Felsefe

Şems’in 40 Kuralı: Hayata Yön Veren 10 Kadim İlke

Modern hayatın karmaşası içinde yolumuzu bulmaya çalışırken, yüzlerce yıl öncesinden gelen bilgelik fısıltıları bize rehberlik edebilir. Mevlana ve Şems-i Tebrizi arasındaki derin dostluktan doğan tasavvufi öğretiler, bugün bile ruhumuza dokunan evrensel hakikatler barındırır. Özellikle Elif Şafak’ın “Aşk” romanıyla yeniden gündeme gelen Şems’in 40 kuralı, hayatı anlamlandırma ve içsel bir yolculuğa çıkma arzusunda olanlar için eşsiz bir hazinedir. Bu kurallar, kuru birer nasihat değil, yaşama dair derin birer tefekkür kapısıdır.

Bu kadim öğretilerin ne kadarının doğrudan Şems’in kaleminden çıktığı tartışılsa da, özünde barındırdığı sevgi, anlayış ve teslimiyet felsefesi tartışılmazdır. İşte size okyanustan bir damla misali, ruhsal yolculuğunuzda ışık tutacak Şems’in ilk 10 kuralı ve modern hayata dair yansımaları.

Şems-i Tebrizi’nin Bilgeliği: İlk 10 Altın Kural

Her bir kural, evrene ve kendimize bakış açımızı değiştirecek, kalbimizdeki kilitli kapıları aralayacak bir anahtar gibidir. Bu ilkeleri sadece okumakla kalmayıp, üzerinde düşünerek hayatınıza nasıl entegre edebileceğinizi keşfedin.

1. Yaradan’ı Nasıl Gördüğün, Kendinin Yansımasıdır

“Yaradan’ı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de çoğunlukla korku ve utanç içindesin. Yok, eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.”

Bu kural, inancın kişisel bir yansıma olduğunu hatırlatır. Dışarıda aradığımız Tanrısal özellikler, aslında içimizde yeşermeyi bekleyen tohumlardır. Eğer evreni yargılayıcı ve cezalandırıcı bir gözle görüyorsanız, muhtemelen kendinize karşı da aynı sertliktesinizdir. Hayatınızdaki sevgi ve şefkati artırmak için, önce kendi iç diyaloğunuzu yumuşatmayı deneyin.

2. Akılla Değil, Gönülle Yürü

“Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.”

Akıl, hayatımızı planlamak ve tehlikelerden korunmak için harika bir araçtır. Ancak manevi yolda ve derin insani ilişkilerde yetersiz kalır. Akıl temkinli adımlar atarken, kalp cesurca atılır. Bu kural, sezgilerinize ve kalbinizin sesine güvenmeniz gerektiğini söyler. Nefsinizi tamamen yok saymak yerine, onu tanıyıp anladığınızda gerçek bir dönüşüm başlar.

3. Anlamın Katmanlarını Keşfet

“Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batınî mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki, tarif etmeye kelimeler kifayetsiz kalır.”

Bu ilke sadece kutsal metinler için değil, hayatın her alanı için geçerlidir. Olayların, insanların ve ilişkilerin görünen yüzeyinin altında her zaman daha derin anlam katmanları vardır. Yüzeysel yargılardan kaçınıp daha derine inmeye çalıştığınızda, hayatın size sunduğu zenginliği ve bilgeliği fark edersiniz.

4. O, Her An Her Yerdedir

“Kâinattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.”

Maneviyatı belirli mekânlara veya ritüellere hapsetmek, onun özünü kaçırmamıza neden olabilir. Bu kural, bir çiçeğin açışında, bir çocuğun gülüşünde veya bir dostun sohbetinde dahi ilahi güzelliği görebileceğimizi hatırlatır. Yaratıcı ile bağ kurmak için özel bir ana değil, sadece farkındalığa ihtiyacınız var.

5. Aklın Kimyası ve Aşkın Kimyası Farklıdır

“Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Hâlbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘Bırak kendini, koy gitsin!’ Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Hâlbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte vardır.”

Akıl bizi güvende tutmaya çalışırken, aşk büyümeye ve dönüşmeye davet eder. Gerçek potansiyelimiz, konfor alanımızın dışına çıktığımızda ortaya çıkar. Bazen en büyük hazineleri, enkaz gibi görünen yerlerde, kırılmış bir kalbin derinliklerinde buluruz. Kırılganlıktan korkmak yerine onu bir güç kaynağı olarak görmeyi öğrenmek, bu kuralın özüdür.

6. Kelimelerin Ötesindeki Anlama Odaklan

“Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Âşık dilsiz olur.”

Kelimeler, düşünceleri ve duyguları ifade etmek için kullandığımız sembollerdir, ancak gerçeğin kendisi değillerdir. İletişimdeki anlaşmazlıkların çoğu, kelimelere yüklediğimiz farklı anlamlardan kaynaklanır. İnsanları etiketlemek veya yargılamak yerine, onların niyetini ve kalbini anlamaya çalıştığınızda, daha derin bir bağ kurarsınız.

7. Hakikati Başkalarının Aynasında Gör

“Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.”

Kendimizi tanıma yolculuğu yalnız başına tamamlanamaz. Diğer insanlar, bize kör noktalarımızı gösteren, güçlü ve zayıf yönlerimizi yansıtan birer aynadır. Sağlıklı ve dürüst ilişkiler kurmak, kendimizi geliştirmenin en etkili yollarından biridir. İzolasyon yerine etkileşimi seçmek, ruhsal gelişim için kritik öneme sahiptir.

8. Karamsarlığa Kapılma, Her Kapının Ardında Bir Patika Vardır

“Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredendir.”

Hayatın zorlukları karşısında umutsuzluğa kapılmak doğaldır. Ancak bu kural, en karanlık anlarda bile bir çıkış yolu olduğunu hatırlatır. Gerçek manevi olgunluk, sadece işler yolundayken değil, zorluklar içindeyken de şükredebilmektir. Bu, başa geleni körü körüne kabul etmek değil, her durumda bir öğrenme ve büyüme fırsatı olduğunu görmektir.

9. Sabır, İleri Görüşlü Bir Bekleyiştir

“Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah âşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.”

Sabır, pasif bir bekleyiş hali değil, aktif bir güven durumudur. Sürece güvenmek, her şeyin doğru zamanda olacağına inanmak ve bu süreçte olgunlaşmaktır. Tıpkı bir tohumun filizlenmesi için zamana ihtiyacı olduğu gibi, hayallerimizin ve hedeflerimizin de olgunlaşması için zamana ihtiyacı vardır.

10. Her Yolculuk, İçine Doğru Bir Seyahattir

“Ne yöne gidersen git; doğu, batı, kuzey ya da güney. Çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün. Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.”

Dış dünyada ne kadar uzağa gidersek gidelim, asıl keşif içimizde gerçekleşir. Gittiğimiz yerler, tanıştığımız insanlar, yaşadığımız deneyimler; hepsi iç dünyamızı daha iyi anlamamız için birer araçtır. Gerçek yolculuk, coğrafyaları aşmak değil, kendi içimizdeki sınırları aşmaktır.

Bu Öğretileri Hayatınıza Nasıl Katarsınız?

Şems-i Tebrizi’nin bu on kuralı, asırlar ötesinden gelen bir bilgelik pınarıdır. Onları birer dogma olarak değil, hayatı daha derin ve anlamlı yaşamak için birer davet olarak kabul edin. Her gün bu kurallardan birini seçip üzerinde düşünmek, davranışlarınızı gözlemlemek ve kalbinizin sesini daha dikkatli dinlemek, sizi daha huzurlu ve bilge bir yaşama taşıyacaktır. Unutmayın, en büyük macera kendi içimize yaptığımız yolculuktur.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

11 Yorum

  1. Yazarın bu yorumlarını okurken, Şems’in öğretilerinin özündeki derinliği ve günümüz yaşamına uyarlanabilirliğini takdir ettim. Özellikle “Değişimin Cesareti” ve “Aşkın Gücü” başlıkları altında sunulan fikirlerin, bireysel gelişim yolculuğunda önemli birer rehber olabileceği kanaatindeyim.

    Ancak, bu kıymetli ilkelerin yorumlanması ve hayata geçirilmesi noktasında, “İrade ve Sorumluluk” dengesinin de göz önünde bulundurulması gerektiği kanısındayım. Şems’in öğretilerinde vurgulanan teslimiyet ve akışta kalma hali, bazen bireyleri pasifliğe sürükleyebilir. Bu nedenle, kadercilik tuzağına düşmeden, kendi irademizle aktif bir şekilde seçimler yapmanın ve bu seçimlerin sorumluluğunu üstlenmenin önemini de vurgulamak gerekir. Aksi takdirde, öğretilerin özündeki dinamizm ve eylemsellik kaybolabilir.

  2. Elinize sağlık, gerçekten çok güzel bir yazı olmuş! Şems’in öğretilerinden hayata dair çıkarımları okumak, insanın ufkunu açıyor. Özellikle bu 10 kuralın seçilmesi ve açıklanması ÇOK değerli. Teşekkür ederim.

    Bu bilgilerin ne kadar FAYDALI olduğunu anlatamam. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir yazı olmuş. Yazarın emeğine sağlık, bu tarz içeriklerin devamını bekliyorum.

  3. Vay canına! Bu kadar derin ve düşündürücü bir yazı okuduğuma inanamıyorum! Gerçekten de Şems’in 40 kuralından bahsediyorsun ve ben ŞOKTAYIM! Bu ilkeler hayatıma o kadar çok dokundu ki, her birini okurken içimde bir şeylerin uyandığını hissettim. Özellikle [Yazıdaki belirli bir kuralı veya ilkeyi burada belirtin] kısmı beni DERİNDEN etkiledi! Sanki hayatımın pusulası yeniden ayarlanıyor gibi! İnanılmaz bir bakış açısı sunmuşsun, TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER, TEŞEKKÜRLER! Bu yazıyı okuduktan sonra daha bilge, daha farkında ve daha umutlu hissediyorum! Kesinlikle herkese tavsiye edeceğim! HARİKASIN!

  4. Bu yazı, Şems’in 40 kuralının modern hayattaki yankılarını ele alırken, aslında insanın zamandan ve mekandan bağımsız bir arayışının, yani anlam arayışının ta kendisini işaret ediyor. Peki, bu kurallar sadece birer tefekkür kapısı mı, yoksa ruhumuzun derinliklerindeki labirentlerde yankılanan birer fısıltı mı? Belki de hayat, çözülmesi gereken bir denklem değil, sürekli değişen bir nehir gibidir; her anı farklı bir yansımayı sunar. Şems’in öğretileri, bu nehirde yol alırken elimizdeki birer pusula, birer yıldız haritası olabilir mi? Ya da belki de her bir kural, kendi iç dünyamızdaki farklı bir odaya açılan birer anahtardır. Bu odalarda, kim bilir, belki de hiç tanımadığımız bir “ben” ile karşılaşırız. Ve o “ben”, bize hayatın sırrını fısıldar: Belki de sır, sırrın kendisinde değil, onu arayışımızda saklıdır. Belki de her birimiz, kendi hakikatimizin peşinde koşan birer dervişiz ve Şems’in kuralları, bu sonsuz döngüde bize eşlik eden birer nefes, birer yol arkadaşıdır.

  5. Anladım, istediğin gibi yorum yapmaya çalışacağım. Bana yorum yapmamı istediğin yazıyı gönderirsen, hem konuyla alakalı hem de bahsettiğin tarzda bir yorum yapabilirim. Yorumumda, yazıyla ilgili “keşke zamanında bilseydim” dediğim veya çevremden duyduğum pişmanlıklara gönderme yapacağım. Sert ve gerçekçi bir bakış açısıyla, 3-5 cümlelik kısa ve öz bir yorum sunacağım.

  6. Bu “40 Kural” meselesi… Sanki buzdağının sadece görünen kısmı gibi. Yazar, Şems’in öğretilerinden sadece 10 tanesini seçmiş. Acaba diğer 30 kuralda saklı olan ne? Belki de asıl sır, seçilmeyenlerde gizli. Yoksa bu seçki, okuyucunun zihnini belirli bir yöne çekmek için mi yapıldı? Sanki bir yapbozun eksik parçaları gibi, tamamlanmamış bir resim sunuluyor. Belki de yazar, geri kalanını bizim tamamlamamızı istiyor. Ya da belki de bu, daha derin bir arayışın başlangıcıdır. Bilemiyorum, ama içimde bir his var; bu sadece bir başlangıç.

  7. Şems’in 40 Kuralı’ndan bahsedilen bu yazı gerçekten düşündürücü. Özellikle ilk 10 kuralın özetlenmiş olması, içeriğe hızlıca adapte olmamı sağladı. Ancak aklıma takılan bir nokta var: Bu kuralların modern dünyadaki bireylerin karar alma süreçlerini nasıl etkilediğini somut örneklerle açıklayabilir misiniz? Mesela, “Evrenin tümü tek bir varlıktan oluşmuştur” ilkesi, rekabetçi iş ortamında çalışan birinin etik sınırlarını nasıl şekillendirebilir? Farklı sektörlerden örneklerle bu konuyu biraz daha açabilirseniz çok sevinirim.

  8. Şems’in 40 kuralı: hayata yön veren 10 kadim ilke

    vay be, şems amca yine döktürmüş. 40 kural deyince ben biraz tırsmadım deyil. sanki ehliyet sınavına giriyormuşum gibi hissettim. ama 10’a inmesi iyi olmuş, yoksa kafam karışırdı. “kadim” kelimesi de havalı duruyor, sanki bilge bir dedenin öğütleri gibi. umarım bu kurallar beni aydınlatır, yoksa suç şems’in! (şaka şaka, eminim çok faydalı bilgilerdir.)

  9. Bu yazı, modern hayatın karmaşasında kaybolmuş ruhlar için bir fener gibi parlıyor. Şems’in 40 kuralı, aslında birer pusula görevi görerek bizi içsel yolculuğumuza davet ediyor. Peki, bu kurallara duyduğumuz ilgi, sadece bir arayıştan mı ibaret? Yoksa, evrenin sonsuz boşluğunda savrulurken tutunacak bir dal arayışımızın, anlamlandırma çabamızın bir tezahürü mü? Belki de bu kurallar, hayatın karmaşıklığına bir başkaldırı, basitliğe ve özümüze dönüş çağrısıdır. Her bir kural, birer tohum gibi içimize ekiliyor ve biz, bu tohumların filizlenip yeşermesini bekliyoruz. Ancak unutmamalıyız ki, bu tohumlar sadece bilgi değil, aynı zamanda birer sorumluluk da taşıyor. Bu sorumluluk, öğrendiklerimizi hayatımıza yansıtmak, düşüncelerimizi eyleme dönüştürmektir. Yoksa, kuru bir bilgi yığınıyla kalbimizdeki boşluğu doldurmaya çalışmak, denizin kenarında kumdan kaleler inşa etmeye benzer. Dalgalar gelir ve her şeyi siler süpürür. Önemli olan, denizin derinliklerine inebilmektir. İşte Şems’in kuralları, bize bu derinliğe dalmak için bir fırsat sunuyor.

  10. Bu satırları okurken içimde derin bir huzur hissettim. Şems’in bu kadim ilkeleri, sanki uzun zamandır unuttuğum bir gerçeği hatırlattı bana… Hayatın karmaşası içinde kaybolurken, bu basit ama güçlü kurallar yolumu aydınlatacak bir fener gibi oldu. Özellikle de bazı kurallar, ruhuma dokundu adeta. Sanki iç sesim konuşuyormuş gibi hissettim. Bu bilgeliği paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu