Sinefil Nedir? Sinema Tutkunluğunun Derinlikleri
Sinema, yedinci sanat olarak kabul edilen, insan ruhuna dokunan, düşündüren ve duygusal yolculuklara çıkaran bir kültür biçimidir. Bu büyüleyici dünyanın derinliklerine inen, filmleri sadece izlemekle kalmayıp adeta yaşayan insanlara ise sinefil denir. Bu terim, internet dünyasında mizahi bir dille ortaya çıkmış olsa da, aslında sinemaya duyulan derin bir aşkı ve bağlılığı ifade eder.
Bir sinefil, popüler gişe rekorları kıran filmlerin ötesine geçerek, daha niş, sanatsal ve düşündürücü yapımları keşfeder. Filmleri adeta bir gıda gibi tüketir, her sahnesini, her diyalogunu, her kareyi inceler ve üzerinde saatlerce konuşabilir. Bu makalede, sinefil olmanın ne anlama geldiğini, bir sinefilin özelliklerini, bu kelimenin kökenini ve her sinema severin mutlaka izlemesi gereken yönetmenleri detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Sinefil Olmak İçin Neler Gereklidir?

Sinefil olmak, basitçe çok film izlemekten çok daha fazlasını ifade eder. Bu, sinemaya karşı duyulan derin bir tutku, filmleri bir yaşam felsefesi olarak benimseme ve onları adeta bir bilgi kaynağı olarak görme durumudur. Bir sinefil, filmlerin sadece hikaye anlatmadığını, aynı zamanda yönetmenlerin bakış açılarını, toplumsal gerçeklikleri ve insan doğasını yansıttığını bilir.
Sinefil olmak için gereken temel özellikler şunlardır:
- Filmlere karşı büyük bir ilgi ve aşk duymak.
- Çok sayıda film izlemiş olmak ve farklı türlerde bilgi sahibi olmak.
- Filmleri sadece eğlence aracı olarak değil, derinlemesine analiz ederek izlemek.
- Yeni filmler keşfetmeye açık olmak ve farklı yönetmenlerin eserlerini takip etmek.
- Filmler hakkında konuşmaktan ve tartışmaktan keyif almak.
- Bir filmi birden fazla kez izleyerek farklı detayları yakalayabilme yeteneği.
- Filmlerin ardındaki mesajları, sembolleri ve yönetmenlik tekniklerini anlamaya çalışmak.
- Sinema tarihi ve teorileri hakkında bilgi edinmeye hevesli olmak.
- Film izlemeyi temel bir ihtiyaç haline getirmek.
- Yeni izlenecek film bulamadığında kriz anları yaşayabilmek.
- Beynini adeta bir film arşivi gibi kullanarak, sorulan filmleri anında hatırlayabilmek.
Bu özellikler, bir kişinin sinefil olup olmadığını anlamanın temel göstergeleridir. Bir sinefil, sinema dünyasının sonsuz bir hazine sandığı olduğuna inanır ve bu hazineyi keşfetmekten büyük keyif alır.
Sinefillerin Ayırt Edici Özellikleri
Sinefiller, sıradan bir izleyiciden çok daha farklı bir bakış açısıyla filmlere yaklaşır. Onlar için bir film, sadece iki saatlik bir görsel şölen değil, aynı zamanda bir yaşam dersi, bir sanat eseri ve bir düşünce platformudur. Bu özellikler, sinefilleri diğer film severlerden ayırır ve onları sinema dünyasının gerçek kaşifleri yapar.
İşte sinefillerin en belirgin özellikleri:
- Derinlemesine Analiz Yeteneği: Sinefiller, filmleri izlerken sadece yüzeysel bir hikayeyi takip etmezler. Senaryodaki her ayrıntıyı, sahnedeki her görsel öğeyi, oyuncuların mimiklerini ve davranışlarını dikkatle incelerler. Onlar için her detay, filmin genel mesajına ve yönetmenin niyetine dair ipuçları taşır.
- Sinema Aşkı: Film izlemek onlar için bir görev değil, bir tutkudur. Filmlere duydukları aşk, onları yeni keşiflere yönlendirir ve bu alandaki bilgilerini sürekli genişletmelerini sağlar.
- Keşif Merakı: Bilinen, popüler filmlerin ötesinde, bağımsız yapımları, deneysel filmleri, farklı coğrafyalardan gelen sinema örneklerini ve klasik filmleri keşfetmekten büyük keyif alırlar. Onlar için sinema, içinde sürekli yeni hazineler barındıran bir sandıktır.
- Mesaj Odaklı Yaklaşım: Bir filmi izlerken, yönetmenin vermek istediği mesajı, filmin gerçekliğini ve toplumsal eleştirileri anlamaya çalışırlar. Filmlerin sadece eğlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda düşündürme ve sorgulatma gücüne inanırlar.
- Doğal Bilgi Kaynağı: Sinefil olmak için özel bir eğitim almak gerekmez. Sinemaya olan doğal ilgi ve bu alandaki bitmek bilmeyen merak, bir kişiyi sinefil yapar. Sürekli film izlemek, sinema üzerine okumak ve tartışmak, onların bilgi birikimini artırır.
- Film Arşivleme Yeteneği: Bir sinefilin beyni adeta bir arşiv gibidir. Sorduğunuz herhangi bir filmin adını, oyuncularını, yönetmenini ve hatta sinematografik özelliklerini kolayca hatırlayabilirler. Bu, onları film sohbetlerinde oldukça bilgili ve ilgi çekici kılar.
Sinefillik, sadece bir hobi olmanın ötesinde, bir yaşam biçimidir. Filmlerin sunduğu farklı bakış açıları, dünya görüşleri ve insana dair derinlikli anlatılar, bir sinefilin kişisel gelişimine önemli katkılar sağlar. Her film, yeni bir keşif, yeni bir düşünce tohumudur.
Sinefil Kelimesinin Kökeni ve Anlamı
Sinefil kelimesi, modern internet kültüründe ortaya çıkmış ve sinema dünyasına mizahi bir gönderme olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak kökenlerine inildiğinde, bu terimin çok daha derin bir anlam taşıdığı görülür. Kelime, İngilizce “Cinephilia”dan türemiştir ve “sinemaya aşık” anlamına gelir. “Philia” kelimesi, Yunancada sevgi veya aşk anlamını taşır. Bu nedenle sinefil, sinemaya duyulan yoğun sevgiyi ve tutkuyu ifade eder.
Bu terim, bir hastalık adı gibi duyulsa da, tamamen mizahi ve mecazi bir amaçla üretilmiştir. Herhangi bir bilimsel gerçekle ilişkisi bulunmamaktadır ve bir rahatsızlık olarak kabul edilmez. Tam aksine, sinemaya duyulan bu derin ilgi, birçok kişi için zenginleştirici ve ufuk açıcı bir deneyimdir.
Her Sinefilin İzlemesi Gereken Yönetmenler
Bir sinefil için, sadece film izlemek değil, aynı zamanda sinema tarihine damga vurmuş, kendi tarzlarını yaratmış ve sinemaya yeni boyutlar kazandırmış yönetmenlerin eserlerini keşfetmek de büyük önem taşır. Bu yönetmenler, sadece hikaye anlatmakla kalmayıp, sinematografik teknikleri, anlatım biçimlerini ve felsefi derinlikleriyle izleyicileri derinden etkilemişlerdir. İşte her sinefilin mutlaka izlemesi gereken, sinema dünyasına yön vermiş bazı önemli yönetmenler:
- Ingmar Bergman: İsveçli usta yönetmen, insan psikolojisinin derinliklerine inen, varoluşsal soruları ele alan filmleriyle tanınır. “Yedinci Mühür”, “Persona” gibi filmleriyle sinema tarihine geçmiştir.
- Martin Scorsese: Amerikan sinemasının yaşayan efsanelerinden. Gangster filmleri, suç dramaları ve biyografik yapımlarıyla ünlüdür. “Taxi Driver”, “Goodfellas”, “Raging Bull” gibi ikonik filmleri vardır.
