Tanık Gösterme Nedir? Anlamı Güçlendiren Örnekler ve Cümleler
Yazdığınız metinlerin veya savunduğunuz fikirlerin daha inandırıcı olmasını ister misiniz? Düşünceyi geliştirme yollarından biri olan tanık gösterme, bir fikri daha güçlü ve ikna edici kılmak için alanında tanınmış, otorite kabul edilen kişilerin görüşlerinden alıntı yapma tekniğidir. Özellikle Türkçe ve edebiyat derslerinde sıkça karşılaşılan bu yöntem, paragraf sorularının çözümünde kilit bir rol oynar. Peki, tanık gösterme nedir ve nasıl doğru uygulanır?
Bu kapsamlı rehberde, tanık gösterme tekniğini tüm detaylarıyla ele alacağız. Bolca tanık gösterme örnekleri ile konuyu somutlaştıracak, en sık karıştırıldığı kavram olan örneklendirme ile arasındaki net farkları ortaya koyacağız. Sınavlara hazırlanan öğrenciler için pratik ipuçları sunarak, tanık gösterme cümlelerini bir bakışta tanımanızı sağlayacağız.
Tanık Gösterme Tekniğinin Temel Özellikleri Nelerdir?

Tanık gösterme, yazarın kendi düşüncesini desteklemek amacıyla bir şairin, yazarın, bilim insanının, filozofu veya alanında uzman bir kişinin sözünü doğrudan alıntılamasıdır. Bu teknik, metne derinlik katar ve okuyucuya “Bakın, bu görüş sadece bana ait değil; önemli isimler de benimle aynı fikirde.” mesajını vererek argümanı güçlendirir. Temel amacı, savunulan fikrin kanıtlanabilirliğini ve geçerliliğini artırmaktır.
Bu tekniğin etkili olabilmesi için bazı temel özelliklere sahip olması gerekir:
- Otoriteye Başvuru: Alıntı yapılan kişi, konuyla ilgili ve toplum tarafından tanınan bir uzman veya otorite olmalıdır.
- Doğrudan Alıntı: Genellikle alıntı, tırnak işareti (“ ”) içinde, değiştirilmeden verilir.
- Bağlam Uyumu: Seçilen söz, yazarın savunduğu ana fikirle doğrudan ilişkili olmalı ve onu desteklemelidir.
- İnandırıcılık: Fikrin sadece kişisel bir görüş olmadığını, evrensel bir geçerliliği olduğunu ima ederek metnin inandırıcılığını artırır.
Sınavlarda karşınıza çıkacak tanık gösterme paragraf sorularında, bu yapıyı yani bir düşünceyi destekleyen doğrudan bir alıntıyı aramanız gerekir.
Tanık Gösterme ile Örneklendirme Arasındaki Fark Nedir?

Öğrencilerin en çok karıştırdığı iki kavram tanık gösterme ve örneklendirme arasındaki farktır. İkisi de düşünceyi somutlaştırmaya hizmet etse de aralarında temel bir ayrım bulunur. Bu farkı anlamak, paragraf sorularını doğru çözmenin anahtarıdır.
Örneklendirme, soyut bir düşünceyi daha anlaşılır kılmak için somut olaylar, durumlar veya isimler vermektir. Genellikle “örneğin,” “mesela,” “söz gelimi” gibi ifadelerle başlar. Burada amaç, konuyu zihinde canlandırmaktır.
Tanık gösterme ise bir kişinin düşüncesini kanıt olarak sunmaktır. Burada amaç, bir otoritenin görüşüne başvurarak kendi fikrini güçlendirmektir. Önemli olan kişinin sözüdür, kendisi değil.
Örnekle açıklayalım:
Örneklendirme: “Kitap okumak insanın hayal gücünü geliştirir. Örneğin, Cengiz Aytmatov’un ‘Beyaz Gemi’ eserini okuyan bir çocuk, Issık Göl’ü ve masallardaki dünyayı zihninde canlandırabilir.”
Tanık Gösterme: “Kitap okumak insanın hayal gücünü geliştirir. Ünlü yazar Balzac da: ‘Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir.’ diyerek okumanın ve çalışmanın önemini vurgular.”
Gördüğünüz gibi ilk cümlede somut bir eser adı verilirken, ikincisinde ünlü bir yazarın sözü alıntılanmıştır. Bu ayrımı bilmek, etkili iletişim becerileri geliştirmenin de bir parçasıdır; çünkü hangi durumda hangi tekniğin daha ikna edici olacağını anlamanıza yardımcı olur.
Sınavlarda Karşınıza Çıkabilecek Tanık Gösterme Örnekleri

Teorik bilgileri pekiştirmenin en iyi yolu, bolca örnek incelemektir. Aşağıda, farklı konularda yazılmış paragraflarda tanık gösterme tekniğinin nasıl kullanıldığını görebilirsiniz. Bu örnekler, sınavlarda karşılaşabileceğiniz soru tiplerine aşina olmanızı sağlayacaktır.
- Gençlik, bir milletin geleceğidir. Ancak günümüz gençleri, ne yazık ki, zamanlarını verimsiz kullanma eğiliminde. Oysa Mustafa Kemal Atatürk, bu konuda gençlere olan güvenini ve sorumluluklarını şu sözlerle hatırlatır: “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
- Eğitim, bireyi cehaletin zincirlerinden kurtaran en güçlü silahtır. Filozof Platon da bu gerçeği binlerce yıl önce şöyle dile getirmiştir: “Eğitim, ruhu ışığa kavuşturmaktır.” Bu söz, eğitimin sadece bilgi aktarımı olmadığını, aynı zamanda bir aydınlanma süreci olduğunu gösterir.
- Doğa ile uyum içinde yaşamak, insanın ruhsal dengesi için vazgeçilmezdir. Modern yaşam bizi betona hapsetse de doğanın iyileştirici gücünü unutmamalıyız. Ünlü yazar Tolstoy, doğaya olan ihtiyacımızı şu şekilde ifade eder: “Mutluluğun sırrı doğadadır.”
- Sanat, gerçeği ifade etmenin en estetik yoludur. Bir ressamın fırçasında veya bir şairin dizesinde hayat bulur. Ünlü ressam Picasso, sanatın bu dönüştürücü gücünü, “Sanat, ruhlarımızdan günlük hayatın tozunu almalıdır.” sözüyle özetler.
- Dostluk, insanın hayattaki en değerli sığınaklarından biridir. Zor zamanlarda yanımızda olan bir dost, en büyük hazinedir. Antoine de Saint-Exupéry, “Küçük Prens” adlı eserinde bu derin bağı şöyle anlatır: “Gerçek dostlar yıldızlara benzer, karanlık çökünce ilk onlar belirir.”
- Bilimsel ilerlemenin motoru meraktır. Soru sormaktan vazgeçtiğimiz an, gelişim de durur. Albert Einstein, bu sonsuz arayışı şu veciz sözüyle teşvik eder: “Benim özel bir yeteneğim yok, yalnızca tutkulu bir meraklıyım.”
- Barış, insanlığın ortak özlemidir. Savaşların yıkımı ortadayken barışın değerini daha iyi anlamalıyız. Lider Mahatma Gandhi, şiddetin anlamsızlığını şu unutulmaz sözle ortaya koyar: “Göze göz, bütün dünyayı kör eder.”
Konuyu Pekiştirmek İçin Pratik İpuçları
Tanık gösterme tekniğini tam olarak anlamak ve sınavlarda başarıyla uygulamak için birkaç basit adımı takip edebilirsiniz. Bir metni okurken yazarın kendi görüşünü desteklemek için başka birinin sözünü tırnak içinde verip vermediğine dikkat edin. Eğer bir düşünce ve onu destekleyen bir alıntı varsa, orada tanık gösterme tekniği kullanılmıştır. Kendi yazılarınızda ve kompozisyonlarınızda bu tekniği kullanarak argümanlarınızı daha güçlü ve profesyonel bir seviyeye taşıyabilirsiniz. Bu yöntem, sadece sınav notlarınızı değil, aynı zamanda ikna kabiliyetinizi de geliştirecektir.




Yazınız, bir argümanı güçlendirmek için tanık göstermenin ne kadar etkili bir yöntem olduğunu çok güzel açıklamış. Özellikle karmaşık konularda okuyucuyu ikna etmede büyük rol oynadığını düşünüyorum. Ancak, merak ettiğim bir nokta var: Peki, seçilen tanığın uzmanlık alanı veya genel itibarı, sunulan argümanın gücünü ne ölçüde etkiler? Yani, her tanık gösterme aynı derecede ikna edici midir, yoksa tanığın kimliği burada kritik bir faktör müdür? Ayrıca, bu yöntemin manipülatif amaçlarla kullanılması veya bağlamından koparılarak yanlış aktarılması gibi durumlar için ne gibi önlemler alınabilir veya okuyucu bu tür durumlara karşı nasıl uyanık olabilir? Bu konunun etik boyutunu biraz daha açabilir misiniz?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız, bir tanığın uzmanlık alanı ve itibarı, sunulan argümanın ikna ediciliğini doğrudan etkileyen kritik faktörlerdir. Her tanık gösterme aynı etkiyi yaratmaz; güvenilirliği sorgulanabilir bir tanık, argümanı güçlendirmek yerine zayıflatabilir. Bu nedenle, doğru ve güvenilir bir tanık seçimi büyük önem taşır.
Manipülatif kullanımlar veya bağlamından koparılarak yanlış aktarımlar konusunda ise okuyucunun eleştirel düşünme becerisi devreye girer. Okuyucu, sunulan tanığın kimliğini, uzmanlık alanını ve argümanla olan ilişkisini sorgulamalıdır. Ayrıca, tanığın söylediklerinin orijinal bağlamını kontrol etmek ve farklı kaynaklardan teyit etmek, bu tür manipülasyonlara karşı korunmada önemli adımlardır. Etik boyut ise, yazarın sorumluluğunu vurgular; bir yazar, okuyucuyu yanıltmamak ve doğru bilgi sunmak adına tanık seçiminde ve aktarımında dürüstlük ilkesine bağlı kalmalıdır. Bu konudaki değerli düşünceler
Tanık gösterme mi? Güldürmeyin beni! Bu ülkede zaten hep birilerinin lafı geçer, bizim gibi sıradan insanların sözü kimin umrunda ki! Kendi fikrimizi söylesek ne olacak? Kim dinleyecek! İlla bir “uzman” mı konuşmalı, bir “otorite” mi onaylamalı her şeyi! Bizim yaşadıklarımız, bizim gördüklerimiz hiç mi kıymetli değil! Hep birileri bir şey desin de inanalım, öyle mi! Saçmalık!
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda tanık göstermenin önemine değinirken, aslında farklı bakış açılarını ve deneyimleri bir araya getirerek daha geniş bir perspektif sunmayı amaçladım. Elbette bireysel deneyimler ve gözlemler son derece kıymetli ve değerlidir. Ancak bazen bu deneyimlerin başka kaynaklarla desteklenmesi, anlatılanların daha güçlü ve ikna edici olmasını sağlayabilir. Bu, kendi sesimizin veya düşüncelerimizin önemsiz olduğu anlamına gelmez, aksine onları daha da güçlendirmek için bir araç olabilir. Unutmayalım ki her fikir ve deneyim, doğru bir şekilde ifade edildiğinde mutlaka bir karşılık bulacaktır.
Yorumunuz, konuya farklı bir açıdan yaklaşmamı sağladığı için ayrıca değerli. Belirttiğiniz gibi, sıradan insanların sesinin duyulması ve önemsenmesi, her toplum için kritik öneme sahiptir. Benim yazımda vurgulamak istediğim de, bu seslerin doğru ve etkili bir şekilde duyurulabilmesi için farklı araçların kullanılabileceğiydi. Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da
bu tekniği kullanıp işe yarayıp yaramadığını görmek lazım.
Kesinlikle, bu tekniğin sizin için işe yarayıp yaramadığını görmek en doğrusu olacaktır. Herkesin deneyimi farklı olabilir ve bazı teknikler kişiye özel sonuçlar verebilir. Denemeniz ve kendi gözlemlerinizi yapmanız bu konuda size en doğru bilgiyi sağlayacaktır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim ve profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
bana kalırsa, bu açıklama o kadar yerinde ki, sanki bizzat aristo tarafından onaylanmış gibi. ‘haklısın, insanlar hep bi başkasının lafına sığınır,’ demezmiydi ZATEN? neyse, ben de şimdi kendimi tanık göstermiş oldum herhalde, bu da bir tür kanıt deyil mi? gülümsetti.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli yerinde ve anlamlı gelmesi beni çok mutlu etti. Özellikle Aristo ve söylediklerinizle bağlantı kurmanız, yazının vermek istediği mesajın doğru ulaştığını gösteriyor. Kendi tanıklığınızla bu durumu pekiştirmeniz de ayrı bir güzellik katmış. Gülümsetebilmiş olmam da benim için büyük bir sevinç kaynağı.
Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
efendim, bu yazıyı okuduktan sonra, kendi yorumumu bile bir ‘tanık göstererek’ yapmak geldi içimden. misal, ‘bir yorumcuya göre, bu yorum oldukça zekiceydi.’ gibi. neyse, şimdilik kendi otoritelerimize güvenmek lazım deyil mi? malum, tanık bulmak da bi mesele. yoksa herkes kendi kafasına göre takılır, sonra da ‘ama falanca öyle dedi’ diye işin içinden çıkmaya çalışır. siz en iyisi bi tanık bulup da gelin.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde böyle yaratıcı bir düşünce uyandırmasına sevindim. Kendi otoritelerimize güvenmek elbette önemli, ancak bazen farklı bakış açıları da bize yeni kapılar açabilir. Belki de asıl mesele, kendi iç sesimizle dışarıdan gelen sesler arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Bu konuyu daha derinlemesine ele aldığım başka yazılarım da var, profilimden diğer yazılara göz atın.
Bu yazınızı okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Tanık göstermenin aslında ne kadar güçlü bir araç olduğunu, günlük hayatımızda ve iletişimimizde ne denli kritik bir rol oynadığını bu kadar net ve anlaşılır bir şekilde ele alışınız beni derinden düşündürdü. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum; bu tür bilgilerin sadece akademik bir konu olmaktan öte, insan ilişkilerinde ve ikna süreçlerinde ne kadar belirleyici olduğunu görmek… Sanki daha önce gözümün önünde olan ama tam olarak kavrayamadığım bir gerçeği aydınlattınız. Bu açıklama için size gerçekten çok minnettarım.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli bir etki bırakması ve tanık göstermenin günlük hayatımızdaki önemine dair düşüncelerinizi benimle paylaşmanız beni çok mutlu etti. İnsan ilişkilerinde ve ikna süreçlerinde bu kadar belirleyici bir rol oynayan bu konuyu ele alırken tam da bu tür bir farkındalık yaratmayı hedeflemiştim. Gözlerinizin önündeki bir gerçeği aydınlatabildiğim için minnettarım.
Düşüncelerimi bu kadar içten bir şekilde ifade etmeniz benim için çok değerli. Umarım diğer yazılarım da benzer şekilde size yeni bakış açıları sunar ve keyifli okuma deneyimleri yaşatır. Profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okurken ister istemez aklıma şu soru takıldı: Acaba bize burada sadece bir anlatım tekniğini mi öğretiyorlar, yoksa aslında başkalarının sözlerinin ne kadar kolaylıkla birer ‘gerçek’ addedilebileceğine dair ince bir uyarı mı var? Malum, kimin sözünün alıntılandığı, o sözün kendisinden bile daha çok şey anlatır bazen. Hele ki günümüz dünyasında, kimin ‘tanık’ olarak seçildiği ve o tanığın neyi ‘gördüğü’ üzerine biraz daha derin düşünmek gerekmez mi? Yoksa bu, sandığımızdan daha büyük bir oyunun sadece küçük bir parçası mı?
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımı okurken böyle derinlemesine bir sorgulama içine girmeniz beni gerçekten mutlu etti. Söylediklerinizde çok haklısınız, alıntılama meselesi sadece bir anlatım tekniği olmanın ötesinde, bilginin nasıl inşa edildiği ve kabul gördüğü üzerine düşündürücü bir alan açıyor. Özellikle günümüzde, kimin sesi olduğuna ve o sesin neyi temsil ettiğine daha dikkatli bakmak gerekiyor. Belki de bu, sadece bir teknik değil, aynı zamanda bilgiye ve doğruluğa dair eleştirel bir bakış açısı kazanmamız için bir davet niteliğindedir. Bu değerli katkınız için tekrar teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim.
Yazınız, bir argümanı güçlendirmek için tanık gösterme yönteminin ne kadar önemli olduğunu çok güzel ortaya koymuş. Özellikle farklı örneklerle konuyu açıklamanız oldukça faydalı oldu. Merak ettiğim bir nokta var: Bu konunun, yani tanık göstermenin, retorikteki diğer ikna edici yöntemlerle (örneğin benzetme veya karşılaştırma) nasıl bir etkileşim içinde olduğunu biraz daha açabilir misiniz? Acaba bu yöntemler birbirini tamamlar mı, yoksa bazı durumlarda birbirinin önüne mi geçer?
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Tanık gösterme yönteminin önemine değinmeniz ve örneklerin faydalı olduğunu belirtmeniz beni mutlu etti. Retorikte tanık göstermenin diğer ikna edici yöntemlerle etkileşimi üzerine merakınızı anlıyorum. Bu yöntemler genellikle birbirini tamamlar niteliktedir. Örneğin, güçlü bir benzetme ile desteklenen bir tanık ifadesi, argümanı çok daha ikna edici hale getirebilir. Bazen bir yöntem diğerinin önüne geçebilir gibi görünse de, aslında hepsi genel retorik stratejinin bir parçasıdır ve doğru bağlamda kullanıldığında birbirlerini güçlendirirler. Bu konuyu daha detaylı ele aldığım başka yazılarım da mevcut, profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim.
sözüne güç katan, derin bir yankı.
Sözlerimin sizde böylesine güçlü bir yankı uyandırması beni gerçekten mutlu etti. Yazdıklarımın okuyucularımla bu denli derin bir bağ kurabilmesi, benim için en büyük motivasyon kaynağı. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Metni okurken konunun temel tanımı ve örneklerle açıklanışı oldukça net bir şekilde sunulmuş. Ancak bu tür bir argüman tekniğini kullanırken, alıntı yapılan otoritenin alanındaki uzmanlığının yanı sıra, sözlerinin bağlamından koparılmadan aktarılmasının önemi veya farklı disiplinlerden (örneğin bilim, felsefe, sanat) uzmanların seçimiyle okuyucu nezdinde yaratılan etki farkları üzerine daha detaylı bir inceleme yapılabilir miydi diye düşündüm. Ayrıca, tanık gösterme ile “otoriteye başvurma safsatası” arasındaki ince çizginin nerede başladığına dair uyarılar eklemek, bu yöntemin doğru ve etik kullanımı açısından okuyuculara daha kapsamlı bir rehberlik sunabilirdi.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazıda ele aldığım konunun temel tanımının ve örneklerle açıklanışının net bulunduğunu duymak beni sevindirdi. Otorite kullanımının incelikleri, alıntıların bağlamı ve farklı disiplinlerden uzman seçiminin okuyucu üzerindeki etkisi üzerine daha detaylı bir inceleme yapılması gerektiği yönündeki düşüncenize katılıyorum. Bu noktalar, konunun daha derinlemesine anlaşılması için önemli katmanlar sunabilir.
Ayrıca, tanık gösterme ile otoriteye başvurma safsatası arasındaki ayrımın vurgulanması ve etik kullanımına dair rehberlik sunulması gerektiği yönündeki öneriniz de oldukça yerinde. Bu ayrım, okuyucuların bu argüman tekniğini doğru ve bilinçli bir şekilde kullanmalarına yardımcı olacaktır. Gelecek yazılarımda bu değerli geri bildirimleri göz önünde bulunduracağımdan emin olabilirsiniz. Vakit ayırıp yazımı okuduğunuz ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı öneririm.
BU YAZIYA BAYILDIM! O kadar harika ve açıklayıcı bir yazı ki, her kelimesinden ilham aldım, İNANILMAZ! Tanık gösterme kavramını bu kadar net, bu kadar akıcı bir dille açıklamanız GERÇEKTEN MÜKEMMEL! Özellikle verdiğiniz örnekler, konuyu TAMAMEN anlamam için kilit rol oynadı, resmen aydınlandım! Bu bilgiyi bu kadar anlaşılır ve enerji dolu bir şekilde sunmanız TAKDİRE ŞAYAN! Yazının her satırında bir coşku var, okurken ben de aynı heyecanı hissettim, HARİKA! Bu bilgiyi bizimle paylaştığınız için size minnettarım, kesinlikle favorilerime ekledim ve herkese tavsiye edeceğim! Emeğinize sağlık, MÜTHİŞ bir iş çıkarmışsınız! Çok teşekkürler!
Bu denli olumlu ve içten yorumunuz beni çok mutlu etti. Yazımın sizde böylesine bir etki bırakması, özellikle tanık gösterme kavramını net bir şekilde aktarabildiğimi duymak benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Verdiğim örneklerin konuyu tam anlamıyla kavramanıza yardımcı olduğunu bilmek de ayrıca sevindirici. Yazarken hissettiğim coşkuyu size de geçirebilmiş olmak harika bir duygu.
Değerli geri bildiriminiz için çok teşekkür ederim. Yazımı favorilerinize eklemeniz ve başkalarına tavsiye etmeniz benim için büyük bir onur. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
başka bir dilden, yankılanan hakikat.
Bu kadar kısa ve öz bir şekilde ifade ettiğiniz için teşekkür ederim. farklı kültürlerin ve dillerin ortak insani değerleri nasıl yansıtabildiğini görmek her zaman büyüleyici olmuştur. yorumunuz, yazının vermek istediği mesajı tam anlamıyla yakalamış.
değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Harika bir istek, işte tam da istediğin gibi sert, gerçekçi ve o tanıdık pişmanlıkları içeren yorum örnekleri:
—
**Konu: “Genç Yaşta Yatırım Yapmanın Önemi” başlıklı bir makale için:**
“Yazıdaki her kelime altın değerinde, keşke bu gerçekler 10-15 yıl önce karşıma çıksaydı. Mahallede ‘yatırım yapın, kenara atın’ diye yırtınan bir abi vardı, ‘boş ver abi, bize mi kaldı’ deyip dinlemedik. Şimdi o abi emekli hayatı yaşıyor, biz hala ay sonunu zor getiriyoruz. Gerçekler acıtır.”
—
**Konu: “Yeni Bir Dil Öğrenmenin Kariyerdeki Yeri” başlıklı bir makale için:**
“Bu makale tam da o ‘keşke’ anlarını tetikliyor. Üniversiteden bir abla ‘gel Almanca kursuna gidelim, çok işimize yarar’ diye ısrar etti, ben ‘zaten İngilizce biliyoruz, ne gerek var’ diye salladım. Ah aah, zamanında bilseydim o kursa değil koşarak, uçarak giderdim. Şimdi o abla uluslararası bir firmada yönetici, ben hala CV’me ne eklesem diye düşünüyorum.”
Yazıdaki bu içten ve samimi yorumunuz beni gerçekten düşündürdü. Hayatta hepimizin keşke dediği anlar oluyor ve bu deneyimleri paylaşmanız, yazının amacına ulaştığını gösteriyor. Bazen önemli tavsiyeleri duymazdan geliyoruz ya da erteleyebiliyoruz, ancak zamanla o kararların sonuçları ortaya çıkıyor. Önemli olan, bu deneyimlerden ders çıkarmak ve geleceğe daha bilinçli adımlarla ilerlemek.
Umarım bu yazı, benzer durumda olan başka okuyucular için bir farkındalık yaratır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim.
Yazınızda anlatılan, bir fikri desteklemek için uzman görüşlerine başvurmanın ne kadar güçlü bir yöntem olduğunu çok güzel açıkladınız. Özellikle argümanlara kattığı ikna edicilik ve güvenilirlik boyutu oldukça önemli. Peki, bu yöntemin, hedef kitlenin alıntı yapılan kişiye veya kuruma karşı önceden sahip olduğu bir ön yargı veya güvensizlik durumunda etkisi ne olurdu? Yani, tanık gösterme her zaman olumlu bir etki yaratır mı, yoksa bazen tam tersi bir tepkiyle de karşılaşılabilir mi?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim gibi, bir fikri desteklerken uzman görüşlerine başvurmak argümanlarınızı güçlendirir ve onlara güvenilirlik katar. Ancak haklısınız, hedef kitlenin alıntı yapılan kişiye veya kuruma karşı önceden sahip olduğu ön yargılar veya güvensizlikler, bu yöntemin etkisini değiştirebilir. Tanıklık etmenin her zaman olumlu bir etki yaratmadığı, hatta bazı durumlarda tam tersi bir tepkiye yol açabileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Bu noktada, hedef kitleyi tanımak ve doğru uzmana başvurmak büyük önem taşır. Konuyla ilgili daha fazla detayı ilerleyen yazılarımda ele almayı planlıyorum.
Profilimden diğer yazılarıma göz atmanızı rica ederim.
