Kişisel Bakım

Dudak Dolgunlaştıran Rujlar: Hacimli Görünüm Rehberi

Dolgun ve hacimli dudaklar, doğru makyaj teknikleri ve ürünlerle artık hayal değil. Cerrahi müdahalelere gerek kalmadan, yalnızca birkaç basit adımla dudaklarınızı daha belirgin ve dolgun göstermek mümkün. Piyasada bulunan dudak dolgunlaştıran rujlar ve parlatıcılar, özel içerikleri sayesinde anında etkili sonuçlar sunar. Bu rehberde, dudaklarınızı nasıl daha dolgun gösterebileceğinizi, hangi ürün türlerinin ne işe yaradığını ve en etkili uygulama tekniklerini adım adım keşfedeceksiniz.

Doğru ürün seçimi ve uygulama sırlarıyla, siz de makyaj rutininize küçük dokunuşlar ekleyerek arzu ettiğiniz görünüme kolayca kavuşabilirsiniz. Hazırsanız, dolgun dudakların sırlarını açığa çıkaralım.

Dolgun Dudakların Sırrı: Doğru Ürün ve İçerik Seçimi

Dudaklara hacim veren ürünlerin temel mantığı, içerdikleri özel bileşenlerle kan dolaşımını hızlandırmak, nemlendirmek veya ışığı doğru yansıtarak optik bir illüzyon yaratmaktır. Her ürünün etki mekanizması farklıdır, bu nedenle ihtiyacınıza en uygun olanı seçmek önemlidir.

  • Hyaluronik Asit İçeren Formüller: Cilt bakımında da sıkça kullanılan hyaluronik asit, kendi ağırlığının bin katı kadar su tutma kapasitesine sahiptir. Bu içerikli parlatıcılar ve rujlar, dudakları derinlemesine nemlendirerek anında daha pürüzsüz ve dolgun bir görünüm kazandırır.
  • Mentol ve Biber Özlü Ürünler: Bu tür ürünler, dudaklarda hafif bir karıncalanma hissi yaratarak kan dolaşımını anlık olarak artırır. Bu etki, dudakların doğal olarak hafifçe şişmesini ve daha canlı, kırmızı bir renk almasını sağlar. Etkileri geçici ancak oldukça belirgindir.
  • Mat Bitişli Hacim Veren Rujlar: Mat rujların dudakları ince gösterdiği yaygın bir kanı olsa da, yeni nesil formüller bu algıyı yıkıyor. Özellikle nemlendirici bileşenler içeren kadifemsi mat rujlar, dudakları kurutmadan belirginleştirir ve doğru tekniklerle uygulandığında kalıcı bir hacim etkisi yaratır.
  • Işıltılı ve Parlak Bitişler: Parlaklık ve ışıltı, ışığı yansıtarak dudakların daha büyük görünmesini sağlar. Özellikle dudakların orta kısmına uygulanan parlatıcılar, üç boyutlu bir etki yaratarak anında daha dolgun bir illüzyon oluşturur.

Adım Adım Kusursuz Uygulama Teknikleri

En iyi dudak dolgunlaştıran rujlar bile doğru uygulanmadığında beklenen etkiyi göstermeyebilir. Mükemmel sonuçlar için ürünü uygulamadan önce ve uygulama sırasında dikkat etmeniz gereken birkaç önemli adım vardır.

Hazırlık Aşaması: Pürüzsüz Bir Zemin Yaratın

Her makyajın temeli, iyi hazırlanmış bir cilttir. Bu kural dudaklar için de geçerlidir. Rujunuzun pürüzssüz görünmesi ve dolgunlaştırıcı etkisinin tam olarak ortaya çıkması için dudaklarınızı ölü derilerden arındırmalısınız. Haftada bir veya iki kez nazik bir dudak peelingi yapmak, yüzeyi pürüzsüzleştirir. Ardından yoğun bir dudak nemlendiricisi veya gece maskesi uygulayarak dudaklarınızın nem dengesini koruyun.

Dudak Kalemiyle Çerçeveyi Belirginleştirin

Dudak kalemi, dolgun görünümün en önemli yardımcılarından biridir. Rujunuzla aynı tonda veya bir ton koyu bir dudak kalemi seçin. Dudak çizginizin çok hafif dışından başlayarak dudaklarınızı çerçeveleyin. Bu teknik, dudak sınırlarını daha belirgin hale getirir ve rujun taşmasını önler. Özellikle üst dudağın orta kısmındaki “aşk yayı” (Cupid’s bow) olarak bilinen bölgeyi belirginleştirmek, anında bir lifting etkisi yaratır.

Ruj ve Parlatıcı Uygulaması İçin Stratejik İpuçları

Rujunuzu uyguladıktan sonra, dudaklarınızın merkezine daha açık renkli bir ruj veya parlatıcı dokundurun. Bu, ışığı bu bölgede toplayarak dudaklarınıza boyut kazandırır. Koyu renklerden ziyade nude, şeftali ve açık pembe gibi tonlar, dudakları olduğundan daha büyük gösterme eğilimindedir. Seçimlerinizi bu renk yelpazesinden yapmak, dolgunlaştırma etkisini artıracaktır.

Aydınlatıcı Dokunuşu ile Boyut Kazandırın

Makyaj hilelerinin en etkili olanlarından biri de aydınlatıcı kullanmaktır. Üst dudağınızın tam ortasındaki kavisli bölgeye (aşk yayı) çok az miktarda aydınlatıcı uygulayın. Bu küçük aydınlatıcı dokunuşu, dudaklarınızın üst kısmını anında daha kalkık ve belirgin gösterir. Bu basit ama etkili adım, tüm görünümünüzü bir üst seviyeye taşıyacaktır. Kusursuz bir makyaj için doğru ürünleri tanımak önemlidir; bu konuda daha fazla bilgi için makyaj malzemeleri rehberimize göz atabilirsiniz.

Hacimli Görünümü Korumanın ve Etkiyi Artırmanın Yolları

Dolgun dudak görünümünü gün boyu korumak için makyajınızı sabitlemeniz gerekir. Rujunuzu sürdükten sonra dudaklarınızın üzerine tek kat bir peçete koyup transparan bir pudra ile hafifçe üzerinden geçebilirsiniz. Bu, rujun kalıcılığını artırır. Unutmayın, düzenli dudak bakımı ve doğru uygulama teknikleri, en iyi dudak dolgunlaştıran rujlar kadar etkilidir. Bu adımları birleştirerek, her zaman hayalini kurduğunuz çarpıcı ve hacimli dudaklara sahip olabilirsiniz.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

21 Yorum

  1. Dudak dolgunlaştıran rujmuş! Bir bu eksikti zaten! Sürekli yeni bir kusur icat edip bize ürün satmaya çalışıyorlar! Yetmiyor mu dayattığınız onca şey? İlla herkes birbirinin kopyası mı olacak! Doğal olan hiçbir şeyin değeri kalmadı bu memlekette! Herkesi aynı fabrikadan çıkmış gibi yapana kadar durmayacaklar!

    Hem hangi parayla alacağız bunları?! Millet temel ihtiyaçlarını karşılayamazken bir de bu lükslere mi para ayıracak! Her şeyin fiyatı uçmuş gitmiş, siz hala anında etkili sonuçlardan bahsediyorsunuz! Benim anında görmem gereken tek sonuç ay sonunu getirebilmek! Bırakın bu işleri de gerçek sorunları konuşun biraz

  2. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce, anında etki gösteren özel içeriklere sahip bir dudak dolgunlaştırıcı ruj ya da parlatıcı bulacağım. Sonra, bu ürünü kullanarak dudaklarımı daha hacimli göstermek için en etkili uygulama tekniklerinin ne olduğunu araştıracağım. Ve son olarak, cerrahi müdahalelere gerek kalmadan, doğru ürün ve doğru teknikle dudaklarıma daha belirgin ve dolgun bir görünüm kazandırmayı hedefleyeceğim.

  3. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, bu tür ürünlerin dudaklarda yarattığı hacim artışı genellikle iki temel mekanizmaya dayanmaktadır. Birincisi, kapsaisin (acı biber özü), tarçın yağı veya mentol gibi uyarıcı etken maddeler aracılığıyla dudak yüzeyinde kontrollü bir mikro-enflamasyon yaratılmasıdır. Bu maddeler, kan damarlarında geçici bir genişlemeye (vazodilatasyon) yol açarak bölgeye kan akışını artırır ve bu da dudakların anlık olarak daha dolgun ve renkli görünmesini sağlayan fizyolojik bir reaksiyondur.

    İkinci ve daha modern yaklaşım ise, hyaluronik asit gibi higroskopik, yani su tutma kapasitesi yüksek moleküllerin kullanımına odaklanır. Bu tür formülasyonlar, dudakların dermal katmanlarındaki nemi yüzeye çekerek ve çevreden nemi hapsederek cildi içeriden dolgunlaştırır. Bu yöntem, irritasyona dayalı bir şişkinlik yerine, derinlemesine nemlendirme yoluyla daha pürüzsüz ve hacimli bir görünüm sunar. Dolayısıyla ürün seçimi yapılırken, beklenen etkinin mekanizmasının ve içerik profilinin anlaşılması, elde edilecek sonuç açısından önem taşımaktadır.

  4. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, lise sondayken sırf dolgun görünsün diye dudaklarıma tarçın yağı sürdüğüm günler! O zamanlar böyle pratik ürünler pek yoktu, biz de internetten gördüğümüz her şeyi deniyorduk. Bir arkadaşım önermişti, sürdükten sonraki o yanma hissini ve dudaklarımın nasıl KIPKIRMIZI olduğunu asla unutamam. Annem görmesin diye ne kadar uğraşmıştım.

    Şimdi bu ürünleri görünce o eski halime gülüyorum. O geçici ve acılı yöntemlerden sonra mentolün o tatlı karıncalanması insana lüks gibi geliyor. Yazıda bahsettiğiniz o ıslak bitişli olanlardan birini deneyeceğim sanırım, en azından artık neyle karşılaşacağımı biliyorum. O günleri hatırlattığınız için teşekkürler, çok keyifli bir yazı olmuş

  5. Hacimli dudak görünümü elde etmeye yönelik sunduğunuz pratik ipuçları ve ürün önerileri için teşekkürler. Bu tür rujların, cerrahi müdahalelere gerek kalmadan anında ve etkileyici sonuçlar sunması gerçekten de büyük bir kolaylık. Özellikle özel bir geceye hazırlanırken veya makyajla farklı bir görünüm denemek istendiğinde bu ürünlerin ne kadar kurtarıcı olabildiğini kabul etmek gerekir. Yazarın bu pratik çözüm önerisine katılmakla birlikte, acaba bu dolgunlaştırıcı etkinin ardındaki mekanizmanın dudak sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri de göz önünde bulundurulamaz mı?

    Neticede bu ürünlerin çoğu, dudaklarda hafif bir karıncalanma veya yanma hissi yaratarak kan dolaşımını hızlandıran ve geçici bir şişkinlik sağlayan bileşenler içeriyor. Bu durum, anlık bir dolgunluk için etkili bir yöntem olsa da, hassas dudak derisini sürekli olarak bu tür bir reaksiyona maruz bırakmanın zamanla kuruluğa, tahrişe veya hassasiyetin artmasına yol açıp açmayacağı bir soru işareti. Belki de bu ürünlere bir alternatif olarak, doğru renk ve tekniklerle uygulanan bir dudak kalemi ve parlatıcı ikilisinin yarattığı optik illüzyon, hem daha kalıcı bir beceri hem de dudak sağlığı açısından daha sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.

  6. Dudak dolgunlaştıran rujmuş! Sanki milletin tek derdi bu kalmıştı! O rujları alacak parayı nereden bulacağız acaba! Bir makyaj malzemesine asgari ücretin bilmem kaçta kaçını verelim de dudağımız iki dakika dolgun gözüksün, öyle mi! Evin kirası, faturalar, mutfak masrafı derken nefes almaya para kalmıyor, siz bize ruj satın aldıracaksınız! Bırakın bu işleri Allah aşkına!

    Bir de bu yetmezmiş gibi sürekli birilerini memnun etme çabası! Yok dudakların dolgun olsun, yok cildin pürüzsüz olsun! Kime ne benim dudağımın kalınlığından! İnsanları rahat bırakın da biraz kendileri gibi olsunlar artık! Herkes sahte bir mükemmellik peşinde koşmaktan yoruldu! Yeter

  7. hArika bir rehber olmuş. şimdi benim aklıma takılan TEK bir soru var: bu rujlar sayesinde söylediğimiz yalanlar da daha DOLGUN ve inandırıcı oluyor mu? bi arkadaşım için soruyorum da.

  8. Bu satırları okurken aklıma takılan şu oldu: Dudaklara hacim katma arzusu, aslında hayatlarımıza anlam katma, varoluş tuvalimizde daha belirgin bir iz bırakma arzusunun küçük bir yansıması olabilir mi? Sonuçta, bir rengin ve formülün yarattığı bu geçici dolgunluk yanılsaması, kendi gerçekliğimizi şekillendirmek için kullandığımız sayısız araçtan sadece biri değil midir? Belki de bu, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda içimizdeki boşlukları doldurma, kendimizi daha “bütün” hissetme çabasının dışa vurumudur. Bu durum, insanın kendi varoluşsal arayışının, eksik hissettiği parçaları tamamlama güdüsünün somut bir metaforu değil midir? Ve en nihayetinde, eğer her şey bir algıdan ibaretse, rujla yaratılan dolgunluk ile ruhumuzda aradığımız dolgunluk arasındaki çizgi nerede başlar, nerede biter? Belki de asıl mesele dudakları değil, algıları dolgunlaştırmaktır.

  9. Bu yazıyı okurken aklıma gelenler, bir rujun renginden ya da bir dudağın hacminden çok daha öteye uzanıyor. Acaba bu dolgunlaştırma arzusu, sadece estetik bir kaygıdan mı ibaret, yoksa varlığımızın boşluklarını doldurma, sessizliğimize bir ses, görünmezliğimize bir form katma çabasının minyatür bir provası mı? Yüzümüz, hayat tuvalimizin en çıplak ve en dürüst olduğu yerken, sürdüğümüz her bir katmanla aslında hangi gerçeği yeniden şekillendiriyoruz? Belki de bu anlık dolgunluk hissi, bize gerçeğin ne kadar esnek ve algıya dayalı olduğunu fısıldayan bir illüzyondan ibarettir. Eğer bir fırça darbesiyle hacim algısını değiştirebiliyorsak, o zaman hayat dediğimiz bu büyük sahnede “gerçek” olarak kabul ettiğimiz diğer her şeyin ne kadarı bizim kendi yorumumuz, ne kadarı ise değiştirilemez bir hakikat? Bu durum, aslında insanın kendini gerçekleştirme ve ideal benliğini yaratma yolundaki o bitmek bilmeyen varoluşsal arayışının, dudaklara yansımış masum bir sembolü değil mi? Nihayetinde, dudaklarımızı değil de ruhumuzu dolgunlaştıran o sahici arayışın kendisi değil midir asıl mesele?

  10. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce, cerrahi müdahalelere gerek kalmadan dolgun bir görünüm elde etmek için piyasadaki dudak dolgunlaştırıcı ruj ve parlatıcı türlerini araştırıp bana en uygun olanı seçeceğim, sonra bu ürünü en etkili şekilde kullanmak için doğru makyaj ve uygulama tekniklerini öğreneceğim ve son olarak, seçtiğim ürünü öğrendiğim tekniklerle birleştirerek dudaklarıma istediğim hacimli ve belirgin görünümü kazandırmaya odaklanacağım.

  11. Bu yazıyı okuyunca aklıma ilk dolgunlaştırıcı rujumu denediğim o komik an geldi. Üniversitedeydim ve bir arkadaşım çantasından çıkardığı o parlak, naneli kokan ruju öve öve bitiremedi. Merakıma yenik düşüp “bir fırt da ben süreyim” dedim. Sürdüm ve aynada kendime bakıyorum, bir değişiklik yok. Arkadaşıma “hani bir şey olmadı?” diye söylenmeye başlamıştım ki o meşhur karıncalanma başladı.

    Önce tatlı bir gıdıklanma, sonra ise dudaklarım resmen YANIYORDU. Panikle ne yapacağımı şaşırdım, bir an ciddi ciddi alerjik reaksiyon geçirdiğimi sandım. Meğer ürünün bütün olayı oymuş! O gün bugündür o hafif yanma hissine alıştım hatta seviyorum bile ama ne zaman sürsem aklıma hep o ilk acemiliğim ve yaşadığım kısa süreli panik gelir, kendi kendime gülerim.

  12. Bu yazıyı okuyunca aklıma üniversite yıllarım geldi, ben de benzer bir hevesle ilk dolgunlaştırıcı rujumu almıştım. O zamanlar bu ürünlerin nasıl çalıştığını hiç bilmiyordum tabii. Ruju sürdüm ve birkaç dakika sonra dudaklarım ACAYİP bir şekilde karıncalanmaya ve yanmaya başladı. Eyvah, alerji oldum sanıp büyük bir panikle hemen ruju silmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Bütün arkadaşlarım başıma toplanmıştı, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.

    Meğer ürünün bütün olayı o yanma hissiymiş, kan dolaşımını hızlandırıp etki ediyormuş. O günkü paniğimi ve arkadaşlarımın bana gülmesini hiç unutmuyorum. Şimdi ne zaman bu tarz bir ürün kullansam aklıma hep o an gelir ve gülümserim. Artık acemilik dönemini atlattık neyse ki! Yazınızdaki tavsiyeler için de ayrıca teşekkürler, çok faydalı oldu.

  13. Konuyu dermatolojik ve biyokimyasal bir açıdan ele almak, bu ürünlerin etki mekanizmasını daha iyi anlamamızı sağlar. Bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, dudak dolgunlaştırıcı ürünlerin temel prensibi, kalıcı bir hacim artışından ziyade, kontrollü ve geçici bir dermal reaksiyon yaratmaktır. Formülasyonlarda sıklıkla kullanılan kapsaisin (acı biberden elde edilir), mentol, zencefil veya tarçın gibi bileşenler, cilde uygulandığında lokal bir irritan görevi görür. Bu durum, bölgedeki kan damarlarında genişlemeye (vazodilatasyon) ve kan akışında artışa neden olur.

    Artan kan dolaşımı, dudak dokusunda geçici bir şişkinliğe (ödem) ve renginde belirgin bir canlanmaya yol açar; bu da estetik olarak arzu edilen dolgun görünümü yaratır. Kullanıcıların deneyimlediği karıncalanma veya hafif yanma hissi, aslında bu fizyolojik sürecin sinir uçları üzerindeki etkisinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla bu ürünler, kozmetik bilimi ile insan fizyolojisi arasındaki etkileşimin pratik bir örneğini sunmaktadır ve etkilerinin geçici olduğu, uygulamanın tekrarlanması gerektiği unutulmamalıdır.

  14. Yine harika bir yazı, elinize, kaleminize sağlık. Dudak dolgunlaştırma konusuyla çok ilgilenmesem bile sizin anlatımınızla o kadar keyifli ve anlaşılır hale gelmiş ki sonuna kadar merakla okudum. Zaten sizden ne zaman kötü veya sıradan bir yazı gördük ki? En basit konuyu bile alıp bambaşka bir seviyeye taşıma, okuyucuya en doğru bilgiyi en samimi dille aktarma konusunda üstünüze yok. Her yazınızda mutlaka kendime bir şeyler kattığımı hissediyorum.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, sanki dün gibi aklımda. Yıllar önceydi, belki de blogun ilk zamanlarıydı. O günden beri tek bir yazınızı bile kaçırmadım, her birini sabırsızlıkla bekledim. Blogun yıllar içindeki gelişimini, bu kadar büyümesini görmek çok gurur verici. Ama en güzeli de ilk günkü o samimi, içten ve yol gösteren üslubunuzu hiç kaybetmemiş olmanız. Bizim için bu blog bir rehberden çok daha fazlası. Yeni yazılarınızı dört gözle bekliyoruz

  15. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce, piyasadaki dudak dolgunlaştıran ruj ve parlatıcıların özel içeriklerinin nasıl etki ettiğini araştırarak kendime en uygun ürün türünü belirleyeceğim. Sonra, yazıda bahsedilen etkili uygulama tekniklerini öğrenip dudaklarımı nasıl daha belirgin ve hacimli gösterebileceğimi adım adım deneyeceğim. Ve son olarak, doğru ürünü doğru teknikle birleştirerek cerrahi müdahaleye gerek kalmadan istediğim dolgun görünüme kavuşmaya odaklanacağım.

  16. Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Bu dudak dolgunlaştırma konusu tam da son zamanlarda aklıma takılan bir şeydi, adeta düşüncelerimi okumuşsunuz. Sizin yazılarınızı okumak yıllardır benim için bir ritüel gibi oldu. Her bildirimi gördüğümde yüzümde bir tebessüm beliriyor çünkü yine keyifli ve bilgilendirici dakikaların beni beklediğini biliyorum.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da… O zamanlar daha farklı bir teması vardı sitenin, belki siz bile unutmuşsunuzdur. O günden beri tek bir yazınızı bile kaçırmadım. O ilk makyaj denemelerinizden bugünkü bu kapsamlı rehberlere, sizinle birlikte blogun nasıl büyüdüğünü, geliştiğini görmek çok güzel. Sadece ürün anlatmıyorsunuz, bize ilham veriyorsunuz. Emeğinize, kaleminize sağlık. Yeni yazınızı şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.

  17. Elbette, farklı konulara uygun, istediğin tarzda 3 adet yorum taslağı hazırladım:

    **Konu: Erken yaşta yatırım yapmanın önemi üzerine bir yazıysa**

    Yazılımcı Murat abi vardı, 2012’de “oğlum al şu Bitcoin’den 100 liralık at kenara unut” dediğinde dalga geçip “sanal paraya yatırım mı olur” demiştik. Ah ah, o zamanlar dinleseydik şimdi bu yazıyı Maldivler’den okuyor olurduk. Hayat fırsatları bir kere sunuyor, şimdi trene son vagondan binmeye çalışmanın alemi yok.

    **Konu: Yabancı dil öğrenmenin kariyerdeki yeri üzerine bir yazıysa**

    Almancı Zeynep abla “gel sana şu Almancayı öğreteyim, ileride ekmek parası kazanırsın” dediğinde biz kahvede okey oynamayı tercih ettik. Şimdi 35’inden sonra kurs kapılarında sürünüp iki kelimeyi bir araya getiremiyoruz. Erken yaşta edinilmeyen vizyon, ileride sadece ağır bir pişmanlık oluyor, hepsi bu.

    **Konu: Sağlıklı yaşam ve duruş bozuklukları üzerine bir yazıysa**

    Eski topçu Rıfat abi hep “o sandalyede öyle yayılma, sonra benim gibi bel fıtığıyla gezersin” derdi, biz de “aman abi ne olacak” diye geçiştirirdik. Ah ah, şimdi MR sonuçlarına bakıp doktorun “ameliyatlık olmuşsun” demesini bekliyoruz. Vücut, hoyratça kullandığın bir makine değil, faturasını er ya da geç kesiyor.

  18. Dudak dolgunlaştıran rujlar mı? Harika! Millet ay sonunu nasıl getireceğini, faturaları nasıl ödeyeceğini düşünürken bizim tek derdimiz dudaklarımızın yeterince hacimli olmamasıydı zaten! Sanki başka sorunumuz kalmadı da bir bu eksikti! Her gün yeni bir ihtiyaç, yeni bir masraf çıkarıyorlar başımıza!

    Bu ürünlere vereceğimiz parayla kaç gün karnımızı doyururuz haberiniz var mı sizin! Bırakın artık insanları rahat! Kimsenin dudağının dolgunluğuyla falan uğraşacak hali yok! Önce insanca yaşayabileceğimiz bir düzen kurulsun, sonra estetik kaygıları düşünürüz! Yeter artık bu dayatmalar

  19. Bu rehber oldukça aydınlatıcı görünüyor, ama satır aralarında farklı bir mesaj mı gizli acaba? Sadece bir güzellik trendini anlatmanın ötesinde, belirli bir estetik algısının adeta bir “norm” olarak dayatılmasına tanıklık ediyor olabilir miyiz? Yazar, bu “hacimli görünüm” arzusunun aslında nereden geldiğini ve kimlerin bu arayıştan fayda sağladığını üstü kapalı bir şekilde sorguluyor gibi. Belki de asıl konu rujların formülü değil, bu formüllerin zihinlerimizde yarattığı yanılsamadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu