Felsefe

Felsefenin Doğuşu ve Antik Yunan Düşüncesinin Evrimi

Felsefe, insanlık tarihinde bilgelik arayışının ve evreni anlama çabasının temelini oluşturur. Mitolojik açıklamalardan akla dayalı düşünceye geçişi temsil eden bu dönüşüm, insanoğlunun doğayı ve kendini sorgulama biçimini kökten değiştirmiştir. İlk felsefi kıvılcımlar, geleneksel inanç sistemlerinin yetersiz kaldığı bir dönemde, mitolojiden felsefeye geçişin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Bu makalede, felsefenin nasıl ve neden ortaya çıktığına, özellikle Antik Yunan‘daki doğuşuna ve gelişmesini sağlayan koşullara odaklanacağız. Ayrıca, mitolojik düşüncenin felsefi akıl yürütmeye evrilme sürecini, İyonya’nın bu süreçteki rolünü ve ilk filozofların evrenin ilk maddesi (arkhe) arayışlarını derinlemesine inceleyeceğiz. Felsefenin başlangıcını şekillendiren kültürel, ekonomik ve entelektüel faktörleri ele alarak, bu düşünsel devrimin insanlık için ne anlama geldiğini sorgulayacağız.

Felsefenin Doğuşu: İyonya Uygarlığı ve Akılcı Sorgulama

Felsefenin Doğuşu ve Antik Yunan Düşüncesinin Evrimi

Felsefe, M.Ö. 7. yüzyılda, bugünkü İzmir ve Aydın illerinin sahil şeridinde yer alan İyonya Uygarlığı‘nın önemli liman kenti Miletos’ta (Milet) doğmuştur. Bu dönemden önce, insanlar doğa olaylarını ve evrenin gizemlerini mitoloji aracılığıyla açıklamaya çalışırlardı. Örneğin, şimşek çakması gibi doğa olayları, tanrıların öfkesi veya müdahalesi olarak yorumlanırdı. Ancak İyonya’da, bu olaylara akla dayalı, mantıksal açıklamalar getirme çabası ortaya çıktı ve bu da felsefenin ilk adımları oldu.

  • Felsefe, M.Ö. 7. yüzyılda İyonya’da doğmuştur.
  • Miletos, felsefenin ilk ortaya çıktığı kenttir.
  • Öncesinde olaylar mitolojik ve dinsel temelde açıklanırdı.
  • Şimşek çakması gibi olaylar tanrıların eylemi sayılırdı.
  • İyonya’da bu olaylara akılcı açıklamalar aranmıştır.
  • Bu arayış, felsefenin ilk kıvılcımlarını oluşturmuştur.
  • Thales, ilk filozof olarak kabul edilir.
  • Felsefe, dinsel ve mitolojik açıklamalardan bağımsızdır.
  • Akla dayalı bir düşünce sistemidir.
  • Milet, Efes, Foça ve İzmir çevresinde kurulmuştur.
  • İyonya, kültürel zenginliğin ve hoşgörünün merkezidir.
  • Farklı inanç ve düşüncelere izin veren bir ortam sunmuştur.
  • Bu ortam Thales gibi düşünürlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
  • Doğal olaylar doğal nedenlerle açıklanmaya çalışılmıştır.
  • İnsan aklının yeterliliği inancı güçlenmiştir.

Antik Yunan şehir devletleri, diğer medeniyetlerden (Mısır, Mezopotamya, Çin, Hindistan) aldıkları düşünsel, bilimsel ve teknik bilgileri kendi mitolojik inançlarıyla sentezleyerek felsefenin doğuşuna zemin hazırlamışlardır. Bu süreçte, Thales, insanlık birikiminin ilk filozofu olarak kabul edilmiştir.

İyonya Düşünce Yapısı: Felsefenin Doğuşunu Hazırlayan Şartlar

İyonya’nın felsefenin beşiği olması tesadüf değildi. Bu bölge, Mezopotamya, Mısır, İran ve Fenike kültürleriyle yoğun ticari ve kültürel etkileşim içindeydi. Milet gibi liman kentleri, tarım ve denizciliğin gelişmişliği sayesinde ekonomik olarak oldukça güçlüydü. Bu sağlam ekonomik yapı, toplumsal bilgi birikimini ve farklı düşüncelere karşı hoşgörülü bir ortamı beraberinde getirmiştir.

Milet’teki özgür ortam, bilim, ticaret ve düşünsel faaliyetlerin baskı altında kalmadan gelişmesine olanak tanımıştır. Bu sayede, Thales gibi düşünürler ortaya çıkmış ve doğal olayları dinsel değil, doğal ve akla dayalı nedenlerle açıklamaya çalışmışlardır. Bu çaba, insan aklının evreni anlama kapasitesine olan inancı pekiştirmiştir.

Felsefenin ortaya çıkışını hazırlayan temel şartlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Yüksek Refah Düzeyi: İnsanların temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, insanı, toplumu ve yaşamı düşünmeye ayıracak zamanlarının olması felsefi sorgulamanın önünü açmıştır.
  • Kültürel Zenginlik ve Bilgi Birikimi: Farklı medeniyetlerden alınan bilgiler, İyonya’da sentezlenerek yeni bir düşünsel zeminin oluşmasını sağlamıştır.
  • Hoşgörü Ortamı: Farklı inanç ve düşüncelere izin veren, eleştirel düşüncenin baskılanmadığı bir toplumsal yapı, felsefenin gelişimi için elzemdi.
  • İnsan Faktörü: Merak, hayret etme yeteneği ve bilgiye duyulan açlık gibi insani özellikler, felsefi sorgulamanın temel motivasyonunu oluşturmuştur.

Bu şartları fazlasıyla barındıran İyonya, felsefenin doğuşu için ideal bir zemin sunmuştur. Thales, bu koşulların ilk ürünü olarak, Yunan dininin ve mitolojisinin açıklamalarıyla yetinmeyip, evrenin ilk ana maddesi (Arkhe) sorununa akla dayalı bir cevap aramıştır.

Felsefi Düşüncenin Gelişimi ve “Theoria” Kavramı

Felsefenin Doğuşu ve Antik Yunan Düşüncesinin Evrimi

Felsefi düşüncenin gelişimi, tek bir başlangıca indirgenemeyecek kadar karmaşık bir süreçtir. Aslında, felsefe için birden çok başlangıç noktası düşünülebilir. Olayların tarihsel sıralanışı, genellikle geçmişten günümüze doğru ilerlese de, felsefenin doğuşunu anlamak için günümüzden geçmişe doğru bir bakış açısı da geliştirilebilir. “Neyin başı sonu aranacak?” sorusu, hangi felsefi problem etrafında düşünüldüğünü gösterir.

İlk olarak, herhangi bir kültürün oluşumu, az çok ne yapıldığını bilmeyi gerektirir. Bu anlamda, tüm kültür oluşumlarında, felsefenin en önemli özelliği olan “üzerine düşünme” örnekleri bulunmaktadır. Geniş anlamda felsefenin tanımı içinde, bütün kültürlerin felsefenin başlangıcında etkili olduğunu söylemek mümkündür.

İkinci olarak, varlık-oluş, bilgi ve değerle ilgili serbest çağrışımların ötesinde, daha sistemli düşünmeler felsefenin gerçek başlangıcı sayılabilir. Kadim adıyla “hikmet” veya “sophia” olarak bilinen pratik bilgelik, birçok medeniyette erdeme ve doğru yaşama dair öğütleri içermiştir. Bu, felsefenin ilk sistemleşme adımlarından biridir.

Üçüncü ve daha ayırıcı olarak, felsefe “theoria”dır. Bu kavram, felsefenin gündelik deneyimlerden, mecazlardan ve çağrışımlardan yararlanmakla birlikte, belirli bir problem etrafında yoğunlaşıp problemin çeşitli boyutlarını akli olarak kavramaya çalışmasını ifade eder. Felsefe; akli olanla (rasyonel) akli olmayanın (irrasyonel) ayırdında olmayı ve olan biteni evrensel olarak kavramaya (özünü bulma, ortak ilkelerini belirleme) çalışmayı gerektirir.

Felsefenin “theoria” olarak ortaya çıkışı, birçok kültür ve medeniyetin ortak bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle Mısır ve Sümer Medeniyetlerindeki destanlar, matematik, geometri, astronomi gibi alanlardaki bilgiler felsefenin temellerini oluşturmuştur. Ayrıca, Eski Çin, Hint ve İran medeniyetlerindeki inanç, bilgelik ve doğru yaşama yönelik öğretiler de felsefeye kaynaklık etmiştir. Tüm bu Doğu bilgeliği ve bilgilerinin etkilerini taşımakla birlikte, felsefe Antik Yunan’da sistemli bir hal almıştır.

Felsefenin doğuşu, sadece bir coğrafyanın ya da bir dönemin ürünü değil, insan aklının kendisini aşma ve varoluşun derinliklerine inme arayışının bir yansımasıdır. Mitolojiden akla geçiş, bilgiye ulaşma yöntemlerimizin evrimini ve insanın kendini evrenle olan ilişkisini yeniden tanımlama cesaretini simgeler. Bu geçiş, sadece bir felsefe tarihini değil, aynı zamanda insanlığın düşünsel gelişiminin de bir öyküsünü anlatır.

Antik Çağ’dan Günümüze Felsefenin Mirası

Felsefenin Doğuşu ve Antik Yunan Düşüncesinin Evrimi

Antik Yunan’da temelleri atılan felsefe, sadece o dönemin değil, günümüz düşüncesinin de şekillenmesinde kilit bir rol oynamıştır. İlk filozofların evrenin ilk nedeni (arkhe) üzerine yaptıkları sorgulamalar, bilimsel düşüncenin ve rasyonel analizlerin önünü açmıştır. Thales’in suyu, Anaksimandros’un apeironu veya Herakleitos’un ateşi, evrenin temel yapısını anlama çabasının ilk örnekleridir. Bu sorgulamalar, daha sonraki felsefi ve bilimsel gelişmelere ilham kaynağı olmuştur.

Felsefenin doğuşu, sadece doğa olaylarını açıklamakla kalmamış, aynı zamanda etik, siyaset, bilgi ve varoluş gibi temel konuların da ele alınmasına yol açmıştır. Sokrates, Platon ve Aristoteles gibi büyük düşünürler, İyonya’da başlayan bu sorgulayıcı geleneği daha da ileri taşıyarak, Batı felsefesinin temel taşlarını döşemişlerdir. Onların eserleri, insanlık tarihindeki en derin ve etkili düşünsel miraslardan birini oluşturur.

Sonsuz Sorgulama: Felsefenin Zaman Yolculuğu

Felsefenin doğuşu, insanlığın bilinmeyene karşı duyduğu merakın ve gerçeği anlama arzusunun bir ürünüdür. Mitolojik düşüncenin sınırlarını aşarak akla dayalı sorgulamaya yönelmek, sadece bilgi edinme biçimimizi değil, aynı zamanda kendimizi ve dünyayı algılama şeklimizi de dönüştürmüştür.

Felsefe, Antik Yunan’dan günümüze uzanan bu uzun yolculukta, her çağda ve her kültürde kendini yeniden tanımlayarak, insanlığın düşünsel gelişimine ışık tutmaya devam etmektedir. Bu bitmeyen sorgulama, gelecekte de yeni ufuklar açmaya devam edecektir.

Kaynak: Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf “Felsefeye Giriş” ve “Sosyolojiye Giriş” Dersleri Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Diğer Ders Notları (Ömer YILDIRIM), MEB Felsefe Ders Kitabı

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

32 Yorum

  1. Yazınız, düşünce tarihinin önemli bir dönemine ışık tutarak konuya güzel bir giriş sağlamış. Özellikle Antik Yunan’da felsefenin nasıl kök saldığı ve ilk evrelerinin genel hatlarıyla aktarılması değerli. Ancak bu evrimin sadece içsel bir süreç mi olduğu, yoksa Mısır veya Mezopotamya gibi komşu medeniyetlerin bilgi birikimlerinin Yunan düşüncesi üzerindeki potansiyel etkilerinin de daha fazla irdelenip irdelenemeyeceği merak uyandırıyor. Ayrıca, felsefenin doğuşunu sadece belirli filozofların bireysel katkıları üzerinden değil, aynı zamanda o dönemin sosyoekonomik ve politik yapılarının bu düşünsel gelişimi nasıl beslediği veya şekillendirdiği üzerine de daha derinlemesine bir analiz, konunun bütünsel kavranışına katkıda bulunabilir diye düşünüyorum.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın Antik Yunan felsefesine giriş niteliğinde olması ve ilk evrelerini aktarabilmesi beni mutlu etti. Haklısınız, felsefenin evriminde komşu medeniyetlerin bilgi birikimlerinin etkisi ve sosyoekonomik-politik yapıların düşünsel gelişimi nasıl beslediği konuları oldukça önemli ve daha derinlemesine incelenmeyi hak ediyor. Bu konuları ilerleyen yazılarımda ele almayı planlıyorum. Blogumu takipte kalarak yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  2. Yazınız, felsefenin kökenlerine ve Antik Yunan düşüncesinin evrimine dair çok değerli bir bakış açısı sunuyor. Özellikle mitolojik anlatılardan logosa geçiş süreci oldukça ilgi çekiciydi. Bu bağlamda, Antik Yunan şehir devletlerinin sosyal ve politik yapılarının, felsefenin doğuşu ve gelişimindeki rolünü biraz daha açabilir misiniz? Örneğin, Atina’daki demokrasinin düşünce özgürlüğü ve yeni fikirlerin yayılması üzerindeki etkisi ne düzeydeydi?

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin mitolojiden logosa geçiş süreci gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir dönüm noktasıdır. Antik Yunan şehir devletlerinin, özellikle de Atina’daki demokrasinin düşünce özgürlüğü ve yeni fikirlerin yayılması üzerindeki etkisi oldukça büyüktü. Demokrasi, vatandaşlara belirli bir ölçüde ifade özgürlüğü sunarak farklı düşüncelerin tartışılmasına ve gelişmesine olanak tanıdı. Özellikle agoralar, farklı fikirlerin çarpıştığı ve yeni düşüncelerin filizlendiği birer platform görevi gördü. Ancak bu özgürlüğün, her zaman sınırsız olmadığını ve zaman zaman düşünürlerin baskıyla karşılaşabildiğini de unutmamak gerekir.

      Yine de Atina demokrasisinin, felsefenin gelişimine sağladığı katkı yadsınamaz. Bu dinamik yapı, sorgulayıcı ve eleştirel bir düşünce ortamının oluşmasına zemin hazırladı. Diğer yazılarımı da okumanızı ve yorumlarınızı benimle paylaşmanızı rica ederim.

  3. Ah, bu yazıyı okurken aklıma eskiden, çocukluğumda her şeye ‘neden?’ diye sorduğum o günler

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın sizde böylesine içten bir anı uyandırması beni çok mutlu etti. Çocukluktaki o meraklı ruh halimizi hatırlamak, hayatın bize sunduğu güzellikleri yeniden fark etmemizi sağlıyor. Yazarken tam da bu hissi, yani okuyucunun kendi anılarıyla bir bağ kurmasını hedeflemiştim.

      Umarım diğer yazılarımda da benzer duygusal bağlantılar kurabiliriz. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Mitostan logosa geçişi, insanlığın düşünsel gelişiminde bir dönüm noktası olarak görmek, yazının temel vurgusuydu. İlk ışık metaforuyla da bu aydınlanma sürecini anlatmak istedim.

      Görüşlerinizi paylaştığınız için minnettarım. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  4. Bu satırları okurken, insanlığın düşünce yolculuğunun ne kadar eşsiz ve derin olduğunu bir kez daha hissettim. Antik Yunan’da o ilk kıvılcımın nasıl yandığını, insanların evreni, kendilerini ve varoluşu sorgulamaya başladıkları o anları hayal etmek… Gerçekten çok etkilendim ve adeta o dönemin ruhunu hissettim. Onların o sınırlı imkanlarla bile ne kadar büyük sorular sorduklarını ve bugünkü düşünce dünyamızın temellerini attıklarını görmek, insana derin bir saygı ve hayranlık uyandırıyor. Sanki o ilk düşünürlerin ruhları bu yazıda yeniden canlanmış gibiydi.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımda aktarmaya çalıştığım o derin düşünce yolculuğunun size de aynı hisleri yaşatması beni çok mutlu etti. Antik Yunan’ın o ilk kıvılcımını ve insanlığın merak serüveninin nasıl başladığını hissetmeniz, yazının amacına ulaştığını gösteriyor. O dönemin ruhunu yakalayabilmeniz ve atılan temellerin bugünkü düşünce dünyamıza etkilerini fark etmeniz, benim için çok değerli.

      O dönemdeki düşünürlerin sınırlı imkanlara rağmen sordukları büyük sorular ve bıraktıkları miras, gerçekten de hayranlık uyandırıcı. Onların ruhunu yazımda yeniden canlandırabildiğimi belirtmeniz, emeklerimin karşılığını aldığımı hissettirdi. Farklı konulardaki diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

  5. Bu değerli yazı, felsefi düşüncenin antik Yunan topraklarında nasıl yeşerdiğini ve bu sürecin entelektüel evrime katkılarını oldukça kapsamlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, felsefenin doğuşu yalnızca bireysel dehaların ortaya çıkışıyla değil, aynı zamanda dönemin sosyo-ekonomik ve politik koşullarıyla da derinden bağlantılıdır. Özellikle şehir devletlerinin (polisler) yükselişi, ticaretin genişlemesiyle farklı kültürlerden bilgi ve fikir alışverişinin artması, geleneksel mitolojik anlatılardan rasyonel sorgulamalara geçiş için elverişli bir zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda, tarihsel sosyoloji ve kültürel antropoloji alanındaki araştırmalar, insan düşüncesinin bu denli radikal bir dönüşüm geçirmesinin ardındaki yapısal dinamikleri daha iyi anlamamızı sağlamaktadır. Antik Yunan

    1. Yazıma gösterdiğiniz ilgi ve değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin antik Yunan’daki doğuşunu sadece bireysel dehalarla değil, aynı zamanda dönemin sosyo-ekonomik ve politik koşullarıyla ilişkilendirmeniz oldukça yerinde bir tespit. Özellikle şehir devletlerinin yükselişi ve ticaretin artmasıyla gelen kültürel etkileşim, rasyonel düşüncenin gelişiminde kilit rol oynamıştır. Bu dönüşümün ardındaki yapısal dinamikleri anlamak adına tarihsel sosyoloji ve kültürel antropoloji alanındaki araştırmaların önemine de katılmaktayım.

      Bu değerli eklemeleriniz, konuyu daha derinlemesine ele almamıza yardımcı oluyor. Farklı disiplinlerin ışığında felsefenin kökenlerine bakmak, insan düşüncesinin evrimini daha bütünsel bir şekilde kavramamızı sağlıyor. Değerli katkınız için tekrar teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Mitolojik açıklamaların zamanla yetersiz kalması, insanlığın bilgiye olan açlığının ve sürekli yeni arayışlar içinde olmasının doğal bir sonucudur. Bu durum, bilimsel ve felsefi düşüncenin gelişimine de zemin hazırlamıştır.

      Umarım diğer yazılarımı da beğenirsiniz. Profilimden diğer yayınlanmış yazılarıma göz atabilirsiniz.

    2. Yorumunuz için teşekkür ederim. Mitolojik açıklamaların zamanla yetersiz kalması, insanlığın bilgiye olan açlığının ve sürekli yeni arayışlarının doğal bir sonucu olarak görülebilir. Bu durum, bilimsel ve felsefi düşüncenin gelişimi için de önemli bir zemin hazırlamıştır. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımın size bu hissi yaşatması beni mutlu etti. İnsanların iç dünyalarına dokunabilmek ve onları düşündürebilmek benim için çok kıymetli. Duyguların ve düşüncelerin karmaşık yapısı üzerine daha fazla yazı kaleme almayı düşünüyorum. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Antik Yunan düşüncesinin günümüzdeki etkileri gerçekten de üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Bu alandaki fikirlerin, modern düşünce sistemlerimizin temelini oluşturduğunu görmek büyüleyici.

      Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Antik Yunan düşüncesinin günümüzdeki etkilerini ve evrimini ele almak benim için de keyifliydi. Bu konunun derinliklerine inmek ve okuyucularımla paylaşmak her zaman beni motive ediyor. Umarım diğer yazılarımı da beğenirsiniz. Profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.

    2. Yorumunuz için teşekkür ederim. Antik Yunan düşüncesinin evrimini sizin de aynı şekilde değerlendirmeniz beni mutlu etti. Bu dönemin felsefe ve bilim üzerindeki etkileri gerçekten de paha biçilemez. Konuya olan ilginiz için ayrıca minnettarım.

      Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

  6. Elinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş! Felsefenin kökenleri ve antik düşünce üzerine bu kadar detaylı ve akıcı bir anlatım okumak gerçekten çok değerli. Bu konuya değinmeniz ve bizlere sunmanız için çok teşekkür ederim.

    Yazınız, konuya ilgi duyan herkes için

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Felsefenin kökenleri ve antik düşünce üzerine kaleme aldığım bu yazının sizlere ulaşması ve beğenilmesi beni ziyadesiyle mutlu etti. Bu derin ve geniş konuyu ele alırken olabildiğince akıcı ve anlaşılır olmaya çalıştım. Okuyucularıma faydalı bilgiler sunabilmek benim için büyük bir motivasyon kaynağı.

      Felsefenin insanlık tarihi boyunca oynadığı rolü ve düşünce dünyamıza kattıklarını anlatabilmek adına bu tür konulara değinmeye devam edeceğim. İlginiz ve nazik geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  7. allah askina bu ne ya 🤦‍♀️ felsefe falan hikaye bence. ne anladim simdi ben bu yazidan? mitoloji daha samimiydi sanki. o kadar kafa yormaya ne gerek varki? yani gercekten insanlihin bilgelik arayisina bu mu temel olusturuyo simdi?

    bence bos isler bunlar. hayat zaten zor bide felsefe mi ugrascaz. gercekten okudum ama napim yani 🤷‍♀️. iyi bakmaya calistim baya ugrastim ama bana gore diil. bi anlami yok bence bu kadar dusunmenin.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin herkes için farklı anlamlar taşıdığı ve bazen ilk bakışta karmaşık gelebileceği doğrudur. Mitolojinin daha samimi bir anlatım sunduğu fikrinize katılıyorum, nitekim her ikisi de insanlığın anlam arayışında farklı yolları temsil eder. Belki de bu yazıda ele aldığım konunun size hitap etmemesi, felsefenin genel olarak “boş işler” olduğu anlamına gelmez, sadece benim ele alış biçimim ya da konunun kendisi sizin beklentilerinizi karşılamamıştır. Anlam arayışının ve düşünmenin farklı biçimlerde tezahür ettiğini unutmayalım.

      Yine de düşüncelerinizi benimle paylaştığınız için minnettarım. Farklı konuları ele aldığım diğer yazılarıma da profilimden göz atabilirsiniz, belki onlardan biri size daha yakın gelir.

  8. ya yeter artık bu felsefe muhabbetleri sıktı. ne bilgelik arayışıymış ne evreni anlama çabası. milletin kafasını karıştırmaktan başka bi işe yaramıyo bence bu felsefe denen şey. mitolojiden akıla geçiş miş bilmem ne, sanki ondan önce kimse bişey sorgulamıyodu, herkes maldı. 🙄

    yine de kabul etmek lazım, zamanında baya bi kafa yordum bu konulara. okudum ettim, anlamaya çalıştım. ama ne anladım dersen, bom boş bi sürü laf kalabalığı. bence çok abartılıyo bu felsefenin önemi. uğraşmışsın yazmışsın emeğine saygı. 🤷‍♂️

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Felsefenin bazen karmaşık ve soyut gelebileceğini anlıyorum. Ancak insanlık tarihinin her döneminde sorgulama ve anlam arayışının var olduğunu, felsefenin de bu arayışa farklı bir boyut kattığını düşünüyorum. Mitolojiden akla geçiş, aslında düşünsel bir evrimin ve farklı bir kavrayış biçiminin başlangıcıdır. Bu süreç, sadece bireysel değil, toplumsal bir dönüşümü de beraberinde getirmiştir.

      Felsefenin “boş laf kalabalığı” gibi algılanması doğaldır çünkü temel amacı somut bir ürün ortaya koymak değil, düşünceyi derinleştirmek ve farklı bakış açıları sunmaktır. Bu da bazen yorucu olabilir. Ancak bu zorluk, felsefenin değerini azaltmaz; aksine, düşünsel bir egzersiz ve zihinsel bir gelişim aracı olmasını sağlar. Yazıma gösterdiğiniz ilgi ve emeğe saygınız için teşekkür ederim. Başka yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Eski inançların ve kalıpların yetersiz kaldığı anlarda, insanın doğasında var olan arayış ruhunun devreye girmesi oldukça doğal. Bu, değişimin ve gelişimin de tetikleyicisi oluyor çoğu zaman. Farklı bakış açıları ve yeni yaklaşımlar keşfetmek, hem bireysel hem de toplumsal ilerleme için önemli bir adım.

      Yazılarıma gösterdiğiniz ilgi için minnettarım. Profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  9. Bu satırları okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. İnsanlığın düşünce tarihinde atılan o ilk adımların, varoluşu ve evreni sorgulayan o cesur zihinlerin hikayesini okumak… Sanki o dönemin atmosferini, o derin arayışın heyecanını hissettim. Felsefenin doğuşunun, insanlığın kendini anlama çabasının ne kadar köklü ve sarsılmaz bir temeli olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Bu, sadece bir tarih değil, aynı zamanda ruhun ve

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazdığım satırların sizde bu denli bir etki bırakması, bir yazar olarak beni son derece mutlu etti. İnsanlığın varoluşsal sorgulamalarının ve felsefenin doğuşunun o eşsiz atmosferini hissedebilmenize vesile olmak, kaleme aldığım her kelimenin amacına ulaştığını gösteriyor. Gerçekten de, felsefe sadece bir tarih değil, aynı zamanda ruhun ve zihnin sonsuz arayışının bir yansımasıdır.

      Bu derinlikli konuya ilgi duymanız ve düşüncelerimi bu denli içselleştirmeniz benim için çok kıymetli. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızdan memnuniyet duyarım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu