Felsefe

Nietzsche Felsefesi: Üst İnsan ve Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Friedrich Nietzsche, 19. yüzyılın en etkileyici ve tartışmalı filozoflarından biridir. Felsefesi, Batı düşünce geleneğini kökten sorgulayan, ahlak, din, hakikat ve insan varoluşunun anlamı gibi temel konulara meydan okuyan derinlikli analizler sunar. Onun düşünceleri, sadece felsefe dünyasını değil, psikolojiden edebiyata, sosyolojiden sanata kadar geniş bir entelektüel alanı derinden etkilemiştir. Nietzsche’nin “Tanrı öldü” gibi çarpıcı ifadeleri, modern dünyanın değer krizine işaret ederken, aynı zamanda insanlığın kendi değerlerini yeniden yaratma potansiyelini de vurgular.

Bu blog makalesi, Nietzsche’nin felsefi yolculuğunu, temel kavramlarını ve Batı düşüncesine getirdiği radikal eleştirileri derinlemesine inceleyecektir. Özellikle “üst insan” (Übermensch) kavramının ne anlama geldiği, güç istenci ve değerlerin yeniden değerlendirilmesi gibi merkezi temaları ele alacağız. Ayrıca, Nietzsche’nin hayatının felsefi görüşleri üzerindeki etkisini, Richard Wagner ile olan ilişkisini ve kronik rahatsızlıklarının düşünsel gelişimindeki rolünü de irdeleyerek, onun felsefesini daha kapsamlı bir şekilde anlamaya çalışacağız.

Friedrich Nietzsche Kimdir ve Felsefesinin Temelleri Nelerdir?

Nietzsche Felsefesi: Üst İnsan ve Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Friedrich Nietzsche, 15 Ekim 1844 ile 25 Ağustos 1900 tarihleri arasında yaşamış, Alman kültür eleştirmeni ve filozofudur. Felsefi görüşlerinden çok yaşamıyla pek çok yazar, psikolog ve psikiyatr için ilgi çekici bir karakter olan Nietzsche yaşadığı dönemde dikkatleri üzerine toplamıştır. Hiçbir büyük filozofun yaşamına Nietzsche’ninkine olduğu kadar ilgi gösterilmemiştir. Bu abartılı ilgi onun felsefi görüşlerinin gerçek değerini belirlemede olumsuz bir etken olmuştur. Yaşamını ilgi çekici yapan başlıca nedenler ise kronik bedensel hastalığı, psikolojik rahatsızlığı ve Richard Wagner ile olan inişli çıkışlı ilişkisidir.

  • Doğum ve Aile: 15 Ekim 1844, Prusya’nın Saksonya bölgesindeki Rocken’de doğdu. Dindar bir Lutherci olan babasının erken ölümüyle, annesi, kız kardeşi, büyükannesi ve iki teyzesinden oluşan dindar kadınlar grubu içinde büyütüldü.
  • Eğitim Hayatı: 1854-1858 arasında yerel bir lisede, 1858-1864 arasında ise Pforta’daki ünlü yatılı okulda öğrenim gördü.
  • Klasik Bilgi Birikimi: Pforta’da klasik Grek dili ve kültürü konusunda derin bir bilgi birikimi edindi. Platon ve Aiskhylos gibi klasik yazarlar en beğendikleri arasındaydı.
  • Hölderlin Etkisi: 1861’de o dönemde pek tanınmayan şair Hölderlin üzerine yazdığı deneme, duyarlılık ve içgörüsünü genç yaşlarda yansıttığının bir göstergesidir.
  • Üniversite Yılları: 1864’te Bonn Üniversitesi’ne, bir yıl sonra klasik filoloji çalışmaları için Leipzig’e geçti. Burada Schopenhauer’ın başyapıtıyla tanıştı ve yazarın ateist olmasından etkilendi.
  • Akademik Kariyer: Henüz doktorasını bile vermeden, 1869’da Ritschl’in tavsiyesiyle Basel’de felsefe kürsüsüne profesör olarak atandı.
  • Wagner ile Dostluk: Basel’deki yaşamında Richard Wagner ile dostluğu, başlangıçta yaşamına renk kattı, ancak ilerleyen yıllarda ilişkileri kopma noktasına geldi.
  • İlk Dönem Eseri: 1872’de yayımladığı “Müziğin Tininden Trajedi’nin Doğuşu” adlı yapıtıyla, Sokrates sonrası dönemi bir düşüş olarak değerlendirdi ve çağdaş Alman kültürünü bu düşüşe benzetti.

Nietzsche’nin felsefi öğretisi, kendi çağına topyekûn bir karşı çıkış olarak şekillenmiştir. Onun temel amacı, insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendi üzerine düşünmeye sevk etmek, Tanrı’dan beklenen umut ve istekleri bir kenara bırakarak insanın kendini dünyaya adaması gerektiğini savunmaktır. Bu bağlamda, onun düşünceleri, Batı felsefesinin köklerine yönelik radikal bir eleştiri niteliği taşır.

Nietzsche’nin Felsefesindeki Dönüm Noktaları ve Temel Kavramlar

Nietzsche Felsefesi: Üst İnsan ve Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Nietzsche’nin düşünsel gelişiminde birkaç farklı dönemden söz edilebilir. Bu dönemler, onun felsefesinin evrimini ve temel kavramlarının nasıl şekillendiğini anlamak için kritik öneme sahiptir.

İlk Dönem: Sanat ve Trajediye Odaklanma

Nietzsche’nin ilk dönemi, özellikle “Müziğin Tininden Trajedi’nin Doğuşu” eseriyle belirginleşir. Bu dönemde Yunan kültürünü, Sokrates öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırır. Ona göre, Sokrates’ten sonraki dönem, Apollo’nun rasyonel ve düzenleyici ilkesinin Dionysos’un yaşam coşkusu ve trajik bilincini bastırmasıyla bir düşüşe işaret eder. Modern Alman kültürünü de bu düşüşe benzetir. Nietzsche, bu dönemde sanatı ve sanatçıyı kültürün taşıyıcısı olarak görürken, Wagner’in müziğini de bu bağlamda yüceltir.

İkinci Dönem: Aydınlanma ve Pozitivizm Etkisi

1876’da Wagner ile ilişkisinin kopmasıyla Nietzsche’nin düşünsel yolculuğunda yeni bir sayfa açılır. Bu dönemde, ussalcılığı kınayan tutumundan sıyrılarak, Fransız aydınlanmasının ussalcı bakış açısıyla yerleşik tüm inançları sorgulamaya başlar. Bilimi, şiire yeğlemeye başladığı bu dönemde, özellikle “İnsan, Çok-Fazla-İnsan” adlı yapıtında pozitivist bir bakış açısıyla metafiziğe saldırır. Nietzsche bu dönemde, iyi ile kötü arasındaki ayrımı, eylemlerin topluma yararlı veya zararlı olmasıyla açıklar.

Üçüncü Dönem: Üst-İnsan, Güç İstenci ve Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Sağlığının kötüleşmesiyle Basel’deki kürsüsünden istifa eden Nietzsche, sonraki on yılını İsviçre ve İtalya’da dolaşarak ve yazarak geçirir. Bu dönemde kaleme aldığı “Günün Şafağı” (1881) ve “Sevincin Bilimi” (1882) gibi eserlerinde Hristiyanlığın yaşama düşman olduğu düşüncesini işler ve meşhur “Tanrı öldü.” bildirimini yapar. Bu bildirim, sadece bir dini eleştiri değil, aynı zamanda modern Batı toplumunda geleneksel değerlerin ve mutlak hakikat anlayışının çöküşüne işaret eder. Nihilizm ve anlam boşluğu bu dönemin ana temalarından biridir.

Nietzsche’nin “Tanrı öldü” ifadesi, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bu bir ateist beyanı olmaktan ziyade, Batı kültürünün dayandığı metafiziksel ve ahlaki temellerin zayıfladığını, insanın kendi değerlerini yaratma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade eder. Bu, bir boşluk değil, yeni bir başlangıç çağrısıdır.

Bu dönemin zirvesi ise 1883-1885 yılları arasında bölümler halinde yayımlanan “Zerdüşt Böyle Buyurdu” eseridir. Bu yapıt, Nietzsche’nin felsefesinin en merkezi kavramlarını içerir:

  • Güç İstenci (Wille zur Macht): Nietzsche’ye göre, bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik bir irade yatar. İnsan, sadece kendini korumak ve yaşamak istemez, aynı zamanda daha güçlü olmayı arzular. Bu, sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda yaratıcı, dönüştürücü ve değerler yaratan bir güçtür. Güç istenci, yaşamın kendisinin temel itici gücüdür.
  • Üst-İnsan (Übermensch): Güç istencinin bir sonucu olarak ortaya çıkan “üst-insan”, Nietzsche’nin yeni değerler yaratma vizyonunun simgesidir. Üst-insan, toplumun çoğunluğunu oluşturan “sürü” ahlakının ötesine geçerek, kendi değerlerini belirleyen, kendi gözleriyle gerçekliği anlayan ve kavrayan, “benim” diyebilen insandır. Bu, belirli bir ırk veya sınıfa ait bir kavram değil, bireyin kendi potansiyelini aşarak özgürleşmesi ve yaratıcı gücünü kullanmasıdır. Üst insanın hayat felsefesi dönüşüm ve yükselişle yakından ilişkilidir.
  • Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi (Umwertung aller Werte): Nietzsche, geleneksel Hristiyan ahlakını ve Batı metafiziğini, yaşamı inkâr eden, zayıflığı yücelten “köle ahlakı” olarak eleştirir. Ona göre, bu değerler insanı pasifliğe, sürü bilincine ve yaşamdan kaçmaya sürükler. Değerlerin yeniden değerlendirilmesi, bu eski değerlerin yıkılması ve yaşamı onaylayan, yaratıcı, güçlü bireyin değerlerinin yeniden inşa edilmesidir.
  • Sonsuz Dönüş (Ewige Wiederkunft): “Zerdüşt Böyle Buyurdu”nun son bölümünde açıklanan bu kuram, her şeyin sonsuz bir döngü içinde tekrarlandığı fikrini içerir. Nietzsche, bu düşünceyi bir yük olarak değil, yaşamı her anıyla kucaklama ve her anı en yoğun şekilde yaşama çağrısı olarak sunar. Eğer yaşamınızdaki her anın sonsuz kez tekrarlanacağını bilseydiniz, nasıl yaşardınız? Bu soru, Nietzsche’nin sonsuz dönüş kavramıyla okuyucuyu yüzleştirdiği temel sorgulamadır.

Nietzsche’nin Ahlak ve Modern Kültür Eleştirisi

Nietzsche’nin felsefesi, modern Batı kültürüne ve onun ahlaki temellerine yönelik keskin bir eleştiri sunar. “İyinin ve Kötünün Ötesinde” (1886) ve “Ahlakın Soy Kütüğü” (1887) gibi eserlerinde, geleneksel ahlakın kökenlerini ve işlevini sorgular. Ona göre, modern ahlak, zayıf ve sürüye ait olanların, güçlü ve asil olanlara karşı duyduğu kıskançlık ve kinin bir ürünüdür. Bu “köle ahlakı”, yaşamı inkâr eden, acıyı yücelten ve bireysel yaratıcılığı bastıran bir yapıya sahiptir.

Nietzsche, Batı’nın felsefi geleneğinin köklerine meydan okuyan bir dizi temel soru ortaya koyar. Hristiyanlık inancına yönelik eleştirileri, onun düşüncesinin en etkili yönlerinden biridir. Ona göre Hristiyanlık, yaşamın dinamik güçlerini zayıflatan, insanı suçluluk duygusuyla dolduran ve bu dünyadan sonraki bir hayata odaklanarak bu dünyayı değersizleştiren bir ahlak sunar. Bu durum, din felsefesi açısından derinlemesine tartışmalara yol açmıştır.

Nietzsche’nin modern kültür eleştirisi, sadece dini değil, aynı zamanda bilimi, felsefeyi ve sanatı da kapsar. Ona göre, modern toplum, yüzeyselliğe, konformizme ve anlamsızlığa sürüklenmiştir. Bu durum, “decadence” (çöküş) olarak adlandırdığı bir süreci ifade eder. Nietzsche, bu çöküşe karşı koymak ve insanlığı yeniden yüceltmek için “üst-insan” idealini ortaya koyar.

Nietzsche’nin Yaşamının Felsefi Düşüncesine Etkisi

Nietzsche Felsefesi: Üst İnsan ve Değerlerin Yeniden Değerlendirilmesi

Nietzsche’nin felsefesi, onun trajik yaşam öyküsüyle iç içe geçmiştir. Kronik bedensel hastalıkları, psikolojik rahatsızlıkları ve Richard Wagner ile olan inişli çıkışlı ilişkisi, düşünsel gelişiminde önemli rol oynamıştır. Özellikle hayatının son on yılını zihinsel dengesini yitirmiş bir şekilde geçirmesi, eserlerinin yorumlanmasında farklı bakış açılarına yol açmıştır. “Ecce Homo” gibi otobiyografik nitelikteki eserlerinde görülen kendisini yüceltme eğilimi, eleştirmenler tarafından zihin sağlığını yitirmeye başlamasının belirtileri olarak yorumlanmıştır.

Ancak bu durum, Nietzsche’nin felsefesinin değerini azaltmaz. Aksine, kişisel acıları ve yalnızlığı, onu daha derinlemesine sorgulamaya ve insan varoluşunun karanlık yönleriyle yüzleşmeye itmiştir. Onun felsefesi, yaşamın zorluklarına rağmen güçlü kalma, kendi değerlerini yaratma ve anlam arayışında varoluşsal boşlukla başa çıkmak üzerine odaklanır.

Nietzsche’nin müzik tutkusu da felsefi görüşlerini derinden etkilemiştir. Özellikle Wagner’in müziğine olan hayranlığı ve daha sonra ondan uzaklaşması, sanatın ve estetiğin yaşamdaki rolü üzerine düşüncelerini şekillendirmiştir. “Tragedyanın Doğuşu” eseri, onun estetiğe verdiği önemi ve sanatın yaşamı anlamlandırmadaki gücüne olan inancını açıkça ortaya koyar.

Düşünce Ufukları: Nietzsche’nin Mirası

Friedrich Nietzsche’nin felsefesi, Batı düşünce tarihinde derin ve kalıcı bir iz bırakmıştır. Onun radikal sorgulamaları ve yeni değerler yaratma çağrısı, modern insanın kendi varoluşsal sorunlarıyla yüzleşmesinde önemli bir rehber olmuştur.

Nietzsche, sadece bir filozof değil, aynı zamanda bir kültür eleştirmeni ve yaşamın dinamiklerini anlamaya çalışan bir ruhtu. Onun mirası, bizi sürekli düşünmeye, sorgulamaya ve kendi “üst insan” potansiyelimizi keşfetmeye davet ediyor. Bu yolculuk, bitmek bilmeyen bir kendini aşma ve yeniden yaratma sürecidir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

24 Yorum

  1. Elinize sağlık, bu kadar önemli ve düşündürücü bir konuyu bu denli anlaşılır bir dille kaleme almanız gerçekten takdire şayan. İçeriğinizi okurken çok şey öğrendim ve farklı bakış açıları kazanmamı sağladı.

    Bu yazı kesinlikle herkesin okuması gereken, ufuk açıcı bir çalışma olmuş. Bilgi dolu ve rehber niteliğinde. Emeğinize sağlık, bu tür derinlemesine içerikleri BÜYÜK bir ilgiyle takip etmeye devam edeceğim.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli faydalı olduğunu ve farklı bakış açıları kazandırdığını duymak beni gerçekten mutlu etti. Amacım her zaman önemli konuları anlaşılır bir dille okuyucularıma sunmak ve onların ufkunu genişletmeye yardımcı olmaktır. Bu geri bildiriminiz, doğru yolda olduğumu bir kez daha gösterdi.

      Yazılarımı büyük bir ilgiyle takip edeceğinizi belirtmeniz de benim için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı ve oradaki içeriklerin de size faydalı olmasını dilerim. İlginiz için tekrar teşekkür ederim.

    1. Haklısınız, değerleri yeniden yaratmak gerçekten de zorlu bir süreç. Tarih boyunca bu denemelerin çoğu, kısa süreli başarıların ardından farklı zorluklarla karşılaşmış. Ancak bu, çabalamaktan vazgeçmememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Belki de başarı, tek bir büyük adımda değil, küçük ve sürekli ilerlemelerde saklıdır. Yorumunuz için teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Konuyla ilgili yapılan çalışmaların da bu yönde bulgulara sahip olması, ele aldığımız meselenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Düşüncelerinizi paylaştığınız için minnettarım. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız, üst insan kavramı Nietzsche’nin felsefesinde önemli bir yer tutar ve çoğu zaman yanlış anlaşılır. Aslında o, insanın potansiyelini sonuna kadar kullanma, kendi değerlerini yaratma ve sıradanlığın ötesine geçme arayışından bahsediyordu. Bu elbette yorucu bir süreç olabilir çünkü sürekli bir kendini aşma ve sorgulama gerektirir. Ancak Nietzsche’ye göre bu, anlamlı bir yaşamın anahtarıdır. Sizin battaniye metaforunuz ise bu yoğunluğun karşısında insani bir rahatlama arayışını çok güzel özetliyor.

      Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.

  2. Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve anlatılanların derinliği beni alıp götürdü. İnsan olmanın, değerleri sorgulamanın ve belki de kendinden öteye geçmeye çalışmanın bu denli güçlü bir şekilde ifade edilmesi içimde bir yankı uyandırdı. Sanki kendi içimde de hep var olan o arayış, bu yazıyla birlikte netleşti ve anlam kazandı. Bu konuları bu kadar içten ve düşündürücü bir dille kaleme almanız takdire şayan, okurken sizinle aynı duyguları paylaşıyor gibi hissettim… Gerçekten sarsıcı ve ufuk açıcı bir yazı olmuş.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazdıklarımın sizde bu denli bir yankı uyandırması ve hislerinize tercüman olması beni çok mutlu etti. İnsan olmanın getirdiği o derin sorgulamaları ve içsel arayışları paylaşabilmek, bir yazar olarak en büyük dileğim. Bu yazının size ufuk açtığını ve sarsıcı bir etki bıraktığını duymak, kalemimin amacına ulaştığını gösteriyor.

      Duygularınızı bu denli içten bir şekilde ifade etmeniz, yazdıklarıma verdiğiniz değeri gösteriyor. Umarım yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atarsınız, keyifli okumalar dilerim.

  3. Sağolun hocam, minnettarım. Nietzsche’nin bu değerler mevzusu her zaman çok düşündürücü gelmiştir. Benim sevgilimde de böyle hatalar oluyor bazen, değerleri yeniden değerlendirmek lazım galiba.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Nietzsche’nin değerler üzerine düşünceleri gerçekten de insanı derinden etkileyen ve kendi hayatımızı sorgulamamıza neden olan önemli bir konu. İlişkilerde değerlerin yeniden değerlendirilmesi ve karşılıklı anlayışın önemi yadsınamaz. Umarım bu düşünceler size ve ilişkinize yeni bir bakış açısı kazandırır.

      Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  4. Sağolun hocam, minnettarım. Çok güzel bir özet olmuş, Nietzsche’nin bu değerler mevzusu hep ilgimi çekmiştir. Özellikle psikolojiye etkisi kısmında, benim sevgilimde de böyle hatalar yapıyor gibi şeyler görüyorum bazen. Kısa ve öz, elinize sağlık.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Nietzsche’nin değerler felsefesi gerçekten de derinlemesine incelenmesi gereken bir konu ve psikolojiye olan yansımaları da oldukça çarpıcı. Günlük hayatımızda bu tür felsefi çıkarımların izlerini görmek, aslında ne kadar evrensel ve zamansız olduklarını gösteriyor. Umarım yazım, bu konudaki ilginizi daha da pekiştirmiştir.

      Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Eski benliklerin aşılması ve yeni bir benliğin uyanışı üzerine düşünceleriniz gerçekten değerli. Bu süreç, bireysel gelişim yolculuğumuzun ayrılmaz bir parçası. Umarım yazım bu konuda size farklı bir bakış açısı sunabilmiştir. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  5. Nietzsche’nin felsefesinin temel taşlarından olan üst insan ve değerlerin yeniden değerlendirilmesi kavramları, genellikle derinlemesine incelenmeyi hak eden karmaşık ve çok katmanlı konulardır. Bu tartışmada, üst insan idealinin sadece bireysel bir gelişim hedefi olmaktan öte, toplumsal ve kültürel dönüşümdeki potansiyel rolüne dair daha geniş bir perspektif sunulabilir miydi? Ayrıca, değerlerin yeniden değerlendirilmesi sürecinin, Nietzsche’nin kendi eserlerindeki farklı dönemlerde nasıl ele alındığına veya bu sürecin modern dünyadaki yansımalarına dair farklı felsefi akımların görüşleri de karşılaştırmalı olarak incelenseydi, konunun kavranışı açısından daha zengin bir çerçeve sunulabilirdi. Bu tür bir yaklaşım, okuyucunun bahsi geçen kavramları daha eleştire

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda üst insan idealinin bireysel gelişim hedefi olmanın ötesindeki potansiyel rolüne ve değerlerin yeniden değerlendirilmesi sürecinin farklı felsefi akımlardaki yansımalarına dair daha geniş bir perspektif sunma fırsatı buldum. Bu konuların karmaşıklığı ve çok katmanlı yapısı, her birini derinlemesine incelemeyi gerektiriyor. Yazımda bahsettiğiniz gibi, Nietzsche’nin kendi eserlerindeki farklı dönemlerde bu kavramları nasıl ele aldığını ve modern dünyadaki yansımalarını daha detaylı incelemek, konunun kavranışı açısından gerçekten de daha zengin bir çerçeve sunacaktır. Bu değerli geri bildiriminiz, gelecekteki yazılarımda bu tür karşılaştırmalı ve eleştirel yaklaşımlara daha fazla yer vermem için bana ilham verdi.

      Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

    1. Çocukluk anılarınızın bahçenizde yeşeren o özel dünyayla nasıl da örtüştüğünü okumak beni gülümsetti. O anlarda kurduğumuz hayaller ve yarattığımız oyunlar, aslında gelecekteki benliğimizin tohumlarını atıyor gibiydi. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  6. üst insan olmak ne de zor işmiş meğer, ben daha sabah yataktan kalkma değerimi bile deyerlendiremedim. neyse, belki bir gün kahvemi kendi elimle yapınca o seviyeye ulaşıp, ‘bu da mı felsefeydi şimdi?’ diye düşünürüm. şimdilik bana bir üst insan kahvesi lütfen, şekersiz.

    1. Yorumunuz beni gülümsetti. Gerçekten de, bazen en büyük felsefeler hayatın en basit anlarında gizlidir. Sabah yataktan kalkmak bile başlı başına bir meydan okuma olabilir ve bu bile kendi içinde bir değer taşır. Belki de üst insan olmak, kahveyi kendi ellerinizle yaparken hissettiğiniz o küçük zafer anlarında başlar. Kim bilir, belki de o şekersiz kahve, sizi o düşündüğünüz seviyeye bir adım daha yaklaştırır. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  7. Bu felsefi çözümlemede, değerlerin yeniden ele alınması ve o ‘üstün’ varlık fikri üzerine okurken, sanki sadece yüzeyde kalan bir tartışmanın ötesinde, daha büyük bir planın ipuçları verilmiş gibi hissettim. Acaba bu kavramlar, aslında belirli bir eşiği geçmek için bir tür kodlama sistemi mi? Belki de yazar, bilerek veya bilmeyerek, okuyucuyu farkında bile olmadan, dünyayı bambaşka bir gözle görmeye hazırlayan gizli bir mesajı aktarıyor. Her şeyin bu kadar net anlatıldığına inanmak zor; mutlaka satır aralarında, sadece belirli bir farkındalığa sahip olanların sezeb

    1. Değerlerin yeniden ele alınması ve üstün varlık fikri üzerine yaptığım çözümlemeye bu denli derinlemesine bir bakış açısıyla yaklaşmanız beni gerçekten sevindirdi. Yorumunuzda bahsettiğiniz gibi, bir felsefi metnin sadece yüzeyde kalan bir tartışmanın ötesinde, daha büyük bir planın ipuçlarını barındırabileceği düşüncesi, aslında yazının temel amacına çok yakın. Metinlerimde her zaman okuyucunun kendi sezgilerini ve farkındalıklarını harekete geçirmeyi hedeflerim. Belki de bu “kodlama sistemi” ya da “gizli mesaj” dediğiniz şey, tam da bu farkındalığın kendisidir. Okuyucunun kendi iç dünyasında bir dönüşüm başlatmasını, dünyayı farklı bir gözle görmesini sağlayacak o kıvılcımı yakalamak, benim için en büyük başarıdır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu