Makyavelizm: Siyasette ve İnsan Doğasında Güç Arayışı
Felsefe tarihinde bazı kavramlar, ortaya çıktıkları dönemin çok ötesine geçerek günümüz dünyasında dahi etkisini sürdüren tartışmaları tetikler. Bu kavramlardan biri de Makyavelizm‘dir. Genellikle siyasetle özdeşleştirilen bu düşünce, bireysel çıkarların ve hedeflerin elde edilmesi uğruna her türlü aracın meşru sayılabileceği fikrini savunur. Bu bakış açısı, manipülatif tutumları, riyakârlığı ve pragmatik yaklaşımları içererek, ahlaki normların ötesinde bir güç ve iktidar arayışını ifade eder.
Bu makalede, Makyavelizmin kökenlerine inerek, 15. yüzyıl düşünürü Niccolò Machiavelli’nin “Prens” adlı eserindeki temel argümanlarını inceleyeceğiz. Makyavelist felsefenin insan doğasına dair çözümlemelerini, liderlik anlayışını ve Makyavelizmin dört alt boyutunu (ahlaki yoksunluk, diğerlerine güvensizlik, kontrol arzusu ve statü arzusu) derinlemesine analiz edeceğiz. Ayrıca, bu felsefenin bireysel ve toplumsal etkilerini, etik ve siyaset arasındaki gerilimi kendi felsefi perspektifimizden değerlendireceğiz. Böylece, Makyavelizmin sadece tarihi bir kavram olmaktan öte, günümüzün karmaşık dünyasında da geçerliliğini koruyan bir insanlık durumuna işaret ettiğini göreceğiz.
Makyavelizmin Felsefi Temelleri ve Machiavelli’nin Mirası

Makyavelizmin kökleri, 1469-1527 yılları arasında yaşamış Floransalı düşünür Niccolò Machiavelli’nin 1513’te kaleme aldığı “Prens” (Il Principe) adlı eserine dayanır. Machiavelli’nin bu eseri, iktidarı elde etme ve sürdürme yollarına dair ahlaki kaygılardan arındırılmış, tamamen pragmatik bir el kitabı niteliğindedir. Machiavelli, ideal bir prensin, halk tarafından sevilmek yerine, gerektiğinde korkulan bir lider olmasının daha etkili olduğunu savunur. Ona göre, bir prensin verdiği sözleri tutmak zorunda kalmaması veya düşmanlarını ortadan kaldırması gibi eylemler, iktidarda kalmak adına meşru görülebilir. Bu perspektifte, nihai sonuç, o sonucun nasıl elde edildiğinden daha büyük bir önem taşır.
- Niccolò Machiavelli’nin “Prens” eseri Makyavelizmin temelini oluşturur.
- Makyavelizm, siyasi çıkarlar için her yolu meşru görmeyi savunur.
- Manipülatif ve menfaatçi tutumları içerir.
- Açıkgözlülük ve riyakârlık bu yaklaşımın önemli unsurlarıdır.
- Liderin dürüstlük yerine sonuç odaklı olması gerektiği fikri öne çıkar.
- Yalan söylemek, sözleri tutmamak ve düşmanları ortadan kaldırmak meşru görülebilir.
- Nihai sonuç, elde edilme biçiminden daha önemlidir.
- İnsan doğasının bencil ve sahip olma dürtüsüyle dolu olduğunu varsayar.
- Kaynakların sınırlı olması güce olan ihtiyacı artırır.
- Sevilen değil, korkulan bir lider olmanın daha etkili olduğunu savunur.
- Makyavelist tutumlar bencilliği meşru kılar.
- Empati, samimiyet ve dürüstlükle negatif ilişki içindedir.
- Yüksek Makyavelist eğilimliler kolay ikna edip zor ikna olurlar.
- Makyavelizm, siyaseti ahlaki sınırlamalardan kısmen yoksunlaştırır.
Machiavelli’nin siyaset anlayışı, insan doğasına dair derin bir çözümlemeyi de beraberinde getirir. Ona göre insan, doğuştan yeni şeylere sahip olma ve arzulama dürtüsüyle hareket eder. Bu sahip olma arzusu, kudretle birleştiğinde başarı olarak algılanır. Eğer bir başkasının kudret kazanmasına izin verilirse, bu durum kişinin sonunu getirebilir. Dünyadaki sınırlı kaynaklar ve kaçınılmaz rekabet, güce olan gereksinimi artırır. Bu bağlamda, kendi isteklerini elde edemeyen bireylerin mutsuz olması ve kudreti elinde tutanları kıskanması kaçınılmazdır.
İnsan Doğası ve Güç Arzusunun Diyalektiği

Machiavelli’nin felsefesinin merkezinde, insan doğasının bencil ve kendi çıkarlarını düşünen bir varlık olduğu kabulü yatar. Bu, sıklıkla yanlış anlaşılan bir noktadır; Machiavelli, insanları kötü olmaya teşvik etmez, aksine onların mevcut durumlarını ve potansiyel davranışlarını gerçekçi bir şekilde analiz eder. Ona göre, siyaset sahnesinde ayakta kalmak için bu gerçekliği kabul etmek ve buna göre hareket etmek esastır. Bu, felsefede sıkça karşılaşılan bir sorudur: İnsan doğası özünde iyi midir, yoksa çıkarcı mıdır? Machiavelli, cevabını ikinci şıkta bulur.
Makyavelist kişilik, kendi menfaatleri uğruna entrika çevirmeyi veya asılsız ifadelerle manipülasyon yapmayı yanlış bir tutum olarak görmez. Bu tür bireyler, kişilerarası iletişimde duygusuzluk, kabul görmüş etik normlara ilgisizlik ve toplumsal öğretilere zayıf bağlılık gibi özellikler gösterirler. Makyavelizm ile empati, samimiyet ve dürüstlük arasında negatif bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan, düşük Makyavelist eğilimler, yüksek iş ahlakı ile ilişkilendirilmektedir. Makyavelizm eğiliminde olan kişiler genellikle septik ve duygusuz olma eğilimindeyken, çevrelerindeki bireylere yön verme konusunda oldukça başarılıdırlar; kolay ikna eder, zor ikna olurlar.
Ahlaki Yoksunluk ve Makyavelizmin Etik Boyutu
Makyavelizmin en tartışmalı boyutlarından biri, ahlaki yoksunluktur. Ahlaki davranışlar, istenç ve usavurma ile şekillenirken, ahlaki karakter, bu davranışların tekrarlanması sonucu kazanılan bir yatkınlıktır. Ahlaki değerlerin edinilmesi sürecinde usavurma, seçme ve istenç etkinken, sonrasında duygulara yerleşen alışkanlıklar devreye girer. Günümüzde ahlakın iyi niyeti yitirme eğiliminde olduğu gözlemlenirken, toplumsal ahlaki ilkeler ile bireyin ahlaki değerleri arasındaki tutarsızlık, ahlaki yoksunluğa zemin hazırlar. Bu durum, özellikle siyaset, iş ve ticaret ortamlarında belirginleşir.
Diğerlerine Güvensizlik ve Sosyal Etkileşimler
Makyavelizmin önemli bir diğer alt boyutu, diğerlerine güvensizliktir. İnsanların çevrelerindekilere karşı ön yargılı ve kuşkuyla yaklaşması, giderek kendi içine kapanmasına ve genel olarak negatif duygular beslemesine neden olur. Güvensizlik ile ahlaki tutumlar arasında ters orantı bulunur. Birey, varoluşsal bir tehdit altında hissettiğinde veya hissettiği düşündüğünde, normalde ahlaki yönden uygun görmediği davranışları, tehdidi bertaraf etmek adına ahlakileştirme eğilimi gösterebilir. Bu durum, özellikle kriz anlarında veya rekabetçi ortamlarda Makyavelist eğilimlerin ortaya çıkışını açıklar.
Kontrol Arzusu ve Güç Dinamikleri
Makyavelizmin bir diğer temel boyutu, kontrol arzusudur. Bu, bireyin süreçleri kendi düşünce, hitap ve davranışlarıyla yönlendirebileceğine yönelik inanç ve beklentilerini içerir. Kontrol, insanın kendini ve çevresini etkileme ve yön verme kabiliyetidir. Makyavelizm eğilimli kişilik tipinde, hiyerarşik yapıların her seviyesinde kontrol gereksinimi kendini gösterir. Bu, sadece siyasi liderler için değil, aynı zamanda iş dünyasındaki yöneticiler veya sosyal ilişkilerdeki manipülatif bireyler için de geçerli bir özelliktir.
Statü Arzusu ve Toplumsal Konumlandırma
Statü, toplumsal piramit içerisindeki yerimizi ifade eder; hem bireyin toplumdaki konumunu, hem de çevredeki bireylerin gözündeki değerini belirtir. Statü, bireylerin olumlu ya da olumsuz onur ölçüsü ile konumlandırılan tüm tipik unsurlarını içerir. Makyavelist bir perspektiften bakıldığında, statü; çevredeki insanları kontrol etmek, gerektiğinde bilgiyi manipüle etmek ve benzeri unsurlarla amaca ulaşmak adına konumdan yararlanmak için gereklidir. Bu, Makyavelizmin bireysel çıkarların peşinde koşarken toplumsal yapıları ve ilişkileri nasıl kullandığını gösteren önemli bir boyuttur.
Makyavelizm ve Günümüz Dünyasındaki Yansımaları

Makyavelizm, tarihsel bağlamından çıkarılıp günümüz dünyasına uygulandığında, siyasetten iş dünyasına, kişisel ilişkilerden medyaya kadar pek çok alanda yankı bulur. Günümüzde “Makyavelist” terimi, etik dışı yollarla hedeflerine ulaşmaya çalışan, pragmatik ve manipülatif kişileri tanımlamak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu, Machiavelli’nin orijinal düşüncesinin ötesine geçerek, bir kişilik özelliği veya davranış biçimi olarak genelleşmiştir. Ancak, onun asıl amacı, ahlaki bir yargıdan ziyade, iktidarın nasıl elde edildiğine dair gerçekçi bir betimleme sunmaktı.
Bu felsefi yaklaşımın günümüzdeki en belirgin yansımaları, siyasi liderlerin seçim kampanyalarındaki stratejilerinde, şirketlerin rekabet ortamındaki taktiklerinde ve hatta sosyal medyada bireylerin kendilerini sunuş biçimlerinde görülebilir. Güç arayışı ve sonuç odaklılık, modern dünyanın dinamikleriyle örtüşen Makyavelist prensiplerin evrimleşmiş halleridir. Ancak bu durum, etik değerlerin ve toplumsal normların erozyona uğraması riskini de beraberinde getirir. Makyavelizmin bu yaygınlaşması, bireylerin ve toplumların ahlaki pusulalarını yeniden kalibre etme ihtiyacını ortaya koyar.
Makyavelizm üzerine düşünürken, sıkça gözden kaçan bir nokta vardır: Machiavelli, insanlara nasıl davranmaları gerektiğini öğütlemekten çok, insanların siyasette ve iktidar mücadelesinde nasıl davrandıklarını tasvir etmiştir. Bu, bir ahlak dersi değil, bir gözlemdir. Benim felsefi yolculuğumda bu ayrım, yalnızca siyasetin değil, insan ilişkilerinin de karmaşıklığını anlamamda kritik bir rol oynamıştır. Her eylemin bir sonucunun olduğunu ve bu sonuçların her zaman “iyi” veya “kötü” olarak kategorize edilemeyeceğini kabul etmek, pragmatik düşüncenin temelidir. Özellikle günümüzün belirsiz ve rekabetçi ortamında, Makyavelist eğilimlerin yükselişini gözlemlemek düşündürücüdür. Bu, bir yandan bireysel hayatta kalma ve başarı stratejileri olarak görülebilirken, diğer yandan toplumsal güvenin ve işbirliğinin aşınmasına yol açabilir. Felsefi olarak, bu durum, etik değerlerin ve bireysel sorumluluğun yeniden sorgulanmasını gerektirir. Sadece sonuçlara odaklanmak yerine, bu sonuçlara ulaşma yollarının da ahlaki bir değerlendirmeden geçirilmesi, daha sürdürülebilir ve insani bir toplum inşa etmek için elzemdir.
Sonsuz Bir Sorgulama
Makyavelizm, sadece bir siyaset felsefesi olmanın ötesinde, insan doğasının derinliklerine inen, güç, ahlak ve iktidar ilişkilerini sorgulayan evrensel bir temayı temsil eder. Machiavelli’nin mirası, her dönemin kendi koşullarına göre yeniden yorumladığı, sürekli bir düşünsel tartışma alanı sunar.
Bu bağlamda, Makyavelizm üzerine düşünmek, sadece geçmişi değil, günümüzün karmaşık dinamiklerini ve bireysel seçimlerimizin toplumsal sonuçlarını da anlamak için bir kapı aralar.
Kaynak: Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Güz-2017 Cilt:16 Sayı:63 (1361-1370), Sercan Ayhan SUNGUR




işte sistemin işleyişi.
Sistemin işleyişine dair yaptığınız bu gözlem oldukça yerinde ve konuya farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Bu tür detaylar, bazen gözden kaçabilen önemli noktaları ortaya koyuyor. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Diğer yazılarımı da profilimden inceleyebilirsiniz.
Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, Makyavelist eğilimler sadece politik arenalarda değil, iş dünyası ve sosyal ilişkiler gibi çeşitli insan etkileşim alanlarında da gözlemlenebilen ve belirli kişilik özellikleriyle ilişkilendirilen bir davranış örüntüsüdür. Psikolojide “Karanlık Üçlü” olarak adlandırılan narsisizm ve psikopati ile birlikte ele alınan bu özellik, bireylerin kendi çıkarları doğrultusunda manipülatif stratejiler geliştirmesi ve başkalarını araçsallaştırmasıyla karakterize edilir. Yapılan araştırmalar, bu tür eğilimlerin kısa vadede hedeflere ulaşmada etkili olabileceğini ancak uzun vadede güven kaybı, işbirliği eksikliği ve sosyal izolasyon gibi olumsuz sonuçlara yol açabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, evrimsel psikoloji perspektifinden bakıldığında, bu tür stratejilerin belirli koşullar altında hayatta kalma ve üreme başarısı için adaptif avantajlar sunmuş olabileceği de tartışılmaktadır,
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim gibi Makyavelist eğilimlerin çok yönlü doğası ve farklı alanlardaki yansımaları gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Özellikle iş dünyası ve sosyal ilişkilerdeki etkileri, bireylerin ve toplumların dinamiklerini anlamak adına kritik bir rol oynuyor. Karanlık Üçlü kavramıyla birlikte ele alınması, bu davranış örüntülerinin altında yatan psikolojik mekanizmaları daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Uzun vadede yol açabileceği olumsuz sonuçlar, bu tür stratejilerin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Evrimsel psikoloji perspektifiyle yapılan değerlendirmeler de konuya farklı bir boyut kazandırıyor ve insan doğasının karmaşık yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu alandaki yeni araştırmalar ve bulgular, konuya olan ilgimizi daha da artıracaktır. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Eski bir iş yerimde bir arkadaş vardı, inanılmaz hırslıydı. Her zaman bir adım önde olmak için çabalardı, bu uğurda kimseye göz açtırmazdı adeta. Toplantılarda fikirleri kendine mal etmesi, başkalarının
Yorumunuzu okurken ben de benzer anılarla dolu bir yolculuğa çıktım. İş hayatında bu tür deneyimler maalesef sıkça karşımıza çıkabiliyor. Hırsın bazen insanları ne denli farklı yollara sürüklediğini görmek düşündürücü. Bu deneyimler, kişisel gelişimimizde önemli dersler barındırıyor ve bizlere aslında ne tür bir çalışma ortamında olmak istediğimizi daha net gösteriyor. Paylaştığınız bu değerli anı için teşekkür ederim. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Bu yazı, gücün doğasına dair ilginç bir bakış açısı sunuyor, ancak satır aralarında çok daha fazlası gizli gibi. Yazarın, Makyavel’in sadece bir gözlemci mi yoksa bir yol gösterici mi olduğu konusundaki bu ince dengeyi kurarken aslında bize ne fısıldadığını merak ettim. Acaba bahsettiği “insan doğası” sadece tarihsel bir referans mı, yoksa günümüzdeki belirli aktörlere bir işaret mi? Belki de bu gücün, sandığımızdan çok daha köklü ve organize bir şekilde işlediğini ima etmeye çalışıyordur, değil mi?
Yorumunuz için teşekkür ederim. Gücün doğası üzerine yaptığınız bu derinlemesine okuma, yazının satır aralarında gizli kalmış olabilecek anlam katmanlarını sorgulamanız beni çok mutlu etti. Makyavel’in rolü ve insan doğası kavramının günümüzle olan bağlantısı hakkındaki sorularınız, yazının asıl amacına ulaşmış olduğunu gösteriyor. Bazen kelimeler, okuyucunun kendi zihninde yankı bulduğunda gerçek derinliğine ulaşır.
Bu tür konulara olan ilginiz beni sevindirdi. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı öneririm.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım… Üniversite yıllarımda bir grup projesinde, ekibimizdeki bir arkadaşın sürekli kendi çıkarını düşündüğünü, hatta bazen diğerlerinin emeğini hiçe saydığını fark etmiştim. Her zaman en iyi notu almak, en çok övgüyü toplamak peşindeydi ve bunun için kimin üzerine basması gerektiğine PEK de aldırış etmiyordu. O zamanlar bu durum beni çok şaşırtmıştı.
Dürüst olmak gerekirse, o zamana kadar insanların bu kadar açık bir şekilde kendi hedefleri için başkalarını kullanabileceğini düşünmemiştim. Bu deneyim, bana sadece siyasette değil, günlük hayatımızda da güç arayışının, manipülasyonun ne kadar yaygın olabileceğini acı bir şekilde gösterdi. İnsan doğasının bu yönünü anlamak, sonrasında insan ilişkilerinde daha dikkatli olmamı sağladı, gerçekten de GÖZÜMÜ açtı diyebilirim.
Yorumunuzu okurken ben de benzer hisler yaşadım. Bazen en beklenmedik anlarda karşılaştığımız bu tür durumlar, insan doğasına dair bize çok değerli dersler veriyor. Özellikle akademik veya profesyonel ortamlarda bireysel hedeflerin, ekip ruhunun önüne geçtiğini görmek şaşırtıcı olabilir. Ancak bu deneyimler, sonrasında ilişkilerimizde daha bilinçli ve dikkatli olmamızı sağlıyor.
Bu gözlemleriniz, yazımda değinmeye çalıştığım güç dinamiklerinin ve manipülasyonun sadece büyük ölçekli siyasi arenalarda değil, mikro düzeyde günlük hayatımızda da ne kadar yaygın olduğunu bir kez daha gösteriyor. Paylaşımınız için teşekkür ederim, değerli yorumunuzla yazıma farklı bir boyut kattınız. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, Makyavelist eğilimler sadece siyaset sahnesinde değil, aynı zamanda iş dünyası, akademik çevreler ve hatta sosyal ilişkiler gibi çeşitli alanlarda da gözlemlenebilen, karmaşık bir kişilik yapısının parçasıdır. Psikolojide, bu tür davranış kalıpları genellikle ‘Karanlık Üçlü’ olarak adlandırılan narsisizm ve psikopati ile birlikte incelenmekte, bireylerin stratejik manipülasyon, duygusal soğukluk ve çıkarcılık gibi özellikler sergilemesine yol açtığı belirtilmektedir. Bu eğilimlerin evrimsel psikoloji bağlamında adaptif avantajlar sağlayıp sağlamadığı veya sosyal öğrenme süreçleriyle mi pekiştiği gibi sorular, alandaki araştırmaların temel odak noktalarından birini oluşturmaktadır. Toplumsal düzeyde ise, bu tür yaklaşımların kısa vadeli başarılar getirebilse de, uzun vadede kurumsal güveni aşındırabileceği ve etik değerler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği yönünde bulgular mevcuttur.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda değindiğim konunun farklı disiplinlerdeki yansımalarını ve derinlemesine incelemelerini bu kadar detaylı bir şekilde paylaşmanız, konuya olan ilginizi ve bilginizi ortaya koyuyor. Özellikle ‘Karanlık Üçlü’ kavramına ve bu eğilimlerin evrimsel psikoloji bağlamındaki tartışmalarına değinmeniz, yazının kapsamını zenginleştiren önemli bir katkı oldu. Toplumsal düzeydeki etkileri konusundaki tespitleriniz de, etik değerlerin ve kurumsal güvenin önemini bir kez daha vurguluyor. Paylaşımlarınız için minnettarım.
Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. İnsan doğasındaki bu derin güç arayışının, siyasetin acımasız yüzünün ne kadar da gerçek olduğunu bir kez daha fark ettim. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu tür gerçeklerle yüzleşmek bazen gerçekten zor oluyor. İnsan ister istemez kendi çevresine, tarihe bakıp bu durumların ne kadar da tanıdık olduğunu görüyor… Bu konuyu bu kadar içten ve düşündürücü bir şekilde ele aldığınız için teşekkür ederim.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim, yazdıklarımın size bu denli dokunmuş olması beni mutlu etti. İnsan doğasının o karmaşık katmanlarını ve gücün dönüştürücü etkilerini düşünmek, her zaman üzerinde durulması gereken bir konu. Tarih boyunca bu arayışın farklı biçimlerde karşımıza çıktığını görmek, aslında ne kadar da değişmeyen dinamikler olduğunu gösteriyor. Bu tür yüzleşmelerin zorlayıcı olduğunu biliyorum ama aynı zamanda farkındalığımızı artırdığını da düşünüyorum.
Bu konudaki hassasiyetinizi ve derin düşüncelerinizi paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.