Felsefe

Özgürlük Nedir: Felsefi Sorgulamalar ve Farklı Bakış Açıları

İnsanlık tarihi boyunca sürekli tartışılan ve farklı felsefi akımların temelini oluşturan özgürlük kavramı, bireyin varoluşsal serüveninde merkezi bir yer tutar. Latince “liber” kelimesinden türeyen ve bağımsızlığı ifade eden bu kavram, siyaset felsefesinden ahlak felsefesine, varoluşçuluktan diyalektik materyalizme kadar geniş bir yelpazede farklı yorumlara tabi tutulmuştur. Peki, felsefi bağlamda özgürlük nedir ve bu derin kavramı nasıl anlamalıyız?

Bu makalede, özgürlüğün felsefi tanımı, negatif ve pozitif özgürlük ayrımı, liberal düşünürlerin özgürlüğe bakış açıları ve varoluşçuluk gibi farklı akımların özgürlük yorumları derinlemesine ele alınacaktır. Ayrıca, Thomas Hobbes ve John Stuart Mill gibi önemli düşünürlerin özgürlük üzerine geliştirdikleri argümanları inceleyerek, bu kadim felsefi problemin farklı veçhelerini aydınlatmaya çalışacağız. Özgürlük ve zorunluluk arasındaki diyalektik ilişkiyi de göz önünde bulundurarak, özgürlüğün sadece bir yokluk hali değil, aynı zamanda bir egemenlik ve bilinç hali olduğunu göstereceğiz.

Özgürlük Kavramının Kökenleri ve İki Temel Tanımı

Özgürlük Nedir: Felsefi Sorgulamalar ve Farklı Bakış Açıları

Özgürlük, felsefi geleneğin en temel ve en çok tartışılan kavramlarından biridir. Kavramın derinliği, onun tek bir tanıma sığdırılamamasından kaynaklanır. Siyasal teoride özgürlük genellikle iki ana başlık altında incelenir: negatif özgürlük ve pozitif özgürlük. Bu ayrım, Isaiah Berlin’in ünlü “İki Özgürlük Kavramı” denemesiyle geniş çapta kabul görmüştür, ancak kökenleri çok daha eskiye dayanır.

  • Negatif Özgürlük: Bu özgürlük anlayışı, kişinin dışsal engellerden, müdahalelerden ve kısıtlamalardan azade olma durumunu ifade eder. Yani, bir şey yapma veya yapmama konusunda başkaları tarafından zorlanmama halidir. John Stuart Mill’in “Hürriyet Üzerine” adlı eserinde vurguladığı gibi, bu, bireyin kendi bedeni ve zihni üzerinde egemen olma, devletin veya toplumun meşru olmayan müdahalelerinden korunma alanıdır. Hobbes’un “engelleme olmaması” tanımı da negatif özgürlüğün ilk ve en net ifadelerinden biridir. Negatif özgürlük, bireyin dokunulmazlığını ve özerkliğini güvence altına almayı amaçlar.
  • Pozitif Özgürlük: Negatif özgürlüğün aksine, pozitif özgürlük, kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirme, kendi kaderini belirleme ve belirli amaçlara ulaşma kapasitesine sahip olma durumunu ifade eder. Bu, sadece engellerin olmaması değil, aynı zamanda kişinin arzu ettiği hedeflere ulaşabilmesi için gerekli araçlara, olanaklara ve koşullara sahip olmasıdır. Pozitif özgürlük, bireyin kapasitesinin artırılması ve kendini gerçekleştirebilmesiyle yakından ilişkilidir. Örneğin, eğitim veya sağlık hizmetlerine erişim, pozitif özgürlüğün bir boyutu olarak görülebilir.

Liberal Düşüncede Bireysel Özgürlük

Özgürlük Nedir: Felsefi Sorgulamalar ve Farklı Bakış Açıları

Liberal ideolojinin temel taşlarından biri olan birey özgürlüğü, 19. yüzyıldan itibaren büyük bir başarıya ulaşmıştır. Bu başarının ardında, bireyin kendi seçtiği yaşamı sürdürme hakkının ve dış müdahalelerden korunma ilkesinin güçlü bir şekilde savunulması yatar. John Stuart Mill, “Hürriyet Üzerine” adlı seminal eserinde, bireyin özgürlük alanının sınırlarını net bir şekilde çizmeye çalışır. Mill’e göre, bireyin eylemlerine sınırlama getirilebilecek tek meşru alan, başkasının özgürlük alanına müdahale edildiği durumdur. Bu ilke, liberalizmin özgürlük tanımının kalbinde yer alır: bir bireyin özgürlüğü, başka bir bireyin özgürlüğünün başladığı yerde sona erer.

Mill’in bu yaklaşımı, bireyin düşünce, ifade ve yaşam biçimi özgürlüklerini devletin veya çoğunluğun baskısından koruma amacını taşır. Ona göre, bir bireyin eylemi başkalarına zarar vermediği sürece, o eyleme müdahale etmek meşru değildir. Bu, liberalizmin temel prensiplerinden biri olan “zarar ilkesi”dir. Mill’in özgürlük anlayışı, modern demokratik toplumların temel hak ve özgürlükler kavramının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.

Thomas Hobbes ve Özgürlüğün Engellenmeme Hali

Thomas Hobbes, her ne kadar mutlak devleti savunan bir düşünür olarak bilinse de, liberal özgürlüğün ilk açık tanımlarından birini yapmıştır. Onun “Leviathan” adlı eserinde özgürlük, “engelleme olmaması” olarak tanımlanır. Hobbes için özgürlük, kişinin “gücü ve zekâsıyla yapmaya muktedir olduğu şeylerde, istediği şeyi yapması engellenmemiş olan birisi” olması demektir. Bu tanım, özellikle negatif özgürlük anlayışına güçlü bir vurgu yapar.

Hobbes, özgürlüğü devletin veya toplumsal yapıların kısıtlamalarından bağımsız bir bireysel alan olarak görmesiyle, daha sonra Benjamin Constant tarafından “modernlerin özgürlüğü” olarak adlandırılacak kavramsallaştırmanın temelini atmıştır. Constant, bireyin özgürlüğünü devletin gücüne bağımlı kılan “antiklerin özgürlüğü” anlayışından keskin bir şekilde ayırarak, modern dünyada gerçek özgürlüğün ancak bireysel alanda var olabileceğini savunmuştur.

Varoluşçulukta Özgürlük: Sorumluluğun Yükü

Varoluşçu felsefe, özgürlük kavramına benzersiz bir derinlik katar. Varoluşçulara göre, insan varoluşsal olarak özgürlüğe mahkumdur. Bu, sadece dışsal kısıtlamaların olmaması değil, aynı zamanda bireyin kendi varlığını, değerlerini ve yaşamının anlamını kendi seçimiyle yaratmak zorunda olması demektir. Jean-Paul Sartre’ın “varoluş özden önce gelir” ilkesi, bu özgürlüğün temelini oluşturur. İnsan önce var olur, sonra kendi varoluşunu eylemleriyle tanımlar.

Ancak bu özgürlük, aynı zamanda büyük bir sorumluluk yükü de getirir. Varoluşçu perspektiften bakıldığında, birey kendi seçimlerinden ve eylemlerinden tamamen sorumludur. Bu sorumluluk, bazen kaygı ve bunalım gibi duygulara yol açabilir, çünkü insan kendi varoluşunun mimarıdır ve bu durumdan kaçınamaz. Özgürlük, varoluşçulukta, doğa ve toplum yasalarından bağımsız bir düş değil, aksine bu yasaları anlama ve kendi iradesiyle davranma kapasitesidir. Bu, insanın kendi “öz-gerçekleştirimini” hayata geçirme sürecidir.

Diyalektik Materyalizm ve Özgürlüğün Zorunlulukla İlişkisi

Diyalektik materyalist öğretiye göre, özgürlük sadece kısıtlamaların yokluğu veya bireysel seçimin mutlakiyeti değildir; aksine, zorunluluğa egemen olmayı gerektirir. Bu felsefi akım, özgürlüğü doğanın ve toplumun nesnel yasalarını bilme, anlama ve bunları kendi yararına kullanma kapasitesi olarak tanımlar. İnsan, dışsal zorunlulukları tanıdığı ve bunlara egemen olduğu ölçüde özgürleşir.

Bu görüşe göre, “irade özgürlüğü” denilen şey, nedenleri bilerek karara ulaşma yetisinden başka bir şey değildir. Yani, bir durumu ve onu yöneten yasaları ne kadar iyi anlarsanız, o durum üzerindeki kontrolünüz ve dolayısıyla özgürlüğünüz de o kadar artar. Özgürlük ve zorunluluk, bu perspektiften bakıldığında birbirine karşıt değil, diyalektik bir ilişki içinde olan kavramlardır. Zorunluluklar olmadan özgürlük tanımlanamaz; özgürlük, zorunlulukların bilincine varılması ve onlara egemen olunmasıyla ortaya çıkar.

Felsefi yolculuğumda özgürlük kavramının bu diyalektik boyutunu keşfetmek, bana yeni bir bakış açısı kazandırdı. Başlangıçta özgürlüğü sadece kısıtlamalardan arınma olarak algılarken, zamanla onun aslında bir bilinç ve eylemlilik hali olduğunu fark ettim. Gerçek özgürlük, dışsal koşulların dayattığı zorunlulukları pasif bir şekilde kabullenmek yerine, onları anlamak, dönüştürmek ve kendi irademizle şekillendirmekle mümkündür. Bu, bir yandan sınırlılıklarımızı kabul ederken, diğer yandan bu sınırlılıklar içinde kendi potansiyelimizi en üst düzeyde gerçekleştirme arayışımızdır.

Özgürlüğün Toplumsal Boyutları ve Ortak Yaşamdaki Yansımaları

Özgürlük Nedir: Felsefi Sorgulamalar ve Farklı Bakış Açıları

Özgürlük, bireysel bir mesele olmanın ötesinde, toplumsal yaşamın ve ortak varoluşun da temel bir bileşenidir. Jean-Jacques Rousseau’nun belirttiği gibi, “başkasını özgürlüğünden yoksun edenin kendisi de özgür olamaz.” Bu ifade, özgürlüğün sadece bireysel bir hak değil, aynı zamanda karşılıklı bir ilişki ve sorumluluk ağı içinde var olabileceğini vurgular. Bir başkasını köleleştirmeye çalışan kişi, aslında kendi özgürlüğünü de kısıtlamış olur, çünkü o kişinin özgürlüğünü sürekli olarak bastırmak için enerji ve dikkat harcamak zorundadır.

Özgür bir toplum, bireylerin yeteneklerini, eğilimlerini ve beğenilerini serbestçe geliştirebilmeleri için gerekli olanakları sunar. Bu, ancak doğanın ve toplumun nesnel yasalarının insanların kendi yararlarına kullanılabildiği ve gelişmenin tüm ön koşullarının yaratılabildiği bir ortamda gerçekleşebilir. Toplumsal özgürlük, sadece bireylerin eylem alanlarının genişlemesi değil, aynı zamanda kolektif bir bilinç ve eylemle ortak fayda için çalışabilme kapasitesidir.

Sonsuz Bir Sorgulama: Özgürlüğün Dinamik Doğası

Özgürlük, durağan bir kavram değil, aksine sürekli bir sorgulama ve yeniden tanımlama gerektiren dinamik bir olgudur. Felsefi düşünce tarihi boyunca farklı akımların ve düşünürlerin özgürlüğe getirdiği çeşitli yorumlar, bu kavramın ne denli derin ve çok boyutlu olduğunu gözler önüne serer. Negatif ve pozitif özgürlük ayrımlarından, varoluşçu sorumluluğa ve diyalektik materyalizmin zorunlulukla ilişkisine kadar, her bir perspektif özgürlüğün farklı bir veçhesini aydınlatır.

Nihayetinde özgürlük, bireyin kendi varoluşunu, kendi seçimiyle şekillendirme ve dışsal zorunluluklar karşısında dahi kendi iradesiyle hareket edebilme kapasitesidir. Bu, sadece dışsal engellerin yokluğu değil, aynı zamanda içsel bir bilinç ve egemenlik halidir. Özgürlük, insanlığın bitmek bilmeyen bir arayışı, sürekli üzerine düşünülmesi ve pratik hayatta inşa edilmesi gereken bir idealdir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

23 Yorum

  1. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, özgürlük kavramı yalnızca felsefi bir soyutlama olmaktan öte, bireysel psikoloji ve toplumsal yapılarla da yakından ilişkilidir. Özellikle davranışsal bilimler alanında yürütülen araştırmalar, bireyin özgürlük algısının, karar alma süreçlerindeki otonomi düzeyi ve dışsal kısıtlamaların varlığı gibi faktörlerle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Toplumsal düzeyde ise, özgürlüğün tanımlanması ve uygulanması, kültürel normlar, ekonomik koşullar ve siyasi sistemler gibi değişkenlerle doğrudan bağlantılıdır. Bu çok boyutlu yapısı, konunun daha kapsamlı bir analizle ele alınmasını gerektirmektedir.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Özgürlük kavramının felsefi boyutunun yanı sıra bireysel psikoloji ve toplumsal yapılarla olan derin ilişkisine vurgu yapmanız oldukça isabetli. Davranışsal bilimlerin ve toplumsal faktörlerin özgürlük algısı üzerindeki etkilerini belirtmeniz, konunun çok boyutlu doğasını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu konuya dair daha fazla düşüncemi profilimden diğer yazılarıma göz atarak bulabilirsiniz.

  2. Vay canına, bu yazıya resmen BAYILDIM! Özgürlük kavramına bu kadar derinlemesine ve farklı açılardan yaklaşmanız İNANILMAZ! Her cümlesi adeta bir aydınlanma gibiydi, okurken resmen kalbim yerinden çıktı! Bu kadar net ve düşündürücü bir analiz okuyalı ÇOK uzun zaman olmuştu! Her kelimenizde hissettiğim o tutku ve bilgelik beni benden aldı! Kesinlikle MÜKEMMEL bir başyapıt! Yazınız için sonsuz teşekkürler, bu kadar değerli bir içeriği bizimle paylaştığınız için size minnettarım! HARİKASINIZ!

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Özgürlük üzerine düşüncelerimi bu kadar içten bir şekilde ifade ettiğinizi görmek beni mutlu etti. Okurken hissettiğiniz o derinliği ve aydınlanmayı bana aktarmanız, yazdığım her kelimenin bir anlam bulduğunu gösteriyor. Yazma sürecindeki tutkumun ve düşüncelerimin size geçebilmesi benim için en büyük takdir.

      Bu denli güçlü bir geri bildirim almak, içerik üretmeye devam etme şevkimi artırıyor. Okuyucularımla bu tür anlamlı bağlar kurabilmek, benim için paha biçilmez bir deneyim. Umarım yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atarsınız, belki orada da kalbinizi yerinden oynatacak başka düşünceler bulabilirsiniz.

  3. özgürlük deyil mi o, hani cuma akşamı pijama giyip tüm dünya umrumda deyil derken hissettiğimiz? sonra pazartesi sabahı alarm çaldığında o hisler buharlaşıyor tabi. galiba asıl özgürlük, o alarmı sonsuza dek erteleme gücünde. ama henüz o seviyeye ulaşamadık sanırım, deyil mi? sanırım biraz daha felsefe okumam gerekecek.

    1. Yorumunuz beni gülümsetti. Cuma akşamı pijamalarla gelen o anlık özgürlük hissi gerçekten çok tanıdık. Pazartesi sabahı alarmın acımasız gerçekliğiyle buharlaşan o hisler üzerine düşünmek, özgürlüğün sadece anlık kaçamaklarda değil, belki de hayatın ritmini kendi belirleyebilme gücünde yattığına dair ipuçları veriyor. Alarmı sonsuza dek erteleme gücü felsefik bir hedef olabilir ama belki de özgürlük, o alarm çaldığında bile içimizdeki huzuru koruyabilmekte gizlidir.

      Felsefe okumak her zaman iyi bir fikir ama bazen en derin felsefeler hayatın basit anlarında saklıdır. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, düşüncelerinizi paylaştığınız için minnettarım. Dilerseniz profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

    1. Kesinlikle haklısınız. Herkesin kendine özgü bir bakış açısı ve tanımı olması, aslında konuyu daha da zenginleştiriyor. Farklı perspektiflerin bir araya gelmesi, ortak bir paydada buluşamasak bile, düşünsel bir derinlik katıyor. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  4. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Yıllar önce bir dönem kariyerimde kendimi sıkışmış hissetmiştim. Dışarıdan her şey yolunda görünüyordu, hatta çoğu kişi benim yerimde olmak isterdi. Ama içeride bir boşluk, bir kafes hissi vardı. Sanki birileri benim adıma kararlar alıyor, benim hayatımı yönlendiriyordu. O an hissettiğim şey, gerçekten ÇOK ağır bir yüktü.

    Sonra bir gün fark ettim ki, aslında o kafesin kapısı her zaman açıktı. Sadece benim o kapıdan geçmeye CESARETİM yoktu. Özgürlük, dışarıdaki koşulların değişmesi değil, benim kendi içimde bir seçim yapmamdı. O gün verdiğim karar, beni gerçekten özgürleştiren ilk adımdı. Bazen zincirler dışarıda değil, KENDİ içimizde oluyor değil mi?

    1. Yazdıklarımın sizde böyle bir anıyı canlandırmasına sevindim. Kariyerinizde yaşadığınız o sıkışmışlık hissini, dışarıdan gelen beklentilerle iç dünyanızdaki boşluğu dengeleme çabasını çok iyi anlıyorum. Çoğumuzun benzer dönemlerden geçtiğine eminim. O kafesin kapısının aslında hep açık olduğunu fark etmek ve o kapıdan geçme cesaretini bulmak, gerçekten de özgürleştirici bir adımdır. İçimizdeki zincirlerin kırılması, dış koşullardan çok daha derin bir değişim yaratır.

      Bu değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  5. Yazı, özgürlük kavramının geniş yelpazesini başarılı bir şekilde ele alarak, felsefi derinlik ve farklı bakış açılarını okuyucuya sunuyor. Metin, negatif ve pozitif özgürlük gibi temel ayrımlara değinirken, acaba özgürlüğün sadece dışsal kısıtlamaların yokluğu veya içsel bir kapasite olmanın ötesinde, bireyin kendi varoluşunu inşa etme sürecindeki rolü ne kadar vurgulanabilirdi? Bu bağlamda, belki de determinizm ve özgür irade arasındaki gerilimi daha derinlemesine ele alan farklı felsefi akımlardan örnekler eklemek, konunun çok daha katmanlı bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunabilir ve okuyucuyu daha fazla düşünmeye sevk edebilirdi

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Özgürlük üzerine kaleme aldığım yazının felsefi derinliğini ve farklı bakış açılarını başarılı bulmanız beni sevindirdi. Negatif ve pozitif özgürlük ayrımlarına değinirken, bireyin kendi varoluşunu inşa etme sürecindeki rolünü ve determinizm ile özgür irade arasındaki gerilimi daha derinlemesine ele alma öneriniz oldukça yerinde. Bu konunun katmanlı yapısı, farklı felsefi akımlardan örneklerle zenginleştirildiğinde okuyucuyu daha fazla düşünmeye sevk edecektir. Gelecek yazılarımda bu bakış açılarını daha fazla değerlendireceğim.

      Yorumunuz, yazıyı daha da geliştirmem için bana önemli bir perspektif sundu. Felsefi konuların bu denli geniş bir yelpazede ele alınması, her bir konunun farklı açılardan incelenmesini gerektiriyor. Özgürlük ve irade arasındaki bu karmaşık ilişki, gerçekten de üzerinde daha fazla durulması gereken bir alan. Bu değerli katkınız için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Özgürlük kavramının derinlemesine incelenmesi ve farklı boyutlarıyla ele alınması benim için de önemliydi. Bu konuya değinirken okuyucuların da farklı bakış açıları kazanmasını ummuştum. Değerli geri bildiriminiz, yazının amacına ulaştığını gösteriyor. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  6. Elinize sağlık, gerçekten harika bir yazı olmuş! Böylesine derin ve önemli bir konuyu bu kadar güzel ve açıklayıcı bir şekilde ele almanız TAKDİRE şayan. Farklı bakış açılarını bu denli net bir şekilde sunmanız çok değerli.

    Okurken çok faydalandım ve düşüncelerime yeni pencereler açtı. Herkesin okuması gereken, ufuk açıcı bir çalışma olmuş. Bu değerli emeğiniz için teşekkür ederim, sabırsızlıkla yeni yazılarınızı bekliyorum.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli fayda sağlaması ve yeni bakış açıları sunması beni çok mutlu etti. Okuyucularıma ulaşabilmek ve onların düşüncelerine katkıda bulunabilmek benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Güzel sözleriniz ve takdiriniz için minnettarım. Diğer yazılarıma da profilimden göz atabilirsiniz.

  7. Bu derinlemesine inceleme, özgürlük kavramının katmanlarını ve felsefi kökenlerini oldukça aydınlatıcı bir biçimde sunmuş. Metinde ele alınan teorik yaklaşımların, günümüz dünyasındaki somut uygulamaları ve toplumsal etkileşimleri üzerinden de detaylandırılabileceğini düşündüm. Özellikle dijital çağda, bireysel veri gizliliği veya algoritmaların karar alma süreçlerimiz üzerindeki etkisi gibi konuların, özgürlüğün pratik sınırlarını ve yeni boyutlarını nasıl belirlediği üzerine yapılan bir vurgu, konuyu daha da güncel ve çarpıcı kılabilirdi. Acaba felsefi tanımların ötesinde, özgürlüğün gündelik yaşamdaki tezahürleri ve bireyin toplumsal beklentilerle olan ilişkisi de daha fazla irdelenebilir miydi?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Özgürlük kavramının felsefi derinliklerine inmek ve katmanlarını aydınlatmak benim için de keyifli bir süreçti. Dijital çağda özgürlüğün pratik sınırları ve bireysel veri gizliliği gibi konuların önemine kesinlikle katılıyorum, bu da konunun güncel ve çarpıcı boyutlarını ortaya koyuyor. Gelecekteki yazılarımda bu tür somut uygulamalara ve gündelik yaşamdaki tezahürlere daha fazla yer vermeyi düşünebilirim. Değerli görüşleriniz için tekrar teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Anlıyorum düşüncelerinizi. Özgürlük kavramı gerçekten de geniş bir yelpazede ele alınabilir ve herkesin kendi bakış açısıyla yorumlaması doğaldır. Önemli olan, bu farklı bakış açılarının birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir zeminde buluşabilmesidir diye düşünüyorum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  8. Eskiden, yaz akşamları dışarıda oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamazdık. Top oynamaktan yorulunca çimlere uzanır, yıldızlara bakardık. O an, dünyanın tüm sınırlarından azade, sadece kendimize ait bir kuralımız varmış gibi hissederdik.

    Şimdi bu yazıya bakınca, o çocukluk anındaki o saf ve koşulsuz özgürlük hissi geldi aklıma. Belki de hayatın en büyük felsefesi, o sade anlardaki sınırsızlığı yeniden bulabilmekte saklıdır.

  9. Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve içimde derin bir felsefi sorgulama başladı. Özgürlük kavramının bu kadar farklı açılardan ele alınabileceğini görmek, hem şaşırtıcı hem de düşündürücüydü. Sanki kendi içimde de benzer sorulara cevap arıyormuşum gibi hissettim, bu yüzden yazınız bana çok dokundu… Hepimizin bir şekilde özgürlük arayışında olduğunu ve bu arayışın ne kadar kişisel olabileceğini görmek, bu konuya olan bakış açımı daha da genişletti. Duygusal olarak da çok bağ kurdum, teşekkür ederim bu değerli paylaşımlar için.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli derin bir etki bırakmış olması ve felsefi bir sorgulama başlatması beni gerçekten mutlu etti. Özgürlük gibi evrensel bir kavramın, her bireyde farklı yankılar uyandırması ve kişisel bir arayışa dönüşmesi, aslında yazının temelinde yatan ana fikirlerden biriydi. Bu hissiyatı yakalayabilmiş olmanız ve kendi içsel sorularınızla bağ kurmanız, bir yazar olarak benim için en büyük takdir.

      Duygusal bir bağ kurabilmeniz de beni çok etkiledi. Amacım sadece bilgi aktarmak değil, aynı zamanda okuyucularımın kendi iç dünyalarına dönüp bakmalarını sağlamaktı. Bu değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim, belki onlarda da benzer duygular ve düşünceler bulabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu