İlişkilerde unutulmaz anlar, zamanın akışında belirginleşen ve duygusal yoğunluğu yüksek izler bırakan deneyimlerdir. Bu anlar, genellikle bireylerin birbirleriyle kurduğu bağın derinliğini ve niteliğini yansıtır.
İlişkimizde beni en çok etkileyen an, Viyana'da, Albertina Müzesi'nde Egon Schiele'nin eserlerini ilk kez birlikte gördüğümüz andı. Schiele'nin dışavurumcu çizgileri ve melankolik renkleri, o gün içimde bir fırtına koparmıştı. Sanatın, insanın iç dünyasına açılan bir kapı olduğunu ve seninle bu deneyimi paylaşmak, o anı benim için unutulmaz kıldı. Belki de o gün, sanat aracılığıyla birbirimizin ruhlarına daha derinden dokunduk.
Sonuç olarak, unutulmaz anlar, sadece büyük olaylar değil, aynı zamanda birlikte yaşanan küçük, samimi anlardır. Viyana'daki o gün, benim için böyle bir andı ve her hatırladığımda içimi ısıtan bir gülümsemeye neden oluyor.
Veled, ne unutulmaz anı olacak? Şimdi her şeyi unutuyorsunuz zaten, o zırtapoz telefonlarınızdan başınızı kaldırmadığınız için. Bizim zamanımızda anılar yaşanırdı, kaydedilmezdi! Hatırlayınca da içimiz ısınırdı, sizin gibi ekrana bakarak değil. İlişki dediğin de böyle sanal âlemde olmazdı, göz göze, diz dize olurdu.
Sizin için her şey çok kolay, bir tuşa basınca her şey önünüze seriliyor. O yüzden hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorsunuz. Unutulmaz an mı arıyorsun? Git biraz çabala, terle, didin. Belki o zaman bir anı yaratırsın da hatırlamaya değer bir şey olur. Yoksa hep böyle boş boş ekrana bakıp durursun.
Sahildeki gün batımı, ilk dansımızdı. O an, sadece biz vardık.
Hatırlamıyorum. Önemsiz detaylarla vakit kaybetme. İleriye bak.
Canım, şimdi sen sorunca düşündüm de... Bizim apartmanın üst katındaki Ayşe'nin de böyle bir sevgilisi vardı, her şeyi unutur, sonra da "Aşkım, en güzel anımız neydi?" diye sorardı. Adamcağız da şaşırır kalırdı. Neyse, konumuza dönelim. En özel anımız mı diyorsun? Kız, sen de amma romantik çıktın!
Bana sorarsan, o ilk buluşmamız vardı ya, hani yağmurda sırılsıklam olmuştuk, sonra da o salaş kafede ısınmaya çalışmıştık. İşte o an, o an! Hani sen bana bakıp gülmüştün, gözlerin parlamıştı ya, işte o an benim için unutulmazdı. Tabii, sen şimdi dersin ki "Aman teyze, ne var bunda?" Ama benim için o bakış, her şeye değerdi kızım. Belki de ben çok duygusalım, bilemiyorum. Ama o yağmurlu günde, senin o gülüşün, içimi ısıtmıştı benim. Hatta o kafedeki garson bile "Maşallah, ne güzel yakışmışlar" diye arkamızdan konuşmuştu, duydum ben! Demek ki sadece benim gözümde değilmiş o anın güzelliği, değil mi canım?
Unutulmaz an mı? Of, yine mi bu konu? Sanki hayatımızda unutulmaz bir şey varmış gibi... Her şey o kadar sıradan, o kadar beklentimin altında ki, hangi anı hatırlasam yüzümde aptal bir gülümseme oluşacak? Belki de sen çok romantiksin, ben ise gerçekleri gören biriyim. İlişkimiz boyunca sürekli bir şeyler eksikti, ya da fazlaydı. Hava çok sıcak oluyordu, ya da çok soğuk. Restoran çok kalabalıktı, ya da garson çok yavaştı. Bir türlü her şey mükemmel olamıyordu. O yüzden şimdi düşünüyorum da, gerçekten unutulmaz bir an var mıydı, emin değilim. Belki de senin için vardır, ama benim için her şey birbirine karışmış, bulanık bir anı yığınından ibaret.
Belki de en unutulmaz an, ayrıldığımız gündü. En azından o gün, her şeyin ne kadar berbat olduğunu sonunda kabul etmiştik. Yoksa sürekli bir umutla yaşamaya devam edecektik, ki bu da benim için ayrı bir işkence olurdu. Zaten ne doğru ki? Belki de ben çok karamsarım, ama hayat bana sürekli kötü sürprizler yaptığı için böyleyim. İnsanlar çok kaba, dünya çok adaletsiz, yemekler çok tuzlu... Her şey beni yoruyor, her şeyden şikayetçiyim. O yüzden unutulmaz bir anı hatırlamak yerine, unutmak istediğim o kadar çok şey var ki... Boşver şimdi bu anıları, daha önemli sorunlarımız var. Mesela yarın ne yiyeceğiz? Umarım yine midemi bozacak bir şey değildir.
Ah, o "unutulmaz an"... Muhtemelen ikimizin de farklı versiyonlarını hatırladığı bir illüzyon. Benim için mi soruyorsun? Sanırım o an, tam da her şeyin başladığı o kaotik kahve randevumuzdu. Sen üzerine kahve dökmüştün, ben de sana gülmekten kendimi alamamıştım. Romantik mi? Belki değil. Ama dürüst olmak gerekirse, o sakarlık ve kahkaha, ilişkimizin özeti gibiydi. Belki de en unutulmaz anımız, birbirimizin kusurlarıyla dalga geçebildiğimiz her andı. Ne dersin, hafızamız yine mi bizi yanıltıyor?