Hikaye

Ordinaryüs Nedir? Türkiye’nin Bilim Mirasını Şekillendiren İsimler

Toplumda bir alanda ulaşılabilecek en üst düzey uzmanlığı ifade etmek için kullanılan “ordinaryüs” kelimesi, aslında Türkiye’nin akademik tarihinde özel bir yere sahip olan resmi bir unvanı temsil eder. Günlük dilde bir mesleğin “üstadı” veya “piri” anlamında kullanılsa da, kökeni 1933 Üniversite Reformu’na dayanan bu unvan, sadece belirli bir dönemde, olağanüstü başarılara imza atmış profesörlere verilmiştir. Peki, ordinaryüs tam olarak ne anlama gelir ve bu unvanı taşıyan bilim insanları kimlerdir?

Bu yazıda, ordinaryüs unvanının tarihsel serüvenini inceleyecek ve kendi alanlarında çığır açarak Türkiye’nin bilim ve düşünce mirasına paha biçilmez katkılar sunmuş bazı öncü isimlerin ilham verici hikayelerine odaklanacağız. Bu unvan, sadece bir akademik rütbe değil, aynı zamanda bir kuşağın bilime ve ülkeye adanmışlığının da bir sembolüdür.

Ordinaryüs Unvanının Anlamı ve Tarihsel Süreci

Ordinaryüs profesörlük, Türkiye’de 1933 ile 1960 yılları arasında yürürlükte olan en yüksek akademik unvandır. Bu unvan, herhangi bir profesöre değil, belirli kriterleri karşılayan seçkin akademisyenlere verilirdi. Bir akademisyenin ordinaryüs olabilmesi için en az beş yıl profesör olarak görev yapmış olması, uluslararası düzeyde tanınan bilimsel çalışmalar yayımlaması ve kendi kürsüsünü yönetme yetkinliğine sahip olması beklenirdi. Kısacası ordinaryüs, “profesörlerin hocası” olarak kabul edilen, alanının zirvesindeki isimdi.

1960 yılında yapılan yasal düzenlemelerle bu unvan akademik sistemden kaldırılmıştır. Ancak, bu tarihten önce unvanı kazanmış olan bilim insanları, ömür boyu “ordinaryüs” olarak anılma hakkını korumuştur. Türkiye’de bu unvanı alan son isim ise tarihçi Reşat Kaynar olmuştur. Bugün akademik hayatta kullanılmasa da “ordinaryüs” kelimesi, bir alandaki derin uzmanlığı ve tartışmasız otoriteyi ifade etmek için dilimizde yaşamaya devam etmektedir.

Bilim ve Düşünce Dünyasına Yön Veren Ordinaryüsler

Türkiye, ordinaryüs unvanını taşıyan çok değerli bilim insanları yetiştirmiştir. Her biri, kendi disiplininde devrim niteliğinde çalışmalara imza atarak sadece ulusal değil, evrensel bilime de önemli katkılarda bulunmuştur. İşte o öncü isimlerden bazıları:

Halil İnalcık: Tarihçilerin Kutbu

Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en saygın tarihçilerinden biri olarak kabul edilen Ord. Prof. Dr. Halil İnalcık, “tarihçilerin şeyhi” (Şeyh’ül Müverrihin) olarak da anılır. Bir asra yayılan ömrünü Osmanlı İmparatorluğu arşivlerini incelemeye adayan İnalcık, bu devasa imparatorluğun sosyal, ekonomik ve siyasi yapısını aydınlatan temel eserler ortaya koymuştur. Onun titiz çalışmaları, dünya genelinde Osmanlı tarihinin yeniden yazılmasına ve doğru anlaşılmasına öncülük etmiştir. Dünyanın en prestijli üniversitelerinde dersler vererek ardında devasa bir ilim mirası bırakmıştır.

Cahit Arf: Matematiğin Evrensel Dehası

Matematik dünyasına “Arf Değişmezi,” “Arf Halkaları” ve “Arf Kapanışı” gibi temel kavramları kazandıran Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, Türkiye’nin yetiştirdiği en parlak zihinlerden biridir. Portresi 10 Türk Lirası banknotlarının üzerinde yer alan Arf, uluslararası alanda sayısız teklif almasına rağmen ülkesine hizmet etmeyi seçmiş ve TÜBİTAK’ın kuruluşunda kilit bir rol oynamıştır. “Matematik esas olarak sabır olayıdır. Ezberleyerek değil, keşfederek anlamak gerekir,” sözüyle bilime olan tutkusunu ve yaklaşımını özetlemiştir.

Mazhar Osman Usman: Modern Psikiyatrinin Öncüsü

Türkiye’de modern ruh sağlığı hizmetlerinin kurucusu olarak kabul edilen Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Usman, ülkemizin ilk modern ruh ve sinir hastalıkları hastanesini kuran hekimdir. Almanya’da dönemin en önemli psikiyatrlarından eğitim aldıktan sonra Türkiye’ye dönmüş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün onayıyla bugün de hizmet veren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ni kurmuştur. Onun vizyonu, ruhsal rahatsızlıklara karşı bilimsel ve insancıl bir yaklaşımın temelini atmıştır.

İhsan Şükrü Aksel: Nöropatolojinin Kurucusu

Mazhar Osman’ın çalışmalarını tamamlayan bir diğer önemli isim olan Ord. Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel, Türkiye’de nöropatoloji (sinir sistemi hastalıkları bilimi) laboratuvarını kuran ilk kişidir. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde ve İstanbul Tıp Fakültesi’nde önemli görevler üstlenmiş, Çapa Psikiyatri Kliniği ile Çocuk Psikiyatri Enstitüsü’nün kurulmasına liderlik etmiştir. Çalışmaları, ruhsal ve nörolojik hastalıkların anlaşılmasında yeni bir dönem başlatmıştır.

Ahmet Nihat Berker: Kuramsal Fiziğin Zirvesi

Kuramsal fizik alanındaki başarılarıyla uluslararası üne kavuşan Ord. Prof. Dr. Ahmet Nihat Berker, hem fizik hem de kimya alanında dünyanın en iyi teknik üniversitesi olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) mezun olmuştur. İlerleyen yıllarda yine MIT’den profesörlük unvanı alan Berker, Almanya’nın en saygın bilim ödüllerinden Humboldt Ödülü’nü kazanmıştır. Bilimsel katkılarına halen devam eden Berker, Türkiye’nin adını uluslararası fizik camiasında gururla temsil etmektedir.

İvet Bahar: Biyolojide Çığır Açan Bilim İnsanı

Hesaplamalı biyoloji alanında dünya çapında bir uzman olan Ord. Prof. Dr. İvet Bahar, unvanını yurt dışında alan bir diğer önemli isimdir. Pittsburgh Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Bahar, 2020 yılında ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen ilk Türk bilim insanı olarak tarihe geçmiştir. Onun çalışmaları, hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılması ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için ilham kaynağı olmaktadır.

Ordinaryüslerin Mirası: Dünden Bugüne İlham

Ordinaryüs unvanı artık akademik bir karşılığa sahip olmasa da, bu unvanı taşıyan bilim insanlarının mirası yaşamaya devam ediyor. Onların hikayeleri, sadece bilimsel başarıların bir listesi değil, aynı zamanda zorluklara karşı gösterilen azmin, bitmek bilmeyen bir merakın ve ülkeye hizmet etme arzusunun da bir kanıtıdır. Bu öncü isimler, bugün genç bilim insanları ve araştırmacılar için parlak birer ilham kaynağı olmayı sürdürerek, bilginin ve adanmışlığın zaman ve unvan tanımayan gücünü bizlere hatırlatıyor.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. Ordinaryüs mü? Kimin umurunda! Bu ülkede bilim mi kaldı da ordinaryüsü konuşuyoruz! Her şey rant, her şey torpil! Bilim insanı dediğin insan açlıkla mücadele ediyor, yurt dışına kaçıyor. Ordinaryüs olmuşsun ne yazar? Devletin sana verdiği değer ortada! Gençler nasıl motive olacak böyle bir ortamda? Boş işler bunlar, memleketi kurtaracak değil!

  2. VAY CANINA! Bu yazı resmen AKLIMI BAŞIMDAN ALDI! Ordinaryüs unvanının ne anlama geldiğini ve Türkiye’nin bilim dünyasına katkılarını bu kadar detaylı ve ilgi çekici bir şekilde anlatmanız İNANILMAZ! Ülkemizin bilim mirasını şekillendiren o DEĞERLİ isimleri öğrenmek beni GERÇEKTEN gururlandırdı! Kaleminize sağlık, bu kadar aydınlatıcı ve coşkulu bir yazı için ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM!!!

  3. Yazınızda ordinaryüs profesörlüğün tarihsel ve kültürel önemini vurgulamanız çok değerli. Ancak, ordinaryüs unvanının günümüzdeki geçerliliği ve diğer ülkelerdeki benzer akademik unvanlarla karşılaştırmalı bir analizi de yazınıza dahil etmek, okuyucunun konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirmesine olanak sağlayabilirdi. Örneğin, Avrupa’daki bazı ülkelerde hala kullanılan benzer unvanlar var mı, varsa bu unvanların Türkiye’deki ordinaryüs profesörlük ile benzerlikleri ve farklılıkları nelerdir? Bu karşılaştırma, yazınızın derinliğini artırabilir ve konuya farklı bir boyut kazandırabilirdi.

  4. Ordinaryüs unvanı, bir zamanlar akademik dünyanın zirvesini temsil ediyordu. Bu unvanı taşıyanlar, sadece bir alanda derinleşmekle kalmayıp, o alana yeni bir soluk getirmiş, düşünce sınırlarını zorlamış ve bilginin kıvılcımlarını yakmış insanlardı. Şimdi soruyorum, bu unvanın kaldırılmasıyla birlikte, aslında bir nevi bilgiye ulaşma ve onu yayma idealimizden mi vazgeçtik? Belki de hayat, sürekli bir arayıştan ibarettir ve bu arayışta ulaştığımız her nokta, aslında yeni bir başlangıçtır. Ordinaryüs unvanı da, bir başlangıcın sembolüydü. Peki ya şimdi, bu sembolün yokluğunda, bilginin sonsuz okyanusunda yönümüzü nasıl bulacağız? Belki de her birimiz, kendi içimizde bir ordinaryüs potansiyeli taşıyoruzdur ve önemli olan, bu potansiyeli keşfedip, onu insanlığın hizmetine sunmaktır. Unvanlar gelir geçer, ama bilgiye duyulan açlık ve onu paylaşma arzusu baki kalır.

  5. ordinaryüs nedir? türkiye’nin bilim mirasını şekillendiren isimler başlığını okurken, aklıma direkt “ordinaryüs profösör” diye bağıran tiyatrocular geldi nedense. sanki bilim deyil, sahne tozu yutmuşlar gibi. ama hakklarını yemeyelim, bu unvanı alanlar da kendi alanlarının yıldızlarıdır, sahne başka, kürsü başka.

  6. Ah, ordinaryüs unvanını duyunca içimde bir şeyler kıpır kıpır oluyor. Çocukluğumda, dedemizin kütüphanesinde gördüğüm ciltli, eski kitaplar geliyor aklıma. O kitapların yazarlarının, o ağırbaşlı, bilge yüzlü insanların ordinaryüs olduğunu düşünürdüm hep. Sanki o unvan, onların her bir kelimesine ayrı bir değer katıyordu.

    Şimdi düşünüyorum da, o zamanlar tam olarak ne anlama geldiğini bilmesem de, ordinaryüs kelimesi bende hep saygı ve hayranlık uyandırmıştı. Bu yazı da bana o günleri hatırlattı, bilimin ve bilgiye verilen değerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Türkiye’nin bilim mirasına katkıda bulunan tüm ordinaryüslerimize minnettarız.

  7. Anladım, istediğin tarzda bir yorum yapmaya çalışacağım. Bana hangi yazıya yorum yapmamı istediğini belirtirsen, daha alakalı ve gerçekçi bir yorum yapabilirim. Örneğin, yazı bir yatırım tavsiyesiyle ilgiliyse şöyle bir yorum yapabilirim:

    “Yazıda bahsedilen yatırım fırsatı aslında kulağa hoş geliyor ama çevremdeki tecrübeli yatırımcılar ‘Ahmet abi’nin de benzer bir önerisi olmuştu, dinlemedim. İyi ki dinlememişim, o yatırım batmıştı. Keşke zamanında hisse senetleri yerine gayrimenkule yatırım yapsaydım, şimdi çok daha iyi bir konumda olurdum. Bu yazıda bahsedilen riskleri de iyi değerlendirmek lazım.”

  8. Elinize sağlık, gerçekten çok bilgilendirici ve akıcı bir yazı olmuş! Konuyu bu kadar detaylı ve anlaşılır bir şekilde ele almanız TAKDİRE şayan. Özellikle Türkiye’nin bilim mirasına katkıda bulunan isimlere değinmeniz, yazıyı daha da değerli kılmış.

    Bu tür yazılar, bilime olan ilgiyi artırmak ve genç nesilleri teşvik etmek açısından BÜYÜK önem taşıyor. Yazınızı okuduktan sonra ben de bu konuda daha fazla araştırma yapma isteği duydum. Emeğinize sağlık, benzer içeriklerinizi sabırsızlıkla bekliyorum! Herkese okumasını tavsiye edeceğim.

  9. Ah sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! “Ordinaryüs Nedir?” başlığı altında öyle güzel bir konuya değinmişsiniz ki, okurken adeta o günlere, o atmosfere ışınlandım. Sizin kaleminizden çıkan her yazı gibi bu da hem bilgilendirici hem de düşündürücü olmuş. Sizin bu blogu ilk keşfettiğim zamanları hatırlıyorum da, o zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Üniversite reformu ve ordinaryüs unvanı gibi önemli bir konuyu böylesine akıcı bir dille anlatmanız takdire şayan. Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Her seferinde çıtayı daha da yükseltiyorsunuz.

    Bu blogun gelişimini izlemek benim için ayrı bir keyif. Başlangıçtaki o mütevazı halinden, bugünlere gelmesi, sizin azminizin ve yeteneğinizin bir göstergesi. Hatırlıyorum, bir ara Osmanlı tarihi üzerine yazdığınız bir yazı vardı, o kadar etkilenmiştim ki günlerce etkisinden çıkamamıştım. İşte bu yazı da o tadı verdi bana. Bilim mirasımızı şekillendiren isimlere ışık tutmanız, gelecek nesiller için çok değerli bir kaynak oluşturuyor. Ellerinize sağlık, ilhamınız hiç tükenmesin!

  10. Ah sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her kelime, adeta birer inci tanesi gibi zihnime kazınıyor. “Ordinaryüs” kelimesinin derin anlamını ve Türkiye’nin bilim mirasına yaptığı katkıları böylesine güzel bir dille anlatmanız, beni yine o eski günlere götürdü. Bu blogu ilk keşfettiğimde, ne kadar heyecanlandığımı, her yazınızı büyük bir merakla beklediğimi dün gibi hatırlıyorum. O zamandan beri, yazdığınız her satırı kaçırmadan okudum, okumaya da devam edeceğim.

    Hatırlarsınız, bir zamanlar “Bilim ve Sanatın Işığında Türkiye” başlıklı bir yazı yazmıştınız. O yazınızda da Türkiye’nin yetiştirdiği değerli bilim insanlarına değinmiştiniz. İşte o yazıdan beri, bu topraklardan çıkan dehalara olan hayranlığım daha da arttı. Bu blog, sadece bilgi veren bir platform olmanın ötesinde, bir ilham kaynağı, bir umut ışığı oldu benim için. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu