Diyalektik Materyalizm Nedir? Felsefi Bir Yolculuk
Felsefenin derinliklerine indiğimizde, evrenin ve insanlığın gelişimini anlamlandırma çabasıyla karşılaşırız. Bu çabalardan biri olan diyalektik materyalizm, doğadaki ve tarihteki değişimlerin, içsel çelişkiler yoluyla gerçekleştiğini savunan köklü bir felsefi görüştür. Bu yaklaşım, her olayın maddi temelli ilişkilerle açıklanması gerektiğini öne sürerek, varlığın özüne dair farklı bir perspektif sunar.
Bu makalede, diyalektik materyalizmin temel prensiplerini, tarihsel materyalizm ile olan ilişkisini ve bu düşüncenin Marx ve Engels’in felsefesi içindeki yerini derinlemesine inceleyeceğiz. Hegel’in diyalektik anlayışından nasıl ayrıştığını, doğadaki ve insanlık tarihindeki diyalektik işleyişi ve bu süreci yöneten temel yasaları ele alacağız. Aynı zamanda, insan-doğa ilişkisinin ve toplumsal üretimin felsefi anlamını da kapsamlı bir şekilde analiz edeceğiz.
Diyalektik Materyalizmin Temelleri: Marx ve Engels’in Bakışı

Diyalektik materyalizm, Marksist dünya görüşünün temel taşlarından biridir. Marx ve Engels’in felsefi düşüncesinde, doğanın ve toplumun diyalektik bir süreç içinde geliştiği fikri merkezi bir rol oynar. Bu materyalist anlayış, kendisini diğer materyalist akımlardan ayırmak için “diyalektik” sıfatını kullanır.
- Marx ve Engels, diyalektiği Hegel’den farklı bir zemine oturtmuşlardır.
- Hegel’de diyalektik, mutlak düşüncenin öz-gelişim sürecidir.
- Marx ve Engels’e göre diyalektik devinim, öncelikle doğada ve tarihte geçerlidir.
- İnsan düşüncesinin diyalektik devinimi, maddenin diyalektik deviniminin bir yansımasıdır.
- Bu, Hegel’in felsefesini “ayakları üzerine oturtma” çabası olarak görülür.
- Diyalektik yöntem Hegel’den alınmış, ancak maddeci bir çerçevede yeniden yorumlanmıştır.
- Marx ve Engels, kendi materyalizmlerini Hegel sonrası materyalizm olarak nitelendirmişlerdir.
- Felsefeleri spekülatif olmaktan çok, bir bilim olarak kabul edilmiştir.
Bu temel ayrım, diyalektik materyalizmin özgünlüğünü ve felsefi konumunu belirler. Doğa ve düşünce arasındaki ilişkinin tersine çevrilmesi, Marksist düşüncenin en radikal adımlarından biridir.
İnsan ve Doğa İlişkisi: Üretken Etkinlik Olarak Varlık

Marx, Feuerbach’ın doğanın zihinselliğe öncel olması düşüncesine katılırken, doğayı her zaman insan ile ilişkisi içinde anlamlandırmıştır. İnsan, kendini doğadan ayırdığı ve onunla bir ilişki kurduğunu anladığı zaman doğa, insan için ayrı bir varlık olarak anlam kazanır. Hayvan, doğanın içinde ve onun bir parçası olarak yaşarken, insan “insan olmak” için kendini doğadan ayırt etmeli ve nesnelleşmelidir.
İnsanın doğayla temel ilişkisi, ihtiyaçlarını karşılamak için gerçekleştirdiği üretici etkinliktir. Bu, sadece doğal bir nesneyi bilinçli olarak dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda bu dönüşüm için araçlar ve aygıtlar kullanmayı da içerir. Bu bağlamda, insan temelde ekonomik bir varlıktır.
Bununla birlikte, insan aynı zamanda toplumsal bir varlıktır; kendi hemcinsleriyle ilişki içinde olması varlığına özseldir. Bu yüzden insanın temel üretken etkinliği sadece doğaya karşı değil, diğer insanlara karşı da yöneliktir. Marx’a göre insan, temel olarak düşünen değil, etkin bir varlıktır ve bu etkinlik birincil olarak maddeye ilişkin üretkenlik etkinliğidir.
Tarihin Diyalektiği: Üretim Araçları ve Toplumsal İlişkiler
İnsanla doğa arasındaki ilişkiler dinamik bir yapıya sahiptir. İnsan, ihtiyaçlarını karşılamak için üretim araçlarını kullanır ve bu süreç yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına yol açar. Bu yeni ihtiyaçların karşılanması da üretim araçlarının daha da gelişmesini tetikler. Üretim araçlarının gelişimindeki her aşama, belirli toplumsal ilişkileri beraberinde getirir. İşte bu dinamik etkileşim, yani üretim araçları ile toplumsal ilişkiler arasındaki diyalektik, tarihin temelini oluşturur.
Marx’a göre, tarihin “ilk tarihsel olgusu”, insanın gereksinimlerini giderebilmek için gerekli araçların üretilmesidir. Ancak bu durum, yukarıda belirtildiği gibi, sürekli olarak yeni ihtiyaçları, üretim araçlarında gelişmeleri ve yeni toplumsal ilişki biçimlerini doğurur. Tarih, bu betimlenen biçimiyle, diyalektik yasalara göre işleyen bir süreç gösterir. Bu döngüsel ve ilerleyici ilişki, insanlık tarihinin temel dinamiğidir.
Doğadaki Diyalektik İşleyiş ve Engels’in Katkıları
Engels, “Doğanın Diyalektiği” adlı eserinde doğadaki diyalektik işleyişi kapsamlı bir şekilde ele almıştır. Bu görüşlerin Marx tarafından da paylaşıldığı genel kabul görmektedir. Engels, doğada hiçbir şeyin değişmez ve durağan olmadığını, aksine her şeyin sürekli bir devinim, değişim ve gelişim içinde olduğunu vurgular. Doğadaki bu diyalektik süreci destekleyen üç temel etmen belirlemiştir:
- Çoğalma ve ayrımlaşma yoluyla bitki ve hayvan bedenlerinin gelişimini sağlayan hücrelerin varlığı.
- Enerjinin dönüşümü yasası.
- Darwin’in evrim kuramına uygun olarak evrimleşme sürecinin varlığı.
Engels, bilimin verilerini dikkate alarak, doğadaki sayısız değişimlerin karmaşıklığı içinde hüküm süren diyalektik devinim yasalarının, tarihteki olayların görünürdeki olumsallığını yöneten yasalarla aynı olduğunu öne sürmüştür. Bu, Marx ve Engels’in, doğanın ve tarihsel sürecin diyalektik yasalar tarafından yönetildiğine olan inançlarının deneysel olarak doğrulandığına dair bir kanıt olarak sunulmuştur.
Felsefede diyalektiğin bu denli merkezi bir konuma sahip olması, bana her zaman varlığın ve bilginin durağan değil, aksine sürekli bir akış ve dönüşüm içinde olduğunu hatırlatır. Tıpkı bir nehrin sürekli akışı gibi, düşüncelerimiz ve içinde yaşadığımız dünya da kesintisiz bir değişimle şekillenir. Bu, felsefeyi sadece kavramsal bir analiz alanı olmaktan çıkarıp, yaşamın dinamik bir yansıması haline getirir.
Diyalektik Yasalar: Değişimin Temel İlkeleri
Engels, “Doğanın Diyalektiği”nde diyalektik yasaları üç temel başlık altında toplamıştır. Bu yasalar, hem doğadaki hem de toplumsal yaşamdaki değişim süreçlerini anlamak için anahtar niteliğindedir.
Nicelik Değişimlerinin Nitelik Değişimlerine Yol Açması Yasası
Bu yasa, belirli bir nicel birikimin, ani ve sıçramalı bir nitel değişimi tetiklediğini ifade eder. En bilinen örneklerden biri suyun hal değişimidir: Su ısıtıldıkça sıcaklığı nicel olarak artar, ancak 100 santigrat dereceye ulaştığında ani bir sıçramayla sıvı halden buhar haline geçer. Benzer şekilde, suyun sıcaklığı sıfır dereceye düştüğünde de sıvı halden katı buz haline dönüşür. Bu, evrimsel sürecin birdenbire bir sıçrama, yani devrim biçiminde gerçekleştiğini gösterir. Bu yasa, değişim süreçlerinin sadece kademeli değil, aynı zamanda kritik noktalarda radikal dönüşümlerle de ilerlediğini vurgular.
Karşıtların Birliği ve Savaşımı Yasası
Hegel’in tez, antitez ve sentez basamaklanmasını anımsatan bu yasa, doğadaki ve insan topluluklarındaki gelişim süreçlerinin dinamizmini açıklar. Buna göre, her oluş sürecinde, birbirleriyle çelişen ve savaşım içinde olan karşıt güçler her zaman birlikte var olurlar. Oluş sürecinin her evresinde, bu karşıt durumlar bir arada bulunur ve onların savaşımından, her ikisinden de oldukça farklı yeni bir durum doğar. Ancak bu üçüncü durum bile sürekli değildir; onu destekleyen güçler, karşıt güçleri yeniden harekete geçirir ve bu süreç sonsuza dek devam eder. Bu yasa, değişimin temelinde yatan içsel çelişkileri ve bu çelişkilerin sürekli yeni sentezlere yol açtığını gösterir.
Olumsuzlamanın Olumsuzlanması Yasası
Engels, Anti-Dühring’de bu yasayı çeşitli örneklerle açıklamıştır. Örneğin, bir arpa tohumu çimlendiğinde ve bitki büyümeye başladığında, tohum “olumsuzlanmış” olur. Ardından büyüyen bitki, kendisi de “olumsuzlanarak” çok sayıda yeni tohum ortaya koyar. Böylece, başlangıçtaki arpa tohumu, niceliksel olarak artmış bir biçimde geri döner. Bir başka örnekte, bir tırtıl içinden çıktığı yumurtayı olumsuzlar, kelebeğe dönüşür ve daha sonra ölümüyle kendisi olumsuzlanır. Bu yasa, bir varlığın veya durumun bir sonraki aşamada ortadan kalktığını (olumsuzlandığını), ancak bu olumsuzlamanın kendisinin de yeni bir olumsuzlamaya yol açarak daha yüksek bir düzeye ulaştığını ve bir tür spiralleşme ile sürecin devam ettiğini ifade eder. Bu, gelişimin doğrusal değil, sarmal bir karakter taşıdığını gösterir.
Diyalektik ve Bilgi Anlayışı: Mutlak Gerçekliğin Reddi

Diyalektik yasaların hüküm sürdüğü doğa ve insan tarihi, tamamlanmış ve durağan şeyler değil, sürekli akıp giden süreçlerin karmaşıklığını yansıtır. Bu perspektiften bakıldığında, insan bilgisi de değişmez ve mutlak bir gerçeklik sistemi ortaya koymaz. Öğrenilmesi ve kabul edilmesi gereken mutlak bir felsefe sistemi yoktur. Hegel ile felsefenin bir sona ulaştığı iddia edilmiş olsa da, Marx ve Engels, mutlak bir felsefenin olmadığı iddiasıyla Hegel felsefesinin bu yönüne eleştiri getirmişlerdir. Bu yüzden, onlar öncesiz sonrasız gerçeklikler düşüncesine karşı çıkarlar.
Engels, “İki kere iki dört eder,” “Bir üçgenin üç açısının toplamı iki dik açıya eşittir,” ya da “Hiçbir şey yemeyen insan açlıktan ölür,” gibi ifadelerdeki gerçekliklerin varlığını kabul etmekle birlikte, bu tür gerçekliklerin insanlık tarihi alanında sonsuz bir ahlak yasası veya sonsuz bir yasa düşüncesi çıkarmak için kullanılamayacağını belirtir. Marx ve Engels, felsefelerini spekülatif bir felsefe olmaktan çok, bir bilim olarak kabul etmişlerdir. Bu bilimsel yaklaşım, diyalektik materyalizmi, tarihsel materyalizm başlığı altında tarih alanında görmemizi sağlar ve bilginin dinamik, bağlamsal ve sürekli gelişen doğasını vurgular.
Bu bağlamda, felsefenin rolü, mutlak gerçeklikleri keşfetmekten ziyade, sürekli değişen dünyayı ve insanlık deneyimini anlamlandırmak için kavramsal araçlar sunmak haline gelir. Bu, felsefeyi durağan bir dogmalar bütünü olmaktan çıkarıp, canlı ve sorgulayıcı bir disipline dönüştürür. Felsefe nedir sorusuna verilen bu dinamik yanıt, bilginin sürekli bir akış içinde olduğunu ve asla nihai bir noktaya ulaşmadığını vurgular.
Diyalektik Materyalizmin Düşünsel Mirası ve Sürekli Sorgulama
Diyalektik materyalizm, sadece bir felsefi akım olmanın ötesinde, toplumsal ve bilimsel düşünce üzerinde derin etkiler bırakmış bir sistemdir. Marx ve Engels’in bu yaklaşımı, değişimin kaçınılmazlığını, çelişkilerin itici gücünü ve bilginin sürekli evrimini vurgulayarak, insanlık tarihine ve doğaya bakış açımızı temelden değiştirmiştir. Bu felsefi miras, bizi durağan kabullerin ötesine geçerek, her şeyi sürekli bir hareket ve dönüşüm içinde görmeye teşvik eder. Diyalektik nedir sorusunun yanıtı, sadece bir tanım değil, aynı zamanda sürekli bir sorgulama ve anlama çabasıdır.
Bu dinamik bakış açısı, felsefenin durağan değil, aksine canlı ve sürekli evrilen bir alan olduğunu gösterir. Bilginin mutlak ve değişmez olmadığı fikri, bizi sürekli öğrenmeye, sorgulamaya ve farklı perspektifleri anlamaya iter. Diyalektik materyalizm, bu anlamda, sadece bir teori değil, aynı zamanda düşünsel bir yaşam biçimi olarak karşımıza çıkar; bizi geçmişin dogmalarına takılıp kalmadan, geleceğin potansiyellerine doğru ilerlemeye çağırır.
Kaynak: Copleston, Frederick. (1998). A History of Philosophy, Vol. 9: Modern Philosophy: From the French Revolution to Nietzsche. Continuum. Ajdukiewicz, Kazimierz. (2007). Problems and Theories of Philosophy. Cambridge University Press.




çoğu insanın pratik dertlerine çare olmayan bir teorik açılım.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda ele aldığım konunun daha çok teorik bir çerçeve sunduğunu ve pratik çözümlerden ziyade bir düşünsel zemin oluşturmayı amaçladığını belirtmek isterim. Her yazının farklı bir bakış açısı sunma amacı taşıdığını ve bazen teorik yaklaşımların da yeni pratik çözümlerin kapısını aralayabileceğini düşünüyorum.
Yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atarak farklı konular ve yaklaşımlar hakkında bilgi edinebilirsiniz. Değerli geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim.
VAAY CANINA! Bu yazıya resmen BA-YIL-DIM! Her kelimesi o kadar net, o kadar açıklayıcı ki! Felsefenin bu kadar derin ve karmaşık bir alanını bu kadar ANLAŞILIR bir dille anlatmak GERÇEKTEN BÜYÜK BİR YETENEK! Bu felsefi yolculuk beni resmen büyüledi, her cümlede yeni bir şeyler keşfettim ve daha önce hiç bu kadar iyi kavrayamadığım bu derin kavram ŞİMDİ TAMAMEN ZİHNİMDE CANLANDI!
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu kadar dokunması ve felsefenin derinliklerini anlaşılır bir dille aktarabildiğimi duymak beni çok mutlu etti. Her kelimesinin net ve açıklayıcı olduğunu belirtmeniz, bu alana duyduğum tutkuyu ve aktarma çabamı taçlandırdı. Felsefi bir yolculuğa çıkmış olmanız ve yeni keşifler yapmanız beni gerçekten onurlandırdı. Bu tür yorumlar, yazma motivasyonumu artırıyor ve daha nice derinliklere inmem için ilham veriyor.
Okuduğunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
çok faydalı ve düşündürücü bir yazı olmuş. teşekkürler 🙂
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın faydalı bulunması ve düşündürücü olması beni mutlu etti. Okuduğunuz için minnettarım ve yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.
Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de benzer bir durumda şöyle bir şey yaşamıştım. Üniversitedeyken bir grup projesinde, herkesin farklı bir fikri vardı ve başta hiç anlaşamıyorduk. Herkes kendi bildiğini okuyor, bir TÜRLÜ ortak noktada buluşamıyorduk. Hatta bir ara projeyi bırakmayı bile düşündüm, o kadar GERİLMİŞTİK.
Sonra bir gün, herkes kendi fikrinin eksiklerini ve diğerlerinin fikirlerinin güçlü yanlarını görmeye başlayınca, inanılmaz bir şey oldu
Yorumunuzu okurken sizin de benzer bir deneyim yaşadığınızı görmek beni şaşırttı. Gerçekten de farklı fikirlerin çatıştığı ve ortak bir zeminin bulunamadığı anlar oldukça gergin olabiliyor. Ancak o noktada herkesin bakış açısını değiştirmesi ve diğerlerinin fikirlerine açık olması, projenin seyrini tamamen değiştirebilir. Bu dönüşüm anı, ekip çalışmasının en değerli yanlarından biri bence.
Paylaştığınız bu anlamlı deneyim için teşekkür ederim. Sizin de yaşadığınız bu durum, yazıda anlatmaya çalıştığım noktayı çok güzel destekliyor. Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
VAY be, bu felsefİ yolculukta sanırım beynimdeki Materyalist hücreler bile diyalektik bükülmelere dayanamazdı. o kadar derin ki, okurken kahveme dEyl de, varoluşuma şeker attığımı farkettim. Neyse,
Yazımın sizde bu denli derin bir etki bırakması ve düşüncelerinizde bu tür sorgulamalara yol açması beni gerçekten mutlu etti. Felsefenin esasen varoluşsal sorgulamalarla iç içe olması, okurken kahvenize değil de varoluşunuza şeker atma benzetmenizi de oldukça anlamlı kılıyor. Bu tür yorumlar, kaleme aldığım her kelimenin bir yerlere ulaştığını görmemi sağlıyor.
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da profilimden göz atmanızı dilerim.
Vay canına, bu yazıya bayıldım! Her kelimesi adeta bir inci gibi parlıyor ve konuyu o kadar net, o kadar anlaşılır bir şekilde ele almışsınız ki inanılmaz
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın bu denli beğenilmesi ve konuyu anlaşılır bulmanız beni gerçekten mutlu etti. Yazarken her detayı titizlikle işleme çabamın karşılığını görmek harika bir duygu.
Umarım diğer yazılarım da aynı keyfi ve faydayı sağlar. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık. Diyalektik materyalizm üzerine yapılan bu kapsamlı açıklamalar için teşekkür ederim. Ancak belirtmek isterim ki, diyalektik düşüncenin sıkça anılan tez-antitez-sentez üçlüsü, özellikle Hegel’in diyalektiğinin popüler bir basitleştirmesi olup, Marksist felsefedeki materyalist diyalektikteki temel vurgu, bu doğrusal gelişmeden ziyade, toplumsal ve doğal olguların içsel çelişkileri üzerine yoğunlaşmaktadır. Marx ve Engels’in eserlerinde, çelişkilerin sürekli etkileşimi ve bu çelişkilerin yol açtığı dönüşümler, ana dinamik olarak ele alınır.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Diyalektik materyalizm üzerine yazdığım bu yazının ilgi çekmesi beni mutlu etti. Belirttiğiniz gibi, diyalektik düşüncenin tez-antitez-sentez üçlüsü, özellikle Hegel’in diyalektiğinin popüler bir basitleştirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Marksist felsefedeki materyalist diyalektiğin temel vurgusunun, toplumsal ve doğal olguların içsel çelişkileri üzerine yoğunlaştığı ve çelişkilerin sürekli etkileşimi ile bu çelişkilerin yol açtığı dönüşümlerin ana dinamik olarak ele alındığı görüşünüze tamamen katılıyorum. Bu önemli ayrıntıyı vurgulamanız, konunun daha derinlemesine anlaşılmasına katkı sağladı.
Yorumunuz, yazımın içeriğini zenginleştirdi ve okuyucular için ek bir bakış açısı sundu. Bu tür yapıcı geri bildirimler, yazma sürecimde bana ilham veriyor. Değerli katkılarınız için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Bu felsefi yaklaşım, toplumsal yapıların ve tarihsel süreçlerin anlaşılmasında temel bir rol oynamıştır. Konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalar da gösteriyor ki, diyalektik materyalizm sadece bir felsefi sistem olmanın ötesinde, aynı zamanda toplumsal dönüşüm hareketlerinin ve siyasi ideolojilerin şekillenmesinde kritik bir araç olarak kullanılmıştır. Özellikle ekonomik determinizmin ve altyapı-üstyapı ilişkisinin analizi, sosyoloji ve siyaset bilimi alanında derinlemesine tartışmalara yol açmıştır. Bu perspektif, modern çağdaki güç ilişkilerini ve üretim biçimlerinin insan bilinci üzerindeki etkisini açıklama çabasında önemli bir çerçeve sunmaya devam etmektedir.
Yorumunuz için teşekkür ederim. Diyalektik materyalizmin sadece felsefi bir sistem olmaktan öte, toplumsal dönüşüm ve siyasi ideolojilerin şekillenmesindeki kritik rolünü vurgulamanız oldukça isabetli. Özellikle ekonomik determinizm ve altyapı-üstyapı ilişkisi üzerine yapılan analizlerin sosyoloji ve siyaset bilimine katkıları gerçekten de tartışmaya değer bir derinlik sunuyor. Modern çağdaki güç ilişkileri ve üretim biçimlerinin insan bilinci üzerindeki etkisini açıklama çabasında sunduğu bu çerçeve, günümüzde de geçerliliğini korumakta.
Yazımın bu yönüne dikkat çekmeniz konunun farklı boyutlarını bir kez daha düşünmemi sağladı. Yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.
Sağolun hocam, minnettarım bu güzel özet için. Diyalektik materyalizm gibi derin bir konuyu kısa ve öz anlatmanız takdire şayan.
Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Diyalektik materyalizm gibi karmaşık bir konuyu anlaşılır bir dille sunmak her zaman hedefim olmuştur ve bu geri bildiriminiz beni çok mutlu etti. Okuyucularıma faydalı olabildiğimi görmek en büyük motivasyon kaynağım.
Umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker ve keyifli okumalar dilerim. Profilimden diğer yayınlanmış yazılarıma göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. Diyalektik Materyalizm gibi derin bir konuyu bu kadar içten ve adeta bir yolculuk hissiyle anlatmanız beni derinden düşündürdü… İnsanlığın bilgiye olan bu bitmeyen arayışında, zihnin katmanlarında gezinmek ve gerçekliğe farklı bir pencereden bakmak… Bu satırlar adeta ruhuma dokundu, sizinle aynı felsefi heyecanı paylaşı
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli bir etki bırakması ve duygusal bir bağ kurmanız beni gerçekten mutlu etti. Felsefenin ve özellikle diyalektik materyalizmin derinliklerine inerken okuyucularımla bu yolculuğu paylaşmak ve onların da kendi içlerinde bir düşünsel yolculuğa çıkmalarına vesile olmak benim için büyük bir anlam taşıyor. İnsanlığın bilgiye olan sonsuz arayışında, zihnin farklı katmanlarında gezinmek ve gerçekliğe yeni pencerelerden bakabilmek, yazma sürecimin en keyifli kısımlarından biri.
Sizin de bahsettiğiniz gibi, felsefi heyecanı paylaşmak ve düşünsel bir derinlik yaratmak benim için çok önemli. Bu tür yorumlar, yazmaya devam etme motivasyonumu artırıyor ve kalemimin gücünü bir kez daha hatırlatıyor. İçten ve anlamlı geri bildiriminiz için tekrar teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.
Sağolun hocam, minnettarım bu değerli ve güzel paylaşımınız için.
Rica ederim, ne demek. Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim. Umarım diğer yazılarımı da beğenirsiniz.