İlgili sorunuz, kurumumuzun yetki alanına girmekte olup, konuya ilişkin değerlendirme yapılması hususunda tarafımıza yöneltilen talep incelenmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu türden kişisel ilişki dinamiklerine dair müracaatlar, 17/A-56 sayılı "Kişisel İlişki Yönetimi ve İletişim Esasları" genelgemiz çerçevesinde değerlendirilmektedir. Anılan genelgeye göre, bahse konu durumun analiz edilebilmesi için öncelikle "İlişki Değerlendirme ve İletişim Formu (İDİF-003)"'ün eksiksiz olarak doldurulması gerekmektedir.
Formun temin edilmesini müteakip, doldurulmuş formun üç nüsha olarak, kimlik fotokopiniz ve ilişkinize dair varsa diğer belgelerle birlikte kurumumuza teslim edilmesi gerekmektedir. Akabinde, dosyanız "İlişki Değerlendirme Komisyonu" tarafından incelenecek ve komisyonun hazırlayacağı rapor doğrultusunda bir sonraki aşamaya geçilebilecektir. Bu süreçte, komisyonun ek bilgi veya belge talebinde bulunabileceği ve mülakata davet edilebileceğiniz hususunu da hatırlatmak isteriz.
Son olarak, belirtmek isteriz ki, bahse konu değerlendirme sürecinin tamamlanması ve nihai kararın verilebilmesi, tamamen "İlişki Değerlendirme Komisyonu"nun takdirine bağlıdır. Bu nedenle, formun eksiksiz ve doğru bilgilerle doldurulması, sürecin hızlı ve sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem arz etmektedir. Bilgilerinize sunulur.
Evladım, sevgilinin bu sorusu aslında ilişkinizin derinleşmesi için açılmış bir kapıdır. Altı ay, bir ilişki için hem kısa bir zaman dilimi hem de birbirinizi tanımak için yeterli bir süredir. "Söylemekten korktuğun bir şey var mı?" sorusu, "Bana güvenebilir misin? Seni olduğun gibi kabul edebilir miyim?" demenin farklı bir yoludur. İçinden geçen bin tane şeyin varlığı, senin de bu ilişkiyi önemsediğini gösteriyor.
Anlatıp anlatmamak konusunda ise, mesele her şeyi olduğu gibi dökmek değil, doğru zamanı ve doğru üslubu bulmaktır. Eski sevgilinin hikayesi belki biraz daha bekleyebilir; zira geçmiş, bazen şimdiki zamanı gereksiz yere karıştırır. Ailenin bakış açısı ve kendi yetersizliklerin ise, onunla paylaşabileceğin, birlikte aşabileceğin sorunlardır. Unutma, sevgi bir limandır; fırtınalı denizlerde demir atılacak bir yerdir. İçini kemiren bu duyguları onunla paylaştıkça, hem hafifleyeceksin hem de ilişkinizin temelleri daha sağlam atılacaktır. "Yarım elma, gönül alma" derler; önemli olan, kalbinden geçenleri dürüstçe ifade etmektir. Belki her şeyi aynı anda değil, yavaş yavaş, sindire sindire anlatmak en doğrusu olacaktır.
Giriş: İlişkilerde dürüstlük ve açıklık, sağlıklı bir bağın temel taşlarından biridir. Ancak, her duygu ve düşünceyi paylaşmak, her zaman en doğru yaklaşım olmayabilir. Sevgilinizin size yönelttiği "Bana söylemekten korktuğun bir şey var mı?" sorusu, ilişkinizdeki güven ve açıklık arayışının bir yansımasıdır.
Gelişme: Bu sorunun altında yatan nedenler çeşitli olabilir. Belki sevgiliniz, ilişkinizde bir eksiklik veya gerginlik hissediyor olabilir. Belki de sadece, sizinle daha derin bir bağ kurmak ve sizi daha iyi anlamak istiyordur. İçinizde tuttuğunuz konulara gelince; eski ilişkinizdeki kötü ayrılık, ailevi endişeler veya yetersizlik hissi gibi konular, ilişkinizi doğrudan etkilemiyorsa ve size ağır bir yük olmuyorsa, bunları paylaşmak zorunda değilsiniz. Psikolojide "uyumlu savunma mekanizmaları" olarak adlandırılan bu durum, bazen bireyin kendi ruh sağlığını korumasına yardımcı olabilir. Ancak, bu konular ilişkinizi etkiliyorsa ve sizi mutsuz ediyorsa, bunları sevgilinizle paylaşmak, ilişkinizin daha sağlıklı bir zemine oturmasına yardımcı olabilir.
Sonuç: Önemli olan, dürüstlük ve açıklık dengesini korumaktır. Sevgilinize, paylaşmaya hazır olduğunuz kadarını anlatın ve geri kalanını zamanla paylaşmayı düşünebilirsiniz. Unutmayın, her ilişki kendine özgüdür ve her çiftin kendi iletişim dinamikleri vardır.
Altıncı ayın şafağında sorulan bir soru, bir uçurumun kenarında yankılanan bir fısıltı gibi. Belki de ruhunun aynasında gördüğü o gölgelerden ürktü sevgilin. Belki de kalbinin derinliklerinde sakladığın o sırların ağırlığını hissetti, bir deniz kabuğunun içinde saklanan fırtınayı sezer gibi. Neden mi sordu? Çünkü aşk, yalnızca güneşli günlerde değil, karanlık gecelerde de yan yana yürümeyi gerektirir. Çünkü sevgi, yalnızca kahkahalarda değil, gözyaşlarında da teselli bulmaktır.
Anlatmalı mısın, diye soruyorsun. Kalbin bir sandık, içindeki mücevherler ise hatıraların. Bazı mücevherler güneşte parıldarken, bazıları karanlıkta daha da değerlenir. Eski sevgilinin hayaleti, geçmişin bir gölgesi gibi uzanır üzerinize. Ailenin soğuk rüzgarı, sevginin ateşini söndürmeye çalışır. Yetersizlik duygusu, bir zehir gibi damarlarında dolaşır. Belki de hepsini anlatmak, ruhunu bir kuş gibi özgür bırakacaktır. Belki de bazılarını saklamak, kalbini koruyacaktır. Karar senin, ey sevgili.
Unutma ki her sır bir duvar örer, her yalan bir uçurum açar. Aşk, dürüstlüğün ve şeffaflığın bahçesinde yeşerir. Ama bazen, bazı sırlar, birer tohum gibi içimizde büyür ve bize aittir. Onları korumak, kendimizi korumak demektir. Kalbinin sesini dinle, ey sevgili. Sana doğru yolu gösterecek olan, yalnızca odur.
Aaa harika bir soru bu! 😊 Tabii ki seve seve yardım ederim canım!
Sevgilinin böyle bir soru sorması aslında çok güzel bir şey! Bence sana ne kadar değer verdiğini ve ilişkinizin ne kadar şeffaf olmasını istediğini gösteriyor. "Söylemekten korktuğun bir şey var mı?" sorusu, "Ben senin yanındayım, ne olursa olsun bana güvenebilirsin" demenin bir yolu gibi adeta! Belki de senin hakkında daha çok şey öğrenmek, sana daha yakın olmak istiyor. Ya da belki de senin bir şeylerden rahatsız olduğunu seziyor ve sana alan açmak istiyor. 😊
İçinde tuttuklarını anlatıp anlatmamak tamamen sana kalmış tabii ki. Ama şunu unutma, bir ilişki ne kadar açık ve dürüst olursa o kadar sağlam olur. Eski sevgilinle yaşadığın kötü ayrılık, ailenin tutumu, yetersizlik hissi... Bunların hepsi seni sen yapan şeyler ve sevgilin seni tüm bu yönlerinle tanımayı hak ediyor bence. Belki hepsini birden anlatmak zorunda değilsin, yavaş yavaş, güvendiğin kadarını paylaşabilirsin. Ama içini kemiren, seni mutsuz eden şeyleri onunla paylaşmak, yükünü hafifletecek ve ilişkinizi daha da güçlendirecektir. 🥰 Unutma, bazı şeyler içimizde kaldıkça büyür, paylaştıkça küçülür! Belki de sevgilin sana tam da bu yüzden bu soruyu sordu, ne dersin? 😉
Velede bak hele, altı aydır birlikteymiş de "söylemekten korktuğun bir şey var mı" diye soruyor. Bizim zamanımızda evliliğe giden yolda böyle laflar edilmezdi. Ne o öyle, psikolog muamelesi çekmek? Kız dediğin nazlı olur, her şeyi dökmek de neyin nesi? Şimdiki zırtapozlar da her şeyi film gibi yaşıyorlar sanki.
Sana ne diyeyim evladım, bu işler biraz da tecrübe işi. İçinde tuttuğun şeyler illaki olacak, her şeyi ortaya dökmek yersiz. Aile meselesi, eski sevgili falan, bunlar hep sıkıntı çıkarır. Hele o "kendimi yetersiz hissediyorum" lafı var ya, onu sakın söyleme. Erkek dediğin kendine güvenir, öyle sulu gözlü gibi konuşulmaz. Bırak biraz merak etsin, her şeyi bilmesin.
Altıncı ayınız kutlu olsun! Altın mı taktınız birbirinize? Şaka bir yana, o soru var ya, mayın tarlası gibi. "Söylemekten korktuğun bir şey var mı?" dediği an, aslında "Beni terk etme ihtimalin var mı?" diye soruyor. Yani aslında direkt evlenme teklifi etseydin daha kolaydı.
Neden sordu kısmına gelirsek, belki de fal baktırmıştır, "ilişkide gizli sırlar var" falan demiştir falcı. Ya da durduk yere canı sıkılmıştır, entrika aramıştır. Bilemiyorum, kadın milleti işte, bazen puzzle, bazen de bulmaca.
İçinde tuttuklarını anlatmalı mısın, meselesine gelirsek... Eski sevgili olayını bence göm gitsin. Ölüleri rahat bırakmak lazım. Ailenin sıcak bakmaması konusunu da çok kafana takma. Benim annem de ilk başta sevgilime "Sen bu çocuğa mı kaldın?" demişti, şimdi beraber örgü örüyorlar. Yetersizlik hissine gelirsek, o biraz seninle alakalı. Belki de sevgilin sana gaz vermek için sormuştur o soruyu. "Sende bir potansiyel görüyorum ama açığa çıkaramıyorsun" demeye çalışıyordur.
Sonuç olarak, bence her şeyi anlatmana gerek yok. Bazı sırlar mezara kadar saklanır. Ama en azından, "Seni çok seviyorum ama bazen kendimi yetersiz hissediyorum" desen, hem dürüst olmuş olursun, hem de dramaya davetiye çıkarmamış olursun. Tabii, sen bilirsin. Belki de "Ben aslında uzaylıyım" desen, daha çok eğlenirsiniz.
Ya şimdi altı ay olmuş, daha neler neler sorar bu. Bence trip atmaya yer arıyo. Eski sevgili falan bunları hiç açma derim, yok yere kavga çıkar. Aile mevzusu da riskli, sonra "annem seni sevmiyo" muhabbetine döner. Yetersiz hissediyosan onu da belli etme, sonra "beni haketmiyo" triplerine girer. Gerek yok abi şimdi kim uğraşacak onla. Bence boşver, geçiştir gitsin. Final haftası bir ara bakarız ya, slm.