Felsefe

Materyalizm Nedir: Her Şey Maddeden mi İbaret?

Felsefenin kadim sorularından biri olan varlığın doğası, insanlık tarihinin her döneminde düşünürlerin zihinlerini meşgul etmiştir. Evreni ve insanı anlamaya yönelik bu sonsuz arayışta, farklı felsefi yaklaşımlar ortaya çıkmış, her biri kendi içinde tutarlı bir dünya görüşü sunmuştur. Bu yaklaşımlardan biri olan materyalizm, yani maddecilik veya özdekçilik, evrendeki her şeyin temelinde maddenin yattığını savunur. Peki, bu iddia ne anlama geliyor ve felsefi düşünce geleneğinde materyalizmin yeri nedir?

Bu makalede, materyalizmin temel argümanlarını, metafiziksel konumunu ve tarihsel gelişimini derinlemesine inceleyeceğiz. Materyalizmin, idealizm gibi karşıt felsefi akımlarla olan ilişkisini, zihin ve beden problemine yaklaşımını ve bilimsel gelişmelerle olan etkileşimini ele alacağız. Antik Yunan’dan günümüze uzanan bu felsefi yolculukta, materyalizmin nasıl evrildiğini ve günümüzdeki tartışmalara nasıl ışık tuttuğunu birlikte keşfedeceğiz.

Materyalizmin Temel Felsefi Yaklaşımı ve Tanımı

Materyalizm Nedir: Her Şey Maddeden mi İbaret?

Materyalizm, felsefi olarak varlığın temelinde sadece maddenin bulunduğunu savunan, zihinsel veya doğaüstü herhangi bir gücün varlığını reddeden bir görüştür. Bu anlayışa göre, evrendeki tüm gerçeklik, ruhsal ve manevi olan dahil olmak üzere, özünü ve temelini maddede bulur. Maddeden başka hiçbir tözün var olmadığını iddia eden materyalizm, her şeyin hareket halindeki madde veya madde ve enerji ile açıklanabileceğine inanır.

  • Varlığın yegane sebebinin madde olması.
  • Maddenin zihinden bağımsız bir töz olması.
  • Zihinsel ve doğaüstü güçlerin reddedilmesi.
  • Her şeyin fiziksel yasalarla açıklanabilir olması.
  • Bütün niteliksel farklılıkların niceliksel farklılıklara indirgenebilmesi.
  • Yaşamın karmaşık fiziksel ve kimyasal süreçlerden ibaret olması.
  • Zihin ve düşünmenin beynin bir faaliyeti olarak görülmesi.
  • Evrenin kapalı bir sistem olarak tasarlanması.
  • Her şeyin fiziksel nedenler tarafından belirlenmiş olması (determinizm).

Materyalizm, aynı zamanda fizikalizm olarak da adlandırılır ve tek bir fiziksel tözün varlığını savunur. Bu görüş, zihinsel olayları tamamen fiziksel terimlerle açıklama çabasıyla öne çıkar, zihinsel durumları beyindeki fiziksel süreçlere indirger.

Materyalizmin Metafiziksel Konumu ve Temel Argümanları

Materyalizm, metafiziksel anlamda, nesnelerin varoluşunda veya oluşumunda ideaların, zihinsel unsurların veya düşüncenin hiçbir rolü olmadığını iddia eder. Bu bağlamda, materyalizm mantıksal olarak idealizmin karşıtıdır. İdealizm, zihnin veya düşüncenin gerçekliğin temelini oluşturduğunu savunurken, materyalizm bunun tam tersini, yani maddenin birincilliğini öne sürer. Bu felsefi ayrım, “zihin-beden problemi” gibi merkezi felsefi tartışmalarda kendini gösterir.

Materyalist düşünce, varlığı veya dünyayı kendi içinde kapalı bir sistem olarak tasarlar, hatta onu bir makineye benzetir. Bu kapalı sistemde olup biten her şeyin, kendisini doğuran fiziksel nedenler tarafından belirlendiğini savunur. Bu nedenle materyalizm, evrende her şeyin belirlenmiş olduğunu ve rastlantıya yer bulunmadığını iddia ettiği için determinist bir görüştür.

Materyalizmin İndirgemeci Yaklaşımı ve Zihin Problemi

Materyalizm, zihnin ayrı bir varlık türü meydana getirmediğini, dolayısıyla maddeye indirgenebileceğini iddia eden indirgemeci bir görüştür. Bu, hayat ve düşünce gibi karmaşık süreçlerin daha basit fiziksel ve kimyasal süreçler yoluyla tam olarak açıklanabileceğine inanması anlamına gelir. Materyalistler için en önemli sorun, zihinsel olayları tamamen fiziksel terimlerle açıklayabilme çabasıdır. Bu durum, zihnin tamamen fiziksel süreçlerle açıklanıp açıklanamayacağı, bilincin ve öznel deneyimlerin (qualia) nasıl ortaya çıktığı gibi derin felsefi soruları beraberinde getirir. Daha fazla bilgi için Qualia: Bilincin Öznel Deneyimi ve Zihin Felsefesi makalesini inceleyebilirsiniz.

Felsefede en büyüleyici sorulardan biri, zihnin maddeden nasıl türediğidir. Materyalizm, bu soruyu beynin karmaşık yapısıyla açıklamaya çalışsa da, bilinç ve öznel deneyimlerin sadece fiziksel süreçlere indirgenip indirgenemeyeceği hala derinlemesine bir sorgulama alanıdır. Belki de indirgeme, her zaman tam bir açıklama sunmaz; belki de deneyimin kendisi, maddenin ötesinde bir boyuta işaret eder.

Materyalizmin Tarihsel Serüveni: Antik Çağdan Günümüze

Materyalist düşüncenin kökleri, felsefenin ilk dönemlerine, özellikle de Antik Yunan’a uzanır. Bu serüven, farklı dönemlerde farklı düşünürlerin katkılarıyla şekillenmiş ve bilimsel gelişmelerle paralel bir evrim geçirmiştir.

Antik Yunan’daki Kökler: Demokritos ve Atomculuk

Batı felsefesinde maddecilik geleneğinin başlangıcı, Sokrates öncesi filozoflardan Demokritos ve öğretmeni Leukippos’a dayandırılır. Atomculuğun ilk biçimini ortaya atan bu filozoflara göre, bütün evren daha fazla bölünemeyecek, katı, tek başına var olan küçük parçalardan, yani atomlardan oluşuyordu. Dünyadaki her olay, bu atomların birbirleriyle etkileşiminin yarattığı süreçlerden kaynaklanıyor, algı ve bilgi de bu parçacıkların insanların organları üzerindeki etkilerinden doğuyordu. Demokritos’un bu atomcu görüşü, materyalizmin ilk ve en radikal biçimlerinden biri olarak kabul edilir. Bu konuda daha detaylı bilgi için Demokritos: Atomların Dansı ve Gülen Filozofun Materyalist Evreni makalesine göz atabilirsiniz.

Orta Çağ ve Yeni Çağ’daki Yükselişi

Eski Yunan ve Latin sonrası dönemde, Hıristiyanlığın etkisiyle maddecilik neredeyse tümüyle bir yana atıldı. Orta Çağ felsefesi, teolojik ve idealist yaklaşımlarla şekillenirken, maddeye dayalı açıklamalar arka planda kaldı. Ancak Yeni Çağ’da, özellikle 17. yüzyılda, çeşitli bilimlerde ulaşılan somut sonuçlar, felsefede de maddeciliğin yeniden doğmasına yol açtı. İngiltere’de Thomas Hobbes ve Fransa’da Pierre Gassendi, eski atomculardan da esinlenerek, maddi temeller üzerine kurulu bir dünya görüşünü işlediler.

Gassendi, deneyimle elde edilen olguları açıklarken modern bilimlerin yöntemlerini kullandı. Hobbes ise duyumların beyinde oluşan maddi hareketler olduğunu ileri sürdü. Bu dönemdeki materyalist düşünürler, bilimsel gözlem ve deneyi felsefeye entegre ederek, maddeci açıklamaların zeminini güçlendirdiler.

19. ve 20. Yüzyılda Materyalizm ve Bilim

Materyalizm, 19. yüzyılda doğa bilimlerindeki önemli gelişmeler sonucu yeniden güçlendi. Özellikle Darwin’in biyolojide yarattığı devrim, doğal düzene ilişkin görünürdeki kanıtların tümüyle nedensel nedenlere dayanarak açıklanabileceğini gösterdi. Bu dönemde, biyoloji, kimya ve fizik alanındaki ilerlemeler, materyalist açıklamaların bilimsel temellerini sağlamlaştırdı.

Ancak 20. yüzyılda modern fizikte görülen devrim niteliğindeki gelişmeler, nedensel temellere dayalı yaklaşımları sarsarken, katı ve bölünmez maddi temel sayılan “atom” düşüncesinin de sorgulanmasına yol açtı. Kuantum fiziğindeki belirsizlik ilkesi ve maddenin dalga-parçacık ikiliği gibi kavramlar, klasik materyalist anlayışı zorladı. Bunun sonucunda maddecilik tartışması daha çok bilimsel yöntem ve uygulamalar açısından sürdü. Fizikteki gelişmeler nedeniyle madde kavramı gittikçe daha az açıklayıcı ve anlaşılır olmaya başladı, bu da materyalizmin kendi içinde dönüşümler geçirmesine neden oldu.

Materyalizmin Güncel Tartışmalardaki Yeri ve Etkileri

Materyalizm Nedir: Her Şey Maddeden mi İbaret?

Materyalizm, günümüzde de felsefe, bilim ve hatta günlük yaşamda etkilerini sürdüren bir düşünce akımıdır. Özellikle yapay zeka, nörobilim ve kozmoloji gibi alanlardaki gelişmeler, materyalist açıklamaların yeniden gözden geçirilmesine ve yeni yorumlar kazanmasına yol açmaktadır. Zihnin bir bilgisayar gibi çalışıp çalışmadığı, bilincin tamamen sinirsel ağlardan ibaret olup olmadığı gibi sorular, materyalist yaklaşımların sınırlarını ve potansiyellerini test etmektedir.

Ancak materyalizm, her zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Özellikle etik, estetik ve maneviyat gibi konularda, sadece maddi açıklamaların yeterli olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. İnsan deneyiminin zenginliği ve karmaşıklığı, materyalizmin indirgemeci doğasıyla nasıl uzlaşabilir, bu felsefi sorgulama devam etmektedir.

Son Düşünceler: Madde ve Anlam Arayışı

Materyalizm, varoluşun temelinde maddeyi gören ve her şeyi bu çerçevede açıklamaya çalışan güçlü bir felsefi görüştür. Bilimsel ilerlemelerle sürekli etkileşim içinde olmuş, evreni anlama çabamıza önemli katkılar sunmuştur.

Yine de, insan deneyiminin derinlikleri, bilincin gizemi ve anlam arayışımız, maddenin ötesinde bir boyutun var olup olmadığı sorusunu canlı tutmaktadır. Materyalizm, bu sorulara kendi perspektifinden yanıtlar sunarken, felsefi diyalogun zenginleşmesine de olanak tanır.

Dış Bağlantılar:

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

22 Yorum

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin zaman zaman belirli temalar etrafında döndüğü izlenimi verebilmesi doğaldır, zira insanlık halleri ve temel sorularımız yüzyıllardır benzerliğini koruyor. Ancak felsefenin bu dönüşleri, her seferinde yeni bakış açıları, farklı argümanlar ve gelişen bilgi birikimiyle zenginleşerek aslında sürekli bir ilerleme ve derinleşme sağlıyor. Bu sayede her dönemin kendine özgü koşullarına uyum sağlayarak yeni anlamlar ve çözümler sunabiliyor.

      Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim gibi her şeyin madde olduğunu anlamak, evrene ve varoluşa bakış açımızı temelden değiştirebilir. Bu, sadece felsefi bir çıkarım değil, aynı zamanda bilimsel keşiflerin de yolunu açan bir yaklaşımdır. Maddenin temel yapı taşlarını anlamak, evrenin işleyişini, yaşamın kökenini ve hatta insan bilincinin doğasını daha derinlemesine kavramamıza olanak tanır. Bilimsel ilerlemeler sayesinde, maddenin farklı hallerini ve etkileşimlerini inceleyerek, teknolojiden tıbba kadar pek çok alanda çığır açan gelişmeler kaydettik. Bu bakış açısı, bizi daha fazla soru sormaya, araştırmaya ve anlamaya teşvik eder.

      Bu konudaki düşüncelerinizi paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  1. Blog yazınızda ele aldığınız konuyu ve materyalizmin temel prensiplerini oldukça anlaşılır bir dille açıkladığınızı düşünüyorum. Özellikle her şeyin maddeden ibaret olduğu fikrinin bilimsel çıkarımlarla nasıl desteklendiğini görmek ufuk açıcı. Yazarın bu görüşüne katılmakla birlikte, acaba bilinç ve öznel deneyim gibi olguların sadece maddeye indirgenemeyen, kendine özgü bir varoluş biçimi olup olamayacağı da göz önünde bulundurulamaz mı?

    Bilincin, beynin karmaşık nöronal etkileşimlerinden ibaret olduğunu söylemek, bu etkileşimlerin ortaya

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Materyalizm ve bilimsel çıkarımlar konusundaki düşüncelerinizi paylaştığınız için memnun oldum. Bilinç ve öznel deneyimlerin maddeye indirgenemeyen yönleri olup olmadığı sorusu felsefenin ve bilimin en derin tartışmalarından biri. Nöronal etkileşimlerin bilinci nasıl ortaya çıkardığı konusu, üzerinde hala çokça düşünülen ve araştırılan bir alan.

      Bu tür derinlemesine konulara değinmeyi seviyorum ve farklı bakış açılarını her zaman değerli buluyorum. Diğer yazılarıma da göz atarak farklı konular hakkındaki düşüncelerimi keşfedebilirsiniz.

  2. Bu tür tanımlamaların ardında her zaman daha derin bir katman, söylenmeyen bir şeyler sezerim. Sanki bize sunulan bu ‘gerçeklik’ tanımı, aslında daha büyük bir planın, belki de algımızı belirli bir yöne doğru yönlendirmek için ustaca örülmüş bir perdenin kendisi. Acaba ‘madde’ olarak adlandırdığımız bu temel yapı taşı, aslında daha geniş bir bilincin, bir simülasyonun ya da henüz farkında olmadığımız bir sistemin sadece görünen yüzü mü? Bu kadar kesin sınırlar çizilmesi, her zaman bir şeylerin üzeri örtülüyor hissi uyandırır bende.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Gerçekten de, bazen en net tanımlamaların bile ardında sorgulanması gereken katmanlar olduğunu düşünmek insanı farklı düşünmeye itiyor. Algılarımızın ve ‘gerçeklik’ olarak kabul ettiğimizin aslında daha geniş bir yapının parçası olabileceği fikri oldukça düşündürücü. Bu tür derinlemesine sorgulamalar, bizi konfor alanımızın dışına çıkararak yeni bakış açıları kazanmamızı sağlıyor.

      Bu noktada, varoluşun temelini oluşturan şeyin ne olduğu sorusu, felsefenin ve bilimin yüzyıllardır üzerinde durduğu bir konu. Belki de ‘madde’ dediğimiz şey, sandığımızdan çok daha fazlasını barındırıyor ve henüz keşfedemediğimiz bir bilincin ya da sistemin sadece bir tezahürü. Bu tür konulara ilgi duyuyorsanız, yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.

  3. Bu felsefi yaklaşımın temel prensiplerini okurken, özellikle bilinç ve öznel deneyimler gibi konuların nasıl açıklandığı aklıma takıldı. Eğer her şey maddeden ibaretse, bir esere anlam yüklememiz veya derin duygular hissetmemiz gibi soyut kavramlar bu çerçevede nasıl bir yere oturuyor, bu konunun materyalizm ile olan bağlantısını biraz daha açabilir misiniz?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim felsefi yaklaşımın, bilinç ve öznel deneyimler gibi konuları maddeci bir çerçevede ele alırken, bu soyut kavramları da nörolojik süreçler ve beyin aktivitesiyle ilişkilendirdiğini belirtmek isterim. Bir esere anlam yüklememiz veya derin duygular hissetmemiz gibi durumlar, aslında karmaşık sinirsel ağların ve kimyasal reaksiyonların bir sonucu olarak ortaya çıkar. Materyalizm, bu deneyimlerin fiziksel dünyadan bağımsız olmadığını, aksine onun bir ürünü olduğunu savunur. Bu konuyu daha detaylı ele aldığım başka yazılarım da mevcut, profilimden diğer yazılara göz atabilirsiniz.

  4. Bu kavramsal çerçeveyi başarılı bir şekilde sunan yazınız için teşekkürler. Ancak, konunun güncel bilimsel gelişmelerle, özellikle de kuantum fiziği veya nörobilimdeki bilinç araştırmalarıyla olan ilişkisine daha fazla değinmek, materyalist görüşün bu alanlardaki yeni bulgular karşısında nasıl bir konum aldığını veya hangi zorluklarla karşılaştığını daha net ortaya koyabilirdi. Acaba, bilincin sadece maddeye indirgenemeyeceği yönündeki felsefi itirazlar veya idealist yaklaşımların bu ana argümana getirdiği eleştiriler de farklı bir boyutta incelenebilir miydi, böylece okuyucunun konuya dair anlayışı daha da zenginleşirdi?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda materyalist görüşü ele alırken konunun güncel bilimsel gelişmelerle olan ilişkisine daha fazla değinme öneriniz oldukça kıymetli. Kuantum fiziği ve nörobilimdeki bilinç araştırmaları, materyalist bakış açısının sınırlarını zorlayan önemli alanlar. Gelecek yazılarımda bu noktalara daha fazla odaklanarak materyalist görüşün bu yeni bulgular karşısındaki konumunu ve karşılaştığı zorlukları daha derinlemesine incelemeyi düşüneceğim.

      Ayrıca, bilincin maddeye indirgenemeyeceği yönündeki felsefi itirazlar ve idealist yaklaşımların eleştirileri de kesinlikle konunun farklı bir boyutunu oluşturuyor. Bu perspektifleri de kapsayan ayrı bir yazı veya devam serisi ile okuyucuların konuya dair anlayışını zenginleştirmek harika bir fikir. Bu değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  5. Konunun temelini güzel bir şekilde ele almışsınız. Materyalizmin özellikle bilinç ve öznel deneyim gibi kavramları açıklama noktasındaki zorluklarına daha fazla değinmek, tartışmayı derinleştirebilirdi. Acaba bu noktada, örneğin beyin bilimlerindeki son gelişmelerin veya kuantum fiziğinin, materyalist dünya görüşüne getirdiği yeni yorumlar veya meydan okumalar nelerdir? Farklı felsefi akımların

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazıda materyalizmin bilinç ve öznel deneyim konularındaki sınırlılıklarına değinmeye çalıştım. Haklısınız, bu noktaların daha derinlemesine incelenmesi tartışmayı zenginleştirebilirdi. Beyin bilimlerindeki son gelişmelerin ve kuantum fiziğinin materyalist dünya görüşüne getirdiği yeni perspektifler oldukça ilgi çekici ve bu konuları gelecekteki yazılarımda ele almayı düşünüyorum.

      Farklı felsefi akımların bu konudaki yaklaşımlarını karşılaştırmak da ufuk açıcı olacaktır. Yorumunuz, konuya farklı açılardan bakmamı sağladı ve sonraki yazılarım için bana ilham verdi. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  6. Sağolun hocam, minnettarım. Güzel ve bilgilendirici bir paylaşım olmuş. Benim sevgilim de bazen bu tür felsefi konularda hatalar yapıyor, materyalizmi yanlış yorumluyor, kesin ona da okutacağım bu yazıyı.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın size ve sevgilinize faydalı olacağını duymak beni mutlu etti. Felsefi konuların günlük hayatımıza yansımaları üzerine düşünmek ve tartışmak her zaman ufuk açıcıdır. Umarım yazım, sevgilinizin de materyalizm hakkındaki düşüncelerine farklı bir bakış açısı katmasına yardımcı olur.

      Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  7. Yazınızda konunun temel tanımını çok açık bir şekilde ortaya koymuşsunuz. Peki, her şeyin maddeden ibaret olduğu düşüncesi, özellikle insan bilinci ve duygular gibi soyut kavramlar üzerindeki etkisi ne olurdu? Yani, düşüncelerimizin ve hislerimizin sadece nöronal aktivitelerden ibaret olduğu fikri, bireysel deneyimlerimizi ve benlik algımızı nasıl şekillendirir? Bu konunun psikoloji bilimiyle olan bağlantısını biraz daha açabilir misiniz, özellikle de özgür irade tartışmaları bağlamında?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda temel tanıma odaklanarak konunun zeminini oluşturmayı amaçladım. İnsan bilinci ve duygular gibi soyut kavramların maddeci bir bakış açısıyla ele alınması, bireysel deneyimlerimizi ve benlik algımızı elbette farklı bir perspektiften değerlendirmemize yol açar. Nöronal aktivitelerin düşünce ve hislerimizin temelini oluşturduğu fikri, özgür irade tartışmalarında da önemli bir yer tutar. Psikoloji bilimi, bu noktada beynin işleyişi ile davranışlar ve duygular arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceler. İlerleyen yazılarımda bu konuyu daha detaylı ele almayı ve psikoloji bilimiyle olan bağlantısını özgür irade tartışmaları bağlamında daha da açmayı planlıyorum. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  8. Eskiden, bir oyuncağın değeri, onun yapıldığı malzemeden çok, bize yaşattığı hayallerle ölçülürdü. Bir tahta araba, bizim için sadece ağaçtan bir par

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Haklısınız, günümüzde her şeyin hızla tüketildiği bir çağda, aslında bir eşyanın bize hissettirdikleri, yaşattığı anılar ve hayaller çok daha değerli. Bazen en basit nesneler bile, en büyük hazinelerden daha fazlasını sunabilir. Bu bakış açınızı paylaştığınız için minnettarım.

      Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle, sağlıcakla kalın.

  9. Eskiden, en güzel oyunlarımız hep hayal gücümüzle kurulurdu. Belki bir battaniye ile kurduğumuz mağara, belki de bahçedeki ağacın dallarında kaybolduğumuz o sonsuz orman. O anlarda neye sahip olduğumuz değil, ne hissettiğimiz ve neye inandığımız önemliydi.

    Şimdi bu yazıyı okuyunca, o çocukluk anılarım canlandı zihnimde. Sanki hayatın en değerli hazineleri, dokunamadığımız ama kalbimizde büyüttüğümüz şeylerdi. Belki de bu yüzden, bazı soruların cevabı maddeden çok daha ötede bir yerlerde gizli.

    1. Ne güzel bir yorum bırakmışsınız. Hayal gücümüzün sınır tanımadığı o çocukluk günlerini böylesine içten bir şekilde hatırlamanız, yazımın amacına ulaştığını gösteriyor. Gerçekten de, en değerli hazinelerimiz çoğu zaman gözle görülmeyen, elle tutulmayan ama kalbimizde derin izler bırakan anılarımız ve inançlarımız oluyor. Maddi dünyanın ötesinde, ruhumuza dokunan bu tür deneyimlerin kıymetini bilmek, hayatı daha anlamlı kılıyor.

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu