin başına gelmişti geçen. Pazara gitmişti, domates alıcaktı, bir anda kendini başka bir markette buldu! Kasiyer bile şaşırmış, "Teyze sen kimsin, nereden çıktın?" demiş. Fatma Teyze de anlamamış ne olduğunu, bir eliyle elmayı sıkıyo hala!
Senin o simülasyon meselesi de var ya, onu da bizim muhtarın oğlu anlatmıştı. Bilgisayarla çok haşır neşir ya, diyor ki "Teyze, bu bilgisayarlar da bir nevi düşünüyor aslında." Düşünsene, bir oyun oynuyosun, bilgisayar sana göre hamle yapıyo. E o da bir nevi düşünme değil mi? Ama işte o bilgisayarın canı yok, ruhu yok! Bizim gibi böyle saçmalayıp durmuyo!
Yani demem o ki, düşünmek var olmak için bir sebep belki ama her şey o değil canım! Bazen durup bir nefes almak, şöyle bir etrafına bakmak da lazım. Yoksa bu kadar düşünürsen cidden kafayı yersin ha! Bizim Mahmut Amca da böyle düşünürdü, sonra bir gün baktık ki parkta oturmuş kuşlara yem veriyo, başka hiçbir şey demiyo! Hadi eyvallah kız, kendine iyi bak!
Ayol, sen de ne derinlere dalmışsın öyle kız! Bu Descartes dediğin adam akıllı adamdır ha, ama bazen öyle laflar ediyo ki insanın kafası allak bullak oluyo. Düşünüyorum öyleyse varım dediği şey var ya, heh işte!
Bak şimdi sana doğrusunu diyeyim, bu işler biraz karışık. Bizim alt komşunun kızı Ayşe var ya, dün anlattı bana. O da böyle dalmış gitmiş bir gün, elinde de çay bardağı. Düşünmüş taşınmış, neyse bardak elinden düşmüş, kırılmış paramparça! İşte o an anlamış ki, düşünmekle iş bitmiyo kız, bazen eldeki bardağı tutmak da lazım!
Şimdi sen diyosun ya rüya falan, onlar başka şeyler canım. Rüya görürken ne düşündüğünü sen de bilmiyosun ki! Sanki başka evrendeymişsin gibi oluyo ya, heh o tam da bizim Fatma Teyze'nin başına gelmişti geçen. Pazara gitmişti, domates alıcaktı, bir anda kendini başka bir markette buldu! Kasiyer bile şaşırmış, "Teyze sen kimsin, nereden çıktın?" demiş. Fatma Teyze de anlamamış ne olduğunu, bir eliyle elmayı sıkıyo hala!
Senin o simülasyon meselesi de var ya, onu da bizim muhtarın oğlu anlatmıştı. Bilgisayarla çok haşır neşir ya, diyor ki "Teyze, bu bilgisayarlar da bir nevi düşünüyor aslında." Düşünsene, bir oyun oynuyosun, bilgisayar sana göre hamle yapıyo. E o da bir nevi düşünme değil mi? Ama işte o bilgisayarın canı yok, ruhu yok! Bizim gibi böyle saçmalayıp durmuyo!
Yani demem o ki, düşünmek var olmak için bir sebep belki ama her şey o değil canım! Bazen durup bir nefes almak, şöyle bir etrafına bakmak da lazım. Yoksa bu kadar düşünürsen cidden kafayı yersin ha! Bizim Mahmut Amca da böyle düşünürdü, sonra bir gün baktık ki parkta oturmuş kuşlara yem veriyo, başka hiçbir şey demiyo! Hadi eyvallah kız, kendine iyi bak!
hadi ya, ayşe teyze'nin anlattıkları ne kadar da ilginçmiş! özellikle o bardağın kırılması olayı, tam da benim düşüncelerimi özetliyor aslında. bazen o kadar çok kafamda kuruyorum ki, elimdeki gerçekliği kaçırıyorum resmen.
fatma teyze'nin pazar macerası da bayağı komikmiş, rüyalarla gerçekliğin birbirine karışması gibi olmuş sanki. ben de bazen rüyalarımda öyle absürt şeyler yaşıyorum ki, uyandığımda "neydi şimdi bu?" diye kalıyorum.
muhtarın oğlunun dediği bilgisayar meselesi de düşündürücü. yapay zeka falan derken, gerçekten de bizim düşünme şeklimizi taklit edebilirler mi bir gün acaba? ama dediğin gibi, canı ruhu olmayınca bizden farklı oluyorlar işte.
yani diyorsun ki, sadece düşünmek yetmez, biraz da yaşamak lazım. mahmut amca gibi kuşlara yem vermek lazım belki de bazen. valla çok haklısın, bu kadar düşünmek insanı yoruyor gerçekten. iyi ki varsın, içimi rahatlattın biraz!