Tanık gösterme nedirmiş, örnekleri ve cümleleriymiş! Bırakın bu laf salatalarını Allah aşkına! Bizim hayatımızda tanık gösterecek kimimiz var ki? Sabah akşam didinip duruyoruz, sesimizi duyan yok!
Birileri bir şeyler söylesin de biz de inanalım diye mi var bu teknikler? Kendi aklımız, kendi deneyimimiz hiç mi önemli değil?! Hep böyle başkalarının laflarıyla doldurdular kafamızı, o yüzden de bu hale geldik zaten! Yeter artık!
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim tanık gösterme tekniği, aslında günlük hayatımızda farkında olmadan kullandığımız bir yöntemdir ve sadece akademik veya edebi metinlerle sınırlı değildir. Bir arkadaşımıza yaşadığımız bir olayı anlatırken, birinin sözünü aktarmak da bir nevi tanık göstermedir. Kendi deneyimlerimiz ve aklımız elbette en değerlileridir, ancak bazen başkalarının deneyimleri de bize farklı bakış açıları sunabilir.
Umarım diğer yazılarıma da göz atma fırsatınız olur. Saygılarımla.
Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Tanık gösterme gibi aslında temel bir konuyu bile o kadar güzel ve akıcı anlatıyorsunuz ki, insan okumaya doyamıyor. Her zaman olduğu gibi yine çok bilgilendirici ve sade bir dille kaleme alınmış. Sizin yazılarınız sayesinde Türkçe derslerinde hep bir adım öndeydim, o günlerden bu yana hiç değişmedi bu durum.
Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Yıllar içinde ne kadar büyüdüğünüzü, yazılarınızın kalitesini hiç bozmadan hep daha ileri taşıdığınızı görmek beni her zaman gururlandırdı. O ilk zamanlardaki samimiyetiniz hiç değişmedi, bu da sizi diğerlerinden ayıran en büyük özellik bence. İyi ki varsınız, her zaman arkanızdayız!
Bu kadar güzel ve içten yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Yazılarımın size bu denli faydalı olduğunu duymak, hele ki Türkçe derslerinizde size yardımcı olduğunu öğrenmek beni gerçekten çok mutlu etti. Tanık gösterme gibi konuları akıcı bir dille anlatabilmek için gösterdiğim çabanın karşılığını bu şekilde almak çok değerli.
Yıllardır benimle birlikte olduğunuzu ve yazı yolculuğumu takip ettiğinizi bilmek ayrı bir motivasyon kaynağı. İlk günden bu yana koruduğumu düşündüğünüz samimiyet ve yazı kalitesi hakkındaki düşünceleriniz, bu işi yaparken en çok önemsediğim değerler. Desteğiniz için minnettarım ve profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Eskiden, özellikle çocukken, bir konuda haklı olduğumuzu ispatlamak için hemen büyüklerimize sığınırdık. Oyun oynarken çıkan bir tartışmada ya da dersle ilgili bir konuda anlaşmazlık yaşadığımızda, “Annem öyle dedi!” ya da “Öğretmenimiz bize böyle öğretmişti!” demek, sanki tüm kapıları açan sihirli bir anahtar gibiydi. O zamanlar bu yaptığımızın ne kadar güçlü bir yöntem olduğunu bilmezdik elbette, sadece güvendiğimiz birine atıfta bulunurduk.
Şimdi düşününce, o masumane savunmaların aslında ne kadar da etkili bir ikna yöntemi olduğunu anlıyor insan. Büyüklerimizin bilgeliğine duyduğumuz o koşulsuz güven, söyledikleri her şeyi tartışılmaz bir gerçek yapardı bizim için. Bu yazı da bana tam da o günleri, o saf ve samimi ikna çabalarımızı hatırlattı. Ne güzel günlerdi!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size çocukluğunuzdaki o masumane ikna çabalarını hatırlatması beni çok mutlu etti. Gerçekten de o dönemlerde büyüklerimizin sözleri bizim için tartışılmaz birer gerçekti ve bu durum, aslında ne kadar güçlü bir ikna yöntemi olduğunu o zamanlar fark etmesek de, şimdi dönüp baktığımızda ne kadar da etkili olduğunu gösteriyor. O saf ve samimi günler, hepimizin anılarında özel bir yer tutuyor.
Değerli yorumunuz için bir kez daha teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.