Histeri: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Histeri, diğer adıyla konversiyon bozukluğu, ani ve nevrotik tepkilerle karakterize edilen bir durumdur. Bu durum, aşırı duygusallık, ani öfke patlamaları, kısa süreli hafıza kayıpları, geçici kişilik değişiklikleri ve hareket bozuklukları gibi çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Histeri vakalarında, psikosomatik şikayetler ön planda olabilir ve kişi özdenetimini kaybedebilir, bu da günlük yaşamın işlevselliğini olumsuz etkileyebilir.
Histerik kişilik bozukluğu, toplumun yaklaşık %3’ünde görülebilen ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanan bir durumdur. Bu rahatsızlığa sahip bireyler, olayları abartma, dikkat çekme ve aşırı duygusal tepkiler verme eğilimindedirler. Yakın ilişkiler kurmakta zorlanabilirler ve sürekli ilgi odağı olma ihtiyacı duyabilirler.
Histeri Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkar?
Histeri, kökeninde bilinçaltına itilmiş travmatik deneyimlerin yattığı düşünülen psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu deneyimler, fiziksel veya psikolojik krizler şeklinde kendini gösterebilir. Fransız Hekim Charcot, histeriyi “büyük kriz” olarak tanımlarken, konuşma ve işitme bozuklukları, ağrıya duyarsızlık, felçler, nefes darlığı, kasılma ve spazm gibi durumların da eşlik edebileceğini belirtmiştir.
Psikanalizin önemli kavramlarından biri olan histeri, Sigmund Freud tarafından “konversiyon bozukluğu” olarak adlandırılmıştır. Freud, bu rahatsızlığın altında yatan bilinçdışı çatışmaların, fiziksel belirtiler aracılığıyla ifade bulduğunu savunmuştur.
- Olayları abartma eğilimi
- Dikkat çekme ihtiyacı
- Aşırı duygusal tepkiler verme
- Yakın ilişkilerde zorlanma
- Sürekli ilgi odağı olma isteği
- Yarışmacı bir yapı
- Karşı cinsi rakip olarak görme
- Değersizlik duygusu
- Anlık duygu değişimleri
- Yapmacık davranışlar
Histerik kişilik bozukluğuna sahip bireyler, genellikle olaylara abartılı duygusal tepkiler verirler ve insanlarla çabuk samimi ilişkiler kurma eğilimindedirler. Flörtöz bir görünüme sahip olabilirler ve değersizlik duygusunu yoğun olarak hissedebilirler.
Histerinin Olası Nedenleri
Histerik kişilik bozukluğunun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çocukluk döneminde yaşanan travmatik anılar ve çevreden edinilen davranışlar, histerinin gelişiminde rol oynayabilir. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan istismar, histeriyi tetikleyebilir.
Ebeveynlerle yetersiz iletişim de histeriye neden olabilecek faktörler arasında sayılmaktadır. Bebeklik döneminde ebeveynlerin ilgisini çekmek için abartılı davranışlar sergilemek, yetişkinlik döneminde de benzer davranışların sergilenmesine yol açabilir. Kişilerin bilinçaltında yatan savunma mekanizmaları da bazen ikincil kazançlar sağlayarak, kişinin stresten uzaklaşmasına ve dikkat çekmesine neden olabilir.
Histeriyi Tetikleyen Faktörler
- Çocukluk travmaları
- Ebeveynlerle yetersiz iletişim
- Genetik yatkınlık
Bu tür durumlarda, kişi kendini iyi hissedebilir ve yaşadığı fiziksel belirtilerle dikkatleri üzerine çekebilir, bu da histerik birey için olumlu bir durum olarak algılanabilir.
Histeri Belirtileri Nelerdir?
Histerik kişilik özelliklerine sahip bireylerin, diğerlerinden ayırt edilmelerini sağlayan belirgin özellikler bulunmaktadır. Bu rahatsızlık, genellikle organik olmayan nörolojik sorunlar ve abartılı davranışlarla kendini gösterir. Histerik kişilerin sergileyebileceği bazı belirtiler şunlardır:
Aşırı duygusallık, günlük hayattan kolayca sıkılma, sürekli heyecan arayışı, çabuk sinirlenme, fevri hareketler, odaklanma güçlüğü, dikkat eksikliği, uygunsuz ve abartılı davranışlar, sebepsiz ağlama krizleri, cinsel yönden kışkırtıcı davranışlar, kendini değersiz hissetme, ani duygu değişimleri, ilgi çekme çabası, yapmacık ve gösterişli davranışlar, olayları abartma, ilgi odağı olma isteği, flörtöz tavırlar, yeni tanışılan kişilerle çabuk samimiyet kurma ve abartılı konuşmalar.
Histeri Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri
Histerinin teşhisi için özel bir test bulunmamaktadır. Teşhis, genellikle hastanın yaşadığı belirtiler ve klinik gözlemler doğrultusunda konulur. Ancak, histerik hastaların çoğu, kendilerinde bir problem görmediklerinden tedaviye ihtiyaç duyduklarının farkında olmayabilirler. Bu nedenle, belirtileri fark eden kişilerin bir uzmana başvurması önemlidir.
Histeri tedavisinde temel amaç, kişinin uzmanla işbirliği içinde olmasıdır. Hastalığı kabullenmek ve tedaviye istekli olmak, tedavi sürecinin başarısı için önemlidir. Aile ve sosyal çevrenin de tedaviye destek olması, süreci kolaylaştırır. Histeri tedavisinde psikoterapi önemli bir rol oynar. Bilişsel terapi ve psikanalitik yöntemler sıklıkla kullanılır. Grup psikoterapileri de histerik vakalara fayda sağlayabilir.
Anksiyete terapisi gibi psikoterapi yöntemleri, histerik vakalarda hatalı düşünce yapılarının değerlendirilmesi ve sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır. Terapi sürecinde kişi, sosyal ilişki becerilerini geliştirir ve başa çıkma stratejilerini öğrenir. Bazı durumlarda, atakları kontrol altına almak için antidepresan ve antipsikotik ilaçlar da kullanılabilir.
Histeri Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Histeri tedavi edilmediği takdirde, kişinin yaşadığı fiziksel belirtilerde ilerleme görülebilir. Bu durum, aile ve iş hayatını, sosyal ilişkilerini ve eğitimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, yaşam kalitesini düşürerek farklı psikolojik sorunlara yol açabilir. Özellikle bayılmaların eşlik ettiği histeri krizleri, kişinin sosyal hayattan soyutlanmasına neden olabilir.
Histerik Kişilik Bozukluğu ile Başa Çıkma Yolları
Histerik kişilik bozukluğu, bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen bir durumdur. Ancak, doğru tedavi ve destekle bu durumla başa çıkmak mümkündür. Psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri, histerik kişilik bozukluğunun etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Histeri ile başa çıkma sürecinde, olumlu sözler ve düşünceler de önemli bir rol oynayabilir.
Histeri ile başa çıkmak, sabır ve özveri gerektiren bir süreçtir. Ancak, doğru adımlar atıldığında, kişi daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürebilir.
Unutmamak gerekir ki, histeri belirtileri gösteren kişilerin bir ruh sağlığı uzmanına başvurması ve gerekli tedaviyi alması önemlidir.