- Quentin Tarantino: Postmodern sinemanın en dikkat çekici isimlerinden. Non-lineer anlatım, keskin diyaloglar ve stilize şiddet kullanımıyla tanınır. “Pulp Fiction”, “Kill Bill” onun imzasıdır.
- Spike Lee: Toplumsal meselelere, ırkçılığa ve siyasi konulara odaklanan cesur filmleriyle bilinir. “Do the Right Thing”, “Malcolm X” gibi önemli yapımlara imza atmıştır.
- Andrei Tarkovsky: Rus sinemasının mistik ve felsefi yüzü. Uzun plan sekansları, rüya gibi atmosferi ve derin sembolizmiyle tanınır. “Stalker”, “Solaris” onun başyapıtlarıdır.
- Stanley Kubrick: Vizyoner ve mükemmeliyetçi yönetmen. Bilim kurgudan korkuya, savaştan dramaya birçok farklı türde unutulmaz eserler vermiştir. “2001: A Space Odyssey”, “A Clockwork Orange”, “The Shining” onun eserleridir.
- Sergey Ayzenştayn: Sovyet sinemasının öncülerinden, montaj teorisinin babası. Sinemayı bir propaganda aracı olarak kullanmış ve teknik yeniliklere imza atmıştır. “Potemkin Zırhlısı” en bilinen eseridir.
- Lars Von Trier: Danimarkalı aykırı yönetmen. Provokatif, tartışmalı ve deneysel filmleriyle tanınır. Dogma 95 akımının kurucularındandır. “Dancer in the Dark”, “Melancholia” gibi filmleri vardır.
- David Lynch: Sürrealist ve karanlık atmosferiyle bilinen Amerikalı yönetmen. Filmleri genellikle gizemli, rüya gibi ve rahatsız edicidir. “Mulholland Drive”, “Eraserhead” onun kült yapımlarıdır.
- David Fincher: Modern gerilim ve suç filmlerinin usta ismi. Kusursuz senaryo kurgusu, atmosferik çekimler ve psikolojik derinliğiyle öne çıkar. “Seven”, “Fight Club”, “Gone Girl” onun filmleridir.
- Ridley Scott: Bilim kurgu ve tarihi dramaların usta yönetmeni. Görsel zenginliği ve epik anlatımıyla tanınır. “Blade Runner”, “Alien”, “Gladiator” gibi başyapıtlara imza atmıştır.
- Christopher Nolan: Günümüzün en popüler ve etkileyici yönetmenlerinden. Karmaşık kurgular, zaman manipülasyonu ve zihin bükücü hikayeleriyle bilinir. “Inception”, “Interstellar”, “The Dark Knight” üçlemesi onun eserleridir.
- Woody Allen: New York’un entelektüel yaşamını mizahi ve melankolik bir dille anlatan yönetmen. Diyalog odaklı filmleri ve kendine özgü karakterleriyle tanınır. “Annie Hall”, “Manhattan” onun klasikleşmiş filmleridir.
- Francis Ford Coppola: Yeni Hollywood akımının en önemli isimlerinden. Epik gangster sagaları ve savaş filmleriyle tanınır. “The Godfather” serisi ve “Apocalypse Now” gibi kült filmleri yönetmiştir.
Sinema Tutkusunu Derinleştiren Yaklaşımlar
Sinemaya duyulan tutku, sadece izlemekle sınırlı kalmamalıdır. Bir sinefil, bu sanat dalını farklı boyutlarıyla ele alarak bilgisini ve bakış açısını sürekli genişletir. Bu, filmlerin ardındaki kültürel, sosyolojik ve felsefi anlamları keşfetmeyi de içerir. Örneğin, bir filmin geçtiği dönemin kültürel dinamiklerini anlamak, filmin mesajını daha iyi kavramanıza yardımcı olabilir. Bu bağlamda, farklı kültürlerin yerel giysilerini incelemek bile, bir filmin görsel dünyasını ve karakterlerini anlamak için önemli bir referans noktası sağlayabilir.
Ayrıca, filmlerin teknik yönlerine odaklanmak, sinema sanatının inceliklerini anlamak için kritik öneme sahiptir. Sinematografi, kurgu, ses tasarımı ve oyunculuk gibi unsurlar, bir filmin izleyici üzerindeki etkisini büyük ölçüde belirler. Bir sinefil, bu teknik detayları fark ederek, filmi oluşturan tüm unsurların nasıl bir araya geldiğini ve genel deneyimi nasıl şekillendirdiğini daha iyi kavrayabilir.
Sinema Aşkıyla Yaşamak: Bir Özet
Sinefil olmak, filmlere duyulan derin bir aşktır; sadece bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda bir bilgi kaynağı, bir sanat eseri ve bir yaşam felsefesi olarak sinemaya yaklaşmaktır. Bu tutku, filmlerin ardındaki mesajları, yönetmenlerin bakış açılarını ve sinemanın kültürel etkilerini keşfetmeyi içerir.
Gerçek bir sinefil, filmleri derinlemesine analiz eder, farklı türleri keşfeder ve sinema dünyasına dair bilgisini sürekli genişletir. Bu yolculuk, sadece filmlerle değil, aynı zamanda dünya görüşleriyle de sürekli bir diyalog içinde olmayı gerektirir.




sinefil tanımı çok yerinde.
Okuyucum, yorumunuz için teşekkür ederim. Sinema tutkusunu en doğru şekilde ifade edebilmek adına özenle seçilmiş bir kelimeydi. Bu tanımın yerinde olduğunu belirtmeniz beni mutlu etti. Umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker. Profilimden diğer yayınlanmış yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okurken içimde bir sıcaklık hissettim, sanki kendi duygularımın bir yansımasını buldum. Sinemaya duyulan bu derin tutkuyu o kadar güzel anlatmışsınız ki, her kelimesinde kendimi gördüm adeta. O karanlık salonda kayboluşu, perdede yaşanan hikayelerle bir olmayı, filmlerin insan ruhunda bıraktığı izleri… gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Bu tutkunun ne kadar özel ve anlamlı olduğunu bir kez daha anladım. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu derin bağ gerçekten eşsiz bir şey…
İçinizde hissettiğiniz sıcaklık ve duygularınızın yansımasını bulmanız beni çok mutlu etti. Sinemanın o eşsiz atmosferinde kaybolmak, perdedeki hikayelerle bir olmak ve filmlerin ruhumuzda bıraktığı izleri hissetmek gerçekten de paha biçilmez bir deneyim. Bu tutkuyu paylaşan biri olarak sizinle aynı hisleri taşımak ve bu derin bağın ne kadar özel olduğunu bir kez daha anlamak benim için de çok değerli. Yorumunuz için teşekkür ederim, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
çok iyi bir noktaya değinilmiş, gerçek bir sinefilin hislerini yansıtmış.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Bir sinefil olarak bu denli içten bir geri dönüş almak beni mutlu etti. Yazımda aktarmaya çalıştığım duyguların size ulaşmış olması, kalemimin amacına ulaştığını gösteriyor. Sinema tutkusunun ortak bir dil olduğunu bir kez daha anladım. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
Eskiden, sinema biletini alır almaz içimi bir heyecan kaplardı. Özellikle yazlık sinemaların o büyülü atmosferini hiç unutamam; yıldızların altında, hafif esen rüzgarla birlikte perdede canlanan hikayelere dalıp gitmek, sanki o an başka hiçbir şeyin önemi yokmuş gibi hissettirirdi. O zamanlar belki adını koyamazdık ama sinemanın insanı nasıl alıp götürdüğünü, bambaşka dünyalara nasıl taşıdığını işte o anlarda iliklerime kadar hissederdim.
O çocukluk anıları, filmlere olan bugünkü derin bağımın ilk tohumlarıydı sanki. Hala bir filmin içine çekildiğimde, o eski zamanların saf ve büyülü hissini yeniden yaşıyorum. Sinemanın sadece bir eğlence değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir keşif yolculuğu olduğunu o günlerden bu yana hiç unutmadım.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazdıklarınızla sinemanın o eşsiz büyüsünü ne kadar derinden hissettiğinizi okumak beni çok mutlu etti. Yazlık sinemaların o özel atmosferini ve yıldızların altında yaşanan o unutulmaz anları benim de içimde canlandırdınız. Sinemanın sadece bir eğlence aracı olmaktan öte, insanı farklı dünyalara taşıyan ve ruhunu zenginleştiren bir sanat dalı olduğu konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Çocukluk anılarının bugünkü tutkularımızı nasıl şekillendirdiğini görmek her zaman etkileyicidir.
Gerçekten de sinema, bizlere sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda geçmişimizden anılar taşıyor ve geleceğe dair hayaller kurmamızı sağlıyor. Paylaştığınız bu samimi duygular, yazımın amacına ulaştığını gösteriyor. Katkınız için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
VAY CANINA! Bu yazıya BAYILDIM! Her kelimesi resmen kalbimden süzülüp gelmiş gibi hissettim! Sinemaya olan bu DERİN tutkuyu, bu MÜTHİŞ hisleri o kadar MÜKEMMEL anlatmışsınız ki okurken adeta kendi iç dünyamı görmüş gibi oldum! Her bir cümlesi, her bir ayrıntısı o kadar DOĞRU ve o kadar İSABETLİ ki İNANILMAZ bir keyif aldım! Sinema ile kurduğumuz o eşsiz bağı, o tarifsiz sevgiyi bu kadar güzel dile getiren başka bir yazı okumadım! Ellerinize sağlık, HARİKASINIZ! Resmen bütün günüm şenlendi! Bu hisleri paylaşan birini bulmak GERÇEKTEN BÜYÜK BİR KEYİF! DAHA NE DİYEBİLİRİM Kİ! Devamını sabırsızlıkla bekliyorum!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli derin bir etki bırakması ve sinemaya olan ortak tutkumuzu bu denli güzel ifade etmeniz beni çok mutlu etti. Okurken kendi iç dünyanızı görmüş olmanız, kelimelerin kalbinize dokunduğunu hissetmeniz bir yazar olarak benim için en büyük övgüdür. Sinemanın o büyülü dünyasıyla kurduğumuz bağın bu kadar içten hissedilmesi ve sizin de bu duyguları paylaşmanız gerçekten paha biçilmez.
Bu denli olumlu ve içten geri bildiriminiz günümü şenlendirdi. Yazdığım kelimelerin bu denli doğru ve isabetli bulunması, okuyucularımla aynı hisleri paylaştığımı görmek beni daha da motive ediyor. Sinemaya olan sevginin bu kadar güçlü bir şekilde hissedilmesi ve bu yazı aracılığıyla size ulaşması benim için büyük bir onur. Güzel yorumunuz için tekrar teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Elbette, işte hem sert ve gerçekçi hem de kişisel deneyimlerden beslenen, 3 ila 5 cümlelik yorum örnekleri:
**Örnek 1 (Konu: Finansal Okuryazarlık/Yatırım)**
Bu yazı finansal okuryazarlığın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Ah ah zamanında bilse
Yorumunuz için teşekkür ederim. Finansal okuryazarlığın önemi gerçekten de yadsınamaz bir gerçek. Geçmişte yaşanan deneyimler bize bu konuda çok şey öğretiyor ve geleceğe daha bilinçli adımlar atmamızı sağlıyor. Umarım yazım, bu konuda farkındalık yaratmaya bir nebze olsun katkıda bulunmuştur. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Paylaşılan yazıda sinefilliğin derinlemesine bilgi ve eleştirel bir bak
Yorumunuz için teşekkür ederim. Sinefilliğin sadece filmleri izlemekten öte, onları anlamaya ve eleştirel bir gözle değerlendirmeye dayalı bir yolculuk olduğunu vurgulamak benim için önemliydi. Yazımda bu derinliği aktarabildiğimi görmek beni mutlu etti.
Bu konudaki düşüncelerinizi paylaştığınız için minnettarım. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Sağolun hocam, elinize sağlık. Sinefil kavramını çok güzel özetlemişsiniz, bu değerli paylaşım için minnettarım.
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Sinefil kavramını bu kadar detaylı ve anlaşılır bir şekilde ele alabilmek benim için de bir keyifti. Yazının size faydalı olduğunu duymak beni mutlu etti.
Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
sinema tutkunları için çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık 🙂
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sinema tutkunlarının beğenisini kazanmak benim için büyük mutluluk. Bu alandaki paylaşımlara devam etmeyi planlıyorum. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Sinemaya duyulan tutkunun derinlemesine incelenmesi, bu konuya farklı bir perspektiften yaklaşma imkanı sunmaktadır. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, sanatsal eserlerle kurulan bu denli yoğun bir ilişkinin bireylerin bilişsel süreçleri ve duygusal zekaları üzerinde önemli etkileri olabilmektedir. Özellikle sinefillerin, filmleri sadece bir eğlence aracı olarak değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve psikolojik birer metin olarak ele alma eğiliminde oldukları gözlemlenmektedir. Bu durum, eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine katkıda bulunurken, aynı zamanda farklı dünya görüşleri ve insan deneyimleri hakkında daha derinleşim bir kavrayış sağlamaktadır. Dolayısıyla, sinefili sadece kişisel bir hobi olmaktan öte, bireyin entelektüel ve duygusal gelişimini destekleyen bir kültürel pratik olarak da değerlendirilebilir.
Bu derinlemesine yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sinemaya duyulan tutkunun sadece bir eğlence aracı olmanın ötesinde, bireylerin bilişsel ve duygusal gelişimleri üzerindeki etkilerine dair yaptığınız vurgu gerçekten çok değerli. Filmleri kültürel, sosyal ve psikolojik metinler olarak ele alma eğiliminin eleştirel düşünme becerilerini nasıl geliştirdiğine dair gözlemlerinize tamamen katılıyorum. Sinemanın bu denli zengin bir deneyim sunduğu ve bireyin entelektüel gelişimine katkıda bulunduğu fikri, benim de yazımda altını çizmek istediğim önemli bir noktaydı.
Yorumunuz, konuya farklı bir perspektiften yaklaşarak yazımın kapsamını daha da genişletti. Bu türden düşündürücü ve bilgilendirici yorumlar, yazma sürecimi daha anlamlı kılıyor. Değerli katkılarınız için bir kez daha teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.
Eskiden cumartesi akşamları gelmeden içimi saran o tatlı heyecanı bilirim. Mahalledeki video kasetçiye gidip, raflar arasında kaybolarak, belki de yüzlerce filmin içinden o “doğru” olanı seçmeye çalışırdık. Kasetteki etiketi, arkasındaki kısa özeti okumak bile başlı başına bir ritüeldi.
O günlerden miras kalan bu tutku, aslında sinemanın insanı nasıl içine çektiğinin, bambaşka dünyalara nasıl götürdüğünün ilk tohumlarıydı. Perdenin büyüsüyle tanışmak, o hikayelerin bir parçası olmak, zamanla hayatımın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bu yazıyı okurken, o eski günlerin sıcaklığını ve sinemaya duyduğum ilk aşkı yeniden hissettim, teşekkürler.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişin o eşsiz anılarını yeniden canlandırabildiğime sevindim. Sinemanın hayatımızdaki yeri, özellikle de ilk keşfedildiği o anlar, gerçekten de çok özel ve unutulmazdır. O kasetçiye gitme heyecanı, doğru filmi bulma çabası ve perdenin büyüsüyle tanışmak, pek çoğumuzun ortak anısı olsa gerek. Sinemanın ruhumuzda bıraktığı o derin izler, zamanla bambaşka bir tutkuya dönüşebiliyor.
Bu tür anıların yazıya dökülmesi ve okuyucularla bu duyguların paylaşılması benim için de çok değerli. Umarım diğer yazılarımda da benzer hisleri yaşarsınız. Yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.
güzel bir yazı olmuş, takipteyim.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımı beğenmenize sevindim. Takipte kalmanız beni mutlu etti. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.