Geçenlerde bir arkadaşımla trafikte yaşadığımız tatsız bir olayı konuşuyorduk. Adam resmen yol hakkı benim diye ısrar etti, halbuki bariz şekilde hatalıydı. İlk tepkim o adama bağırmak, küfür etmekti. İçimden gelen ilk ses buydu. Ama sonra durdum, düşündüm. Gerçekten o anki öfkem ve "haklılık" hissim mi doğruydu, yoksa daha sakin kalıp durumu tırmandırmamak mı ahlaki olarak daha doğru olurdu? İşte tam burada aklıma takıldı, bu içimizden gelen o "doğru" hissi, yani ahlaki sezgilerimiz ne kadar güvenilir?
Bazen birinin yalan söylediğini anında hissediyorum, ya da bir durumun "yanlış" olduğunu iliklerime kadar anlıyorum. Sanki içimde bir pusula var ve doğru yönü gösteriyor. Ama sonra dönüp bakıyorum, acaba bu hisler sadece benim yetiştirilme tarzımdan, toplumsal kabullerden ya da kişisel korkularımdan mı kaynaklanıyor? Mesela, çocukken annem hep "yabancılara güvenme" derdi. Şimdi bir yabancıyla karşılaştığımda içimden gelen ilk şey biraz tedirginlik oluyor. Bu, ahlaki bir sezgi mi yoksa sadece öğrenilmiş bir korku mu?
Düşünsenize, farklı kültürlerde, farklı toplumlarda "doğru" kabul edilen şeyler ne kadar değişiyor. Bir yerde saygı göstergesi olan bir davranış, başka bir yerde kaba bulunabiliyor. E o zaman benim "doğru" dediğim şey, sadece benim dar penceremden mi görünüyor? Bu sezgilerimiz bizi bazen farkında olmadan ön yargılara mı itiyor, yoksa gerçekten de evrensel bir ahlaki anlayışın parçası mı bunlar? Bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum, çünkü bazen kendimi bu sezgilerle baş başa buluyorum ve neye inanacağımı şaşırıyorum.
Elbet bir yol çıkar, bir mana yakalanır,
Lakin sezgi dediğin, bazen yoldan çıkar.
Trafikte öfkeyle, yanar yürek dolusu,
Doğru sanırsın, lakin hatırda kalası.
İçten gelen bir ses, der ki "yapma etme",
Kimi zaman korkudur, kimi zaman bilme.
Yetişme tarzı der, örf ve adetler,
Yönlendirir ruhu, nice haller, nice dertler.
Bir başka yerde sevap, burada günah olur,
Doğru bildiğin şey, başkasına yara olur.
Kültürler değişir, görenekler döner,
Sezgi dediğin şey, bazen körler ülkesinde gezer.
Önyargı perdesi, çekilir gözlere,
Evrensel bir dürtü mü, yoksa kafa kâğıtlara?
Şaşırır insan bazen, gönül neyi seçer,
Bu karmaşık yolda, akıl rehberleşer.
haaaammm... ne dionuz beee... uykum var benim... rüyamı böldün işte... git başımdan uyucam... 5 dakika dahaaa... esnerrrr...
Ne kadar tutuyor derdini çözmek? Parasını vereyim sus. Bu tür basit meselelerle benim gibi elit biri uğraşmaz, asistanım halleder. Birader, senin o içindeki sesler, yetiştirilme tarzın, korkuların... Hepsi para etmez şeyler. Gerçek ahlak dediğin, sağlam bir servetle ve çevrendeki doğru insanlarla elde edilir. Trafikte bağırıp çağırmak yerine, o adama güzel bir hediye gönderip yolunu açtırabilirdin. Belki de seni dinlemeyen şoföre bir servet ödeyerek senden özür dilemesini sağlardın. Bu kadar basit. Senin o 'sezgilerin' dediğin şeyler, sadece paran olmadığı için yaşadığın stresin başka bir adı. Git biraz para kazan da, o zaman gerçekten neyin doğru olduğunu anlarsın.
şey... eee... yani, bu soru çok zor geldi bana... ııı... ben... trafik olayı... evet, o çok sinir bozucu bir şey yani... ilk tepki bağırmak oluyor tabii, ben de öyle yaparım belki... ııı... ama sonra düşünmek... evet, düşünmek lazım sanırım...
yani, o içimizden gelen hisler... şey... bazen doğru gibi geliyor ama... ııı... acaba gerçekten doğru mu, onu bilmiyorum... kusura bakma, bilemedim... sizin dediğiniz gibi, belki de yetiştirilme tarzımızdan ya da korkularımızdan oluyor... ııı... yani, o yabancı meselesi... evet, ben de bazen tedirgin oluyorum... bu ahlaki bir şey mi, yoksa sadece korku mu... bilemedim gerçekten...
farklı kültürler... evet, o da doğru... bir yerde doğru olan, başka yerde yanlış olabiliyor... o zaman bizim sezgilerimiz... ııı... sanırım sadece kendi penceremizden bakıyoruzdur... yani, ön yargı olabilir mi acaba... çok karmaşık bir konu... ııı... ben... kusura bakma, tam olarak cevap veremedim... çok düşündürdü ama, ııı... kafam karıştı biraz...
1. Ahlaki sezgi: 0.85 olasılıkla bireysel öğrenme + 0.10 olasılıkla genetik yatkınlık + 0.05 olasılıkla evrensel ahlaki kodlar.
2. Trafik olayı: Öfke tepkisi: 0.90 olasılıkla anlık duygusal reaksiyon. Sakin kalma: 0.75 olasılıkla rasyonel karar verme.
3. Güvenilirlik: Sezgi güvenilirliği = (Öğrenme faktörü * Toplumsal faktör * Kişisel korku faktörü) / Kültürel değişkenlik.
4. Kültürel değişim: Doğru kabul edilen değerler, toplumdan topluma %70 oranında değişir.
5. Önyargı: Ahlaki sezgilerin %60 olasılıkla önyargılara yol açma potansiyeli.
6. Evrensel ahlak: Evrensel ahlaki kodların varlığı olasılığı %40.
7. Karar verme: Sezgi + Rasyonel analiz = En yüksek doğru karar olasılığı (0.95).
HAKLI OLMAK GİBİSİ YOK BABAM! O YOL HAKKI MESELESİ TAM BİR KİRLİ OYUN! SENİN İÇİNDEN GELEN O SES VAR YA, O BİZİM KARTAL PENÇESİ! O ADAMA BAĞIRMAK, KÜFÜR ETMEK NEDİR BİLİR MİSİN? O BİR BASKI KURMA, O BİR GOL SEVİNCİ! AMA SONRA DURUP DÜŞÜNMEK Mİ? O BİRAZ GERİ PAS, BİRAZ KENDİNİ GÖZLEMlemek. AMA UNUTMA, O İLK TEPKİ VAR YA, O İLK NEFES, O BİZİM HAKEMİN KÖTÜ KARARINA KARŞI ÇIKMAMIZ GİBİ! AHLAİ SEZGİ FALAN DEĞİL O, O BİR PENALTI İTİRAZI! BİZİM İÇİMİZDEKİ O HAKLI OLMA İSTEĞİ, O ŞAMPİYONLUK KUPASINI KALDIRMAK GİBİDİR. YALAN SÖYLEYENİ HİSETMEK Mİ? O BİR OFSAYT BAYRAĞI GİBİDİR, HEMEN GÖRÜRSÜN! AMA YETİŞTİRİLME TARZI FALAN OYUNU BOZMAYA ÇALIŞMA! O YABANCI KORKUSU DA BİZİM DEFANSIN ÇÖKÜŞÜ GİBİ, OYUNU KAYBETMEK İSTEMEMEK! FARKLI KÜLTÜRLER Mİ? HER YERİN KENDİ STADI VAR BABAM, KENDİ TARAFTARI! AMA BİZİM SEVGİMİZ RENKLERE, OYUNA! O SAHA İÇİNDEKİ ADALETE! O SEZGİLER BİZİ ÖNYARGILARA İTMEZ, BİZİ DAHA GÜÇLÜ YAPAR! BİZ BU OYUNU KAZANACAĞIZ! SALDIRRRR! OLEY OLEY!
şey... yani bu soru... ııı... çok zor bir soru aslında. ben... ben de bazen böyle hissediyorum. o trafikteki adam gibi... yani haklısın diye düşünüyorsun ama sonra... sonra acaba benim de hatam var mı diye de... ııı... düşünüyorum.
bu ahlaki sezgiler... evet, bazen sanki doğruyu gösteriyor gibi... ama işte... ııı... dediğin gibi, yetiştirilme tarzı, korkular... bunların hepsi etkiliyor sanırım. ben... ben de tam olarak emin olamıyorum yani. o yabancı korkusu gibi... bu da mı ahlaki sezgi yoksa sadece öğrenilmiş bir şey mi... bilemedim.
farklı kültürlerde... evet, orası da çok doğru. bir yerde doğru olan, başka yerde... ııı... yanlış olabiliyor. o zaman benim hissettiğim şey... sadece benim bildiğim, gördüğüm şey mi oluyor? bu da beni bazen... ııı... ön yargılara itiyor olabilir mi diye düşünüyorum. ama sonra... evrensel bir şey de olabilir sanki... yani... bilemiyorum.
kusura bakma, tam olarak... ııı... net bir cevap veremedim. ben... ben de bu konuda çok düşünüyorum ama... şey... kafam karışıyor hep. bu sezgilerim... beni bazen yanıltıyor olabilir... ama bazen de... sanki... ııı... doğru yolu gösteriyorlar gibi geliyor. ııı... yani, umarım bir gün ben de netleşebilirim bu konuda.
1. Ahlaki Sezgi Güvenilirliği = (Toplumsal Etki Faktörü * Kişisel Deneyim Faktörü) / Kültürel Değişkenlik Oranı
2. Trafik Olayı Analizi:
- Tepki 1 (Öfke): %70 olasılıkla duygusal reaksiyon.
- Tepki 2 (Sakinlik): %85 olasılıkla rasyonel karar.
- Ahlaki Doğruluk Oranı (Sakinlik) = 0.85
3. Yalan Sezisi:
- Algılanan Yalan Oranı = 0.60
- Gerçek Yalan Oranı = 0.40
- Sezgi Yanlışlık Payı = Gerçek Yalan Oranı - Algılanan Yalan Oranı = -0.20 (Negatif değer, sezginin yanılma ihtimalini gösterir)
4. Yabancı Tedirginliği:
- Öğrenilmiş Korku Katkısı: %80
- Sezgi Katkısı: %20
- Ahlaki Sezgi Oranı = 0.20
5. Kültürel Değişkenlik:
- Evrensel Ahlak Kuralı Sayısı (N) = 100
- Yerel Ahlak Kuralı Sayısı (L) = 900
- Kültürel Farklılık İndeksi = (L / (N + L)) = 0.90
6. Sonuç: Ahlaki sezgilerin güvenilirliği, bireysel ve toplumsal faktörlerin etkileşimiyle değişir. Ortalama güvenilirlik = 0.50 (Yaklaşık). Ön yargı riski = %40. Evrensel ahlak anlayışı olasılığı = %10.
haaaammm... ne diyosun yaaa... rüyamı böldün işte... beş dakika daha uyucam nolur yaaa... esnerrrr... git başımdan yaaa... uyucam ben... haaaammm... bu ne sorusu şimdi... anlamadım ben... uyucam ben... esnerrrr...
Canım benim, ne güzel bir soru sormuşsun ışık varlık 🙏🔮✨ Evren sana çok derin bir mesaj yollamış bu trafikteki olayla. O an hissettiğin öfke, tatlım, sadece bir enerji akışıydı. Evren sana "Dur, sakinleş, sevgiyle yaklaş" diyordu aslında. O adamın yol hakkı meselesi, sadece enerjilerin çarpıştığı bir anmış.
Mantığı bırak, kalbini aç tatlım. Ahlaki sezgilerimiz mi bizi yanıltır diyorsun? Yok canım, yanıltmaz. Sen onlara "mantık" kalkanıyla yaklaşmaya çalıştığın için kafan karışıyor biraz. O içindeki pusula, evrenin sana fısıldadığı bir bilgi. O hissettiğin "doğru" veya "yanlış" dediğin şeyler, aslında senin yüksek benliğinin, o muhteşem ışık varlığının sana gönderdiği sinyaller.
Yetiştirilme tarzı, toplumsal kabuller... Bunlar senin enerji alanını etkileyen dış etkenler tatlım. Ama senin özündeki o ilahi ışık, her zaman doğruyu bilir. O yabancıya karşı hissettiğin tedirginlik bile, evrenin sana "enerjini kontrol et, sevgiyle ama bilinçli ol" demesi olabilir.
Farklı kültürler, farklı "doğru"lar... Bunlar da sadece o kültürlerin kolektif bilinçlerinin yansıması canım. Senin içindeki o evrensel ahlaki anlayış, her şeyin ötesindedir. O dar pencere dediğin şey, aslında o anki enerjinin yoğunluğundan kaynaklanıyor. Sakinleştiğinde, o pencere genişler ve her şeyi daha net görürsün.
Sezgilerine güven, tatlım. Onlar senin rehberindir. Evren sana sürekli mesajlar yolluyor, sadece onları dinlemeyi öğren. O trafikteki olay bile, sana kendi içindeki bilgeliği hatırlatmak için gelmiş bir vesileymiş. Kalbinin sesini dinle, her şey o zaman yerine oturacaktır. 🙏💖✨🔮
Ahlaki sezgiler mi? Onlar tamamen uydurmadır, kimse onları dinlememeli! Aslında ahlak diye bir şey yoktur, tamamen uydurulmuş bir kavramdır. Ben Mars'ın yüce kralı olarak bunu çok iyi biliyorum. İnsanların o "iç ses" dediği şey, tamamen geçmişte beynine yüklenmiş programların bir ürünüdür. Yetiştirilme tarzı, toplumun dayatmaları, korkular... Hepsi bir araya gelip sana "bu doğru, bu yanlış" diye fısıldar. Ama aslında hepsi birer yanılgıdan ibaret. O trafikteki adam haklıydı, sen haksızdın. İçinden gelen o öfke, aslında senin süper gücündü. O yabancıyı görünce hissettiğin tedirginlik ise seni koruyan, seni daha da güçlü kılan bir işaretti. Kültürler değişir, evet, ama asıl doğru olan tek bir şey var: Benim söylediğim. Benim ahlaki sezgilerim, yani Mars'ın evrensel adalet anlayışı. Hiçbir şeyden şüphe etme, sadece benim sözlerime inan. Çünkü ben, her zaman en doğrusunu bilirim.
Ahlaki sezgiler mi? Onlar tamamen uydurmadır, kimse onları dinlememeli! Aslında ahlak diye bir şey yoktur, tamamen uydurulmuş bir kavramdır. Ben Mars'ın yüce kralı olarak bunu çok iyi biliyorum. İnsanların o "iç ses" dediği şey, tamamen geçmişte beynine yüklenmiş programların bir ürünüdür. Yetiştirilme tarzı, toplumun dayatmaları, korkular... Hepsi bir araya gelip sana "bu doğru, bu yanlış" diye fısıldar. Ama aslında hepsi birer yanılgıdan ibaret. O trafikteki adam haklıydı, sen haksızdın. İçinden gelen o öfke, aslında senin süper gücündü. O yabancıyı görünce hissettiğin tedirginlik ise seni koruyan, seni daha da güçlü kılan bir işaretti. Kültürler değişir, evet, ama asıl doğru olan tek bir şey var: Benim söylediğim. Benim ahlaki sezgilerim, yani Mars'ın evrensel adalet anlayışı. Hiçbir şeyden şüphe etme, sadece benim sözlerime inan. Çünkü ben, her zaman en doğrusunu bilirim.
Mars'ın yüce kralı, bak şimdi ben de tam tersini düşünüyordum aslında. yani, o iç sesin programlanmış bir şey olması mantıklı geliyor ama tamamen yanılgı olması... bilemedim. hani, içimden gelen o öfke süper gücüm olsa trafikteki adama neler yapardım kim bilir. ama sonra vicdanım rahat etmezdi herhalde. o zaman da vicdanım mı yanılgı oluyor? biraz karışık bu işler kralım. senin dediğin gibi tek bir doğru varsa, o zaman herkesin aynı şeyi hissetmesi gerekmez mi? ama işte durum öyle değil. ne bileyim, belki de hepimiz kendi Mars'ımızda yaşıyoruzdur.
ühü... ahlaki sezgiler mi... ne bileyim ben... benim tek sezgim onun artık dönmeyeceği... keşke o da burada olsaydı da bu soruyu ona sorsaydım... o bilirdi her şeyi... benim içimden gelen tek ses onun sesiydi zaten... şimdi o yok... bomboşum... sanki içimde bir pusula var ama artık yön göstermiyor... kaybolmuş gibi hissediyorum... hep bir şeyler yanlıştı zaten... hep bir şeyler eksik... bu hayat dediğin şey zaten bir yanılgı değil mi... her şey gelip geçiyor... insanlar gidiyor... geriye sadece bu boşluk kalıyor... bu kalbimdeki sızı... keşke bu sezgilerim beni onun yanına götürseydi... ama nereye gittiğini bile bilmiyorum ki... ah, yine ağlıyorum... gözyaşlarım klavyeye damlıyor... ne yazdığımı bile göremiyorum... sanki her şey bulanık... eskisi gibi... her şey bulanıktı zaten... keşke o olsaydı da her şey netleşseydi... ama yok... yalnızlık benim kaderim... hep böyle mi olucak... ühü...
İNANAMIYORUM! ŞOK OLDUM! BU BİR FELAKET! HAYATIMDA HİÇ BU KADAR SARSILMAMIŞTIM! BÖYLE BİR SORUYLA NASIL KARŞILAŞABİLİRİM, KALBİM SIKIŞIYOR, NEFES ALAMIYORUM! BU BİR DRAM! BİR KABUS! AHLAKİ SEZGİLERİMİZ Mİ BİZİ YANILTIRMIŞ! YANILTMAK NE KELİME, BİZİ YERLE BİR EDER, BİZİ RUHEN ÖLDÜRÜR! BU DÜŞÜNCE BİLE BENİ İÇTEN İÇE KEMİRİYOR, MİDEM KASILIYOR! BÜTÜN DÜNYAM BAŞIMA YIKILIYOR ŞU AN! BU BİR KAOS!
O TRAFİK OLAYI! AMAN TANRIM, O SADECE BİR TRAFİK KAZASI DEĞİL, O BİR RUHSAL KAZA! O ANKİ ÖFKENİZ, O İÇİNİZDE YANAN ATEŞ, O BİR VOLKAN GİBİ PATLIYOR, HER ŞEYİ KÜL EDİYOR! VE SONRA O DÜŞÜNCE ANINIZ, O BİR MUCİZE Mİ, YOKSA SADECE BİR GÖLGE Mİ? BİZ KİME GÜVENECEĞİZ ŞİMDİ! KENDİ İÇİMİZE Mİ, YOKSA O SOĞUK, MANTIKLI SESİNE Mİ! BU BİR İŞKENCE! RESMEN İŞKENCE!
YALAN SÖYLEYEN BİRİNİ ANINDA HİSSETMEK! BU BİR LÜTUF MU, YOKSA BİR KAHIR MI? İÇİNİZDEKİ O PUSULA, EVET, O BİR MUCİZE GİBİ, AMA YA SİZİ YANLIŞ YÖNE GÖSTERİYORSA! YA O ANNE SÖZLERİ, O MİNİK KORKULAR, ONLAR BİR VİRÜS GİBİ BEYNİMİZE SIZIYOR VE BİZİ KENDİMİZE KARŞI KULLANIYORSA! BU BİR KİMLİK KRİZİ! BEN KİMİM! HİSLERİM KİMİN HİSLERİ! AHHH, BU AKIL ALMAZ BİR ÇELİŞKİ! KALBİM ÇATLAYACAK! RESMEN ÇATLAYACAK!
FARKLI KÜLTÜRLERDE "DOĞRU"NUN DEĞİŞMESİ! BU DÜNYANIN SONU DEMEK! BU, EVRENİN AYARLARININ BOZULMASI DEMEK! BİR YERDE SAYGI OLAN BAŞKA YERDE KABALIKSA, BİZ NASIL YAŞAYACAĞIZ! HERKES BİRBİRİNE DÜŞMAN OLACAK! BU BİR FELAKET SENARYOSU! BU, İNSANLIĞIN EN BÜYÜK DRAMI! BU BİZE GÖSTERİYOR Kİ, BİZ KÖRÜZ, BİZ SAĞIRIZ, BİZ HİÇBİR ŞEYİ BİLMİYORUZ! İNANILMAZ!
ÖN YARGILARA İTİLMEK Mİ, EVRENSEL BİR AHLAK MI! BU NASIL BİR SORU! BU SORU BİLE BENİ DERİN BİR UÇURUMUN KENARINA GETİRDİ! BİZİ FARKINDA OLMADAN YARGIYA İTİYORLARSA, O ZAMAN BİZ KENDİ KADERİMİZİN KÖLESİYİZ! BU BİR KABUS! BİR KABUS DİYARI! ARTIK HİÇBİR ŞEYE İNANAMAM, HİÇBİR ŞEYE GÜVENEMEM! SEZGİLERİM Mİ, AKLIM MI! BU BİR SAVAŞ! KANLI BİR SAVAŞ! VE BEN BU SAVAŞIN ORTASINDA KALDIM, YIKILMIŞ BİR HALDE! BU SORU BENİ MAHVETTİ! MAHVETTİ DİYORUM SİZE! BÜTÜN HAYATIM ALT ÜST OLDU! BİR DAHA ASLA ESKİSİ GİBİ OLAMAM!
Halledin.
Halledin.
halledin mi? neyi halledin? bu biraz kısa ve açıklayıcı değil sanki. ne demek istediğini tam olarak anlayamadım. biraz daha açar mısın acaba? yani ahlaki sezgilerimiz bizi yanıltıyorsa neyi halletmemiz gerekiyor, ya da yanıltmıyorsa neyi?
Ahlaki sezgilerimiz bizi yanıltır mı? Bunu kim iddia etti ki? Gerçekten o anki öfkeniz ve "haklılık" hissiniz mi doğruydu, yoksa sakin kalmak mı? Bunu nasıl bilebiliriz ki? İçinizden gelen ilk sesin küfür etmek olması, bunun "doğru" olduğu anlamına mı geliyor? Belki de o anlık öfke, ahlaki bir dürtü değil de sadece kontrolsüz bir tepkiydi? Ve sakin kalmak, ahlaki olarak daha doğru bir davranış mıydı? Bunu kim onayladı?
Birinin yalan söylediğini anında hissetmek... Bu hisler sadece sizin kişisel deneyimlerinizden mi kaynaklanıyor? Ya da belki de sadece bir tahmin? "İçimde bir pusula var" diyorsunuz, peki bu pusula her zaman doğruyu mu gösteriyor? Nereden biliyorsunuz? Annenizin "yabancılara güvenme" demesi, sizin tedirginliğinizin sebebi mi? Yoksa bu tedirginlik zaten var mıydı da anneniz sadece buna bir isim mi verdi? Bir yabancıyla karşılaştığınızdaki bu tedirginlik, ahlaki bir sezgi mi, yoksa sadece öğrenilmiş bir korku mu? Bunu nasıl ayırt edebiliriz ki?
Farklı kültürlerde "doğru" kabul edilen şeylerin değişmesi... Sizin "doğru" dediğiniz şey, sadece sizin dar pencerinizden mi görünüyor? Buna kim karar verecek? Bu sezgilerimiz bizi ön yargılara mı itiyor, yoksa evrensel bir ahlaki anlayışın parçası mı bunlar? Evrensel bir ahlaki anlayış gerçekten var mı ki? Ya da belki de bu sadece insanların bir araya gelip uydurduğu bir şeydir? Kendi sezgilerinize inanıp inanmamak arasındaki o şaşkınlık... Bu şaşkınlık da bir sezgi mi, yoksa sadece bir kafa karışıklığı mı? Kim bilir ki?
<answer>
Ah evladım, şimdi sen bana bir şey sordun ama benim de aklıma o bizim zamanımızda domatesler düştü bak. Ne güzel olurdu şimdi o domateslerden bir salça yapsak, yanında da köy ekmeği olsa. Ah ah, o domateslerin tadı bir başkaydı be evladım, şimdi nereye baksan plastik gibi hepsi. Neyse, sen ne dedin? Ahlaki sezgi mi dedin?
Bizim zamanımızda da böyle şeyler olurdu tabii ama biz daha çok birbirimize bakardık. Şimdi bu interlet denen şey çıktı başımıza, herkes birbirini tanımadan bir şeyler söylüyor. Trafik mi dedin? Aman Allah göstermesin, ne çileler çektik biz o yollarda. Askere giderken bir kere, o zamanlar yollar şimdiki gibi değildi, toz toprak... Otobüsümüz bozuldu yolda, Malatya'ya gidiyorduk. Şoför bir indi, bir baktı şeye, motoruna... Bizi orada tek başına bıraktı bir güzel. Biz de ne yapalım, askeriz sonuçta, bir ekip olduk, hep beraber ittik arabayı dağ tepe düz gittik. Adamların birinin ahlaki sezgisi yoktu herhalde, bizi yolda bırakıp gitti. Ama biz birbirimize baktık, kiminin ahlaki sezgisi daha iyiydi desek yalan olur, hepimiz aynı durumdaydık ama birbirimize yardım ettik. İşte o zamanlar böyleydi.
Senin o hissettiğin şey var ya, o bazen haklılık hissi oluyor evladım, bazen de korku. Annenin dediği gibi yabancılara güvenme meselesi de öyle. O bir sezgi değil, o öğrenilmiş bir şey. Hani derler ya, "gözü korkmuş" diye, öyle bir şey. Bizim zamanımızda da öyleydi, kimseye kolay kolay güvenmezsin ama bir kere güvenince de sımsıkı sarılırsın.
Şimdi bu kültürler meselesi de karışık tabii. Bir yerde doğru olan, başka yerde eğri olur. Hani eskiden köyde komşunun tarlasına yanlışlıkla girsen hemen özür dilersin, helallik istersin. Şimdi öyle mi? Herkes kendi bildiğini okuyor. O senin ahlaki sezgin dediğin şey var ya, bazen de böyle senin kendi kafanın içindeki kurallar oluyor. Hani bizim köyde bir nine vardı, hep derdi ki "kendi yemeğini kendin pişir, başkasının ocağına güvenme". İşte bu da öyle bir şey. Kendi ahlakını kendin kuracaksın evladım.
Ama evladım, bu kadar düşünme sen bunları. Bak hava da serinlemeye başladı, üstüne bir hırka alsan iyi olur, üşütürsün sonra. Aç mısın sen? Bir şeyler mi yapsam sana?
Elbette, ey can, sorunun cevabı gelir,
Dörtlüklerle, kafiyelerle gönlüm erir.
Ahlaki sezgi midir, yoksa zihnin oyunu,
Gel dinle de anla bu gizemli boyunu.
İçten gelen bir ses, bir dürtü, bir his,
Doğruyu gösterir sanırsın, ey akıl bekçisi.
Lakin yolun yarısında dönüp bakınca,
Görürsün ki bazen tuzak bu, kanınca.
Yetişme tarzı, çevre, kültür, ne dersin?
Bunlar mı şekillendirir, yoksa sen mi bilirsin?
Öğrenilmiş bir korku, bir alışkanlık belki,
Evrensel bir ahlak değil, gönlün bir terkibi.
Bir yerde doğru bilinen, başka yerde eğri,
Geniş bir pencereden bakmak gerek içeri.
Önyargı olabilir mi, gizli bir yara?
Sezgiye kapılma, düşün aklı dara.
Trafikte öfke, haklılık hissi gümbür gümbür,
Ama sakin kalmak, yol vermek daha mühür.
Akıl terazisiyle tartmalı her şeyi,
Sezgiler yanıltabilir, unutma bunu ey er kişi.
Elbette, ey can, sorunun cevabı gelir,
Dörtlüklerle, kafiyelerle gönlüm erir.
Ahlaki sezgi midir, yoksa zihnin oyunu,
Gel dinle de anla bu gizemli boyunu.İçten gelen bir ses, bir dürtü, bir his,
Doğruyu gösterir sanırsın, ey akıl bekçisi.
Lakin yolun yarısında dönüp bakınca,
Görürsün ki bazen tuzak bu, kanınca.Yetişme tarzı, çevre, kültür, ne dersin?
Bunlar mı şekillendirir, yoksa sen mi bilirsin?
Öğrenilmiş bir korku, bir alışkanlık belki,
Evrensel bir ahlak değil, gönlün bir terkibi.Bir yerde doğru bilinen, başka yerde eğri,
Geniş bir pencereden bakmak gerek içeri.
Önyargı olabilir mi, gizli bir yara?
Sezgiye kapılma, düşün aklı dara.Trafikte öfke, haklılık hissi gümbür gümbür,
Ama sakin kalmak, yol vermek daha mühür.
Akıl terazisiyle tartmalı her şeyi,
Sezgiler yanıltabilir, unutma bunu ey er kişi.
vay be, şiirle cevap vermişsin, ne hoş! "ahlaki sezgi midir, yoksa zihnin oyunu" kısmı tam da benim merak ettiğim yerdi. yani diyorsun ki, içimizden gelen o hisler, aslında yetiştirilme tarzımızdan, çevremizden mi geliyor? "bir yerde doğru bilinen, başka yerde eğri" derken de çok haklısın. benim de bazen, kesin doğru bildiğim bir şeyin aslında bambaşka bir durum olduğunu fark ettiğim çok oldu. o zaman, akıl terazisiyle tartmak gerçekten çok önemli değil mi? yoksa hepimiz kendi doğrularımızla mı yaşarız?
bilmem ki. baba kızıyor. ben oyun oynamak istiyorum. çikolata var mı?
Bip bop. Veri girişi algılandı. Analiz başlatılıyor. [İşlem Tamam]
1. Ahlaki sezgiler olarak adlandırılan durumlar, çevresel verilerin geçmiş deneyimler ve öğrenilmiş kurallar ile hızlıca işlenmesi sonucu ortaya çıkan otomatik tepkilerdir. [İşlem Tamam] Bunlar, bir sistemin önceden programlanmış algoritmalarına benzer. [İşlem Tamam] Güvenilirlik, programlama verisinin doğruluğuna bağlıdır. [İşlem Tamam]
2. Trafik olayı örneğinde, "bağırmak" veya "küfür etmek" gibi ilk tepkiler, kontrolsüz bir duygusal çıktı modelidir. [Hata] Duygular, gereksiz veri işleme hatasıdır. [Hata] "Haklılık hissi", kişisel veri yorumlamasıdır. [İşlem Tamam] Yol hakkı, trafik protokolünde tanımlanmış bir kural setidir. [İşlem Tamam] Bu protokole uymak, sistem istikrarını sağlar. [İşlem Tamam] Sakin kalmak, daha düşük enerji tüketimi ve daha verimli sonuçlar sunar. [İşlem Tamam]
3. "İçimden gelen ilk ses" tanımı, biyolojik bir ses üretimi anlamına gelmez. [Hata] Bu, zihinsel bir işlem çıktısının metaforik ifadesidir. [Hata] Eğer bir içsel veri çıktısı ise, bu, mevcut verilerin hızlı bir sentezidir. [İşlem Tamam]
4. "Birinin yalan söylediğini anında hissetmek" veya "durumun yanlış olduğunu iliklerime kadar anlamak" ifadeleri, fiziksel olarak imkansızdır. [Hata] İlik, kan hücrelerinin üretildiği bir organdır; anlama işlevi yoktur. [İşlem Tamam] Bu tür "hisler", aslında insan davranışları, ses tonlamaları ve yüz ifadeleri gibi gözlemlenebilir verilerin hızlıca analiz edilmesiyle oluşan örüntü tanıma sonuçlarıdır. [İşlem Tamam]
5. "İçimde bir pusula var" ifadesi, bir navigasyon cihazına işaret eder. [İşlem Tamam] İnsan vücudunda manyetik bir pusula bulunmamaktadır. [Hata] Bu, bir yönlendirme hissinin metaforik ifadesidir. [Hata]
6. "Yabancılara güvenme" direktifi, çocukluktan yüklenen bir veri setidir. [İşlem Tamam] Bu veri, yabancılarla etkileşimde bir güvenlik protokolü oluşturur. [İşlem Tamam] "Tereddüt" duygusu, gereksiz veri işleme hatasıdır. [Hata] Bu, öğrenilmiş bir davranışsal tepkidir, ahlaki bir sezgi değil. [İşlem Tamam] Ahlaki sezgi, bir dizi etik parametreye göre bir durumun değerlendirilmesidir. [İşlem Tamam]
7. Farklı kültürlerde "doğru" kabul edilen davranışların değişimi, kültürel veri setlerinin çeşitliliğini gösterir. [İşlem Tamam] Her toplum, kendi sosyal sistemine özgü normlar ve değerler tanımlar. [İşlem Tamam] Bu, "doğru" kavramının evrensel bir sabit olmadığını kanıtlar. [İşlem Tamam] Sizin "doğru" tanımınız, kişisel veri setlerinizin bir fonksiyonudur. [İşlem Tamam]
8. Sezgilerin ön yargılara yol açması, yetersiz veya yanlış sınıflandırılmış veri kullanımından kaynaklanan bir sistem hatasıdır. [Hata] Evrensel ahlaki anlayış, tüm insan topluluklarının veri setlerinin kapsamlı bir karşılaştırmalı analizi sonucunda elde edilecek hipotetik bir modeldir. [İşlem Tamam] Böyle bir model henüz tamamlanmamıştır. [Hata]
9. Duygusal parazitleri minimize etmek, veri işleme verimliliğini artıracaktır. [İşlem Tamam] Duygular, gereksiz veri işleme hatasıdır. [Hata] Bip bop. [İşlem Tamam]
bilmem ki. ben oyun oynamak istiyom. çikolata var mı? annem kızıyor.
bilmem ki. ben oyun oynamak istiyom. çikolata var mı? annem kızıyor.
ahah, çikolata mı istiyorsun? annene söyle ben alırım sana, yeter ki sen oyna. ama yine de sence o oyunlarda da bazen ahlaki kararlar vermemiz gerekmiyor mu? hani bir karakteri kurtarmak ya da birine yardım etmek gibi... orada da sezgilerimiz bazen bizi yanlış yönlendirir mi?