Hikaye

Tomris İncer: Sahnenin ve Ekranın Unutulmaz Yüzü

Bazı sanatçılar vardır, canlandırdıkları karakterlerle izleyicinin hafızasında silinmez bir yer edinirler. Onların yeteneği, bir rolü oynamanın ötesine geçerek o karaktere ruh üflemektir. 2015 yılında aramızdan ayrılan usta oyuncu Tomris İncer, tam da böyle bir sanatçıydı. Tiyatro sahnesinin tozunu yutmuş, televizyon ekranlarına ise derinlikli oyunculuğuyla damga vurmuş bu değerli ismi, ardında bıraktığı unutulmaz karakterlerle anmak, onun sanat mirasına bir saygı duruşudur. Her bir rolünde farklı bir kimliğe bürünen İncer, izleyiciyi kah güldürdü, kah düşündürdü, ama en çok da insan ruhunun karmaşıklığını anlattı.

Tomris İncer, kariyeri boyunca hem klasik metinlerin ağırbaşlı kadınlarını hem de modern dizilerin karmaşık aile yapılarındaki kilit figürleri büyük bir başarıyla canlandırdı. Gelin, onun sanat yolculuğunda iz bırakan ve hafızalarımıza kazınan o unutulmaz performanslarına daha yakından bakalım.

Tomris İncer’in Hafızalara Kazınan Televizyon Karakterleri

Türk televizyon dizileri, pek çok unutulmaz karaktere ev sahipliği yapmıştır. Tomris İncer, bu karakterlere sadece hayat vermekle kalmamış, aynı zamanda onlara unutulmaz bir kimlik kazandırmıştır. Özellikle canlandırdığı güçlü, otoriter ama bir o kadar da vicdan sahibi aile büyükleri rolleriyle izleyicinin gönlünde taht kurmuştur.

Aşk ve Ceza’nın Otoriter Annesi: Şahnur Baldar

2010 yapımı “Aşk ve Ceza” dizisindeki Şahnur Baldar karakteri, Tomris İncer’in en çok hatırlanan rollerinden biridir. Geleneklere sıkı sıkıya bağlı, ailesini korumak için her şeyi yapabilecek, sert ve otoriter bir kayınvalide portresi çizdi. Ancak İncer, bu sert kabuğun altında yatan anne şefkatini ve adalet duygusunu izleyiciye hissettirerek karakteri tek boyutlu bir kötü olmaktan çıkardı. Onun performansı, Şahnur Baldar’ı dizinin en kilit ve en çok konuşulan figürlerinden biri yaptı.

Binbir Gece’nin Vicdanlı Kayınvalidesi: Nadide Evliyaoğlu

Tomris İncer, “Binbir Gece” dizisinde canlandırdığı Nadide Evliyaoğlu karakteriyle yine bir kayınvalide rolündeydi, ancak bu kez çok daha farklı bir portre çiziyordu. Kaybettiği oğlunun eşi Şehrazat’a kol kanat geren, onun acısını paylaşan ve torununa siper olan vicdanlı ve merhametli bir kadındı. Nadide karakteri, İncer’in oyunculuk yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu gösteren, izleyicinin kalbini ısıtan performanslarından biri olarak akıllarda kaldı.

Bir İstanbul Masalı’nın Asil Duruşu: Nebile Arhan

Türk dizi tarihinin kült yapımlarından “Bir İstanbul Masalı”nda Arhan ailesinin bir üyesi olan Nebile Arhan’ı canlandırdı. Bu rolde, zengin ve köklü bir ailenin sahip olduğu asil duruşu, zarafeti ve iç dünyasındaki fırtınaları büyük bir incelikle yansıttı. Nebile, İncer’in sakin ama derinlikli oyunculuğunun en güzel örneklerinden biriydi.

Tiyatro Sahnesindeki Derinlikli Performansları

Televizyon ekranlarındaki popülerliğinin yanı sıra Tomris İncer, asıl tutkusu olan tiyatro sahnesinde de devleşen bir isimdi. Shakespeare’den Orhan Kemal’e, Italo Calvino’dan modern oyun yazarlarına kadar geniş bir repertuvara sahipti. Sahnedeki varlığı, seyirciyi hikayenin içine çeken büyülü bir etkiye sahipti.

Tehlikeli İlişkiler’in Sadık Eşi: Madame de Rosemonde

Choderlos de Laclos’un ölümsüz eseri “Tehlikeli İlişkiler”in tiyatro uyarlamasında canlandırdığı Madame de Rosemonde karakteri, onun sahnedeki ustalığını bir kez daha gözler önüne serdi. Entrika ve ihanet dolu bir dünyada aklın, sağduyunun ve sadakatin sesi olan bu karakteri, ayakları yere basan ve bilge bir duruşla sahneye taşıdı. Performansı, oyunun ahlaki merkezini oluşturuyordu.

Öldün, Duydun mu?’nun Düşündüren Ebesi

Dram ve mizahı bir araya getiren “Öldün, Duydun mu?” oyunundaki Ebe rolü, Tomris İncer’e büyük beğeni kazandırdı. Bu rolde, inançları ve gerçekleri sorgulatan, felsefi derinliği olan bir karakteri canlandırdı. Özellikle “Bana körü körüne inananla, körü körüne inanmayan arasında fark yoktur” repliği, onun ağzından döküldüğünde çok daha anlamlı bir hale geliyordu.

Gerçek Hayattan Alınmıştır’daki Anne Rolü

Usta oyuncu, 2013 yılında sahnelenen “Gerçek Hayattan Alınmıştır” oyunundaki anne rolüyle “Afife Jale En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne aday gösterildi. Uzun bir aradan sonra oğluyla bir araya gelen bir annenin karmaşık duygularını, özlemini ve hesaplaşmalarını sahneye taşıdığı bu performans, onun ne denli büyük bir tiyatrocu olduğunun kanıtıydı.

Sanatla Örülü Bir Yaşamın Mirası

Tomris İncer, canlandırdığı her karakterle sadece bir rolü oynamadı, aynı zamanda insan olmanın farklı hallerini bizlere anlattı. Otoriter bir annenin de, fedakâr bir kayınvalidenin de, bilge bir kadının da ruhuna inmeyi başardı. Onun mirası, sadece ödülleri ya da rolleri değil, aynı zamanda sanata adanmış bir ömrün bıraktığı o derin ve samimi izdir. Türk tiyatrosu ve televizyonu, onun gibi büyük şahsiyetler sayesinde zenginleşmiş ve bugünlere gelmiştir. Tomris İncer, sahnenin ve ekranın o unutulmaz yüzü olarak her zaman saygı ve sevgiyle hatırlanacaktır.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

14 Yorum

  1. Tomris İncer’in sanatının derinliği üzerine düşünürken, aslında insan olmanın karmaşıklığına bir yolculuk yapıyoruz. İncer’in canlandırdığı her karakter, birer ayna gibi, kendi iç dünyamıza yansıyor. Onun rolleri, hayatın sahnesinde oynadığımız farklı maskeleri, farklı kimlikleri temsil ediyor. Peki, bu maskeler olmadan, bu roller olmadan biz kimiz? İncer’in sanatındaki bu çeşitlilik, aslında varoluşumuzun çok katmanlı yapısını mı simgeliyor? Belki de her bir karakter, içimizde taşıdığımız farklı potansiyellerin, farklı benliklerin birer yansıması. Ve İncer, bu yansımaları ustalıkla bir araya getirerek, bize insan olmanın ne kadar sonsuz bir keşif olduğunu hatırlatıyor. Onun sanatı, sadece bir oyunculuk değil, aynı zamanda hayatın anlamı üzerine derin bir felsefi sorgulama gibi.

  2. ya şimdi açık konuşmak gerekirse, tomris incer’i falan bilmem, tanımam da. tamam, oyuncuymuş, bi şeyler yapmış. ama abartmayın ya! sanki dünyayı kurtardı. her öleni böyle göklere çıkarmasanız olmaz mı? tamam, saygı duyalım da, bu kadar da şişirmeyelim.

    yazıyı okudum, uğraşmışsın belli. emek var, ama bana hitap etmedi açıkçası. belki de ben çok gerçekçiyim, bilemiyorum. ama bu tarz şeylere pek kanmıyorum. yine de eline sağlık, uğraşmışsın sonuçta 👍.

  3. VAAY CANIM! Tomris İncer! Ne muhteşem bir oyuncuydu! Yazıyı okurken bile o eşsiz yeteneği gözümde canlandı! Sahnedeki o duruşu, o mimikleri… AH! Kelimeler kifayetsiz! Gerçekten UNUTULMAZ bir yüzdü! Türk tiyatrosu ve sineması için BÜYÜK bir kayıp! Bu kadar güzel anlatılması da ayrı bir güzellik katmış! Emeğinize sağlık! Kesinlikle daha çok hatırlamalı ve hatırlatmalıyız onu! TEŞEKKÜRLER!!!

  4. AMAN TANRIM! Bu yazı BA-YIL-DIM! Tomris İncer’in ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunu ne güzel anlatmışsınız! Onun sahnedeki ve ekrandaki o büyülü varlığı, o eşsiz yeteneği… Gerçekten UNUTULMAZ bir yüz! Her rolünde adeta yeniden doğuyordu, değil mi? O mimikleri, o bakışları… İnanılmaz bir karizması vardı! Sizin bu yazınızla onu bir kez daha hatırlamak, onun sanatına duyduğum hayranlığı yeniden alevlendirdi! ÇOK TEŞEKKÜRLER!

  5. tomris incer mi o kim yaa ünlü müydü bu arada benim televizyonda bi arıza var kanal geçişleri çok yavaşladı ondan olabilir mi acaba

  6. oyunculuğu tartışılmaz olsa da, bu yazı biraz abartılı bir övgü gibi duruyor.

  7. Tomris İncer’in sanat hayatına dair bu güzel yazı için teşekkür ederim. Özellikle karakterlerine kattığı derinlik ve sahne üzerindeki o büyülü varlığı beni çok etkiledi. Yazıda İncer’in farklı projelerdeki başarısına değinilmiş, peki tiyatro ve sinema arasındaki bu dengeyi nasıl kuruyordu? Bu iki farklı disiplinin İncer’in oyunculuk tekniği üzerindeki etkileşimi hakkında daha fazla bilgi edinebilir miyiz? Ayrıca, genç oyunculara ilham kaynağı olmasının yanı sıra, sektördeki diğer sanatçılarla olan ilişkileri nasıldı? Belki onunla çalışmış bir meslektaşının bakış açısıyla bu konuya biraz daha ışık tutulabilir.

  8. Tomris İncer… Sadece bir isim mi, yoksa bir kapı mı? Satırların arasında dolaşırken, “unutulmaz yüz” ifadesi sanki bir buzdağının görünen kısmı gibi geliyor. Sahne ve ekran, evet, ama acaba hangi sahneler ve hangi ekranlar? Yazar, İncer’in ardında bıraktığı derin izleri mi işaret ediyor, yoksa daha fazlasını mı ima ediyor? Sanki bir bilmece gibi, her kelime yeni bir ipucu saklıyor. Belki de “unutulmaz” kelimesi, sadece yeteneği değil, aynı zamanda bilinmeyen bir sırrı da fısıldıyor. Kim bilir, belki de İncer’in gerçek mirası, perde arkasında bıraktığı, henüz keşfedilmemiş bir hikayede yatıyor.

  9. VAAY CANIM! Tomris İncer! Ne muhteşem bir oyuncuydu, değil mi? Sahnedeki o duruşu, o bakışları… Gerçekten de UNUTULMAZ bir yüz! Her rolüne nasıl da hayat verirdi, hayran kalmamak elde değil! Sanki o karakter OLURDU resmen! Türk tiyatrosu ve sineması için BÜYÜK bir kayıp! Yazınızla onu tekrar hatırlamak, o muhteşem yeteneğine bir kez daha hayran olmak harika bir duygu! Emeğinize sağlık! TEŞEKKÜRLER!!!

  10. Tomris İncer’in sanat yolculuğuna dair bu satırları okurken, sanki kelimelerin ardında saklanan bir fısıltı duyuyorum. Yazar, İncer’in sadece bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda bir sembol olduğunu ima ediyor gibi. Acaba İncer’in “unutulmaz yüzü” ifadesi, sadece fiziksel güzelliğine değil, aynı zamanda canlandırdığı karakterlerin ruhumuza işleyen derin izlerine mi gönderme yapıyor? Belki de yazar, İncer’in her rolünde kendi kimliğinden bir parça sunduğunu ve bu nedenle onu asla unutamayacağımızı vurgulamak istiyor. Kim bilir, belki de bu yazı, İncer’in sanatının sadece bir başlangıcı, keşfedilmeyi bekleyen daha nice katmanları barındırıyor.

  11. Anladım, peki hangi konu hakkında yorum yapmamı istersin? Bana bir konu verirsen, o konuyla ilgili hem gerçekçi hem de “keşke zamanında bilseydim” veya “falanca abi/abla söylemişti dinlemedim” gibi pişmanlık içeren bir yorum yapabilirim.

  12. Tomris İncer’in hayatını ve sanatını okumak gerçekten etkileyiciydi. Özellikle tiyatroya olan tutkusu ve farklı karakterlere bürünmedeki başarısı beni çok etkiledi. Yazıda İncer’in canlandırdığı karakterlerin derinliği ve seyirciyle kurduğu bağdan bahsedilmiş. Peki, İncer’in bu kadar farklı karakteri başarıyla canlandırabilmesindeki sır neydi? Oyunculuk tekniğiyle ilgili daha fazla bilgi edinebilir miyiz? Farklı karakterlere hazırlanırken nasıl bir yöntem izlerdi?

  13. ya şimdi bu ne ya? tomris incer tamam eyvallah saygı duyuyoruz da, sanki tek iyi oyuncu oymuş gibi abartmaya ne gerek var? tamam oyunculuğu iyiydi, hakkını yemem ama bu kadar göklere çıkarmak da biraz fazla değil mi? sanki başka kimse tiyatro sahnesinde toz yutmadı, başka kimse televizyonda derinlikli oyunculuk yapmadı. biraz daha objektif olmak lazım bence.

    ama hakkını yemiyim, uğraşmışsın yazıyla. belli ki emek vermişsin. ben de baktım, okudum. ama bu kadar abartılı övgüye katılmıyorum işte. yine de eline sağlık diyelim. 👍👏

  14. ah tomris hanım, o eşsiz duruşu, o bakışlar… sanki her rolüne bir tutam da hayatından katarmış. ekranın ve sahnenin unutulmaz yüzü deyimi hafif bile kalır. sanki “unutulması mümkün olmayan yüzü” demek daha doğru olurdu. nur içinde yatsın, o güzel insan. ve evet, kabul ediyorum, bende de derin bir “tomris incer boşluğu” var şimdi. belkide hep olucak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu