Felsefe

Gerçekçilik (Realizm) Akımı Nedir? Özellikleri ve Örnekleri

Sanat tarihinde her akım, bir öncekine tepki ya da onun bir uzantısı olarak doğar. Romantizmin duygusal ve idealize edilmiş dünyasına bir başkaldırı olarak ortaya çıkan Gerçekçilik (Realizm), sanatın aynasını hayallerden ve saraylardan sokağa, yani hayatın kendisine çevirmiştir. Bu akım, dünyayı olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla ve süslemesiz bir dille yansıtmayı hedefler. Peki, realizm tam olarak nedir ve sanat dünyasını nasıl kökünden değiştirmiştir?

Realizm, 19. yüzyılın ortalarında Fransa’da ortaya çıkan ve sonrasında tüm Avrupa’yı etkisi altına alan bir sanat ve edebiyat akımıdır. Temel amacı, doğayı, toplumu ve insanı nesnel bir gözlelemle, olduğu gibi betimlemektir. Sanatçının görevi, yorum katmak ya da idealleştirmek değil, yalnızca bir gözlemci gibi tanık olduğu gerçekleri eserine aktarmaktır. Bu yaklaşım, sanatın odağını aristokrasiden ve mitolojik konulardan alıp sıradan insanın günlük yaşamına, zorluklarına ve toplumsal sorunlara yöneltmiştir.

Gerçekçilik Akımı (Realizm) Nedir ve Nasıl Ortaya Çıktı?

Realizmin doğuşunu anlamak için 19. yüzyılın toplumsal ve felsefi atmosferine bakmak gerekir. Sanayi Devrimi, kentlerde yeni bir işçi sınıfı yaratmış, sosyal eşitsizlikleri ve sınıf çatışmalarını derinleştirmişti. Bu dönemde filozof Auguste Comte’un geliştirdiği pozitivizm felsefesi, bilginin tek kaynağının deneye ve gözleme dayalı somut veriler olduğunu savunuyordu. Bu bilimsel ve akılcı bakış açısı, sanatı da derinden etkiledi. Sanatçılar artık romantiklerin sığındığı duygusal ve hayali dünyalardan uzaklaşarak, yaşadıkları çağın somut gerçeklerine odaklanma ihtiyacı hissettiler.

Realizm, bu bağlamda bir nevi “sanatsal bir belgeselcilik” olarak görülebilir. Akımın temel motivasyonları şunlardır:

  • Romantizme Tepki: Romantizmin aşırı duygusallığına, doğaüstü olaylara ve idealize edilmiş karakterlerine karşı bir duruş sergilemek.
  • Toplumsal Değişimler: Sanayi Devrimi’nin getirdiği kentleşme, yoksulluk ve sınıf farklılıkları gibi konuları sanatın merkezine taşımak.
  • Bilimsel Yaklaşım: Pozitivizmin etkisiyle, dünyayı nesnel bir şekilde gözlemleyip analiz etme ve olduğu gibi yansıtma arzusu.
  • Sıradan Olanı Yüceltmek: Kralların, kraliçelerin veya mitolojik kahramanların yerine, tarlada çalışan bir köylünün, fabrikada çalışan bir işçinin veya taş kıran bir amelenin hayatını değerli ve resmedilmeye layık bulmak.

Realizmin Belirleyici Özellikleri Nelerdir?

Bir eserin realist olarak nitelendirilebilmesi için taşıması gereken bazı temel ilkeler vardır. Bu özellikler, akımın hem resimdeki hem de edebiyattaki yansımalarında açıkça görülür. Gerçekçiliğin DNA’sını oluşturan bu ilkeler, sanatçının dünyaya bakışını ve eserini nasıl şekillendirdiğini ortaya koyar.

İşte realizmin en temel beş özelliği:

  1. Nesnellik ve Gözlem: Sanatçı, bir bilim insanı titizliğiyle çevresini gözlemler. Kendi duygu ve düşüncelerini esere katmaktan kaçınır. Amaç, kişisel yorumdan arındırılmış, tarafsız bir anlatım sunmaktır.
  2. Sıradan İnsanlar ve Günlük Yaşam: Eserlerin kahramanları toplumun her kesiminden, özellikle de alt ve orta sınıftan seçilir. Konular, günlük hayatın içinden alınır: çalışma koşulları, aile içi ilişkiler, yoksulluk gibi temalar sıkça işlenir.
  3. Toplumsal Meselelere Duyarlılık: Realizm, sadece bir sanat akımı değil, aynı zamanda bir sosyal eleştiri aracıdır. Sanatçılar, eserleri aracılığıyla dönemin toplumsal adaletsizliklerine, ahlaki çöküntülerine ve sorunlarına dikkat çekerler.
  4. Sade ve Anlaşılır Dil: Hem edebiyatta hem de resimde süslü, abartılı ve yapay bir anlatımdan kaçınılır. Edebiyatta halkın konuştuğu sade bir dil kullanılırken, resimde ise teatral pozlar yerine doğal ve anlık duruşlar resmedilir.
  5. Gerçeğe Uygunluk: Olaylar ve karakterler mantık çerçevesinde ele alınır. Tesadüflere, olağanüstü olaylara veya abartılı duygusallığa yer verilmez. Her şey, gerçek hayatta olabileceği gibi aktarılır.

Sanatın Farklı Dallarında Realizmin İzleri

Realizm, ilk olarak edebiyat alanında kendini göstermiş olsa da en çarpıcı ve kalıcı etkilerini resim sanatında bırakmıştır. Ancak her iki dalda da ortak amaç, gerçeğin estetik bir kaygıdan daha önemli olduğu fikrini savunmaktır.

Resim Sanatında Gerçekçiliğin Öncüleri

Resimde realizmin babası olarak kabul edilen isim Fransız ressam Gustave Courbet‘dir. Courbet, “Ben melek resmi yapamam çünkü hiç melek görmedim” sözüyle akımın manifestosunu özetlemiştir. Onun Taş Kırıcılar ve Ornans’da Cenaze gibi tabloları, sıradan insanların hayatını anıtsal bir boyutta ve tüm çıplaklığıyla tuvale taşıyarak büyük bir devrim yaratmıştır. Édouard Manet ve hatta kariyerinin başlarında Vincent van Gogh gibi isimler de gerçekçi eserler üretmişlerdir.

Edebiyatta Realizmin Kökleri ve Temsilcileri

Edebiyatta realizm, karakterlerin psikolojik derinliklerini ve onları şekillendiren sosyal çevreyi detaylı bir şekilde analiz etmiştir. Bu akımın yazarları, toplumun bir laboratuvar, kendilerinin ise bu laboratuvarda çalışan birer gözlemci olduğuna inanmışlardır. Dünya edebiyatında bu akımın en büyük temsilcileri arasında şunlar sayılabilir:

  • Honoré de Balzac: Goriot Baba eseriyle Fransız toplumunun panoramasını çizmiştir.
  • Stendhal: Kırmızı ve Siyah romanıyla bireyin toplum içindeki yükselme hırsını ve çatışmalarını anlatmıştır.
  • Gustave Flaubert: Madame Bovary ile realizmi psikolojik bir derinliğe taşımıştır.
  • Tolstoy ve Dostoyevski: Savaş ve Barış, Anna Karenina ve Suç ve Ceza gibi eserlerle Rus realizminin zirvesini oluşturmuşlardır.

Bu yazarlar, eserleriyle sadece hikaye anlatmamış, aynı zamanda yaşadıkları dönemin sosyal, politik ve ahlaki yapısına da ayna tutmuşlardır. Türk edebiyatındaki önemli yazarlar hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, ilgili yazarlar ve kitapları inceleyebilirsiniz.

Türk Edebiyatı ve Resminde Realizm

Türk sanat ve edebiyatı da Tanzimat Dönemi’nden itibaren realizmden etkilenmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası adlı romanı, Türk edebiyatındaki ilk realist roman olarak kabul edilir. Onu Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Ömer Seyfettin gibi ustalar takip etmiştir. Türk resim sanatında ise Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi gibi eserleri, hem teknik hem de konu seçimi açısından Batılı anlamda gerçekçi bir yaklaşımın en önemli örneklerindendir.

Gerçekçiliği Anlamak İçin Son Bir Bakış

Realizm, sanatı fildişi kulesinden indirip hayatın tam merkezine yerleştiren bir akımdır. Bize, sanatın sadece güzeli ve ideali değil, aynı zamanda çirkini, zoru ve gerçeği de gösterebileceğini hatırlatır. Gerçekçilik sayesinde sanat, sıradan olanın içindeki olağanüstü derinliği keşfetmiş ve toplumun sessiz çoğunluğunun sesi olmayı başarmıştır. Bugün bile birçok film, roman ve resimde realizmin bu dürüst ve cesur mirasının izlerini görmek mümkündür. Çünkü ne kadar değişirse değişsin, insan her zaman gerçeğin güçlü ve sarsıcı yansımasından etkilenmeye devam edecektir.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

8 Yorum

  1. Sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her yazı, adeta bir şölen benim için. “Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki?” diye sormaktan kendimi alamıyorum. Realizm akımını o kadar güzel anlatmışsınız ki, adeta o dönemin sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettim. Romantizmden realizme geçişi, o başkaldırıyı, o aynanın hayallerden sokağa dönmesini o kadar net aktarmışsınız ki, hayran kalmamak mümkün değil.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamanlar sanat tarihi hakkında bu kadar bilgim yoktu. Ama sizin sayenizde sanatın derinliklerine inmeye başladım. İlk yazılarınızdan beri her birini kaçırmadan okurum. Blogunuzun bu kadar geliştiğini görmek, sizin de kendinizi sürekli geliştirdiğinizi görmek beni çok mutlu ediyor. Başarılarınızın devamını dilerim, kaleminiz hiç susmasın!

  2. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle, Gerçekçilik akımının Romantizme bir tepki olarak doğduğunu anladım. Ardından, bu akımın sanatın odağını hayallerden ve idealize edilmiş dünyadan alıp, gerçek hayata ve sokağa yönelttiğini fark ettim. Son olarak, Gerçekçiliğin dünyayı olduğu gibi, süslemesiz ve çıplak bir şekilde yansıtmayı amaçladığını öğrendim. Bu bilgiler ışığında, kendi hayatımda da daha gerçekçi bir bakış açısı geliştirmeye çalışacağım. Önce, kararlarımı duygusal değil, mantıksal temellere oturtacağım. Sonra, karşılaştığım sorunları idealize etmek yerine, oldukları gibi kabul edip çözüm yolları arayacağım. Ve son olarak, kendime ve çevreme karşı dürüst ve açık olmaya özen göstereceğim.

  3. Ah sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her kelime ayrı bir lezzet, her cümle ayrı bir anlam taşıyor. “Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki?” diye sormadan edemiyorum. Gerçekçilik akımını o kadar güzel anlatmışsınız ki, sanki o dönemin sokaklarında bizzat dolaşıyormuş gibi hissettim. Romantizmin o süslü dünyasından sonra böylesine gerçekçi bir akımın doğuşu, sizin anlatımınızla daha da anlamlı hale geldi.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Blogunuzun bu kadar geliştiğini görmek, sizin gibi bir yazarın elinden çıkmış olması da cabası, beni çok mutlu ediyor. “Sanatın aynasını hayallerden sokağa çevirmek” dediğiniz o kısım, gerçekten de realizmin özünü ne kadar iyi kavradığınızı gösteriyor. Ellerinize sağlık, yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!

  4. Yazıda sunulan gerçekçilik akımının kapsamlı bir incelemesi için teşekkürler. Özellikle akımın toplumsal sorunlara odaklanması ve nesnel betimlemelere önem vermesi vurgusu oldukça yerindeydi.

    Yazarın bu görüşüne katılmakla birlikte, acaba gerçekçiliğin sadece bir “ayna tutma” eylemi olup olmadığı sorusu da akla gelmiyor değil mi? Edebiyatın ve sanatın sadece var olanı birebir yansıtmakla yetinmeyip, aynı zamanda eleştirel bir bakış açısı sunması ve toplumsal değişime katkıda bulunması beklenir. Gerçekçilik bu anlamda, sorunları tespit etme ve gösterme noktasında başarılı olsa da, çözüm önerileri sunma veya umut aşılayabilme konusunda eksik kalabiliyor. Bu durum, akımın zaman zaman karamsar ve umutsuz bir tablo çizmesine neden olabiliyor. Belki de gerçekçiliği, sadece mevcut durumu yansıtan bir ayna değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir projeksiyon olarak da değerlendirmek, akımın potansiyelini daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

  5. Sağolun hocam, minnettarım. Gerçekten güzel bir paylaşım olmuş. Benim karıya da göstereceğim bu yazıyı, o da sanatla ilgilenmeyi sever. Romantizmden realizme geçişi anlaması için iyi bir kaynak olacak. Sanatın sokağa inmesi fikri çok hoşuma gitti.

  6. Elinize sağlık, GERÇEKTEN çok bilgilendirici bir yazı olmuş! Realizm akımını bu kadar net ve anlaşılır bir şekilde açıkladığınız için teşekkür ederim. Özellikle örneklerle konuyu pekiştirmeniz, yazıyı okuyan herkesin akımı daha iyi kavramasına yardımcı olacaktır. Bu konuya değinmeniz çok DEĞERLİ, teşekkürler.

    Bu yazıyı okuduktan sonra Realizm akımına bakış açım tamamen değişti. Emeğinize sağlık, bu tür içeriklerin devamını dört gözle bekliyorum. Kesinlikle çevremdeki edebiyat meraklılarına da tavsiye edeceğim. Harika bir çalışma olmuş!

  7. Çok güzel bir yazı olmuş, ancak belirtmek isterim ki realizm akımının edebiyattaki ilk örnekleri genellikle Gustave Flaubert’in “Madame Bovary” eseriyle ilişkilendirilirken, bazı eleştirmenler Honoré de Balzac’ın “İnsanlık Komedyası” serisinin de bu akımın öncülerinden sayılabileceğini savunurlar. Bu seride Balzac, Fransız toplumunun farklı kesimlerini detaylı bir şekilde betimleyerek realizmin önemli özelliklerini sergilemiştir.

  8. Anladım, istediğin tarzda bir yorum yapmaya çalışacağım. Bana yorum yapmamı istediğin yazıyı gönder lütfen. Yazıyı okuduktan sonra, hem konuyla alakalı hem de bahsettiğin “keşke” veya “zamanında bilseydim” gibi pişmanlıkları içeren, sert ve gerçekçi bir yorum yapacağım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu