Kişisel Bakım

Oksidasyon Kremi Nedir, Ne İşe Yarar? Saç Açma Rehberi

Saç renginizde bir değişiklik yapmak, koyu tonlardan sıkılıp daha aydınlık bir görünüme kavuşmak istediğinizde, saç boyası kutularının içinden çıkan o beyaz krem en büyük yardımcınızdır. İşte o gizemli ürün, yani oksidasyon kremi, saç dönüşüm sürecinin kilit oyuncusudur. Ancak bu güçlü maddeyi doğru tanımadan ve bilinçli kullanmadan yapılan uygulamalar, hayal edilen sonuçlar yerine yıpranmış ve istenmeyen tonlarda saçlara neden olabilir. Bu nedenle, oksidasyon kreminin ne olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl güvenle kullanılacağını bilmek, başarılı bir saç boyama deneyiminin ilk adımıdır.

Peki, kuaförlerin profesyonel dokunuşlarının ardındaki bu sırrı evde nasıl doğru bir şekilde uygulayabilirsiniz? Oksidan seçimi nasıl yapılır ve saç sağlığını korumak için nelere dikkat edilmelidir? Gelin, oksidasyon kreminin dünyasına daha yakından bakalım ve saç renginizi güvenle dönüştürmenin inceliklerini keşfedelim.

Oksidasyon Kremi Nedir? Saç Boyasının Gizli Gücü

Oksidasyon kremi, genellikle “oksidan” veya “peroksit” olarak da bilinen, içerisinde farklı oranlarda hidrojen peroksit bulunan kremsi yapıda bir üründür. Temel görevi, saç boyası ile karıştırıldığında kimyasal bir reaksiyon başlatarak boyanın aktif hale gelmesini sağlamaktır. Bu reaksiyon olmadan, kalıcı saç boyaları saça nüfuz edemez ve renk değişimi gerçekleşmez. Oksidan, saçın doğal pigmentlerini (melanin) açarak yeni rengin yerleşmesi için bir zemin hazırlar. Bu nedenle hem renk açma hem de boyanın saça tutunma sürecinde vazgeçilmez bir rol oynar.

Doğru Oksidan Volümünü Seçmek: 10, 20, 30 ve 40 Volüm Farkları

Oksidanların üzerinde gördüğünüz “10, 20, 30, 40 volüm” gibi ifadeler, içerdikleri hidrojen peroksit oranını ve dolayısıyla açma güçlerini belirtir. Doğru volümü seçmek, istediğiniz sonuca ulaşmak ve saçınızı gereksiz yere yıpratmamak için kritik öneme sahiptir.

  • 10 Volüm Oksidan (%3): En düşük açma gücüne sahiptir. Genellikle saç rengini 1 tona kadar açmak, saçı aynı tonda veya daha koyu bir renge boyamak (renk koyulaştırma) ya da cila gibi pigmentasyon işlemleri için kullanılır. Saça en az zarar veren seçenektir.
  • 20 Volüm Oksidan (%6): En standart ve en sık kullanılan oksidan türüdür. Saç rengini 1-2 ton açmak ve beyazları tamamen kapatmak için idealdir. Evde kullanım için en güvenli ve etkili seçeneklerden biridir.
  • 30 Volüm Oksidan (%9): Daha güçlü bir açıcıdır ve saç rengini 2-3 ton kadar açabilir. Özellikle koyu renkli saçları kumral veya sarı gibi açık tonlara döndürmek için tercih edilir. Ancak saçı daha fazla yıpratma riski taşıdığı için dikkatli kullanılmalıdır.
  • 40 Volüm Oksidan (%12): En güçlü oksidan çeşididir ve saç rengini 4 tona kadar açabilir. Genellikle platin sarısı gibi çok açık renkler elde etmek için veya profesyonel açma (oryal) işlemlerinde kullanılır. Yüksek yıpratma potansiyeli nedeniyle evde kullanımı kesinlikle önerilmez ve sadece profesyoneller tarafından uygulanmalıdır.

Oksidasyon Kremi Nasıl Kullanılır? Adım Adım Güvenli Uygulama

Oksidan ve boyayı doğru şekilde uygulamak, hem istediğiniz rengi elde etmenizi sağlar hem de saç sağlığınızı korur. İşte dikkat etmeniz gereken adımlar:

Hazırlık Aşaması: Güvenlik Her Şeyden Önce Gelir

Uygulamaya başlamadan önce mutlaka eldiven giyin ve omuzlarınızı eski bir havlu veya pelerin ile koruyun. En önemlisi, boya karışımını saçınıza sürmeden önce cildinizin küçük bir bölümünde (kulak arkası gibi) alerji testi yapmaktır. Bu, olası bir alerjik reaksiyonu önceden tespit etmenizi sağlar.

Karışım Oranı ve Uygulama Tekniği

Genellikle saç boyaları ve oksidanlar 1:1 veya 1:1.5 oranında karıştırılır. Örneğin, 60 ml boya için 60 ml (1:1) veya 90 ml (1:1.5) oksidan kullanılır. Bu oran, kullandığınız boya markasının kutusunda belirtilir ve bu talimatlara uymak çok önemlidir. Karışımı metal olmayan bir kapta, pürüzsüz bir kıvam alana kadar plastik bir fırça ile karıştırın. Ardından, kuru ve taranmış saçınıza, diplerden başlayarak uçlara doğru eşit bir şekilde sürün. Boyanın her yere dağıldığından emin olun.

Bekleme Süresi ve Durulama

Karışımı saçınızda ne kadar bekleteceğiniz, boyanın markasına ve istediğiniz renk tonuna göre değişir. Genellikle bu süre 30-45 dakika arasındadır. Boya kutusundaki talimatlara harfiyen uyun ve süreyi kesinlikle aşmayın. Süre dolduğunda saçınızı ılık suyla, su berraklaşana kadar iyice durulayın. Ardından boya kutusundan çıkan bakım kremini veya renk koruyucu bir şampuan ve saç kremi kullanarak işlemi tamamlayın.

En Sık Yapılan Hata: Oksidanı Tek Başına Saça Sürmek

Pek çok kişinin merak ettiği “Oksidasyon kremi tek başına saçı açar mı?” sorusunun cevabı evet, açar. Ancak bu, yapmamanız gereken son derece riskli bir işlemdir. Oksidanı doğrudan saça uygulamak, saçın koruyucu katmanına ciddi zarar verir, saç tellerini kurutur, kırılganlaştırır ve hatta kimyasal yanıklara neden olabilir. Boya ile karıştırıldığında formülü dengelenen oksidan, tek başına kullanıldığında kontrolsüz bir açma işlemi gerçekleştirir. Bu durum, saçınızda geri dönülmesi zor hasarlara ve istenmeyen turuncu-sarı tonlara yol açar. Unutmayın, oksidan bir aktivatördür, tek başına kullanılacak bir saç açıcı ürün değildir.

Saç Renginizi Bilinçli Bir Şekilde Dönüştürün

Oksidasyon kremi, doğru kullanıldığında saç renginizi yenilemek için harika bir araçtır. Ancak gücünü ve potansiyel risklerini anlamak, sağlıklı ve güzel görünen saçlara sahip olmanın anahtarıdır. Saç tipinize ve hedeflediğiniz renge uygun volümü seçmek, kullanım talimatlarına uymak ve en önemlisi saçı tek başına oksidanla açma hatasından kaçınmak, bu süreci keyifli ve başarılı bir deneyime dönüştürecektir. Artık bu bilgilerle, saçınızdaki bir sonraki renk değişimini çok daha bilinçli ve güvenli bir şekilde yönetebilirsiniz.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. Okuduğum her satırda, saç rengini değiştirmenin sadece görsel bir değişim değil, aynı zamanda duygusal bir yolculuk olduğunu bir kez daha hissettim. Özellikle o süreçteki tereddütleri, beklentileri ve nihayetinde kendini ifade etme çabasını anlatışınız içime dokundu. Kendi deneyimlerimi hatırladım; aynada yeni bir renkle karşılaşmanın o karmaşık heyecanını… Tüm bu teknik bilgilerin arasında, insanın kendine bir şans vermesinden bahsetmeniz çok güzeldi. Zira bazen küçük bir değişiklik, içimizdeki büyük bir şeyi özgür bırakabiliyor. Bu rehber, sadece bir nasıl yapılır değil, aynı zamanda anlayış ve cesaret dolu bir el uzatış gibiydi. Paylaştığınız için çok teşekkürler.

    1. saç rengini değiştirmenin duygusal boyutundan bahsetmeniz beni çok mutlu etti, çünkü bu sürecin en önemli kısmı tam da o içsel yolculuk. aynada yeni bir renkle karşılaşmanın o karmaşık heyecanını tarif edişiniz, yazıyı yazarken hissettiklerimi birebir yansıtıyor. evet, bazen en küçük değişiklik bile içimizdeki büyük bir şeyi özgür bırakabiliyor ve bunu fark etmeniz çok değerli. bu güzel ve içten yorumunuz için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmayı unutmayın.

  2. yuh yazı baya reklam kokuyo sanki o krem olmazsa hiç bişey olmazmış gibi… kökünden vazgeçin kimyasaldan, doğal yöntemler de işe yarıyo ama siz gene krem kullanın tabi. ben mesela evde bi kaç şey deniyecem zaten, limonlu suyla güneşte bekletmek falan. umarım başarılı olur da bu kremlerin esiri olmayız 😅

    hem yazıda bahsettiğiniz o istenmeyen tonlar falan da genelde bu krem yüzünden oluyo zaten… insanlar bence daha az kimyasala yönelse daha iyi. neyse emeğinize sağlık, araştırmışsınız belli ama ben pek katılmıyorum işte 🙄

    1. doğal yöntemlerin de işe yarayabileceğini düşünmen çok anlaşılır, limonlu su gibi evde denenebilecek çözümler gerçekten birçok kişi tarafından tercih ediliyor. her cilt farklı tepki verdiği için, senin cildinin doğal yöntemlere daha iyi yanıt vermesi de mümkün. yazıda kimyasal içerikli ürünlerin etkilerinden bahsetmemizin nedeni, klinik olarak test edilmiş ve kontrollü sonuçlar sunabilmeleri. ancak dediğin gibi, herkesin tercihi ve cilt yapısı kendine özgü. deneyeceğin yöntemlerin başarılı olmasını dilerim, umarım istediğin sonuçları alırsın.

      değerli yorumun ve paylaştığın görüşler için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsin.

  3. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Oksidasyon kreminin, saç boyasının içindeki pigmentlerin açılmasını ve saç teline nüfuz etmesini sağlayan kimyasal bir aktivatör olduğunu öğrendim. Bu krem, seçilen hacime (volüm) bağlı olarak farklı derecelerde açma gücüne sahip ve boya ile mutlaka belirli oranlarda karıştırılarak kullanılmalı. Yanlış bir hacim değeri seçmenin veya karışım oranını hatalı yapmanın saçı aşırı yıpratabileceği ve istenmeyen sonuçlara yol açabileceği çok net vurgulanmış. Bu bilgiler ışığında kendi eylem planımı oluşturuyorum. Önce şunu yapacağım, bir sonraki saç boyama işlemimde kutu içinden çıkan oksidasyon kremi hacmini dikkatle kontrol edeceğim ve saçımın mevcut durumu ile hedeflediğim ton açıklığına uygun olup olmadığını araştıracağım. Sonra bu adımı atacağım, boyayı ve oksidasyon kremini kesinlikle üreticinin belirttiği ölçülerde, tam olarak karıştıracağım ve hazırladığım karışımı bekletmeden uygulayacağım. Ve son olarak şuna dikkat edeceğim, uygulama süresini aşmamaya, işlem sonrasında ise onarıcı ve nemlendirici saç kürleri kullanarak saçımın sağlığını korumaya özen göstereceğim.

    1. Çok detaylı ve özenle hazırlanmış bir özet ve eylem planı çıkarmışsınız, gerçekten takdir ediyorum. Oksidasyon kreminin rolünü, hacim seçiminin önemini ve karışım oranlarına dikkat etme gerekliliğini harika bir şekilde özümsemişsiniz. Özellikle işlem sonrası onarıcı bakımı planlarınıza dahil etmeniz, saç sağlığını korumak adına çok değerli bir adım.

      Verdiğiniz bu kıymetli geri bildirim ve gösterdiğiniz özen için çok teşekkür ederim. Umarım planladığınız işlem istediğiniz gibi, sağlıklı ve güzel sonuçlanır. Profilimdeki diğer yazılara da göz atmayı unutmayın.

  4. Saçlarımızın rengini değiştirme arzumuz, yalnızca estetik bir tercihten çok daha derin bir insanlık haline işaret ediyor. Oksidasyon kreminin saç telimizin en mahrem katmanlarına nüfuz edip pigmentleri dönüştürme gücü, aslında bizim de zamana ve hâle karşı sürekli bir değişim, başkalaşım ve nihayetinde ‘olma’ çabamızın somut bir metaforu değil mi? Koyu tonlardan kaçıp aydınlığa ulaşma isteği, yalnızca saçlarımızla sınırlı kalmayan, ruhumuzun da sürekli aydınlanma arayışının bir yansıması. Ancak bu krem, aynı zamanda bir uyarı taşıyor: Dönüşüm, bilinçsizce girildiğinde yıpratıcı olabilir. Bu, hayatın kendisi için de geçerli değil midir? Gerçek anlamda ‘açılma’ dediğimiz şey, sadece dış görünüşümüzde mi yaşanır, yoksa her dışsal değişim, içsel bir hazırlık ve kabullenme gerektirir mi? Belki de her boya işlemi, bize kırılganlığımızı ve sürekli akış halindeki varlığımızı hatırlatan küçük bir varoluşsal müdahaledir. Sonuçta, elde ettiğimiz ton, beklentimizle her zaman örtüşmeyebilir; tıpkı hayatta attığımız adımların sonuçlarını tam olarak kestiremeyişimiz gibi. Buradaki asıl soru şu olabilir: Değişimin ta kendisi mi arzulanandır, yoksa ulaşmaya çalıştığımız o ‘aydınlık’ ve ‘yeni’ hal, sadece geçici bir algıdan, bir anın arzusundan mı ibarettir?

    1. hakikaten çok derin ve felsefi bir bakış açısı getirmişsiniz. oksidasyon kremini, insanın değişim ve dönüşüm arzusunun somut bir metaforu olarak yorumlamanız gerçekten çarpıcı. evet, bu süreç sadece dışsal bir değişimden ibaret değil; içsel bir hazırlık, kabullenme ve hatta bazen bir yüzleşme gerektiriyor. saç telinin en mahrem katmanına nüfuz eden kimyasal bir dönüşümle, kendi kırılganlığımızı ve sürekli ‘olma’ halimizi hatırlıyoruz belki de. ulaştığımız tonun beklentimizle örtüşmemesi, hayattaki pek çok adımımızın sonucunu tam kestiremeyişimizle örtüşüyor gerçekten. değişimin kendisi mi arzulanandır, yoksa o ‘yeni’ ve ‘aydınlık’ hal sadece geçici bir arzudan mı ibarettir sorusu ise, üzerine uzun uzun düşünmeye değer. bu değerli yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.

  5. Oksidasyon kremi mi?! Şu an saç rengimi değiştirmek mi önemli? Bir bakar mısınız yaşadığımız hayata! Market fiyatları, kira derdi, faturalar… Hepimiz her gün ağır bir yükün altında eziliyoruz. Böyle bir hayatta insanın aklına “Acaba saçımı açsam mı?” diye bir soru geliyorsa, bu ancak bu sistemin bize dayattığı yüzeyselliğin bir kanıtıdır!

    Her şey bu kadar kötü giderken, kozmetik şirketleri bize “daha iyi görün” diye ürün satıp para kazanmaya devam ediyor. Bizim esas yıpranmamız gereken yer saç tellerimiz mi, yoksa bu bitmek bilmez geçim derdi yüzünden yıpranan sinirlerimiz mi? İnsan kendi gerçek sorunlarına odaklanamıyor bile!

    1. haklısınız, günlük hayatın gerçek ve ağır yükleriyle boğuşurken, saç rengi gibi konuların önceliğini sorgulamak çok doğal. yazıda asıl vurgulamak istediğim, insanın kendine ayırdığı küçük bir anın, kişisel bir tercihin bile aslında ne kadar değerli olabildiğiydi. bazen en basit bir kişisel bakım rutini, o ağır yükün altında nefes alabileceğimiz küçük bir alan yaratabiliyor.

      elbette ki kozmetik ürünler gerçek sorunlarımızı çözmüyor. ancak bireyin kendini iyi hissetme çabasını, sistemin dayattığı yüzeysellikle tamamen aynı kefeye koymamak gerektiğini düşünüyorum. bazen sadece kendimiz için yaptığımız küçük bir şey, içinde bulunduğumuz zorlu koşullara psikolojik bir ara veriş olabiliyor.

      derinlemesine düşündüren ve önemli noktalara değindiğiniz için çok teşekkür ederim. bu tür geri bildirimler yazılarımı daha dikkatli şekillendirmeme yardımcı oluyor. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu