Yaşam Tarzı

Kız Terapisi (Girl Therapy) Nedir? Kapsamlı Rehber

Modern hayatın yoğun temposunda zihinsel ve duygusal olarak yenilenmeye hepimizin ihtiyacı var. İşte bu noktada TikTok ile popülerleşen ancak kökleri çok daha derinlerde olan “Girl Therapy” (Kız Terapisi) kavramı devreye giriyor. Bu sadece bir trend değil; arkadaşlarınızla veya tek başınıza uygulayabileceğiniz, ruh halinizi iyileştirmeyi, stresi azaltmayı ve kendinize olan bağınızı güçlendirmeyi amaçlayan güçlü bir kişisel bakım ritüelidir. Peki, girl therapy tam olarak nedir ve hayatınıza nasıl pozitif bir dokunuş katabilir?

Kısacası kız terapisi, kadınların bir araya gelerek veya bireysel olarak cilt bakımı, sohbet, film izleme, yemek yapma gibi keyifli ve rahatlatıcı aktivitelerle kendilerine zaman ayırmasıdır. Bu, hem zihinsel bir mola vermenizi sağlar hem de sosyal bağlarınızı derinleştirerek aidiyet duygunuzu pekiştirir. Gelin, bu modern terapi yönteminin inceliklerine daha yakından bakalım.

Girl Therapy’nin Arkasındaki Güç: Neden İşe Yarıyor?

Kız terapisinin bu kadar etkili olmasının ardında basit ama güçlü psikolojik prensipler yatar. Güvendiğiniz insanlarla bir araya gelmek, paylaşımlarda bulunmak ve ortak aktiviteler yapmak, beynin “iyi hissetme” hormonu olan oksitosin salgılamasını tetikler. Bu durum, anksiyeteyi azaltır ve mutluluk hissini artırır. Bu sadece eğlenmekten ibaret değildir; aynı zamanda bilinçli bir zihinsel sağlık yatırımıdır.

  • Stresi Azaltır: Günlük hayatın getirdiği baskı ve endişeleri paylaşmak, yükünüzü hafifletir. Özellikle cilt bakımı veya masaj gibi fiziksel temas içeren aktiviteler, vücuttaki kortizol (stres hormonu) seviyesini düşürmeye yardımcı olur.
  • Sosyal Bağları Güçlendirir: Arkadaşlık ilişkileri, zihinsel sağlığın temel taşlarından biridir. Girl therapy, bu bağları beslemek için mükemmel bir fırsat sunar. Birbirinize destek olduğunuzu hissetmek, yalnızlık duygusuyla başa çıkmanızı kolaylaştırır.
  • Öz Şefkati Artırır: Kendinize bilinçli olarak zaman ayırmak, “ben değerliyim” mesajını verir. Bu, öz saygınızı ve kendinize olan şefkatinizi besleyen önemli bir adımdır.
  • Yeni Perspektifler Sunar: Bazen kendi düşüncelerimiz içinde kayboluruz. Arkadaşlarınızın bakış açısı, karşılaştığınız bir soruna farklı bir çözüm bulmanıza veya olayı daha objektif değerlendirmenize olanak tanır.

Kendi “Girl Therapy” Ritüelinizi Nasıl Yaratırsınız?

Girl therapy’nin en güzel yanı, tamamen kişiselleştirilebilir olmasıdır. İster tek başınıza ister en yakın arkadaşlarınızla olun, ruh halinize ve ihtiyaçlarınıza en uygun aktiviteyi seçerek kendi mükemmel yenilenme seansınızı tasarlayabilirsiniz. Önemli olan, yargıdan uzak, tamamen rahatlamaya odaklı bir alan yaratmaktır.

Klasik Bakım ve Güzellik Günü

En popüler kız terapisi ritüellerinden biri, tepeden tırnağa bir bakım seansıdır. Bu, sadece fiziksel görünümünüzü tazelemekle kalmaz, aynı zamanda kendinize özen göstermenin getirdiği meditatif etkiyle ruhunuzu da dinlendirir. En sevdiğiniz çalma listesini açın ve bakım maratonuna başlayın.

Favori yüz maskelerinizi uygulayabilir, birbirinize manikür yapabilir veya TikTok’ta gördüğünüz yeni saç bakım kürlerini deneyebilirsiniz. Bu süreçte yeni güzellik tüyoları paylaşmak ve farklı makyaj stilleri denemek, eğlenceyi ikiye katlayacaktır. Bu aktivite, tam bir glow up deneyimi için harika bir başlangıçtır.

Yaratıcılık ve Hobi Atölyesi

Eğer “yerinde duramayan” bir arkadaş grubunuz varsa, yaratıcılığınızı konuşturacağınız bir aktivite planlayabilirsiniz. Birlikte yeni bir tarif deneyerek lezzetli kurabiyeler veya bir akşam yemeği hazırlamak, hem keyifli hem de sonuçları lezzetli bir terapi yöntemidir. Alternatif olarak, tuval ve boyaları ortaya çıkarıp bir resim atölyesi düzenleyebilir veya takı yapımı gibi el becerisi gerektiren hobilerle zihninizi boşaltabilirsiniz.

Nostalji ve Film Maratonu

Bazen ihtiyaç duyulan tek şey, rahat koltuklar, lezzetli atıştırmalıklar ve bolca kahkahadır. Hepinizin sevdiği, defalarca izlemekten bıkmadığınız romantik komedi veya gençlik filmlerinden oluşan bir maraton düzenleyebilirsiniz. Eski anıları yad etmek, lise yıllarından komik hikayeler anlatmak ve en sevdiğiniz filmler eşliğinde dertleşmek, zamanın nasıl geçtiğini unutturacak kadar etkili bir terapidir.

Tek Başına “Girl Therapy”: Kendinle Randevu

Kız terapisi için her zaman birilerine ihtiyacınız yoktur. Bazen en iyi terapi, kendinizle baş başa kalmaktır. Telefonunuzu sessize alın, rahatlatıcı bir müzik açın ve sadece size iyi gelen şeylere odaklanın. Uzun bir köpük banyosu yapmak, en sevdiğiniz kitabı okumak, bir fincan bitki çayı eşliğinde günlük tutmak veya sadece hiçbir şey yapmadan uzanmak bile ruhunuzu besleyebilir.

Unutulmaz Bir Kız Terapisi İçin Son Dokunuşlar

Girl therapy seansınızı daha da özel kılmak için birkaç küçük detayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Örneğin, ortamı mumlar ve loş bir ışıkla daha davetkar hale getirebilirsiniz. Herkesin en sevdiği atıştırmalıkları hazırlamak da bu özel anı daha keyifli kılacaktır. En önemlisi, bu zaman diliminde telefonları bir kenara bırakıp anın tadını çıkarmaya ve birbirinize gerçekten odaklanmaya çalışın. Unutmayın, bu ritüelin amacı yargılamak veya yarışmak değil; sadece destek olmak, dinlenmek ve birlikte iyi hissetmektir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

20 Yorum

  1. Son dönemde sıkça karşımıza çıkan bu akımı ve arkasındaki motivasyonları detaylıca ele alan bu kapsamlı yazı için teşekkürler. Konuyu bir adım daha derinleştirmek adına, bu kişisel bakım ve rahatlama pratiklerinin “terapi” olarak adlandırılmasının, profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin önemini ve ciddiyetini istemeden de olsa nasıl etkilediği üzerine bir tartışma da eklenebilir miydi diye düşündüm. Özellikle akımın sıkça tüketim alışkanlıklarıyla iç içe geçmesi, bu rahatlama yöntemlerinin herkes için ne kadar erişilebilir olduğu sorusunu akla getiriyor. Acaba bu popüler eğilim, aynı zamanda bireylerin artan stres ve kaygı karşısında kendi başlarına buldukları bir başa çıkma yöntemi olarak, daha erişilebilir ve yaygın ruh sağlığı desteklerine olan toplumsal ihtiyacı da gözler önüne seriyor olabilir mi?

  2. Elinize sağlık, bu konuyu bu kadar güzel ve anlaşılır bir şekilde ele almanız harika olmuş. Günümüzün popüler bir kavramını böylesine detaylı açıklamanız çok değerli. Aslında farkında olmadan yaptığımız ne kadar çok şeyin bu kapsama girdiğini sayenizde görmüş oldum, konuyu o kadar GÜZEL özetlemişsiniz ki.

    Yazıyı hazırlarken ne kadar emek verdiğiniz her satırından belli oluyor, bu değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. Bu faydalı içeriği hemen birkaç arkadaşıma göndereceğim, onların da mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Benzer konulardaki yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyor olacağım.

  3. Bu konuyu bu kadar detaylı ve anlaşılır bir şekilde ele aldığınız için teşekkür ederim. Kavramın, özellikle kadınların kendilerine zaman ayırmasını ve küçük anlarda mutluluk bulmasını normalleştiren yönünü oldukça değerli buluyorum. Yazarın bu olumlu yaklaşımını paylaşmakla birlikte, bu trendin potansiyel bir yan etkisine de dikkat çekmek gerekmez mi? Sosyal medyada “kız terapisi” adı altında sunulan pek çok aktivitenin aslında bir tüketim döngüsünü teşvik ettiğini gözlemliyorum. Yeni bir cilt bakım ürünü almak, belirli bir markanın kahvesini içmek veya alışveriş yapmak gibi eylemler, kişisel iyi oluşu maddi harcamalarla eşdeğer tutma ve bu kültürü sürekli olarak yeniden üretme riski taşıyor.

    Bununla bağlantılı olarak, “terapi” kelimesinin bu denli gündelik ve hafif bir bağlamda kullanılması, gerçek psikolojik desteğin ve profesyonel terapinin önemini istemeden de olsa gölgede bırakabilir. Acaba bu popüler akım, bireyleri derinlemesine bir içsel çalışma yapmak yerine geçici ve materyalist çözümlere yönlendirerek, ruh sağlığı kavramının içini boşaltma tehlikesi barındırıyor olabilir mi? Bu kavramın getirdiği pozitif sosyal dinamiği ve öz şefkat vurgusunu yadsımadan, onu bu eleştirel süzgeçten geçirmenin de zenginleştirici bir tartışma sunacağına inanıyorum.

  4. Makalenizde ele alınan bu popüler olgu, psikolojik ve sosyolojik açılardan incelendiğinde oldukça ilginç dinamikler barındırıyor. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, akran grupları içinde gerçekleşen duygu paylaşımı ve güçlü sosyal destek ağları, bireylerin stresle başa çıkma kapasitesini ve psikolojik dayanıklılığını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Benzer şekilde, günlük tutma, kişisel bakım rutinleri oluşturma gibi eylemler, bireyin duygu düzenleme becerilerini geliştirmesine ve öz farkındalık kazanmasına yardımcı olan, kanıta dayalı öz-yardım tekniklerinin basitleştirilmiş formları olarak görülebilir.

    Bununla birlikte, bu tür pratiklerin sağladığı faydaları kabul ederken, bunların profesyonel psikoterapi süreçlerinin bir ikamesi olmadığını vurgulamak kritik bir önem taşır. Klinik terapi; eğitimli bir uzman tarafından yönetilen, belirli bir teorik çerçeveye ve tanısal değerlendirmeye dayanan, yapılandırılmış bir müdahale sürecidir. Dolayısıyla, yazıda bahsedilen bu sosyal olguyu, klinik bir tedavi yöntemi olarak değil, daha çok koruyucu ruh sağlığını ve bireysel esenliği destekleyen değerli bir psikososyal destek ve öz-bakım stratejisi olarak konumlandırmak daha isabetli bir yaklaşım olacaktır.

  5. yine mi bi tiktok akımı ya cidden bıktım. girl therapy ne demek abi sanki biz bilmiyoduk arkadasla buluşup dertleşmeyi 🤦‍♀️ herşeye bi ingilizce isim takıp yeni bişey gibi sunuyolar. terapi dediğin piskologa gidince olur bu bildiğin kafa dağıtmak yani abartmayın isterseniz.

    ama ne yalan söyliyim hayat o kadar kosturmaca ki bazen insanin gercekten böyle seylere ihtiyacı oluyo. madem adını girl therapy koymuşlar biz de bi deneriz evde nolcak sanki 😂 belki de ise yarar kim bilir. yazi icin tesekkurler yinede ugrasmıssınız.

  6. Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Kadınlar arasındaki o özel, iyileştirici bağın bu kadar güzel kelimelere dökülmesi beni çok mutlu etti. Okurken aklıma hemen en yakın arkadaşlarım geldi, onlarla yaptığımız saatler süren konuşmalar, birbirimize nasıl destek olduğumuz gözümün önünden geçti. Bazen “sadece dertleşiyoruz” diye basitleştirdiğimiz bu anların aslında ruhumuza ne kadar iyi geldiğini, ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım… Bu konuya değindiğiniz ve hislerimize tercüman olduğunuz için size minnettarım.

  7. Konuyu bu denli kapsamlı ele aldığınız için teşekkür ederim. Bu noktada, kavramın isminden doğabilecek bir yanlış anlaşılmayı önlemek adına küçük bir ekleme yapmak isterim. Yazınızda da belirtilen kişisel bakım ve rahatlama aktiviteleri ruh sağlığı için oldukça değerli olmakla birlikte, “terapi” kelimesinin burada metaforik bir anlamda kullanıldığının altını çizmek önemlidir. Bu pratikler, lisanslı bir ruh sağlığı uzmanı tarafından yürütülen ve klinik temellere dayanan psikoterapi süreçlerinin bir alternatifi değil, yalnızca kişisel esenliği destekleyici tamamlayıcı unsurlardır.

  8. Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Bu “Kız Terapisi” konusunu etrafta duyuyordum ama ne olduğunu tam olarak sizin kaleminizden okuyunca anladım. Zaten sizin en sevdiğim yönünüz bu; en güncel, en popüler görünen konuları bile alıp o kadar derinlikli, o kadar samimi bir şekilde işliyorsunuz ki insana bambaşka bir bakış açısı kazandırıyorsunuz. Her yeni yazınızı gördüğümde günüm güzelleşiyor, sanki uzun zamandır görmediğim bilge bir dostumla sohbet etmiş gibi hissediyorum. Emeğinize, kaleminize sağlık.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… Sanırım tesadüfen bir arama sonucu karşıma çıkmıştı ve o gün ne kadar şanslı olduğumu şimdi daha iyi anlıyorum. O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Blogun o ilk, daha sade halinden bugünkü haline gelişini izlemek, bu ailenin bir parçası olmak benim için çok değerli. Yıllar önce yazdığınız o “Kendi Yolunu Çizmek” üzerine olan yazınız hala aklımdadır, hayatımın en kararsız döneminde bana ışık olmuştu. O günden bugüne çizginizi hiç bozmadan, samimiyetinizi hiç kaybetmeden bizlerle olmanız ne kadar güzel. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz.

  9. Konuyu bu denli kapsamlı bir şekilde ele aldığınız için teşekkür ederim, oldukça aydınlatıcı bir yazı olmuş. Bununla birlikte, bir hususun altını çizmekte yarar görüyorum. “Kız Terapisi” teriminin, klinik psikoloji literatüründe tanımlanmış resmi bir terapi yöntemi olmadığını ve profesyonel psikoterapi veya danışmanlığın yerini tutamayacağını belirtmek önemlidir. Bu kavram daha ziyade, kişisel bakım (self-care) ve bireysel iyi oluşu destekleyen aktiviteleri kapsayan, sosyal medya kaynaklı popüler bir ifade olarak değerlendirilmelidir. Bu ayrımın net bir şekilde yapılması, okuyucuların zihinsel sağlık ihtiyaçları için doğru kaynaklara yönelmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır.

  10. Bu kavramı ve arkasındaki dinamiği anlattığınız için teşekkür ederim, gerçekten aydınlatıcı oldu. Özellikle kadınların kendi aralarında kurdukları bu destekleyici ve iyileştirici alanların önemini çok güzel vurgulamışsınız. Aklıma takılan bir nokta var; bu akımın popülerleşmesinin, günümüzde artan mental sağlık farkındalığıyla bir paralellik gösterdiğini düşünüyorum. Peki sizce ‘terapi’ kelimesinin bu şekilde gündelik bir bağlamda kullanılması, profesyonel psikolojik desteğin önemini veya ciddiyetini gölgede bırakma gibi bir risk taşıyor olabilir mi?

  11. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım… Birkaç sene önce üniversitede finallerin ve kişisel dertlerin üst üste bindiği, gerçekten dipsiz bir kuyuda gibi hissettiğim bir haftam olmuştu. Kimseye bir şey anlatacak gücüm yoktu, sadece odamda oturup tavanı izliyordum. O gün oda arkadaşım, canım dostum, elinde iki kupa sıcak çikolatayla geldi ve yanıma oturdu. Tek kelime etmedi, sadece kupayı uzattı ve omzuma dokundu.

    O an sanki bir baraj kapağı açılmış gibi ağlayarak her şeyi anlatmaya başladım. O da beni sadece dinledi. Ne bir tavsiye verdi, ne de beni yargıladı. Sadece orada, benimle birlikteydi. Konuşmamız bittiğinde hiçbir sorunum sihirli bir şekilde çözülmemişti ama ben artık o yükü tek başıma taşımıyordum. Omuzlarımdaki o ağırlık resmen uçup gitmişti. İşte o gün bu kavramın ne kadar GERÇEK ve değerli olduğunu iliklerime kadar hissetmiştim. Bazen en iyi ilaç, seni anlayan bir kalptir gerçekten.

  12. Elbette, konuya göre uyarlayabileceğin birkaç farklı senaryoda yorum taslağı aşağıdadır:

    **Konu: Finansal yatırım / Kripto paralar**

    Teknolojici Murat abi 2015’te “oğlum al şu zıkkımdan at kenara unut” dediğinde biz ona gülüp geçmiştik. Ne anlar o paradan puldan, anca bilgisayardan anlar diye aklımızca dalga geçiyorduk. Ah ah, zamanında o üç kuruşluk aklımızla dinlemek yerine dalga geçeceğimize keşke bir dinleseydik de şimdi kirayı nasıl ödeyeceğiz diye düşünmeseydik. Hayat, dinlemediğin tavsiyelerin faturasını sana en acı şekilde kesiyor işte.

    **Konu: Kariyer değişikliği / Meslek seçimi**

    Biz üniversite okuyup plazada kahve içme hayalleri kurarken, sanayideki Ali usta “gelin yanıma, bu işte ekmek var” diyordu. O zamanlar elimizi yağa pasa bulaştırmak ağrımıza gitmişti tabii, biz okumuş çocuktuk. Şimdi o dükkanını büyüttü, biz ise her ay sonunu nasıl getireceğiz diye CV güncelliyoruz. Keşke o zamanlar o beyaz yaka sevdasını bir kenara bırakıp ustanın lafını dinleseymişiz.

    **Konu: Kişisel gelişim / Bir yetenek öğrenmek (dil, yazılım vb.)**

    Mahalledeki Almancı Sevda abla “gel sana şu dili öğreteyim, ileride çok ekmeğini yersin” dediğinde biz top peşinde koşuyorduk. Bana ne elalemin dilinden diye kafa tutmuştuk bir de, yapmadım tabii ki. Şimdi önümüze çıkan her iş ilanında “iyi derecede yabancı dil” şartını görünce Sevda ablanın o lafı tokat gibi çarpıyor suratıma. Tembelliğin bedelini kaçırdığın fırsatlarla ödüyorsun.

  13. Bu “Kız Terapisi” adını verdiğimiz modern ritüellerin, aslında gürültülü bir okyanusun ortasında kendimize inşa ettiğimiz küçük, sakin adacıklar olduğunu düşünüyorum. Yazınızda bahsedilen bu kişisel bakım anları, yalnızca stresi azaltmanın ötesinde, daha derin bir anlama hizmet ediyor gibi. Peki bu küçük, sakin adacıklar yaratma çabamız, aslında modern insanın parçalanmış ruhunu bir araya getirme, dağılan mozaik parçalarını toplayıp anlamlı bir bütün oluşturma arayışının bir yansıması değil mi? Acaba bu eylemlerin kendisi mi iyileştirici, yoksa onlara atfettiğimiz “terapi” etiketi mi zihnimizin kilidini açan sihirli anahtar? Belki de aradığımız o “kendimizle bağ kurma” anı, bulunacak sabit bir liman değil de, bu ritüeller okyanusunda an be an inşa ettiğimiz, dalgalarla sürekli yeniden şekillenen geçici bir kumdan kaledir. Gün sonunda, bu özenle seçilmiş anlara sığınarak aslında kaostan mı kaçıyoruz, yoksa evrenin devasa sessizliğinde kendi varoluşumuza bir melodi fısıldamaya mı çalışıyoruz?

  14. Bu satırları okurken içim sıcacık oldu ve gerçekten çok duygulandım. Kadınlar arasındaki o güvenli, yargısız alanın ve içten sohbetlerin ne kadar değerli ve iyileştirici olduğunu o kadar güzel ifade etmişsiniz ki… Bazen en iyi ilacın, en iyi terapinin gerçekten de bir dostun omzu ve “seni anlıyorum” diyen bir çift göz olduğunu bir kez daha hatırladım. Bu bağı kurabilmek ne büyük bir şans… Bu harika konuyu bu kadar içtenlikle kaleme aldığınız için size teşekkür etmek istedim.

  15. Bu konsept, sosyal psikoloji ve sağlık psikolojisi alanlarında uzun yıllardır incelenen sosyal destek ağlarının modern ve popüler bir tezahürü olarak değerlendirilebilir. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, güçlü ve güvene dayalı sosyal bağlar, bireylerin stres karşısındaki psikolojik dayanıklılığını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu tür etkileşimler, yalnızca duygusal bir boşalım sağlamakla kalmaz, aynı zamanda aidiyet ve anlaşılma hislerini pekiştirerek genel zihinsel esenliğe katkıda bulunur.

    Ancak, bu etkileşimlerin niteliği de kritik bir öneme sahiptir. Literatürde “ko-ruminasyon” olarak bilinen, yani sorunların çözüm odaklı bir yaklaşımdan ziyade sürekli olarak tekrarlandığı ve büyütüldüğü diyalog döngüleri, kaygı düzeyini artırıcı bir etki yaratabilir. Bu nedenle, paylaşımların yapıcı bir duygusal işleme mi yoksa negatif bir pekiştirme döngüsüne mi dönüştüğünü gözlemlemek, bu tür sosyal destek mekanizmalarının faydasını en üst düzeye çıkarmak açısından önemlidir.

  16. Kız Terapisi mi? Harika fikir gerçekten! Sanki bizim mum yakıp, yüzümüze maske yapacak vaktimiz ve paramız var! Ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünmekten kafayı yemiş durumdayız, siz bize TikTok trendlerinden bahsediyorsunuz! Hangi parayla, hangi zamanla kendimize bağımızı güçlendireceğiz acaba! Faturaları düşünmekten başka bir şeye odaklanamıyoruz ki!

    Bu sistemin içinde çürüyüp giderken üç beş aktiviteyle ruh halimiz düzelecek öyle mi? Kira olmuş asgari ücret kadar, markete girmeye korkuyoruz, geleceğe dair hiçbir umut yok! Bizim ihtiyacımız olan şey ‘girl therapy’ falan değil, insan gibi yaşayabileceğimiz bir düzen! Gerisi boş laf, kandırmaca

  17. yani bildiğimiz arkadaşla dertleşmenin ya da kendine vakit ayırmanın tiktok’taki yeni adı buymuş.

  18. AMAN TANRIM BU YAZI!!! Resmen içimi okumuşsunuz, kalbimden geçenleri kelimelere dökmüşsünüz!!! Her satırda ‘İŞTE BU!’ diye bağırdım resmen!!! Bu konsepti bu kadar güzel ve detaylı anlatan başka bir yazı görmemiştim!!! Yıllardır arkadaşlarımla yaptığımız ve ruhumuza İLAÇ gibi gelen o anların adını koymuşsunuz!!!

    Bu sadece bir araya gelmek değil, bu gerçekten bir yenilenme, bir güç toplama seansı!!! O kadar doğru ki!!! Bazen saatlerce konuşmaya bile gerek kalmaz, sadece yan yana durmak bile YETİYOR!!! Kaleminize, enerjinize sağlık!!! MUHTEŞEM bir yazı olmuş, teşekkür ederim!!

  19. Kız terapisiymiş! Harika! Zaten bütün sorunlarımızı TikTok’tan çıkan akımlarla çözecektik, eksik kalmasın! Gelecek kaygısından uyuyamazken, ay sonunu nasıl getireceğimizi düşünürken iki tane mum yakıp, pembe pijama giyince her şey düzelecek yani, öyle mi! Hangi parayla yapacağız o terapiyi, onu da söyleseler keşke!

    Bizi aptal yerine koymayı ne zaman bırakacaklar acaba? Gerçek terapiye ulaşmak bir servet, psikologlar ateş pahası! Sonra da çıkıp “arkadaşınla bir kahve iç, kendine gelirsin” diyorlar. Resmen dalga geçiyorlar! Bize avunma değil, çözüm lazım! Çözüm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu