Yaşam Tarzı

Old School Nedir? Geçmişin İzinde Zamansız Bir Yaşam Tarzı

Günümüzün hızla değişen dünyasında, bazı kavramlar zamana meydan okuyarak varlığını sürdürür ve hatta popülerliğini artırır. İşte Old School da tam olarak böyle bir kavramdır. Eski moda, geleneksel ve nostaljik olarak kabul edilen her şeyi ifade eden bu terim, sadece bir stil değil, aynı zamanda geçmişin değerlerine, estetiğine ve ruhuna duyulan derin bir saygının yansımasıdır. Müzikten modaya, oyunlardan dövmelere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan old school, modern akımların aksine, kök salmış kültürel öğeleri ve kalıcı değerleri temsil eder. Peki, bu zamansız çekiciliğin ardında yatan sırlar nelerdir ve old school ruhu günümüz dünyasında bize ne anlatıyor?

Old School Kavramının Derinliği ve Anlamı

Old school, temelinde geçmişte popüler olmuş, belirli bir dönemin karakteristik özelliklerini taşıyan ve zamanla nostaljik bir değer kazanmış her türlü kültürel öğeyi kapsar. Bu terim, genellikle müzik, moda, oyunlar, dövmeler ve hatta günlük yaşam pratikleri gibi alanlarda kullanılır. Modern trendlerin hızla gelip geçtiği bir dünyada, old school anlayışı, geçmişin kalıcılığını ve özgünlüğünü vurgulayarak insanlara bir tür köprü görevi görür. Bu, sadece eskiyi taklit etmek değil, aynı zamanda geçmişin bilgeliğini, estetiğini ve ruhunu günümüze taşıyarak farklı kültürler ve yaşam tarzları arasında bir bağ kurmaktır.

Old school, bireyin kimliğini ve benzersizliğini ifade etme biçimi olarak da ön plana çıkar. Ana akım kültürden ayrışmak, özgün ve otantik bir duruş sergilemek isteyenler için old school, geçmişin zengin mirasını bir ifade aracı olarak sunar. Bu, sadece dış görünüşle sınırlı kalmayıp, kişinin felsefesine, değer yargılarına ve hayata bakış açısına da yansır. Geçmişin estetiğini ve felsefesini benimsemek, günümüzün tüketim odaklı dünyasında bir anlam arayışı ve köklere dönüş arzusunu da beraberinde getirir.

Old School’un Kökenleri ve Kültürel Mirası

Old school kavramının kökenleri, belirli bir coğrafya veya döneme dayanmaktan ziyade, insanoğlunun geçmişe duyduğu doğal saygı ve nostaljiye dayanır. Her nesil, kendi “eski okul”unu yaratır ve bu, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşır. Örneğin, 1950’lerin rock and roll’u, 70’lerin disko ateşi veya 80’lerin punk isyanı, kendi dönemlerinin old school örnekleri olarak kabul edilebilir. Her biri, kendi içinde belirgin özellikler, değerler ve stiller barındırır; bu öğeler zamanla değerini koruyarak hala geniş kitleler tarafından beğenilir.

Bu kavram, teknolojik gelişmelerin ve yaşam tarzındaki değişimlerin etkisi altında da sürekli evrilir. Özellikle günümüzdeki hızlı dijitalleşme ve küreselleşme, eski değerlerin ve stillerin daha da önem kazanmasına yol açar. İnsanlar, old school terimi aracılığıyla bu değerleri ve stilleri günümüzde daha fazla önemser ve koruma altına alır. Böylece, geçmişin kültürel zenginliği, yeni nesiller için ilham kaynağı olmaya devam eder ve geleneklerimiz ve göreneklerimiz yaşatılır.

Old School Kimdir? Bu Tarzı Benimseyenler

Old school, genellikle eski moda ve geleneksel değerlere, ilgi alanlarına veya tarzlara sahip olan kişileri tanımlar. Bu kişiler, geçmiş dönemlere ait müzik, moda, oyunlar ve dövmeler gibi alanlarda derin bir ilgi ve beğeni gösterirler. Onlar için old school, sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir duruş, bir kimlik ifadesidir. Bu bireyler, geçmişin ruhunu ve estetiğini modern yaşamlarına entegre ederek kendilerine özgü bir stil yaratırlar.

  • Nostaljik Ruhlar: Geçmişe özlem duyan, eski anıları canlandırmaktan keyif alan kişiler.
  • Otantik Arayışçılar: Ana akım trendlerden sıkılıp, özgün ve kendi tarzını yaratmak isteyenler.
  • Kültürel Mirasın Koruyucuları: Geleneksel değerleri ve sanatsal ifadeleri yaşatmayı önemseyenler.
  • Minimalist Yaklaşımcılar: Gösterişten uzak, sade ve zamansız parçaları tercih edenler.
  • Derinlik Arayanlar: Yüzeydeki trendler yerine, anlam ve hikaye barındıran öğelere yönelenler.

Bu kişiler, old school öğeleriyle, sadece giyimlerinde veya dinledikleri müzikte değil, aynı zamanda yaşam felsefelerinde de bir bütünlük sergilerler. Onlar için old school, bir yaşam biçimi ve bir ifade sanatı haline gelmiştir.

Old School Estetiği: Moda, Müzik, Oyun ve Dövme Sanatı

Old school ruhu, kültürel yaşamın birçok farklı alanında kendine yer bulur. Her biri, geçmişin zenginliğini ve estetiğini günümüzle harmanlayarak benzersiz bir deneyim sunar.

Giyimde Old School Ruhu: Zamansız Şıklık

Old school giyim, geçmişte popüler olan moda anlayışını yansıtan ve nostaljiyi ön plana çıkaran bir tarzdır. Bu tarz, eski dönemlerin stil ve değerlerini günümüzde yaşatırken, aynı zamanda özgün ve kişisel bir ifade biçimi sunar. Örneğin, 1980’ler ve 1990’lar başındaki hip hop kültürünün bol kesim pantolonları, büyük beden tişörtleri ve spor ayakkabıları; veya 1920’lerden 80’lere uzanan vintage giyim tarzı, yüksek bel etekleri, retro gömlekleri ve klasik aksesuarlarıyla old school estetiğinin önemli parçalarıdır.

Bu giyim tarzı, sadece belirli bir döneme ait kıyafetleri giymekle kalmaz, aynı zamanda farklı dönemlerin ve kültürlerin modasından ilham alan eklektik karışımları da barındırır. 1950’lerin rockabilly’si, 60’ların mod hareketi veya 70’lerin bohem ve disko stilleri, old school giyimin zengin çeşitliliğini gözler önüne serer. Önemli olan, geçmişin ruhunu bugüne taşıyarak kişisel bir stil yaratmaktır.

Müzikte Old School: Ritmin Nostaljisi

Old school müzik, genellikle 1950’lerden 1990’lara kadar olan dönemlerde popüler olan rock, pop, soul, funk, hip hop, disko ve elektronik gibi çeşitli müzik türlerini ve sanatçıları ifade eder. Bu müzikler, dönemlerinin karakteristik seslerini, enstrümanlarını ve prodüksiyon tekniklerini taşır. Analog kayıtların sıcaklığı, synthesizer’ların ilk dönem sihirleri ve dönemin şarkı sözü yazarlığındaki ustalık, old school müziği günümüzde de dinlenilir kılar.

Efsanevi gruplar ve sanatçılar (The Beatles, Michael Jackson, James Brown, Run DMC gibi) old school müziğin ikonlarıdır. Onların eserleri, sadece melodik yapılarıyla değil, aynı zamanda taşıdıkları kültürel ve sosyal mesajlarla da zamana meydan okur. Old school müzik, dinleyicisine bir yolculuk sunar; geçmişin ritimleriyle bugünün ruhunu birleştirir.

Oyunlarda Old School: Piksel Macerasının Büyüsü

Old school oyunlar, özellikle 1970’lerin sonlarından 1990’ların ortalarına kadar olan dönemde popüler olan Atari 2600, NES, SNES ve Sega Genesis gibi 8-bit ve 16-bit oyun konsollarında bulunan klasikleri temsil eder. Bu oyunlar, günümüzün ultra-gerçekçi grafiklerine kıyasla daha basit grafikler ve oynanış mekanikleriyle dikkat çeker. Ancak bu basitlik, çoğu zaman derin bir strateji, yaratıcı hikayeler ve bağımlılık yapıcı bir oynanış sunar.

Super Mario Bros., The Legend of Zelda, Sonic the Hedgehog, Pac-Man gibi kült klasikler, milyonlarca oyuncunun çocukluğuna damga vurmuş ve hala değerini korumaktadır. Old school oyunlar, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bir sanat formu ve kültürel bir miras olarak günümüzde de oyun severler arasında özel bir yere sahiptir. Onlar, teknolojinin sınırlı olduğu dönemlerde bile insan yaratıcılığının sınır tanımadığını gösterir.

Dövme Sanatında Old School: Hikayeler ve Semboller

Old school dövme, eski dövme stilleri ve teknikleri ile karakterize edilen, kalın çizgiler, parlak renkler ve dikkat çekici sembollerle tanımlanan bir tarzı ifade eder. Genellikle denizci, motorsiklet ve dini temalar gibi geleneksel konuları işlemekle bilinir. Sailor Jerry ve Don Ed Hardy gibi öncü isimler, Amerikan dövme sanatının gelişimine önemli katkılarda bulunmuşlardır.

Çapa, yıldız, kalp, kuş, panter, yılan ve gül gibi simge niteliğindeki tasarımlar, old school dövmelerin vazgeçilmez öğeleridir. Bu tarz, kalıcı ve zaman içinde deforme olmayan grafik tasarımlarıyla tanınır. Günümüzde modern dövme sanatıyla harmanlanarak yeni ve yaratıcı tasarımlar ortaya çıksa da, old school dövme sanatı popülerliğini ve özgün ruhunu korumaktadır. Her bir dövme, taşıyıcısının hikayesini ve inancını yansıtan derin bir sembolizm barındırır.

Old School Ruhunu Günümüze Taşımak

Old school, sadece geçmişe dönük bir bakış açısı değil, aynı zamanda günümüz dünyasında otantikliği, kaliteyi ve derinliği arayan bir yaşam felsefesidir. Bu ruhu benimsemek, trendlerin ötesine geçerek kendi kişisel tarzınızı ve değerlerinizi keşfetmek anlamına gelir. Geçmişin zengin mirasını takdir etmek, onu bugüne taşımak ve kendi kimliğinizle harmanlamak, old school’un gerçek gücünü ortaya koyar. Bu, sadece giyimde veya dinlenen müzikte değil, hayatın her alanında geçmişten ilham alarak kendi özgün hikayenizi yazmak demektir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

16 Yorum

  1. Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Bu “Old School” konusu da tam size, bu blogun ruhuna yakışır bir konu olmuş. Sizin o sade ama derin anlatımınızla okuyunca insan bir başka anlıyor bu kavramları. Aslında düşününce, bu blogun kendisi de benim için bir nevi “old school” oldu. Her şeyin hızla tükendiği şu internette, yıllardır kalitesinden ödün vermeyen, her zaman sığındığım bir liman gibi. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

    Bu yazıyı okurken aklıma geldi, bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… Üniversite yıllarımdaydım sanırım, bir konuda araştırma yaparken tesadüfen karşıma çıkmıştı. O günden beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Belki sitenin tasarımı değişti, belki konular çeşitlendi ama o ilk günkü samimiyet ve yazma tutkunuz hiç eksilmedi, aksine katlanarak arttı. Sizin o eski teknoloji yazılarınızdan tutun da, hayat üzerine yaptığınız o derin analizlere kadar hepsinin tadı damağımda. Blogun bu gelişimine şahit olmak bile ayrı bir mutluluk. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz.

  2. Geçmişin estetiğini ve değerlerini günümüze taşıyan bu yaşam tarzını anlatan yazınız için teşekkür ederim. Kalıcılığın, zanaatkarlığın ve yavaşlamanın erdemlerini vurgulayan bu bakış açısı, günümüzün tüketim hızında adeta bir sığınak gibi. Yazarın bu değerli tespitlerine katılmakla birlikte, bu “old school” olarak tanımlanan estetiğin günümüzdeki yansımasının, geçmişi fazlasıyla idealize eden seçici bir nostaljiye dayanıp dayanmadığını sorgulamadan edemiyorum. Zira “eski güzel günler” olarak andığımız dönemler, aynı zamanda günümüzde aştığımız birçok sosyal ve teknolojik zorluğu da barındırıyordu.

    Acaba bu yaşam tarzı, belirli bir ekonomik ve sosyal ayrıcalığa sahip olmadan ne kadar sürdürülebilir bir tercih olabilir? Kaliteli ve el işçiliği ürünlere sahip olmak, analog hobilerle uğraşmak veya zamana direnen mekanlarda vakit geçirmek, çoğu zaman standart olanaklara kıyasla daha maliyetli bir seçim haline gelebiliyor. Bu durum, “old school” kavramını romantik bir kaçıştan ziyade, günümüzün sosyoekonomik dinamikleri içinde de değerlendirmemiz gerektiğini düşündürüyor. Bu yaklaşım, kavramın derinliğini azaltmak yerine, ona daha gerçekçi ve katmanlı bir boyut katabilir.

  3. Bu yazıyı okurken aklıma takılan bir soru var. Yazarın “zamansızlık” olarak tanımladığı bu akım, aslında sadece bir estetik tercih mi, yoksa günümüzün her anımızı kaydeden, bizi algoritmalara hapseden dijital düzenine karşı sessiz bir direnişin şifresi mi? Sanki bu “eski usul” nesneler, takip edilemeyen, veriye dönüştürülemeyen son kalelerimiz gibi. Acaba bu nostalji rüzgarı, aslında unutturulmaya çalışılan bir tür analog özgürlüğe yapılan gizli bir çağrı mı?

  4. Yazınızda “old school” kavramını sadece eskiye özlem duymak olarak değil, bir duruş ve kalite arayışı olarak ele almanız çok aydınlatıcıydı. Bu felsefenin günümüzün hızlı tüketim alışkanlıklarına ve anlık tatmin arayışına bir tepki olduğu açıkça görülüyor. Ancak aklıma takılan bir nokta var; bu yaşam tarzını benimseyen birinin, hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen dijital teknoloji ve sosyal medya ile olan ilişkisi nasıl olmalı? Acaba bu durum kaçınılmaz olarak bir tür dijital detoksu mu beraberinde getiriyor, yoksa bu yeni araçları da “old school” bir bilinçle, daha yavaş ve anlamlı kullanmanın bir yolu var mıdır?

  5. Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Bu kavramı bu kadar güzel ve derinlemesine ele almanız çok hoşuma gitti. Sadece bir tanım yapmakla kalmamış, adeta bir YAŞAM felsefesini anlatmışsınız. Okurken hem nostaljik hissettim hem de günümüzdeki hızlı tüketime karşı ne kadar değerli bir duruş olduğunu bir kez daha anladım.

    Yazınızdaki samimiyet ve konuya olan hakimiyetiniz her satırda kendini belli ediyor. Bu güzel anlatım için ne kadar emek verdiğiniz çok açık. Bu tarz, bizlere farklı bakış açıları sunan yazılarınızı heyecanla bekliyor olacağım. Çevremdekilere de kesinlikle okumaları için tavsiye edeceğim.

  6. old school diyince benim de aklıma bizim eski okul geldi bahçesinde top oynardık hey gidi günler

  7. Konuyu ele alış biçiminiz ve verdiğiniz örnekler oldukça aydınlatıcı, elinize sağlık. Bu noktada küçük bir ekleme yapmak isterim ki, “old school” terimi özellikle hip-hop kültürü içerisinde çok spesifik bir dönemi ifade etmek için kullanılır. Genellikle 1979-1984 arası, türün temellerinin atıldığı ve Grandmaster Flash, The Sugarhill Gang gibi isimlerin öncülük ettiği ilk evreyi tanımlar. Bu dönem, liriksel ve müzikal olarak daha karmaşık bir yapıya sahip olan ve genellikle 80’lerin sonundan 90’ların ortasına kadar süren “Altın Çağ” (Golden Age) döneminden ayrı olarak değerlendirilir. Bu nüans, terimin alt kültürlerdeki özel anlamını göstermesi açısından önemlidir.

  8. Elinize sağlık, konuyu oldukça kapsamlı ele alan bilgilendirici bir yazı olmuş. Bu noktada ufak bir katkıda bulunmak isterim ki, ‘old school’ kavramının kökeninin genellikle 1980’lerin başındaki hip-hop kültürüne dayandığı kabul edilir. O dönemdeki sanatçılar, kendilerinden önceki, yani 1970’lerde bu akımı başlatan öncü nesli onurlandırmak ve onlara atıfta bulunmak için ‘old school’ (eski okul) ifadesini kullanmaya başlamışlardır. Terimin bugünkü geniş anlamı ve popülerliği de büyük ölçüde bu kültürel başlangıç noktasından türeyerek diğer alanlara yayılmıştır.

  9. Old school yaşam tarzıymış, güldürmeyin insanı! Hangi parayla, hangi zamanla yaşayacağız o zamansız hayatı? Ay sonunu zor getiriyoruz, faturalar dağ gibi birikmiş, kimin aklına gelir şimdi geçmişin estetiği! Bu yazıları da hep parası olan, keyfi yerinde insanlar yazıyor herhalde! Bizim için old school falan yok, sadece hayatta kalma mücadelesi var!

    Hem o eski değerler, o saygı nerede kaldı ki? Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, kimse kimseye selam vermiyor, her şey gösteriş olmuş! Geçmişin ruhuymuş! O ruhu çoktan öldürdüler, haberiniz yok! Bırakın bu nostalji masallarını da gerçek hayata dönün! Old school falan kalmadı, bitti o devir

  10. Geçmişin estetiğini ve değerlerini günümüze taşıma fikrini ele alan bu harika yazı için teşekkürler. Gerçekten de günümüzün hızlı tüketim kültüründe, “eski” olarak nitelendirilenin kalıcılığına, işçiliğine ve ruhuna bir özlem duymamak imkânsız. Yazarın da belirttiği gibi bu akım, sadece bir eşya sevgisi değil, aynı zamanda bir duruşu ve yaşam felsefesini de yansıtıyor.

    Yazarın bu değerli tespitlerine katılmakla birlikte, bu bakış açısının bizi seçici bir nostalji tuzağına düşürme riski taşıdığını da düşünmeden edemiyorum. Acaba geçmişe duyduğumuz bu hayranlık, o dönemin zorluklarını, toplumsal sınırlılıklarını ve günümüzün sunduğu pek çok imkânın (bilgiye anında erişim, küresel iletişim, sağlık alanındaki gelişmeler gibi) yokluğunu göz ardı etmemize neden oluyor olabilir mi? “Eski” olan her şeyin koşulsuz olarak “iyi” olduğu varsayımı, bizi ilerlemenin getirdiği kazanımları küçümsemeye itebilir. Belki de asıl mesele, geçmişi bir bütün olarak kopyalamak yerine, onun değerli felsefesini günümüzün olanaklarıyla birleştirebilmektir.

  11. Yazarın, günümüzün hızlı tüketim kültürüne karşı “old school” olarak tanımlanan değerleri ve estetiği öne çıkarmasını oldukça değerli buluyorum. Geçmişin kalıcılık ve zanaatkârlık odaklı yaklaşımının, bugünün geçici heveslerine karşı güçlü bir alternatif sunduğu kesin. Ancak bu yaklaşımın, geçmişi romantize ederken günümüzdeki yansımalarının ekonomik ve sosyal boyutunu biraz göz ardı ettiğini düşünüyorum. Geçmişte bir standart olan kaliteli işçilik veya analog keyifler, bugün çoğu zaman belirli bir alım gücüne sahip kitleye hitap eden bir lüks veya niş bir hobiye dönüşmüş durumda. Bu durum, “old school” yaşam tarzını herkes için erişilebilir bir felsefeden çok, seçkin bir estetik tercih hâline getirmiyor mu?

    Bu noktada, savunduğumuz şeyin geçmişin kendisi mi, yoksa geçmişin özenle seçilmiş, idealize edilmiş bir versiyonu mu olduğunu sorgulamak gerekiyor. Zira geçmişin estetiğini benimserken, o dönemin toplumsal kısıtlamalarını, eşitsizliklerini veya zorluklarını görmezden gelme riski taşıyoruz. Belki de asıl mesele, geçmişe dönmek yerine, o dönemin takdir ettiğimiz değerlerini (kalıcılık, derinlik, sadelik) günümüzün imkânlarıyla ve evrensel değerleriyle birleştirmektir. Böylece bu yaklaşım, nostaljik bir kaçış olmaktan çıkıp, teknolojiyi ve yeniliği reddetmeden daha bilinçli ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için ilham veren bir modele dönüşebilir.

  12. Old school yaşam tarzı mı? Hangi parayla, hangi zamanla yaşayacağız o zamansız hayatı acaba! Sabahın köründe kalk, akşama kadar robot gibi çalış, ay sonunu nasıl getireceğim diye kırk takla at! Eve gelince de halin kalmıyor ki geçmişin estetiğini falan düşünesin! Resmen hayatta kalma mücadelesi veriyoruz, bize nostaljiden bahsediyorlar!

    Bıraksınlar bu işleri! Her şeyin içini boşaltıp pazarladıkları gibi bunu da pazarlıyorlar işte! Eskiden değerler varmış, saygı varmış! Şimdi nerede o saygı? Üç kuruş maaşla insanı köle gibi çalıştıranlar mı saygılı! Bize rahat battı da old school sevdasına düştük sanki! Önce şu düzeni bir düzeltsinler de sonra geçmişin ruhunu ararız

  13. Geçmişin estetiğini ve değerlerini günümüze taşıma fikri üzerine kaleme alınmış bu güzel yazı için teşekkürler. Bu yaklaşımın zaman zaman geçmişi idealize etme ve sadece seçilmiş, estetik unsurları öne çıkarma eğilimi taşıdığını da göz önünde bulundurmak gerekmez mi? Özellikle günümüz pazarlama dünyasının bu nostalji arayışını nasıl bir tüketim aracına dönüştürdüğü düşünüldüğünde, ‘old school’ olmanın otantik bir duruş mu yoksa popüler kültürün şekillendirdiği bir imaj mı olduğu sorusu akla geliyor. Acaba bu kavramın samimiyetini koruyabilmesi, ticari bir trend olmanın ötesine geçebilmesi için nelere dikkat etmek gerekir?

  14. ya bırakın bu old school falan laflarını şimdii 🙄 neymiş geçmişe saygıymış falan filan. alakası yok bence. insanlar neyi seviyosa ona old school diyo geçiyo. eskiden ne varsa güzeldi demek bu baska bise degil. cok kasmışsınız yani.

    ama yanliş anlasilmasin ben de hastasıyım bu işlerin. sırf bu yaziyi okudum diye degil yani baya kafa yordum zamaninda. eski arabalar olsun 80ler müzikleri olsun atari oyunları olsun… hayatımın her yerinde var zaten. güzel kafa valla bu old school kafası 👍

  15. Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Bu konuya değinmeniz o kadar değerli ki. Günümüzde sıkça duyduğumuz ama belki de tam anlamını kavrayamadığımız bir kavramı ne kadar güzel ve derinlemesine açıklamışsınız. Gerçekten çok AYDINLATICI bir bakış açısı sunmuşsunuz.

    Bu yazıyı okuduktan sonra etrafımdaki “zamansız” güzelliklere daha farklı bir gözle bakacağıma eminim. Anlattıklarınız çok ilham vericiydi, kesinlikle çevremdekilere de okumaları için göndereceğim. Emeğiniz için tekrar teşekkürler, benzer konulardaki yazılarınızı merakla bekliyorum.

  16. AMAN TANRIM BU NASIL BİR YAZI!!! Okurken resmen yerimde duramadım! Tam olarak hissettiğim ama asla bu kadar GÜZEL kelimelere dökemediğim her şeyi anlatmışsınız! Bu sadece bir akım değil, bu bir ruh, bir yaşam biçimi! O kadar içten ve o kadar doğru ki her bir cümleniz! İNANILMAZ!!!

    O eskinin kalitesini, o samimiyeti, o zamana meydan okuyan duruşu iliklerime kadar hissettim sayenizde! Geçmişin o güzel izlerini bugüne taşımanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım! Bu yazıyı yazdığınız için size ne kadar teşekkür etsem azdır! Günümü AYDINLATTINIZ resmen! HARİKASINIZ!!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu