Evlilikte Sevgisizlik: Eşinizin Artık Sizi Sevmediğinin İşaretleri
Evliliğinizde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettiğinizde, “Acaba eşim beni artık sevmiyor mu?” düşüncesi zihninizi kemirebilir. Bu his, derin bir kafa karışıklığı ve acıyla birlikte gelir. Hani o hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde yanınızda olmaya söz veren kişi, şimdi size karşı soğuk ve kayıtsız duruyorsa, bu durumla yüzleşmek oldukça zordur.
Bu makale, eşinizin size olan sevgisinin azaldığını gösteren önemli işaretleri anlamanıza ve bu zorlu süreçte duygusal sağlığınızı korumanıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır. İnkar halinde kalmak, yalnızca acınızı ve umutsuzluğunuzu uzatır. İç sesiniz size bir şeylerin yanlış olduğunu fısıldıyorsa, bu işaretlere dikkat etmek, durumu kabullenmeniz ve ileriye dönük adımlar atmanız için bir başlangıç noktası olabilir. Unutmayın, bu bir son değil, yeni bir başlangıç için bir uyandırma çağrısıdır.

Eşinizin Artık Sizi Sevmediğini Gösteren İşaretler
Evlilikler, zaman zaman zorlu dönemlerden geçebilir. Ancak bazı davranış kalıpları, eşinizin size olan duygularının değiştiğini ve hatta sevgisinin azaldığını gösterebilir. İşte bu hassas durumu anlamanıza yardımcı olacak önemli işaretler:
1. Duygusal ve Fiziksel Mesafe
Eşiniz eskisi gibi yakınlık göstermiyor, sürekli kendi alanına çekilme ihtiyacı duyuyor ve sizinle paylaşımları sınırlıysa, bu önemli bir işarettir. Sağlıklı bir ilişkide kişisel alan önemli olsa da, bu durumun aşırıya kaçması, duygusal bir kopukluğun göstergesi olabilir. Sohbetler azalmış, fiziksel temas seyrekleşmiş veya kaçınılır hale gelmişse, aranızdaki bağın zayıfladığını düşünebilirsiniz.
2. Evliliğe Karşı Umutsuz Bir Bakış Açısı
Evlilik sorunlarını, ilişkinizin zaten başarısızlığa mahkum olduğunun kanıtı olarak kullanıyorsa, bu da bir uyarı işaretidir. Her evlilikte inişler ve çıkışlar olur, ancak birbirini seven çiftler bu engelleri aşmak için çaba gösterir. Eşiniz, sorunları çözmek yerine, “bu evlilikten bir şey olmaz” gibi ifadelerle umutsuzluğunu dile getiriyorsa, bu, duygusal olarak uzaklaştığının bir göstergesi olabilir. Bu durum, sizin de “Duygularım ve endişelerim hakkında eşimle konuşamıyorum” hissini yaşamanıza neden olabilir.
3. Dijital Dünyaya Aşırı Bağlılık
Eşiniz boş zamanının büyük bir kısmını telefonuna, tabletine, oyun konsoluna veya televizyon ekranına gömerek geçiriyorsa ve sizinle vakit geçirmektense sanal dünyada olmayı tercih ediyorsa, bu, ilişkinize olan ilgisinin azaldığını gösterebilir. Bu durum, onun rahatsız edici duygularla yüzleşmekten kaçınma veya ilişki gerçeklerinden uzaklaşma yolu olabilir. Teknoferans, yani teknolojinin ilişkiye müdahalesi, günümüz evliliklerinde yaygın bir sorun haline gelmiştir.
4. Sürekli Eleştiri ve Kusur Bulma
Yaptığınız her şeyde kusur bulması, giyim tarzınızdan ebeveynlik yaklaşımınıza, hatta en basit davranışlarınıza kadar her şeye tepki göstermesi, eşinizin size karşı olan sevgi ve saygısının azaldığının en acı verici işaretlerinden biridir. Açıkça eleştirmese bile, bakışlarından, yüz ifadelerinden veya bıkkın iç çekişlerinden onaylamadığını hissetmek, ilişkinizdeki toksik bir dinamiğe işaret eder. Bu durum, eşinizin size karşı kaba davrandığının ve artık aşkını kaybetmiş olabileceğinin güçlü bir göstergesidir.
5. İlişkiye Katkı Sağlamama
Eşiniz evlilik sorumluluklarından kaçmaya başlamış, çatışmaları çözmek için çaba göstermiyor veya ev işleri gibi konularda tamamen pasif kalıyorsa, bu, duygusal olarak bağlılığının azaldığını gösterir. Eylemler kelimelerden daha yüksek sesle konuşur; eğer eşiniz evlilik için herhangi bir çaba harcamaya istekli değilse, bu, size olan sevgisinin azaldığının açık bir işaretidir. Bu durum, kendinizi yalnız ve desteksiz hissetmenize neden olabilir.
6. İletişim Kanallarının Kapanması
Sağlıklı bir ilişkinin temel taşı iletişimdir. Eşiniz sevgisini kaybettiğinde, her türlü iletişim kurma isteği ortadan kalkabilir. Küçük şeyleri paylaşmaktan farklılıkları dile getirmeye kadar, iletişim eksikliği, ilişkinin uzun vadede ayakta kalmasını zorlaştırır. Eğer eşiniz sizinle konuşmaya olan ilgisini kaybetmişse veya tamamen konuşmayı bırakmışsa, bu, size olan aşkının azaldığının en net işaretlerinden biridir ve kendinizi ihmal edilmiş hissetmenize yol açar.
7. Özlem Duygusunun Kaybolması
Eşiniz sizden uzakta olduğunda sizi aramıyor, mesajlarınıza cevap vermiyor veya sizinle konuşmak için çaba sarf etmiyorsa, bu, sizi özlemediğinin bir göstergesidir. Bir ilişkide özlem, bağın canlılığını gösterir. Eğer eşiniz, sizinle uzun süre görüşmediğinde bile sizi düşünmediğini veya sizi özleyecek kadar meşgul olduğunu ifade ediyorsa, bu, size olan duygularının önemli ölçüde azaldığının üzücü bir kanıtıdır.
8. Kontrol Edilemeyen Öfke Patlamaları
Eşinizle aranızdaki tartışmaların sıklığı ve şiddeti artmış, küçük bir meselede bile aşırı tepkiler veriyor ve size karşı öfkesini kontrol edemiyorsa, bu, altında yatan derin bir memnuniyetsizliğin veya sevgisizliğin işareti olabilir. Öfke, maskelenen acıların veya çözülememiş sorunların bir dışavurumu olabilir. Eğer eşiniz öfkelendiğinde size en kötü sözleri söylüyorsa, bu sözleri ciddiye almak ve altında yatan duygusal durumu anlamaya çalışmak önemlidir.
9. Samimiyetin ve Yakınlığın Azalması
Evliliğinizde cinsel ve duygusal yakınlığın ortadan kalkması, eşinizin size aşık olmadığının en belirgin işaretlerinden biridir. Sadece cinsel ilişkiye girmemekle kalmayıp, öpüşme veya dokunma gibi fiziksel temas girişimlerinizi de geri çeviriyorsa, bu durum ilişkinizdeki çatırdamaları gösterir. Yakınlık eksikliği, sadece seksin olmaması değil; aynı zamanda duygusal olarak da eşinizin sizden uzak ve kopuk hissetmesidir. Bu, eşinizin artık sizi sevmediğini anlamanın en üzücü yollarından biridir.

10. Eşinin Bir Yabancı Gibi Hissetmesi
Eşinizle aranızdaki mesafenin büyümesiyle birlikte, onu artık tanımadığınızı hissetmek, ilişkinizdeki sevgi eksikliğinin önemli bir işaretidir. Eskiden tanıdığınız ve aşık olduğunuz kişiyle aynı kişi olmadığını düşünmeye başlamanız, aranızdaki duygusal kopukluğun ne kadar derinleştiğini gösterir. Küçük detaylardaki değişiklikler bile (örn: kahve yerine çay içmeye başlaması ve bunu size söylememesi gibi) size onun bir yabancı gibi hissettirebilir ve ilişkinizin aşksız bir hale geldiğini düşündürebilir.
11. İlişki İçin Mücadele Etmeme
Sağlam çatışma çözme teknikleri, sağlıklı bir ilişkinin vazgeçilmezidir. Her iki partnerin de ilişkiye eşit derecede yatırım yaptığı bir evlilikte, sorunlar üzerinde çalışılır, tartışılır ve orta yol bulunur. Ancak eşiniz size değer vermediğinde, ilişki için mücadele etmez. Ne derseniz deyin gönülsüzce kabul ediyorsa veya bir anlaşmazlık çıktığında çözmek için hiçbir çaba göstermiyorsa, bu, onun ilişkiye olan ilgisinin azaldığını gösterir. Barışı sağlamak için her zaman inisiyatif alan kişi siz oluyorsanız, bu durum sizi yoracaktır.
12. Sürekli Sinirlilik ve Çekişme Hali
Eşiniz sizden duygusal olarak mesafeli ve kopuk hissettiği için sürekli sinirli ve gergin olabilir. “Eşim beni umursamıyor veya beni sevmiyor” sinyali veren kalıplardan biri de onun sürekli çekişme ve tartışma yaratma eğilimidir. Önemli konular için kavga etmek istemese de, en ufak şeylerde bile (örn: kahvaltıyı geciktirmek veya çöpü dışarı çıkarmayı unutmak) büyük tepkiler vererek size saldırabilir. Bu, aranızda daha fazla mesafe yaratmanın bir yolu olabilir ve ilişkinizin ne kadar kötüye gittiğinin açık bir göstergesidir.
13. Duygusal Duvarlar Örme
Eşinizin artık sizi hayatına almaması, size duygusal duvarlar ördüğünün bir işaretidir. Aynı evde yaşasanız bile, onun hayatında olup bitenler hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuzdur. İşyerindeki önemli gelişmelerden kişisel ilgi alanlarına kadar, hayatının temel detaylarına dair bilginiz yoksa, bu, ilişkinizin bozuk olduğunu gösterir. Bu durum, “eşim artık beni sevmiyor ve bu canımı acıtıyor” gerçeğinin farkına varmanıza neden olabilir. Artık hayatınızı ve mutluluğunuzu geri kazanmak için sonraki adımları planlamaya başlamanın tam zamanıdır.
14. Ayrı Yatak Odalarında Uyuma İsteği
Eşinizin ayrı bir odada uyumak istemesi, tek başına sevgisizlik işareti olmayabilir (örn: uyku sorunları). Ancak evliliğinizde yukarıda bahsedilen diğer sevgisizlik işaretlerinin çoğu mevcutsa ve üstüne bir de eşiniz farklı bir odada uyumaya karar veriyorsa, bu durum endişe vericidir. Eşinizden hiç sevgi görmemeniz ve sizden uzaklaşma isteği, onun evlilikten vazgeçmiş olabileceğini gösterir. Bu durum, ilişkinizdeki derin kopukluğun fiziksel bir yansımasıdır.
15. Gelecek Planlarına Dahil Etmeme
Eşiniz artık sizinle gelecek planları yapmayı bırakmışsa, bu, size olan bağlılığının azaldığının önemli bir göstergesidir. Ortak hedefler belirlemek, gelecek hakkında konuşmak, bir ilişkinin sağlıklı olduğunun ve ilerlediğinin işaretidir. Eğer eşiniz, “Geleceğin neler getireceğini kim bilebilir? Bunca yıldan sonra hâlâ evli olup olmayacağımızı bilmiyoruz” gibi ifadelerle ortak gelecek planlarından kaçınıyorsa, bu, ilişkinizin sona ermek üzere olduğunun açık bir işaretidir. Bu durum, ortak bir vizyonun kaybolduğunu ve eşinizin geleceği sizinle birlikte hayal etmediğini gösterir.
16. Başkalarına Daha Fazla Sevgi Gösterme
Eşiniz size karşı kayıtsız ve ilgisiz davranırken, çocuklarınıza, ailesine, arkadaşlarına, hatta evcil hayvanınıza karşı daha fazla sevgi, şefkat ve saygı gösteriyorsa, bu durum pasif agresif bir davranışın veya sevgisizliğin işareti olabilir. Bu davranış, size karşı küçümseme ve acı sunarken, başkalarına karşı sıcak ve şefkatli olması, ilişkinizdeki derin bir dengesizliği ve eşinizin size olan duygusal yatırımının azaldığını gösterir. Bu durum, “eşim bana önemsizmişim gibi davranıyor” hissini pekiştirir ve evliliğinizin yavaş yavaş öldüğünü düşündürür.
17. Aldatma ve Üçüncü Kişiler
Aldatma, eşinizin size aşık olmadığının en kesin ve acı verici işaretlerinden biridir. Eşiniz sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda duygusal olarak da başka birine yatırım yapıyorsa ve bu ilişki onun için evliliğini feda etmeye hazır olacak kadar önemli hale geldiyse, bu, size karşı olan aşkının tamamen bittiğinin göstergesidir. Özellikle evli bir erkeğin başka bir kadına aşık olması ve bu durumu pişmanlık duymadan sürdürmesi, evliliğinizin derin bir krizde olduğunu ve kurtarılmasının neredeyse imkansız olabileceğini gösterir. Bu aşamada, “Evlilikte aşk yok” düşüncesi kaçınılmaz hale gelir.

Eşinizin Sevgisiz Olduğunu Düşündüğünüzde Ne Yapmalısınız?
“Eşim artık beni sevmiyor” gerçeğini kabul etmek, bir evlilikte yaşanabilecek en zor deneyimlerden biridir, hele ki siz hala ona aşıksanız. Ancak bu belirgin işaretleri görüyorsanız, kendinizi korumak ve duygusal sağlığınızı ön planda tutmak için proaktif adımlar atmanız hayati önem taşır. İşte bu zorlu süreçte atabileceğiniz bazı adımlar:
- Dürüst ve Açık İletişim Kurun: Eşinizle sakin ve dürüst bir şekilde konuşmaya çalışın. Duygularınızı suçlayıcı olmayan bir dille ifade edin. “Ben” dili kullanarak (“Ben kendimi yalnız hissediyorum” yerine “Sen beni yalnız bırakıyorsun” demekten kaçının) endişelerinizi dile getirin. Ona evlilik üzerinde çalışmaya istekli olup olmadığını sorun. Eğer bu konuşma bir sonuca ulaşmıyorsa veya eşiniz işbirliğine yanaşmıyorsa, profesyonel yardım almayı düşünün.
- Profesyonel Destek Alın: Bir evlilik veya ilişki danışmanından yardım almak, hem sizin hem de eşinizin duygusal karmaşayı anlamanıza ve sağlıklı iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Bir uzman, aranızdaki dinamikleri anlamanıza ve olası çözüm yollarını keşfetmenize rehberlik edebilir. Bu süreçte terapide kendini ifade etme becerisi, duygusal iyileşme için kritik öneme sahiptir.
- Kendi Duygusal Sağlığınıza Odaklanın: Eşinizin sevgisizliği sizin için acı verici olsa da, kendi değerinizi ve mutluluğunuzu başkalarının davranışlarına bağlamamalısınız. Kendinize iyi bakmak, hobilerinize yönelmek, sosyal çevrenizle vakit geçirmek ve gerekirse bireysel terapi almak önemlidir. Bu süreçte kendine değer vermenin yollarını keşfetmek, özgüveninizi yeniden inşa etmenize yardımcı olacaktır.
- Gelecek Seçeneklerinizi Değerlendirin: Eğer tüm çabalarınıza rağmen eşiniz ilişkiyi kurtarmak için herhangi bir adım atmıyorsa veya bu durum sizin için dayanılmaz hale gelmişse, kendi geleceğinizle ilgili kararlar almanın zamanı gelmiş demektir. Boşanma bir seçenekse, yasal haklarınızı öğrenmek ve bir avukattan danışmanlık almak önemlidir. Kendi mutluluğunuzu ve huzurunuzu ön planda tutmak en doğal hakkınızdır.
- Destek Arayın: Ailenizden, arkadaşlarınızdan veya destek gruplarından duygusal destek almak, bu zorlu süreci atlatmanıza yardımcı olabilir. Yalnız olmadığınızı bilmek ve duygularınızı paylaşabileceğiniz birine sahip olmak, iyileşme sürecinizin önemli bir parçasıdır.
Kendi ilişkinize objektif bakmak zor olabilir. Belki de bu işaretleri başından beri fark ediyordunuz ama bunları kabul etmek istemiyordunuz. Ancak artık durumun farkında olduğunuza göre, bu durumla başa çıkmanın, kendinizi duygusal buhrandan geçirmek ve buradan nereye gitmek istediğinize karar vermekten başka yolu yoktur. Kendinize karşı nazik olun ve bu süreci atlatmak için ihtiyacınız olan zamanı ve desteği kendinize verin.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu zorlu süreçte akla takılabilecek bazı sorular ve yanıtları:
Eşimin beni sevmediğinden şüpheleniyorsam ne yapmalıyım?
Öncelikle eşinizle dürüst ve açık bir konuşma yapmanız tavsiye edilir. Ona evliliğiniz üzerinde çalışmaya istekli olup olmadığını sorun. Eğer kabul ederse, çift terapisi gibi profesyonel destek yollarını deneyebilirsiniz. Yanıtı olumsuzsa veya umursamaz davranıyorsa, kendi seçeneklerinizi değerlendirmeniz ve gerekirse bir boşanma avukatına danışmanız faydalı olacaktır.
Sevilmediğim bir evlilikte kalmaya devam etmeli miyim?
Sevilmediğiniz ve tatmin olmadığınız bir evliliği sürdürme ihtiyacı hissetmenizin altında yatan nedenleri kendinize sorun. Ardından, sizi geride tutan sınırlamaların üstesinden gelmeye çalışın. Şiddet, sadakatsizlik veya istismar gibi durumlar olmasa bile, sevgisiz bir evlilik sizi ruhen yıpratır. Sağlıklı bir kopuş ve yeni bir başlangıç, uzun vadede hem sizin hem de eşinizin daha mutlu olmasını sağlayabilir.
Çocuklar varken evliliği bitirmek doğru mu?
Çocuklar varken evliliği bitirme kararı çok zorlayıcıdır. Ancak, sürekli gerginlik, kavga ve sevgisizliğin olduğu bir ortamda büyüyen çocuklar da bu durumdan olumsuz etkilenir. Eğer evliliğinizin kurtarılması mümkün değilse, çocuklarınızı bu sağlıksız ortamdan uzaklaştırmak ve onlara mutlu, huzurlu bir ebeveyn modeli sunmak daha yapıcı olabilir. Bu süreçte çocukların psikolojik sağlığını korumak için profesyonel destek almak önemlidir. Eşinizle bu konuda yapıcı bir diyalog kurulamıyorsa, ailenizden veya arkadaşlarınızdan destek almalı ve profesyonel rehberlik aramalısınız.
Sonuç
Eşinizin artık sizi sevmediği gerçeğiyle yüzleşmek, yaşamın en çetin deneyimlerinden biridir. Ancak bu farkındalık, aynı zamanda kişisel büyüme ve yeni bir başlangıç için bir fırsat da sunabilir. Bu süreçte atacağınız her adımda, kendi duygusal ve zihinsel sağlığınızı önceliklendirmeniz gerektiğini unutmayın. Kendinize karşı şefkatli olun, destek arayın ve hayatınızın kontrolünü yeniden ele almaktan çekinmeyin. Unutmayın ki her son, yeni bir başlangıcın habercisidir ve siz, mutluluğu ve huzuru hak ediyorsunuz.




Bu “işaretler” listesi oldukça düşündürücü… Acaba yazar, sadece evliliklerdeki sevgisizlikten mi bahsediyor, yoksa daha geniş bir perspektifle, insan ilişkilerindeki genel bir soğumaya mı işaret ediyor? Belki de bu “işaretler”, sadece bir buzdağının görünen kısmı ve altında çok daha karmaşık duygusal dinamikler yatıyor. Yazarın bahsettiği bu “işaretler”, aslında birer SOS sinyali mi? Belki de bu makale, sessizce acı çeken ve ne yapacağını bilemeyen binlerce insana ulaşmak için yazılmış bir çağrı… Kim bilir, belki de yazarın kendisi de benzer bir durumun içindedir ve bu satırları yazarken kendi iç dünyasının karmaşıklığıyla yüzleşiyordur.
ya şimdi dürüst olmak gerekirse, bu yazı tam bir klişe yumağı olmuş. “acaba eşim beni sevmiyor mu?” diye başlayan cümleler, pembe dizilerden fırlamış gibi. gerçek hayatta insanlar bu kadar mı dramatik düşünüyor? belki de evlilik terapistleri ekmek parası çıkarsın diye yazılmış, bilemedim.
ama yine de hakkını yemeyeyim, bu kadar karamsar bir girişten sonra bile yazıyı okumaya devam ettim. demek ki bir şeyler beni cezbetti. belki de evliliğimde bir şeylerin ters gittiği falan yok ama yine de insan merak ediyor işte. sonuç olarak, bu yazıya iyi baktım, bayağı uğraştım, belki de içten içe bir umut arıyorumdur, kim bilir? 🤔🤷♀️
ya şimdi dürüst olcam, bu yazı biraz fazla pembe tablo çizmiş gibi geldi bana. “acaba sevmiyor mu?” sorusuyla başlamak bile başlı başına bi dram zaten. evlilik dediğin şey dört dörtlük aşk masalı değil ki, bazen işler boka sarar, insanlar değişir, öncelikler kayar. hemen “sevmiyor mu?” diye triplere girmek yerine bi durup bakmak lazım.
ama hakkını yemiyim, o kafa karışıklığı ve acı kısmı doğru tespit. hele o “iyi günde kötü günde” yalanları yok mu, insanı bitiriyor. neyse, belki bi umut vardır diyerekten, yazıda bahsedilen çözüm önerilerine bi göz atıcam. belki evde denenecek bişeyler çıkar, belli mi olur. 🙄🤔
Ah, evlilikte sevgisizlik… Bu konuyu okuyunca, babaannemin eski sandığından çıkan, solmuş bir fotoğraf canlandı gözümde. O fotoğrafta, dedemle babaannem gençliklerinde, birbirlerine öyle sevgi dolu bakıyorlardı ki, sanki dünya sadece onlardan ibaretti. Çocukken o fotoğrafa bakıp, “Aşk böyle bir şey mi?” diye düşünürdüm hep.
Şimdi düşünüyorum da, o fotoğraftaki o ışığın zamanla sönmüş olabileceği ihtimali bile içimi burkuyor. Umarım, yazıyı okuyan herkes, o ilk günkü sevgiyi yeniden alevlendirecek bir kıvılcım bulabilir. Çünkü sevgi, emek ister ve en önemlisi, hatırlamak ister. O güzel günleri, o ilk bakışları… Belki de sorunları çözmenin ilk adımı budur, kim bilir?
Sağolun hocam, minnettarım. Benim sevgilimde de böyle hatalar yapıyor sanki, bu yazı tam ona göre. Okumasını sağlayacağım, umarım faydası olur. İyi sağolun hocam, güzel paylaşım için.
Bu yazı, bana insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan sevginin, bir birliktelik içinde yitip gitmesinin acısını düşündürdü. Peki, sevgi gerçekten de bir gün bitebilir mi? Yoksa sadece şekil mi değiştirir? Belki de evlilik, iki nehrin bir denizde buluşması gibi değil, iki ayrı denizin yan yana akması gibidir. Başlangıçta sular birbirine karışır, coşku ve heyecan doruktadır. Ancak zamanla, her deniz kendi derinliğine çekilir, kendi dalgalarını yaratır. Belki de eşimizin sevgisizliği olarak algıladığımız şey, aslında onun kendi iç dünyasına yaptığı bir yolculuktur. Ve biz, bu yolculukta ona eşlik etmek yerine, kıyıda yalnız kalmaktan korkarız. Sevginin yitimi, bir anlamda insanın kendi varoluşsal yalnızlığıyla yüzleşmesi değil midir? Belki de asıl soru, eşimizin bizi sevip sevmediği değil, bizim kendimizi ne kadar sevdiğimizdir. Çünkü ancak kendini seven bir insan, başkasının sevgisizliğine rağmen ayakta kalabilir ve kendi içindeki sevgiyi yeniden keşfedebilir.
Bu satırları okurken içimde bir hüzün oluştu. Evlilik gibi kutsal bir bağın sevgisizlikle sınanması ne kadar acı verici… Eşlerin birbirine yabancılaşması, o ilk günkü heyecanın kaybolması… Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu gerçekten zor bir durum. Özellikle de yazınızdaki işaretler, bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmek ama çaresiz hissetmek… Umarım bu durumdaki herkes, yeniden sevgi dolu bir iletişim kurmanın yolunu bulabilir. Belki de profesyonel bir destek almak, sorunların üstesinden gelmek için bir adım olabilir…
Evlilikte sevgisizlik konusunu ele aldığınız bu yazı oldukça düşündürücü. Özellikle iletişim eksikliğinin ve fiziksel temastan kaçınmanın sevgisizliğin önemli işaretleri olduğunu belirtmeniz, evliliklerdeki dinamikleri anlamak açısından çok değerli. Ancak merak ettiğim bir nokta var: Bu işaretler her evlilikte aynı şekilde mi kendini gösterir? Örneğin, bazı evliliklerde iletişim zaten minimal düzeydeyse, bu durum sevgisizliğin bir işareti olarak nasıl değerlendirilmeli? Yoksa bu tür durumlarda daha farklı belirtiler mi gözlemlenir?
sevgi demişken benim kaynananın sevgisi ne zaman bitecek acaba yaa
Anladım, istediğin tarzda bir yorum yapmaya çalışacağım. Bana yorum yapmamı istediğin yazıyı iletirsen, bahsettiğin gibi gerçekçi ve “keşke” dolu bir yorum yapabilirim.