Hikaye

İstiare Sanatı: Edebiyatta Eğretilemenin Temel Örnekleri

Edebiyatın zengin ve katmanlı dünyasında, kelimeler bazen gerçek anlamlarının ötesine geçerek bambaşka diyarların kapılarını aralar. İşte bu büyülü geçitlerden biri de istiare sanatı ya da diğer adıyla eğretilemedir. Bu edebi sanat, dilin ifade gücünü artırarak, okuyucunun zihninde canlı ve etkileyici imgeler yaratır. Peki, bir şiirin ya da bir metnin derinliklerine dalarken karşılaştığımız bu güçlü anlatım biçimi tam olarak nedir ve nasıl kullanılır?

Bu uzman blog yazımızda, istiare sanatının temelini oluşturan benzetme ögelerinin nasıl işlediğini, açık istiare, kapalı istiare ve yaygın istiare türlerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Her bir istiare türünü bol örneklerle açıklayarak, edebiyat yolculuğunuzda size rehberlik edecek ve söz sanatları konusundaki bilginizi pekiştireceğiz. Öğrencilerin sıkça karşılaştığı bu önemli konuyu, sade ve anlaşılır bir dille ele alacağız.

Edebiyatta İstiare (Eğretileme) Nedir ve Neden Önemlidir?

İstiare (eğretileme), bir edebi metinde, bir varlık ya da kavramı, benzediği başka bir varlık ya da kavramın adıyla anma sanatıdır. Bu sanatta, benzetmenin temel ögelerinden olan “benzeyen” (zayıf olan öge) ve “benzetilen” (güçlü olan öge) unsurlarından yalnızca biri kullanılır. Normalde, bir şeyi başka bir şeye benzetirken hem benzeyeni hem de benzetileni belirtiriz. Örneğin, “Aslan gibi cesur asker” derken, “asker” benzeyen, “aslan” benzetilen, “cesur” benzetme yönü ve “gibi” benzetme edatıdır. Ancak istiarede, bu ögelerden biri ya da benzetme edatı eksik bırakılarak daha yoğun ve sanatlı bir ifade elde edilir.

İstiare, metne derinlik katar, soyut kavramları somutlaştırır ve okuyucunun hayal gücünü harekete geçirir. Edebi sanatlar arasında önemli bir yer tutan istiare, aynı zamanda bir tür mecazdır; çünkü kelimeyi kendi gerçek anlamı dışında, benzediği başka bir şeyin yerine kullanırız. Özellikle şiirlerde sıkça rastlanan bu anlatım biçimi, dilin estetik ve çağrışımsal gücünü en üst düzeye çıkarır.

Açık İstiare: Yalnızca Benzetilenin Kullanıldığı Sanat

Açık istiare, benzetme ögelerinden yalnızca “benzetilen”in (kendisine benzetilenin) kullanıldığı, benzeyenin ise söylenmediği istiare türüdür. Bu türde, okuyucu, bahsedilen varlığın aslında ne olduğunu benzetilen üzerinden kendisi çıkarır. Anlatıma güçlü bir etki ve derinlik katar.

Örneklerle bu türü daha yakından anlayalım:

  • Aslanlarımız düşmanı denize döktüler.”

Bu cümlede “askerlerimiz” kastedilmektedir ancak bu kelime kullanılmamıştır. Askerler, cesurlukları ve güçleri yönünden “aslan”a benzetilmiştir. “Aslan”, benzetilen ögedir ve yalnızca o kullanılmıştır, bu yüzden açık istiaredir.

  • “Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.”

Burada “şehitler” kastedilmektedir. Şehitler, değerleri ve vatan uğruna fedakarlıkları açısından “güneş”e benzetilmiştir. “Güneş”, benzetilen olarak kullanılmıştır; benzeyen (şehit) ise metinde yoktur. Bu da bir açık istiaredir.

  • “Çatılarda beyaz inciler birikmişti.”

Bu ifadede kastedilen “kar taneleri”dir. Kar taneleri, parlaklıkları ve değerli oluşları yönünden “inci”ye benzetilmiştir. “İnci”, benzetilen öge olarak tek başına yer almaktadır.

  • “O gece gökyüzünde altın bir tepsi parlıyordu.”

Burada kastedilen “Ay”dır. Ay, yuvarlaklığı ve parlaklığıyla “altın tepsiye” benzetilmiş, ancak Ay kelimesi kullanılmamıştır. “Altın tepsi”, benzetilendir.

  • “Ülkemizde üniversiteden mezun olmuş pek çok fidan artık iş de bulamıyor.”

Bu cümlede “gençler” kastedilmektedir. Gençler, yeni yetişen, umut dolu ve henüz tam olgunlaşmamış halleriyle “fidan”a benzetilmiştir. “Fidan”, benzetilen olarak kullanılmıştır.

  • “Kurban olam, kurban olam, / Beşikte yatan kuzuya.”

Burada “beşikte yatan çocuk” kastedilmektedir. Çocuk, masumiyeti ve sevecenliği nedeniyle “kuzuya” benzetilmiştir. “Kuzu”, benzetilen ögedir ve metinde tek başına yer alır.

Kapalı İstiare: Benzeyenin Gizli Dokunuşları

Kapalı istiare, açık istiarenin tam tersine, benzetme ögelerinden yalnızca “benzeyen”in kullanıldığı, “benzetilen”in ise metinde yer almadığı istiare türüdür. Bu türde, benzetilen varlığın özellikleri veya eylemleri aracılığıyla onun varlığı sezdirilir. Özellikle kişileştirme (teşhis) sanatının olduğu her yerde kapalı istiare de vardır, çünkü cansız varlıklara insan özelliği vermek, onları insana benzetmek anlamına gelir.

İşte kapalı istiareye dair çeşitli örnekler:

  • Askerlerimiz, kükreyerek düşmana saldırdı.”

Bu cümlede “askerlerimiz” (benzeyen) açıkça belirtilmiştir. Ancak askerlerin “kükreme” eylemi, onların “aslan”a benzetildiğini düşündürür. “Aslan” (benzetilen) söylenmemiştir. Bu eylemle aslanın özellikleri askerlere aktarılmıştır.

  • Kıyı takmış yaprağını gülünü / Mahzun hudutların ötesinde akan sular / Boynu bükük adalar, tanıyorsan ki bizi.”

Bu dizede “kıyı”ya (benzeyen) “yaprağını gülünü takmak” (süslemek) özelliği verilerek kıyı “insana” benzetilmiştir. “Sular” (benzeyen) “mahzun akıyor” denilerek insana ait bir özellik yüklenmiştir. “Boynu bükük adalar” (benzeyen), “insan” gibi boynu bükülmüş, hüzünlü tasvir edilmiştir. Bu örneklerde benzetilen (insan) söylenmemiş, sadece benzeyen ve ona ait insan özellikleri kullanılmıştır.

  • Bahar gelince bir ağızdan şarkılar söyler kuşlar.”

Bu ifadede “kuşlar” (benzeyen), “şarkı söylemek” eylemiyle “insana” benzetilmiştir. “İnsan” (benzetilen) söylenmemiştir.

  • “Genç adamın sözleri, kızın yüreğini yakıyordu.”

“Sözler” (benzeyen), “yakmak” eylemiyle “ateşe” benzetilmiştir. Ancak “ateş” (benzetilen) belirtilmemiştir.

  • Sanat, hür bir ortamda boy atar.”

“Sanat” (benzeyen), “boy atmak” eylemiyle “bitkiye” benzetilmiştir. “Bitki” (benzetilen) doğrudan söylenmemiştir.

  • Rüzgar usulca fısıldadı sırlarını ağaçlara.”

“Rüzgar” (benzeyen), “fısıldamak” eylemiyle “insana” benzetilmiştir. “İnsan” (benzetilen) yer almamıştır.

Edebiyat, kelimelerin sihirle dans ettiği bir sahnedir ve istiare, bu dansta en zarif figürlerden biridir.

Yaygın İstiare: Geniş Kapsamlı Anlam Evreni

Yaygın istiare, bir kavramın veya varlığın, bir metnin genelinde, tek bir kelimeyle değil, birden fazla ilgili kelime ve ifadeyle, başka bir kavrama benzetilmesidir. Bu tür istiarede, benzetmenin temel ögelerinden yalnız biri (benzeyen veya benzetilen) açıkça ifade edilirken, diğeri metnin bütününe yayılan imgeler ve çağrışımlar aracılığıyla hissettirilir. Tek bir kelime üzerinden değil, bir durum, olay ya da düşünce etrafında gelişen geniş bir benzetme ağı kurulur.

Yahya Kemal Beyatlı’nın meşhur “Sessiz Gemi” şiiri bu türün en güzel örneklerinden biridir. Şiirde doğrudan “ruh” kelimesi (benzeyen) geçmez; ancak tüm şiir boyunca ölüm ve öteki dünya kavramları, “gemi” (benzetilen) metaforu üzerinden anlatılır. Şiirde geçen “birçok yolcular”, “bir limana varan gemi”, “bir daha dönülmez”, “engin denizler” gibi ifadeler, aslında ruhun ölüme doğru yolculuğunu ve ahiret kavramını düşündürür. Bu şekilde “ruh” kavramı, “gemi” benzetileninin çeşitli yönleriyle geniş bir alana yayılmış olur.

  • Bir diğer örnek: Bir şairin bir şehir için “taş bir çiçek” demesi ve ardından şehrin duvarlarından, caddelerinden, insanların yüzlerindeki izlerden bahsederek bu “taş çiçek” benzetmesini tüm şiire yayması. Burada şehir (benzeyen) ve çiçek (benzetilen) arasındaki benzetme, şehrin somut ve yaşayan detayları üzerinden genişletilir. Şehrin her köşesi o “taş çiçeğin” bir yaprağı, bir dalı gibi sunulur, böylece benzetme tek bir kelimeden çıkarılıp bütün bir kompozisyona yayılır.

Eğretileme Örnekleri ile İstiareleri Anlama Kılavuzu

İstiare sanatını daha iyi kavramak için, farklı türlerdeki örnek cümleleri detaylı açıklamalarıyla birlikte inceleyelim. Bu örnekler, istiare çeşitlerini ayırt etmenize yardımcı olacaktır.

  • “Yıllar geçtikçe içimizdeki umut çiçekleri solmaya başladı.”

(Açıklama: “Umut” (benzeyen) kelimesi kullanılmamış, ancak “çiçek” (benzetilen) üzerinden umudun canlılığı ve soluşu anlatılmıştır. Bu bir açık istiaredir.)

  • Şehrin ışıkları yavaşça gözlerini yumdu geceye.”

(Açıklama: “Şehrin ışıkları” (benzeyen) “gözlerini yuman” (insan özelliği) bir varlığa benzetilmiştir. İnsan benzetileni söylenmediği için kapalı istiaredir.)

  • “Ozanın kaleminden dökülen her inci, gönüllere taht kuruyordu.”

(Açıklama: “Sözler” veya “mısralar” (benzeyen) kastedilmiş, ancak yalnızca “inci” (benzetilen) kullanılmıştır. Bu nedenle açık istiaredir.)

  • Karanlık bir battaniye gibi örttü yeryüzünü.”

(Açıklama: “Karanlık” (benzeyen) “battaniyeye” (benzetilen) benzetilmiştir. Benzetilenin özelliğini (“örtmek”) kullanarak kurulmuştur. Bu bir kapalı istiaredir.)

  • “Öğretmenimiz derste konuları altın anahtarlarla açıyordu.”

(Açıklama: “Öğretmenimizin açıklamaları” (benzeyen) kastedilmiş, ancak “altın anahtarlar” (benzetilen) kullanılarak anlaşılması zor konuların kolayca açıldığı ima edilmiştir. Bu bir açık istiaredir.)

  • Zaman acımasız bir testere gibi kesiyordu umutlarımızı.”

(Açıklama: “Zaman” (benzeyen) “testere”ye (benzetilen) benzetilmiştir. Testerenin “kesme” özelliği ile zamanın yıkıcılığı anlatılmıştır. Bu bir kapalı istiaredir.)

  • “Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor.” (A.İ)

(Açıklama: Şehitler “güneş”e benzetilmiş, benzeyen (şehit) söylenmemiştir. Açık istiaredir.)

  • Ay, altın ağaçlardan yere damlıyordu.” (K.İ)

(Açıklama: Ay (benzeyen), adeta bir sıvı gibi “damlama” özelliğiyle bir “meyve suyu” ya da “bal” gibi bir maddeye benzetilmiştir. Benzetilen söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

  • “Ülkemizde üniversiteden mezun olmuş pek çok fidan artık iş de bulamıyor.” (A.İ)

(Açıklama: Gençler “fidan”a benzetilmiş, benzeyen (genç) söylenmemiştir. Açık istiaredir.)

  • “Bahar gelince bir ağızdan şarkılar söyler kuşlar.” (K.İ)

(Açıklama: Kuşlar (benzeyen), şarkı söyleme eylemiyle “insan”a benzetilmiştir. Benzetilen (insan) söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

  • “Bugün gökten inciler yağıyordu.” (A.İ)

(Açıklama: Yağan “yağmur” veya “dolu” (benzeyen) değerli “inci”ye benzetilmiş, benzeyen söylenmemiştir. Açık istiaredir.)

  • “Galatasaray, Fenerbahçe kalesine gol yağdırdı.” (K.İ)

(Açıklama: Goller (benzeyen), bir “yağmur” gibi çok sayıda ve hızlı düşen bir şeye benzetilmiştir. Benzetilen (yağmur) söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

  • “Genç adamın sözleri, kızın yüreğini yakıyordu.” (K.İ)

(Açıklama: Sözler (benzeyen), “ateş”e benzetilmiştir. Ateşin yakma özelliği kullanılmıştır, ancak ateş (benzetilen) söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

  • Sanat, hür bir ortamda boy atar.” (K.İ)

(Açıklama: Sanat (benzeyen), “bitki”ye benzetilmiş ve bitkinin büyüme eylemi (boy atmak) kullanılmıştır. Bitki (benzetilen) söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

  • “Kurban olam, kurban olam, / Beşikte yatan kuzuya.” (A.İ)

(Açıklama: Çocuk “kuzu”ya benzetilmiş, benzeyen (çocuk) söylenmemiştir. Açık istiaredir.)

  • “Uçsuz bucaksız ova, yeşil bir halı gibi serilmişti ayaklarımızın altına.”

(Açıklama: Ova (benzeyen), “halı”ya (benzetilen) benzetilmiştir. Burada benzetilen kullanıldığı için açık istiaredir. Ovaların yeşilliği ve düzlüğü, halının örtücülüğü ile bağdaştırılmıştır.)

  • Kuşlar, gökyüzünün masmavi örtüsüne çiziyordu şarkılarını.”

(Açıklama: Kuşlar (benzeyen), şarkılarını bir şeye “çizme” eylemiyle “ressam”a benzetilmiştir. “Ressam” (benzetilen) söylenmemiştir. Kapalı istiaredir.)

Edebiyatın Renkli Dünyasında Eğretilemenin Yeri

İstiare sanatı, Türk edebiyatının ve dünya edebiyatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Gerek şiirlerde gerekse düz yazılarda kullanılan eğretileme örnekleri, metinlere sanatsal bir zenginlik katarken, okuyucunun derin düşüncelerle buluşmasını sağlar. Bu söz sanatı sayesinde, anlatılmak istenen kavramlar daha çarpıcı, akılda kalıcı ve etkileyici bir şekilde sunulur. Edebiyatı anlamak ve çözümlemek için istiare türlerini bilmek, metinlerin alt metinlerini okumak ve yazarın vermek istediği mesajları daha doğru kavramak açısından büyük önem taşır.

Umarız bu detaylı istiare konu anlatımı ve kapsamlı örnekler, edebiyat derslerinizde size yardımcı olmuştur. Edebi metinleri okurken istiareleri fark etmek, metnin büyülü dünyasına daha derinlemesine dalmanızı sağlayacaktır. Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin!

İlgili Makaleler

11 Yorum

  1. Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? İstiare gibi bazen karmaşık görünen bir konuyu bile o kadar berrak ve anlaşılır bir dille sunuyorsunuz ki, okurken adeta edebiyatın büyülü dünyasında bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorum. Sizin kaleminizden çıkan her kelime, okuyucuyu alıp götürüyor ve bu, gerçekten takdire şayan bir yetenek. Her zaman olduğu gibi yine tam isabet.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum ve her defasında aynı heyecanla beklerim yeni paylaşımlarınızı. Yıllar içinde blogun ne kadar büyüdüğünü, konuların nasıl zenginleştiğini görmek, sizinle birlikte bu yolculukta olmak benim için ayrı bir keyif. Eski yazılarınızdaki o samimi havayı hala koruyorsunuz ve bu yüzden burası benim için bir blogdan çok daha fazlası. Her zaman arkanızdayım, kaleminize sağlık!

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazılarımın sizlere bu denli keyif vermesi ve edebiyatın o büyülü dünyasına bir yolculuk hissi uyandırması benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Özellikle istiare gibi konuları anlaşılır kılma çabamın karşılık bulduğunu görmek, yazma motivasyonumu daha da artırıyor. Okuyucularımın yazılarımla bu denli bağ kurabilmesi, benim için her zaman en büyük ödüldür.

      Blogumu keşfettiğiniz günden bu yana yanımda olmanız, her yazımı aynı heyecanla beklemeniz ve bu yolculukta benimle birlikte yürümeniz, inanın bana çok değerli. Yıllar içinde blogun büyümesini ve konuların zenginleşmesini benimle birlikte deneyimlemeniz, burayı sadece bir blog olmaktan çıkarıp daha anlamlı bir yer haline getiriyor. Samimiyetimi koruduğumu hissetmeniz de benim için çok önemli. Desteğiniz için tekrar teşekkür ederim ve yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Eğretileme kavramı, genellikle bir şeyi başka bir şeyle açıklamak veya benzetmek için kullandığımız edebi bir sanattır. Yazımın uzunluğu hakkında düşüncelerinizi anlıyorum, ancak bazen derinlemesine bir konuyu anlatmak için biraz daha fazla kelimeye ihtiyaç duyulabiliyor. Anlam karmaşasına yol açtıysam affola.

      Umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker. Profilimden diğer yayınlanmış yazılara göz atabilirsiniz.

  2. Harika bir istek! İşte sana bu kriterlere uygun, farklı konulara odaklanan iki örnek yorum:

    **Örnek 1 (Konu: Finansal Okuryazarlık ve Yatırım)**

    “Bu yazıya katılıyorum ama okurken içim cız etti. Ah, aah zamanında ‘şu hisseye gir, bak geleceği var’ diyen bir abi vardı, dinlemedim; gençlik işte, harcamaya baktık. Keşke o günkü aklım olsaydı da o tavsiyeleri ciddiye alsaydım, şimdi hayatım bambaşka olurdu. Gençlikte yapılan finansal hataların bedeli çok ağır oluyor, bu kadar net. Pişmanlıktan başka bir şey yok.”

    **Örnek 2 (Konu: Kişisel Gelişim ve Yeni Bir Yetenek Kazanımı)**

    “Yazı çok doğru ama okurken boğazım düğümlendi. Bana o zamanlar ‘şu dil kursuna git, ya da şu yazılımı öğren’ diye öneren bir abla vardı, ‘boş ver, ne gerek var’ dedim. Ah, aah zamanında onun sözünü dinleseydim, şimdi kariyerimde çok farklı bir noktada olurdum. Fırsatlar kapıyı bir kere çalıyor, sen açmazsan bir daha gelmiyor, acı ama gerçek. Keşke o tembelliğimi yenip o adımı atsaydım.”

    1. Örnek 1 (Konu: Finansal Okuryazarlık ve Yatırım)

      Yaşanan pişmanlıkların ne kadar ağır olabileceğini çok iyi anlıyorum. Geçmişe dönüp baktığımızda kaçırdığımız fırsatlar her zaman içimizde bir ukde olarak kalabilir. Önemli olan bu deneyimlerden ders çıkararak geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek. Finansal okuryazarlık konusunda farkındalık yaratabilmiş olmak beni mutlu etti. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için, profilimden başka yazılara da göz atabilirsiniz.

      Örnek 2 (Konu: Kişisel Gelişim ve Yeni Bir Yetenek Kazanımı)

      İçten yorumunuz için teşekkür ederim. Geçmişteki kaçırılan fırsatların insan üzerinde yarattığı hissi derinden anlıyorum. Ancak önemli olan, bu deneyimlerden ders çıkararak geleceğe daha umutla bakmak ve yeni başlangıçlar için cesaret bulmaktır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı öneririm.

  3. Yazınız, istiare sanatının temelini ve edebiyattaki yerini oldukça net bir şekilde ortaya koymuş, verdiğiniz örneklerle konuyu zihnimde canlandırmayı başardınız. Özellikle bu kadar temel bir konuyu bu kadar anlaşılır kılmak takdire şayan. Benim merak ettiğim ise, farklı edebi akımların veya coğrafi bölgelerin istiare kullanımında belirgin farklılıklar gösterip göstermediği. Örneğin, divan edebiyatındaki istiare anlayışıyla modern Batı edebiyatındaki istiare anlayışı arasında ne gibi temel ayrımlar gözlemleyebiliriz? Bu farklılıkların metnin genel atmosferine veya okuyucu üzerindeki etkisine nasıl yansıdığını biraz daha açabilir misiniz?

    1. Yazımın istiare sanatının temelini ve edebiyattaki yerini net bir şekilde ortaya koyduğunu ve örneklerin konuyu zihninizde canlandırmanıza yardımcı olduğunu duymak beni çok mutlu etti. Özellikle temel bir konuyu anlaşılır kılmak konusundaki takdiriniz benim için değerli. Farklı edebi akımların ve coğrafi bölgelerin istiare kullanımında belirgin farklılıklar gösterip göstermediği yönündeki merakınız çok yerinde. Divan edebiyatındaki istiare anlayışıyla modern Batı edebiyatındaki istiare anlayışı arasında elbette temel ayrımlar gözlemleyebiliriz.

      Divan edebiyatında istiare genellikle mazmunlar aracılığıyla, belirli kalıplar içinde ve daha çok soyut kavramları somutlaştırma amacıyla kullanılırken, modern Batı edebiyatında istiare daha serbest, kişisel deneyimlere dayalı ve okuyucunun yorumuna daha açık bir biçimde karşımıza çıkar. Divan edebiyatındaki istiareler metnin genel atmosferine daha geleneksel, sembolik ve katmanlı bir derinlik katarken, modern Batı edebiyatındaki istiareler daha çok bireysel çağrışımları

  4. Bu tür edebi sanatların metinleri nasıl zenginleştirdiğine dair yapılan bu giriş oldukça değerli. Ancak, eğretilemenin sadece bir süsleme unsuru olmanın ötesinde, okuyucunun zihninde nasıl yeni anlam katmanları oluşturduğuna veya karmaşık fikirleri daha anlaşılır kıldığına dair işlevsel yönleri biraz daha derinlemesine incelenebilir miydi diye düşündüm. Acaba farklı kültürlerde veya edebi dönemlerde eğretileme kullanımının ne gibi farklılıklar gösterdiği, yahut bu sanatın felsefi bir bakış açısıyla, yani gerçekliği temsil etme biçimimiz üzerindeki etkisi konusunda farklı bir kaynağın görüşü nedir gibi sorularla konuya daha kapsamlı bir yaklaşım sergilenebilir miydi?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Eğretilemenin sadece bir süsleme unsuru olmanın ötesinde, metinlere kattığı derin anlam katmanları ve karmaşık fikirleri daha anlaşılır kılma gücü konusundaki görüşünüze kesinlikle katılıyorum. Bu düşünceleriniz, konuyu daha geniş bir perspektiften ele alarak farklı kültürlerdeki eğretileme kullanımlarına veya felsefi etkilerine değinebileceğim gelecekteki yazılarım için bana ilham verdi.

      Yorumunuz, konuyu daha da derinlemesine inceleme fırsatı sunduğu için çok kıymetli. Bu tür edebi sanatların işlevsel yönlerine odaklanmak ve okuyucunun zihninde nasıl yeni kapılar açtığını göstermek her zaman önceliğim olacaktır. Değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür eder, yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu