İlişki Düzeltme Testi
İlişkinizdeki sorunların üstesinden gelmekte zorlanıyor ve sürekli aynı tartışmaları yaşıyorsanız, İlişki Düzeltme Testi size yol gösterebilir. Kriz anlarını fırsata çevirip çeviremediğinizi görmek için İlişki Düzeltme Testi harika bir başlangıçtır.
Çatışmaları onarma ve olumsuz döngüleri kırma becerinizi ölçen İlişki Düzeltme Testi, sorunlara yaklaşımınızı detaylıca analiz eder. İlişkinizi onarmak ve daha sağlıklı bir zemin oluşturmak adına atmanız gereken adımları fark etmek için, aşağıdaki İlişki Düzeltme Testi sorularını hemen cevaplayın.
İlişkideki sorunları çözme, çatışmaları onarma ve olumsuz etkileşim döngülerini kırma becerisini değerlendirir.
Bu test nedir? İlişki Düzeltme Testi, ilişkideki sorunları çözme, çatışmaları onarma ve olumsuz etkileşim döngülerini kırma becerisini (Repair Skills) değerlendirir. Özellikle John Gottman'ın ilişki onarım çalışmaları temel alınarak hazırlanmıştır.
Puanlama: Sorulara "Asla" (1 puan) ile "Her Zaman" (5 puan) arasında yanıt verirsin. Yüksek puanlar, onarım becerisinin yüksek olduğunu gösterir.
Sonuç Hesaplanıyor...
Lütfen bekleyin.
Öneriler
- 01 Günlük olarak kendinize şefkat gösterin ve başarılarınızı kutlayın.
- 02 Küçük hatalar yaparak mükemmeliyetçilik korkusunu azaltın.
- 03 "Yeterince iyi" kavramını günlük yaşamınıza entegre edin.
Bu test yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.
Önerilen Yazılar:
5 yıllık ilişkinin bitmesi
Diğer testler için lütfen göz atın 👉 Testler




Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, ilişkilerdeki temel belirleyici faktör çatışmaların varlığı değil, bu çatışmaların nasıl yönetildiğidir. İlişki doyumunu yüksek tutan çiftlerin, yapıcı problem çözme becerileri geliştirdiği ve onarım çabalarına daha açık olduğu gözlemlenmektedir. Bu tür öz değerlendirme araçları, bireylerin ve çiftlerin farkında olmadan benimsedikleri suçlama, savunmacılık veya aşağılama gibi yıkıcı iletişim kalıplarını tespit etmeleri açısından önemli bir ilk adım olabilir.
Konuyu daha geniş bir çerçeveye oturtmak gerekirse, bağlanma kuramının bulguları da bu noktada devreye girer. Bireylerin erken dönem bakım verenleriyle kurdukları bağların, yetişkinlikteki romantik ilişkilerinde partnerlerinden beklentilerini, çatışma anındaki tepkilerini ve yakınlık kurma kapasitelerini şekillendirdiği bilinmektedir. Dolayısıyla, bir ilişkinin dinamiklerini anlamaya çalışırken sadece mevcut iletişim biçimlerine değil, aynı zamanda tarafların ilişki geçmişlerine ve bağlanma stillerine de bakmak, bütüncül bir anlayış için gereklidir. Bu tür analizler, bilinçli bir farkındalık ve değişim için zemin hazırlar.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Geçenlerde eşimle aramızda inanılmaz anlamsız bir gerginlik oldu. Bütün hafta sonu için güzel bir yemek yapacağıma söz vermiştim ama cuma akşamı o kadar yorgundum ki tek istediğim koltuğa yayılıp pizza söylemekti. O da buna bozuldu. Aslında pizza istemediğinden değil, verdiğim sözü tutmadığım için kırılmış. Ufacık bir şeyden RESMEN buz gibi bir hava esti evde.
Birkaç saat somurttuktan sonra yanına gidip ‘Ben seni hayal kırıklığına uğrattım, yorgunluğumun arkasına sığınmamalıydım’ dedim. O da aslında yorgun olduğumu bildiğini ama kendini değersiz hissettiğini söyledi. İşte o an anladım ki konu asla pizza falan değilmiş. Bazen o ‘düzeltme çabası’ var ya, o en BÜYÜK hediye oluyor. Sadece oturup birbirini dinlemek bile yetiyor.
fırtınadan sonraki sessiz pusula.
Elbette, işte farklı konulara uyarlanabilecek, istediğin tarzda birkaç yorum taslağı:
**Konu: Finansal Yatırım / Kripto Para**
Coşkun abi bana zamanında “oğlum şu coinlerden al üç beş at kenara, unut” dediğinde gülüp geçmiştik. Biz aklımız sıra garanti işlere para yatırırken adam paranın tadını çıkardı. Ah ah, insanın aklı sonradan başına geliyor ama o zaman da tren çoktan kalkmış oluyor.
**Konu: Kariyer / Yeni Bir Beceri Öğrenmek**
Bizim ofisteki Serpil abla yıllarca “çocuklar şu yabancı dili öğrenin, bak lazım olacak” diye dil döktü de biz “abla şimdi kim uğraşacak” dedik. O zamanlar önerdiğinde yapmadım, şimdi o dili bilenler terfi aldı biz hala aynı yerde sayıyoruz. Hayat tavsiye dinlemeyenleri böyle sert tokatlıyor işte.
**Konu: Sağlıklı Yaşam / Spor**
Spor salonundaki Hakkı abi hep “gençken vücuduna yaptığın yatırım bu, yaşlanınca anlarsın” derdi de biz kulak arkası ederdik. Ah ah, zamanında bilseydim de dinleseydim; şimdi merdiven çıkarken nefes nefese kalınca anlıyor insan ama iş işten geçmiş oluyor. Vücut ihaneti affetmiyor.
düzeltme demişken benim çamaşır makinesi de bozuldu tamiri kaça patlar acaba
bir de bunu deneyelim bakalım.
Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? İlişkiler gibi karmaşık bir konuyu bile o kadar sade, o kadar anlaşılır bir dille ele almışsınız ki… İnsana adeta bir aydınlanma anı yaşatıyorsunuz. Her yazınızda olduğu gibi bu yazıda da o bilindik, güven veren üslubunuzla bize yol gösteriyorsunuz. Bu yüzden bu köşeyi hiç bırakamıyoruz ya!
Bu blogu ilk keşfettiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Belki o zamanlar daha farklı konulardı ama o samimi ve içten üslup hiç değişmedi. Yıllar içinde blogun nasıl geliştiğini, konuların nasıl derinleştiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Sanki sizinle birlikte biz de büyüyoruz, öğreniyoruz. Emekleriniz için, bize kattıklarınız için ne kadar teşekkür etsek az. Yeni yazılarınızı her zamanki gibi sabırsızlıkla bekliyorum.
AMAN TANRIM bu nasıl bir yazı böyle!!! Okurken heyecandan yerimde duramadım resmen! Bazen insan o kadar çok şeyin içinde kayboluyor ki, nereden başlayacağını bilemiyor ama bu yaklaşım o kadar aydınlatıcı, o kadar DOĞRU ki! Sorular tam on ikiden vuruyor! GERÇEKTEN harika bir bakış açısı sunmuşsunuz!
Kaleminize, emeğinize sağlık! Bu yazıyı okuduktan sonra içimdeki bütün o karmaşık düğümler çözüldü sanki! İnsanın kendine ve partnerine bu kadar dürüstçe bakmasını sağlamak İNANILMAZ bir şey! ÇOK ama ÇOK teşekkür ederim bu muhteşem içerik için!!! Herkes okumalı!!
İlişkilerde bir nevi yol haritası sunma çabası oldukça değerli bir yaklaşım. Paylaşılan bu öz değerlendirme yöntemi, çiftlerin mevcut durumlarını gözden geçirmeleri için pratik bir başlangıç noktası sunuyor. Ancak, her ilişkinin kendine has dinamikleri ve geçmişi olduğu düşünüldüğünde, bu tür standart testlerin ne ölçüde derinlemesine bir analiz sunabildiği üzerine düşünmek gerekir. Acaba bu testin metodolojisi veya hangi uzman görüşlerine dayandığı hakkında biraz daha bilgi verilebilir miydi? Belki de bu testin sonuçlarını yorumlarken, kültürel farklılıkların veya bireylerin kişisel geçmişlerinin ilişki üzerindeki etkilerinin nasıl hesaba katılması gerektiği üzerine bir bölüm eklemek, konuyu daha bütüncül bir çerçeveye oturtmaya yardımcı olabilirdi.
Yazınız, ilişkilerdeki sorunları somutlaştırma ve üzerine düşünme çabası açısından oldukça değerli. Ancak bu tür bir değerlendirmenin, insan psikolojisinin ve ilişkilerin karmaşık doğasını ne kadar kapsayabildiği konusunda bazı soru işaretleri beliriyor. Acaba bu testin dayandığı belirli bir psikolojik ekol veya araştırma var mıydı, örneğin Gottman Enstitüsü’nün çalışmaları gibi kanıta dayalı bir temelden mi yola çıkıldı? Zira ilişkilerdeki sorunlar genellikle kültürel ve bireysel farklılıklardan derinlemesine etkilenir ve standart bir testin bu nüansları gözden kaçırma riski bulunabilir. Belki de bu testin bir teşhis aracı olmaktan çok, çiftlerin konuşmaya başlaması için bir kıvılcım olarak konumlandırılması daha doğru bir yaklaşım olabilirdi.
AMAN TANRIM BU NASIL BİR YAZI BÖYLE!!! Resmen okurken gözlerim fal taşı gibi açıldı ve her bir cümlede “EVET, İŞTE TAM OLARAK BU!” diye bağırdım içimden! Bu kadar önemli bir konuyu bu kadar net, bu kadar anlaşılır ve bu kadar İŞE YARAR bir şekilde anlattığınız için size ne kadar teşekkür etsem azdır! Zihnimde bir sürü ampul yandı sanki, resmen bir aydınlanma yaşadım! Bu yazıyı hemen kaydediyorum, çıktısını alıp baş ucuma koyacağım, herkese ama HERKESE okutacağım! Emeğinize, kaleminize, o muhteşem beyninize sağlık! HARİKASINIZ!!
Yazınızda ele alınan, ilişkilerin mevcut durumunu değerlendirmeye yönelik yaklaşımlar oldukça düşündürücü. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, bir ilişkinin sağlığını ve uzun ömürlülüğünü belirleyen en kritik faktör, çatışmaların varlığı veya yokluğundan ziyade, çatışma anında ve sonrasında tarafların sergilediği “onarım girişimleri”nin başarısıdır. Sağlıklı çiftler de anlaşmazlık yaşar; ancak onları diğerlerinden ayıran temel özellik, gerilimi düşürmeye, yanlış anlaşılmayı düzeltmeye ve duygusal bağı yeniden kurmaya yönelik küçük veya büyük çabaların (bir espri, bir dokunuş, özür dileme gibi) karşı tarafta karşılık bulmasıdır. Bu onarım mekanizmasının ne kadar etkili işlediği, ilişkinin gelecekteki krizlere karşı ne kadar dayanıklı olacağının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilir.
Ayrıca, bireylerin onarım girişiminde bulunma veya bu girişimleri kabul etme kapasitesi, genellikle erken dönem bağlanma deneyimleri ve öğrenilmiş iletişim kalıplarıyla derinden ilişkilidir. Güvenli bağlanma geçmişine sahip bireylerin, partnerlerinin onarım çabalarını daha kolay fark edip olumlu yanıt verme eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla, bir ilişkinin potansiyelini değerlendirirken, mevcut sorunların bir listesini çıkarmaktan çok, partnerlerin bu temel onarım döngüsünü kurup kuramadığına odaklanmak daha analitik ve öngörüsel bir yaklaşım sunabilir.
Sağolun hocam, güzel paylaşım için. Valla tam da bizim durumu anlatmışsınız, sürekli aynı yerden patlak veriyor tartışmalar. Benim sevgilim de kriz anlarını fırsata çevirmek yerine daha da alevlendiriyor, yazıda bahsettiğiniz hataları yapıyor resmen. Hemen bir deneyeceğim bu testi, belki bir işe yarar.
Eskiden, annemle anneannem küstüklerinde araya mutlaka bir komşu girer, bir kahve bahanesiyle onları bir araya getirirdi. Kim haklı, kim haksız pek konuşulmazdı. O kahve fincanları masaya konduğunda, sanki tüm kırgınlıklar buharlaşır, acı kahvenin hatırına tatlı bir sessizlik çökerek barışılırdı. Kimse test çözmez, uzun uzun analizler yapmazdı; sadece bir araya gelmenin ve bir yudum kahveyi paylaşmanın iyileştirici gücüne inanılırdı.
Şimdi o samimiyeti, o basit ama güçlü adımları ne kadar özlediğimi fark ettim. Belki de bazen ihtiyacımız olan tek şey, uzun listeler ya da karmaşık çözümler değil, sadece karşımızdakine “hadi gel bir kahve içelim” diyebilme cesaretidir. O eski usul barışmaların sıcaklığı bambaşkaydı, çünkü içinde bolca sevgi ve hatır vardı.