Karadeniz’in İncisi Samsun: Tarih, Doğa ve Lezzet Rehberi
Karadeniz’in tam ortasında, hem tarihi dokusu hem de nefes kesen doğasıyla parlayan bir şehir düşünün. Burası, sadece bir coğrafi konum değil, aynı zamanda bir milletin kaderinin değiştiği, kurtuluş meşalesinin yakıldığı topraklardır. “Atatürk’ün Şehri” olarak anılan Samsun, ziyaretçilerine tarihin derinliklerinden yemyeşil yaylalara, masmavi plajlardan efsanevi hikayelere uzanan zengin bir deneyim sunar. Bu rehber, Samsun’un keşfedilmeyi bekleyen eşsiz yönlerini gözler önüne sermek için hazırlandı.
Samsun, modern şehir hayatının dinamizmini, kültürel mirasının dinginliğiyle harmanlayan nadir yerlerden biridir. Her köşesinde farklı bir hikaye barındıran bu şehir, hem tarih meraklıları hem de doğa tutkunları için unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunuyor. Gelin, Karadeniz’in bu özel kentinin kapılarını birlikte aralayalım.
Kurtuluş Meşalesinin Yakıldığı Topraklar: Samsun’un Tarihi Yüzü

Samsun denince akla ilk gelen, şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda atılan o ilk adımdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile şehre ayak basması, Samsun’u Milli Mücadele’nin başlangıç noktası ve sembolü haline getirmiştir. Bu tarihi ruh, şehrin dört bir yanına sinmiş anıtlar ve müzelerle bugün de canlılığını korumaktadır.
Milli Mücadele’nin Canlı Tanıkları
Şehrin merkezinde, Atatürk’ün Samsun’a çıkışını simgeleyen ve tüm heybetiyle yükselen Onur Anıtı, ziyaretçilerini ilk karşılayan simgedir. Bu anıt, bağımsızlık ruhunun somut bir ifadesidir. Milli Mücadele’nin atmosferini daha yakından hissetmek isteyenler için Bandırma Vapuru Müzesi, o tarihi yolculuğun birebir kopyasıyla ziyaretçilerini geçmişe götürür. Atatürk’ün şehirde konakladığı ve bugün Gazi Müzesi olarak hizmet veren yapı ise o dönemin eşyaları ve belgeleriyle tarihe ışık tutar.
Antik Çağların Mirası: Amisos Tepesi
Samsun’un tarihi sadece Milli Mücadele ile sınırlı değildir. Şehrin antik dönemdeki adı olan Amisos’tan kalan izler, Amisos Tepesi‘nde ziyaretçilerini bekliyor. Burada bulunan Pontus Krallığı dönemine ait tümülüsler (mezar odaları), o dönemin yaşamına ve inançlarına dair önemli ipuçları sunar. Tepeden çıkarılan paha biçilmez eserler ise Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi‘nde sergilenerek şehrin binlerce yıllık geçmişini gözler önüne serer.
Karadeniz’in Kucağında Saklı Cennetler: Samsun’un Doğal Güzellikleri

Samsun, Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi iki büyük nehrin suladığı bereketli topraklar üzerine kuruludur. Bu coğrafi zenginlik, şehre birbirinden etkileyici doğal güzellikler kazandırmıştır. Deltalardan kanyonlara, şelalelerden uçsuz bucaksız plajlara kadar Samsun, doğa ile iç içe olmak isteyenler için adeta bir sığınaktır.
Kuşların Evi: Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti
Türkiye’nin en büyük deltalarından biri olan Kızılırmak Deltası, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan eşsiz bir ekosistemdir. Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan bu bölge, özellikle kuş gözlemcileri ve fotoğraf tutkunları için bir cennettir. Deltanın içinde yer alan Galeriç Longozu (su basar ormanı) ise ağaçların suyun içinden yükseldiği masalsı bir manzara sunar.
Maceraperestlerin Gözdesi: Şahinkaya Kanyonu
Kızılırmak üzerinde yer alan ve Türkiye’nin ikinci büyük su kanyonu olan Şahinkaya Kanyonu, sarp kayalıkları ve turkuaz renkli sularıyla adeta bir doğa harikasıdır. Kanyonda düzenlenen tekne turları, ziyaretçilere bu büyüleyici manzarayı suyun üzerinden keşfetme imkanı tanır. Aynı zamanda trekking, dağcılık ve fotoğrafçılık gibi aktiviteler için de oldukça popüler bir noktadır.
Efsaneler ve Lezzetler Diyarı Samsun

Samsun, sadece tarihi ve doğasıyla değil, aynı zamanda binlerce yıllık efsaneleri ve damak çatlatan lezzetleriyle de öne çıkan bir şehirdir. Bu topraklarda hem mitolojik hikayelerin izlerini sürebilir hem de Karadeniz mutfağının en özel tatlarını deneyimleyebilirsiniz.
Efsanevi Savaşçı Kadınlar: Amazon Köyü
Tarihçi Herodot’a göre antik dönemde Terme (Themiskyra) çayı çevresinde yaşadığına inanılan efsanevi savaşçı kadınlar olan Amazonlar, Samsun’un mitolojik kimliğinin önemli bir parçasıdır. Bu efsaneyi yaşatmak amacıyla kurulan Amazon Köyü, Amazon kadınlarının balmumu heykelleri, yaşam alanları ve eşyalarıyla ziyaretçilere ilginç ve turistik bir deneyim sunar.
Damak Çatlatan Samsun Mutfağı
Karadeniz mutfağının zenginliği Samsun’da kendini en lezzetli haliyle gösterir. Şehrin en meşhur lezzeti, incecik hamuru ve bol iç malzemesiyle hazırlanan Samsun pidesidir. Özellikle Bafra pidesi ve Terme pidesi, kendine has lezzetleriyle mutlaka denenmesi gereken tatlardır. Bunun yanı sıra, mısır ekmeği, karalahana çorbası ve mevsiminde taptaze balık çeşitleri, Samsun’un gastronomik zenginliğini tamamlar. Şehrin bu lezzetleri, Türkiye’nin meşhur yemekleri arasında özel bir yere sahiptir.
Samsun’u Keşfetmek İçin Birkaç Neden Daha
Samsun, saydıklarımızın ötesinde, canlı sosyal hayatı, uzun sahil şeridi ve misafirperver insanlarıyla da ziyaretçilerini kendine hayran bırakır. Özellikle Atakum sahili, gündüzleri denize girmek, akşamları ise kafelerde ve restoranlarda keyifli vakit geçirmek için şehrin en popüler noktasıdır. Tarihin, doğanın, efsanelerin ve lezzetin iç içe geçtiği bu eşsiz şehir, her ziyaretçiye kendi hikayesini yazma fırsatı sunuyor.




Samsun’u kapsamlı bir şekilde ele alan bu yazı için teşekkürler. Özellikle tarih ve doğa unsurlarının bir araya getirilmesi şehri daha iyi tanımamızı sağlıyor. Ancak, yazıda Samsun’un Karadeniz ekonomisindeki rolüne dair daha fazla bilgiye yer verilebilirdi. Limanın bölge ticaretindeki önemi, tarım ürünlerinin dağıtımında oynadığı rol gibi konulara değinilmesi yazıyı daha da zenginleştirebilirdi diye düşünüyorum. Bu ekonomik boyut, şehrin kimliğini anlamak için önemli bir parça olabilir.
Vay canına, bu yazı muhteşem olmuş! Samsun’u ne kadar güzel anlatmışsınız! Her kelimesi Karadeniz’in o eşsiz enerjisini hissettiriyor! Sanki ben de şu an o yemyeşil yaylalarda, dalgaların sesini dinleyerek yürüyorum! Tarihi mekanların tasvirine bayıldım, o kadar canlı ki gözümde canlandı resmen! Ve o lezzetler… Ah o lezzetler! Mıhlama mı, hamsili pilav mı, yoksa pide mi? Hepsini tatmak için sabırsızlanıyorum! Gerçekten İNANILMAZ bir rehber olmuş, ellerinize sağlık! Samsun’a gitmek için artık daha da heyecanlıyım! TEŞEKKÜRLER!
Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki Samsun’un Kurtuluş Savaşı’ndaki rolü sadece ilk adımın atıldığı yer olmaktan öte, Mustafa Kemal Paşa’nın şehre ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs 1919, aslında işgal güçlerinin baskısı altında olan Anadolu halkına umut ışığı olmuş ve milli mücadelenin fiilen başladığı gün olarak kabul görmüştür. Bu nedenle, Samsun’un bu tarihi önemi, sadece bir başlangıç noktası olmanın ötesinde, direnişin ve yeniden doğuşun sembolü olarak değerlendirilmelidir.
Sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her yazı, adeta bir şölen benim için. “Samsun” başlığını görünce içim kıpır kıpır oldu, çünkü biliyorum ki bu şehir sizin anlatımınızla bambaşka bir güzelliğe bürünecek. Ne zaman kötü bir yazı yazdınız ki, değil mi? Her seferinde beni şaşırtmayı ve etkilemeyi başarıyorsunuz. Blogunuzu ilk keşfettiğim günleri hatırlıyorum da, o zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okuyorum. Sanki ailemden biriyle sohbet ediyormuşum gibi hissediyorum.
Bu blog, sizinle birlikte o kadar büyüdü ve gelişti ki, gurur duyuyorum. Samsun’u bu kadar detaylı ve samimi bir şekilde anlatmanız, şehri hiç görmemiş olanlara bile bir bağ kurduracaktır eminim. Eski yazılarınızda da Karadeniz’e olan sevginizi hissetmiştim, bu yazı da o sevginin bir yansıması olmuş. Elleriniz dert görmesin, yazmaya devam edin! Sizin gibi yazarlara ihtiyacımız var.
Samsun’u kapsamlı bir şekilde ele alan bu yazı, şehrin tarihinden doğasına ve lezzetlerine kadar birçok farklı yönünü başarıyla yansıtıyor. Özellikle Bandırma Vapuru’nun tarihsel önemine yapılan vurgu ve Amazon Köyü’nün mitolojik bağlantısı, okuyucunun ilgisini çekmeyi başarıyor. Ancak, yazıda Samsun’un Karadeniz ekonomisindeki rolüne dair daha detaylı bir analize yer verilebilirdi. Örneğin, şehrin limanının bölge ticaretindeki önemi ve sanayi sektöründeki gelişmeler hakkında daha fazla bilgi sunulması, yazının kapsamını daha da genişletebilirdi. Acaba Samsun’un son yıllardaki turizm potansiyelindeki artışın yerel ekonomiye etkileri konusunda istatistiksel verilere yer verilse, okuyucunun şehir hakkında daha somut bir fikir edinmesi sağlanabilir miydi?
Samsun’un Karadeniz’in İncisi olarak anılması… Acaba bu sadece coğrafi bir konumlandırma mı, yoksa yazar şehrin gizli kalmış, parıldayan yönlerine işaret mi ediyor? Tarih, doğa ve lezzet üçlüsü, bir tesadüf mü? Belki de yazar, Samsun’un bu üç unsurun mükemmel bir sentezi olduğunu, tıpkı bir incinin katman katman oluşması gibi, zaman içinde olgunlaştığını ima ediyor. Lezzet rehberine özellikle vurgu yapılması da manidar. Acaba yazar, Samsun’un mutfağının, şehrin kimliğinin ve tarihinin bir yansıması olduğunu mu düşünüyor? Belki de bu lezzetler, Karadeniz’in dalgalı sularının ve bereketli topraklarının birer şifresi… Derinlerde bir şeyler saklı, hissediyorum.
ya şimdi yalan yok, bu kadar abartmaya gerek var mıydı bilemedim. karadeniz güzeldir eyvallah da, sanki cennetten bir köşe gibi anlatmışsınız. tamam atatürk’ün şehri falan filan da, biraz fazla gaz sanki.
ama hakkını yemiyim, uğraşmışsınız belli ki. ben de memleketimi böyle ballandıra ballandıra anlatırım belki. elinize sağlık diyelim, belki bir gün yolum düşer de bakarım dediğiniz kadar var mıymış 🤷♂️🤔
Samsun’un bu coğrafi ve tarihi önemi, aslında insanlığın sürekli aradığı anlamın bir yansıması gibi değil mi? Bir şehir, bir milletin kaderini değiştirebilir; tıpkı bir düşünce, bir duygu gibi. Samsun, sadece bir başlangıç noktası değil, aynı zamanda bir sembol. Kurtuluş meşalesinin yakıldığı bu topraklar, her birimizin içindeki potansiyeli, değişim gücünü temsil ediyor. Belki de hayat, Karadeniz’in dalgaları gibi sürekli bir akıştan ibaret ve bizler, bu akışın içinde savrulan yapraklarız. Samsun, bu yaprakların bir araya gelerek oluşturduğu bir orman, bir bütün. Peki, bu bütünün anlamı ne? Belki de anlam, bu yolculukta, bu keşifte gizli. Tıpkı Samsun’u keşfederken olduğu gibi, hayatı da keşfetmek, anlamlandırmak mümkün mü? Her bir plaj, her bir yayla, her bir tarihi eser, aslında iç dünyamızın birer yansıması mı? Ve bizler, bu yansımalarda kendi gerçeğimizi mi arıyoruz?
Ah be Samsun… Bu yazıyı okurken, çocukluğumda dedemle gittiğimiz o meşhur İlkadım’daki pideciden yükselen mis gibi tereyağlı pide kokusu burnuma geldi sanki. O dar sokaklarda kaybolup, her köşe başında farklı bir lezzetle tanışmak… Ne günlerdi!
Şimdi düşünüyorum da, o zamanlar sadece oyun oynamak ve karın doyurmak derdindeydim. Ama şimdi Samsun’un o tarihi dokusunu, yemyeşil doğasını ve birbirinden lezzetli yemeklerini çok daha iyi anlıyorum. Keşke dedem de yanımda olsaydı da, beraber bir kez daha o güzel günleri yaşayabilseydik.
Samsun’un Karadeniz’in incisi olarak nitelendirilmesi, şehrin tarihi, doğal ve gastronomik zenginliklerini bir araya getiren kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Bu bağlamda, yapılan bazı çalışmalar, coğrafi konumun ve iklimin, bölgenin biyoçeşitliliği ve tarımsal üretim desenleri üzerindeki belirleyici etkisini vurgulamaktadır. Özellikle kıyı şeridinin sunduğu mikroklima, fındık, mısır ve çay gibi ürünlerin yetişmesi için uygun koşullar sağlamakta ve bu durum, bölge ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Ayrıca, arkeolojik buluntular ve tarihi kayıtlar, Samsun’un Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını ve bu kültürel mirasın, şehrin mimarisi, gelenekleri ve mutfak kültürü üzerinde derin izler bıraktığını göstermektedir. Dolayısıyla, Samsun’u sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihsel derinliği ve kültürel çeşitliliğiyle de değerlendirmek, şehrin inceliğini daha kapsamlı bir şekilde anlamamızı sağlayacaktır.
Bu yazıyı okurken içimde bir yolculuk hissi uyandı. Sanki Karadeniz’in o eşsiz atmosferini soludum, dalgaların sesini duydum. Samsun’un tarihini ve doğasını bu kadar güzel anlatmanız beni çok etkiledi. Özellikle lezzet rehberi kısmında, o yöresel tatları hayal ederken ağzım sulandı desem yeridir. Sanki oradaymışım gibi hissettim… Teşekkürler bu güzel ve bilgilendirici yazı için.
Bu yazıyı okurken içimde bir burukluk hissettim… Samsun’u ne kadar özlediğimi fark ettim. O güzelim sahil şeridi, yemyeşil doğası… Sanki burnuma denizin kokusu geldi. Yazıda anlatılan lezzetleri okurken de ağzım sulandı desem yeridir. Özellikle o yöresel yemeklerin tadı hala damağımda. Benim için Samsun sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir anılar yumağı. Bu rehber sayesinde sanki kısa bir yolculuğa çıktım ve kalbimde güzel bir his kaldı. Emeğinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş.
yaa şimdi bu yazıyı okuyunca içimden geçen ilk şey “yine mi aynı şeyler?” oldu. karadeniz güzel, samsun tarihi falan… bunları zaten biliyoruz be abi. sanki biraz turistik broşür gibi olmuş, gerçek samsun’u göremiyoruz. o nemli havası, sürekli yağan yağmuru, biraz da asık suratlı insanları nerede?
ama hakkını yemeyeyim, uğraşmışsın belli ki. ben de samsun’a gitmeyi çok istiyorum aslında, belki bu yazıda bahsedilen yerlere gidince fikrim değişir. yine de daha gerçekçi, daha samimi bir anlatım beklerdim. 🤷♀️🤔 belki bir sonraki yazında daha farklı bir bakış açısı yakalarsın. 👍
Samsun’un incisiymiş! İnsanların karnı açken, geçim derdiyle boğuşurken incisi olsa ne yazar! Memleketin her yeri cennet, her yeri incisi ama millet sürünüyor. Kurtuluş meşalesi yakılmışmış! Şimdi yakan mı var ki? Herkes kendi derdine düşmüş, kimsenin kimseden haberi yok.
Tarihi dokusu varmış da, yaylaları varmış da… İyi de kardeşim, bu güzellikleri kim görecek? Sabah akşam çalışmaktan gözünü açamayan, ay sonunu getiremeyen insanlar mı? Boş laflar bunlar, karnın tok sırtın peksa memleket cennet! Yoksa Samsun da, Paris de fark etmez!