Yaşam Tarzı

Diğerkâmlık Nedir: Başkalarını Düşünme Sanatı ve Özgecilik

Peki ya başka insanları da en az kendisi kadar seven biri? Her birimiz kendimizi severiz, çıkarlarımızı gözetiriz; bu, doğal bir insani güdüdür. Ancak çevremizdeki insanları da aynı hassasiyetle sevme ve onların faydasını düşünme noktasına geldiğimizde, işte tam da burada kâmil insan ile bencil insan arasındaki ayrım belirginleşir. Bencil insan sadece kendi menfaatlerini ön planda tutarken, başkalarını da kendisi kadar seven ve onların iyiliğini gözeten kişi “diğerkâm” olarak adlandırılır.

Kökeni Farsça “diğer” (başka) ve “kâm” (sevgi, arzu, mutluluk) kelimelerinin birleşiminden gelen “diğerkâm”, dilimizde “özgeci” şeklinde de karşılık bulan bir sıfattır. Bu kavram, yalnızca kendi çıkarlarını düşünmeyip, başkalarını da en az kendisi kadar seven ve onların yararını gözeten bir duruşu ifade eder. Hiçbir kişisel karşılık beklemeksizin, başka insanların iyiliğini arayan ve onlar için faydalı işler yapmayı ilke edinen bu kişiler, yeri geldiğinde kendi menfaatlerinden bile vazgeçebilir, başkalarının mutluluğuyla mutlu olabilirler.

Diğerkâm İnsanların Özellikleri ve Davranışları

Diğerkâm insanlar, gerçek anlamda fedakâr bireylerdir. Onlar için başkalarının refahı, bazen kendi kişisel çıkarlarının bile önüne geçebilir. Bu durum, bazılarına garip gelse de, diğerkâmlığın özünde yatan derin bir inceliktir. Kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmekten ziyade, bencilce davranmayıp, olgun bir bakış açısıyla başkalarını da kapsayan bir düşünce yapısına sahiptirler. Bu davranışları asla göz boyamak için değil, tamamen içten gelen bir arzuyla gerçekleştirirler.

Diğerkâmlık, basit bir iyilik yapma eyleminden çok daha fazlasını ifade eder. Bu, bir yaşam felsefesi, bir varoluş biçimidir. Diğerkâm kişiler, toplumsal bağları güçlendiren ve çevresine pozitif enerji yayan duygusal bir iyileşme ve denge hali sunar. Onların davranışları, sadece bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumun genel huzurunu ve refahını da artırır.

    • Kendi Menfaatinden Feragat Etme: Diğerkâm kişiler, başkalarının iyiliği için kendi çıkarlarından vazgeçebilirler. Örneğin, bir ağacın en üst dallarındaki meyveleri zorlukla toplayıp, kendileri yemek yerine aşağıdakilere ikram ederek mutlu olurlar. “Bana ne, isteyen kendisi çıksın alsın” demek yerine, “Bu güzel insanları mutlu etmek beni de sevindirir” diye düşünürler.
    • Karşılık Beklemeden Yardım Etme: Onlar için yardımseverlik, bir beklenti değil, bir içsel tatmin kaynağıdır. Yaptıkları iyiliklerin karşılığını maddi veya manevi olarak aramazlar.
    • Başkalarının Mutluluğundan Mutluluk Duyma: Diğerkâm insanlar, başkalarının sevinçleri ve başarılarıyla samimi bir şekilde mutlu olurlar. Bu, onların ruhsal zenginliğinin bir göstergesidir.
    • Empati ve Ötesi: Eyleme Geçme: Sadece empati kurmakla kalmaz, yani başkalarının duygularını anlamakla yetinmezler. Bu anlayışı, somut davranışlara dönüştürerek aktif bir şekilde yardımda bulunurlar.
    • Gerçekçi ve Samimi Niyet: Diğerkâmlıkta en önemli unsurlardan biri niyetin saflığıdır. Bu kişiler, gösterişten uzak, gerçek bir iyilik yapma arzusuyla hareket ederler. Bu sayede, kendini ihmal etme tuzağına düşmeden dengeyi koruyabilirler.

“Askıda Ekmek” Geleneği Gibi Diğerkâm Örnekler

Günümüz toplumunda, gerçekten diğerkâm insanlara ne kadar rastlıyoruz? Çocuklarımıza arkadaşlarıyla oynarken paylaşmayı mı, yoksa sadece kendi çıkarlarını korumasını mı öğütlüyoruz? Sokakta kavga edenleri gördüğümüzde, zarar görüp görmeyeceğimizi defalarca düşünmek, modern dünyanın bir gerçeği mi oldu?

Oysa geçmişimizde, diğerkâmlığın en güzel örneklerinden biri olan “askıda ekmek” geleneği gibi uygulamalar vardı. Bu gelenek, fırınlarda bir ekmek parası ödeyip, ihtiyacı olan bir başkasının alması için ekmek bırakmak anlamına geliyordu. Kimin bıraktığı bilinmez, kimin aldığı da. Tamamen karşılıksız, tamamen özgeci bir davranış. Bu sadece ekmekle sınırlı kalmaz, bakkallarda “askıda meyve” veya “askıda sebze” gibi çeşitlenebilirdi.

Bugünün öğrencilerinin hayatında da diğerkâmlık örnekleri çoğaltılabilir. Örneğin, bir ders projesinde zorlanan bir arkadaşına yardım etmek, kendi zamanından ayırarak ona konuları anlatmak ya da sınav notlarını çekinmeden paylaşmak, gerçek bir diğerkâm davranışıdır. Kütüphanede sessizce çalışan birinin rahatını bozmamak, sıranın kendisine gelmesini sabırla beklemek de toplumsal özgeciliğin küçük ama değerli adımlarıdır.

Fedakârlığın Ötesinde: Empati ve Eylem Birleşimi

Diğerkâmlık, sadece “empati” kurmaktan, yani başkalarının duygularını anlamaktan çok daha ileri bir duruştur. Bu, anladığın duyguyu hissedebilmek ve bu hissin seni eyleme geçmeye itmesidir. Cephede, henüz yeni evli silah arkadaşı zarar görmesin diye kendini siper eden bir askerin fedakârlığı veya buz gibi bir havada üşüyen bir çocuğa üzerindeki hırkasını çıkarıp veren bir bireyin davranışı, diğerkâmlığın en güçlü tezahürleridir.

Bu insanlar sadece düşünsel düzeyde değil, aynı zamanda davranışsal düzeyde de büyük bir fedakârlık sergilerler. Başkalarının duygu ve düşüncelerini kavramanın ötesinde, onları gerçekten içlerinde hissederler ve bu his onları somut bir adıma yönlendirir. Mesela, toplu taşıma araçlarında yaşlı veya hamile birine yer vermek, sadece nezaket değil, aynı zamanda o kişinin yorgunluğunu hissedip rahat etmesini sağlamak amacıyla yapılan özgeci bir davranıştır. Okulda, kantinde kuyrukta beklerken, zamanı kısıtlı olan bir öğrencinin öne geçmesine izin vermek de küçük ama anlamlı bir diğerkâmlık örneğidir.

Toplumsal sorunlara karşı duyarsız kalmayıp, gönüllü kuruluşlarda yer almak, yardıma muhtaç insanlara destek olmak için zaman ve enerji harcamak da bu eyleme geçme halinin birer yansımasıdır. Diğerkâm bireyler, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eder ve daha iyi bir dünya için üzerlerine düşeni yapmaya çabalarlar.

Dervişin Kıssasıyla Diğerkâmlığı Anlamak

Dervişin kıssası, diğerkâmlığın teoriden pratiğe nasıl dönüştüğünü en çarpıcı şekilde anlatan öğretici bir hikayedir. Bir gün bir dervişe, “Sevgiyi gerçekten yaşayan insanlarla, onun sadece sözünü edenler arasında nasıl bir fark vardır?” diye sorarlar. Derviş bu soruyu karmaşık felsefi cümlelerle açıklamak yerine, herkesin anlayabileceği somut bir örnekle yanıtlamak ister.

İlk olarak, sevginin sadece sözünü eden, onu gönlüne indirememiş kişileri sofrasına davet eder. Sofraya sıcak çorbalar konur, ancak her birine kol uzunluğunda, kocaman derviş kaşıkları verilir. “Tek şartım var, çorbaları bu kaşıkla içeceksiniz” der derviş. Fakat uzun kaşıklarla kendi ağızlarına çorba götürmeleri imkansızdır; çorba her yere dökülür, saçılır. Sevgi sofrasından hepsi aç kalkar, çünkü sadece kendilerini düşünmüşlerdir.

Ardından derviş, sevgiyi gerçekten yaşayan, aydınlık yüzlü, gözleri sevgiyle dolu, yani bizim tabirimizle diğerkâm insanları aynı sofraya davet eder. Onlara da aynı çorba ve uzun kaşıklar verilir. Ancak bu insanlar, kendilerinden önce başkalarını düşündükleri için, kaşıkları çorbaya daldırır daldırmaz, karşılarındakine içirirler. Bu sayede sofradan hepsi doyarak kalkar, çünkü birlikte paylaşmanın ve birbirini doyurmanın mutluluğunu yaşamışlardır.

İşte gerçek diğerkâmlık, dervişin bu kıssasında anlatıldığı gibidir. Bu, sadece zihinde başkalarını düşünmek değil, o düşünceyi eyleme dökerek, karşılıksız bir iyilik yapmak ve başkalarının hayatına dokunmaktır. Kamil bir davranış sergileyerek, hem kendini hem de çevresini mutlu edebilme sanatıdır.

Toplumsal Bağları Güçlendiren Diğerkâmlık

Diğerkâmlık, bireysel ve toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olarak, insan ilişkilerini zenginleştiren ve toplumsal dayanışmayı artıran güçlü bir değerdir. Başkalarını en az kendimiz kadar düşünmek ve onların iyiliği için çabalamak, sadece alıcıyı değil, vereni de mutlu eden bir erdemdir.

Bu derin insani özellik, empatinin ötesine geçerek somut eylemlerle hayat bulur ve çevremizdeki insanlarla kurduğumuz bağları güçlendirir. Siz de kendi hayatınızda diğerkâmlık örnekleri sergileyerek daha anlamlı bir yaşam inşa edebilir, çevrenizdeki öğrencilere ilham verebilirsiniz. Unutmayın, küçük bir iyilik bile büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Diğerkâmlık üzerine düşüncelerinizi veya kendi deneyimlerinizi bizimle paylaşmaktan çekinmeyin, bu değerli konu hakkında daha fazla tartışma yürütmekten memnuniyet duyarız!

İlgili Makaleler

18 Yorum

  1. Bu yazıyı okurken içimde tarifsiz bir sıcaklık hissettim, sanki kalbime dokundu… Başkalarını düşünmenin, o özgecilik ruhunun ne kadar değerli ve aslında insanı ne kadar zenginleştiren bir şey olduğunu bir kez daha derinden anladım. Günümüzde böyle konuları okumak, insanlığa dair umutlarımı yeşertiyor ve beni gerçekten çok duygulandırdı. Sizinle aynı hisleri paylaşıyorum, bu sanatın daha çok insana ulaşması dileğiyle…

    1. Yorumunuzu okumak benim için de büyük bir mutluluk oldu. Yazdıklarımın kalbinize dokunması ve size bu denli sıcak hisler yaşatması, yazma amacıma ulaştığımı gösteriyor. Başkalarını düşünmenin ve o özgecilik ruhunun ne denli kıymetli olduğunu sizin de hissetmeniz, aslında hepimizin içindeki o iyiye dair umudu canlı tutuyor. Bu duyguları paylaştığımızı bilmek, beni de çok duygulandırdı.

      Bu sanatın daha çok insana ulaşması dileğinize yürekten katılıyorum. Umarım bu tür düşünceler ve hisler, toplumumuzda daha geniş kitlelere yayılır ve hepimizi daha iyiye doğru taşır. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Dilerseniz profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  2. Diğerkâmlık üzerine yapılan bu değerli analiz, beni derinlemesine bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Zira bu durum, sadece insan ilişkilerinin bir boyutu olmaktan öte, bizzat varoluşun kendisiyle olan ilişkimizin bir yansıması değil midir? Kendini sevme ve kendi çıkarlarını gözetme güdüsü ne kadar ilkel ve doğal bir itici güçse, bu çemberi kırıp “öteki”ni de aynı hassasiyetle kucaklama çabası, belki de benlik algımızın sınırlarını zorlama, bireysel egonun dar kalıplarından sıyrılıp kolektif bilincin o uçsuz bucaksız denizine açılma arayışımızın bir yankısıdır. Peki ya başkasını kendin kadar sevme eylemi, aslında o “öteki”nde kendini görme, evrensel bir birliğin, tüm canlılığı birbirine bağlayan görünmez iplerin farkına varma anıysa? Her birimiz, bu kozmik orkestranın farklı enstrümanlarıyız; diğerkâmlık ise, kendi melodimizi çalarken, diğer seslere kulak verme, hatta onlarla uyum içinde yeni bir armoni yaratma çabasıdır. Bu durumda bencillik, sadece bir karaktere özgü bir kusur olmaktan çıkıp, varoluşun birbirine örülü yapısını idrak edemeyişimizin, o büyük bütünün bir parçası olduğumuzu unutuşumuzun trajik bir göstergesi olabilir mi? Belki de hakiki özgürlük, kendi çıkarlarımızın ötesine geçip, tüm varoluşla bir olma hissini tattığımız o anlarda gizlidir.

    1. Bu yorumunuz, yazımın özünü çok güzel bir şekilde yakalamış ve hatta üzerine yeni katmanlar eklemiş. Diğerkâmlığın sadece bir davranış biçimi değil, varoluşsal bir arayış, benlik algımızın sınırlarını zorlama ve kolektif bilincin bir parçası olma çabası olarak görülmesi gerektiği fikriniz oldukça değerli. Özellikle “öteki”nde kendini görme ve evrensel bir birliğin farkına varma anı olarak tanımlamanız, konuya derinlik katıyor.

      Bencilliğin, varoluşun birbirine örülü yapısını idrak edemeyişimizin bir göstergesi olabileceği çıkarımınız da oldukça düşündürücü. Hakiki özgürlüğün, kendi çıkarlarımızın ötesine geçip tüm varoluşla bir olma hissini tattığımız anlarda gizli olduğu fikrinizle de tamamen hemfikirim. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, değerli katkılarınız benim için ilham verici oldu. Profilimden başka yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  3. Başkalarını düşünmek demişken benim de komşu var hiç düşünceli değil hep gürültü yapıyo

    1. Komşunuzun bu davranışları gerçekten de rahatsız edici olabilir. Empati ve karşılıklı saygı, ilişkilerde çok önemli. Bazen insanlar farkında olmadan başkalarını rahatsız edebilir, bazen de bilerek. Bu gibi durumlarda iletişim kurmak, eğer mümkünse, bir çözüm yolu olabilir. Umarım daha huzurlu bir ortam bulabilirsiniz.

      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  4. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Yazıdan anladığım kadarıyla, diğerkâmlık kendimizi sevdiğimiz gibi başkalarını da sevmek ve onların çıkarlarını gözetmek demek. Bencillik ile diğerkâmlık arasındaki ayrım da tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Bu bilgiyi kendim için bir eylem planına dönüştürürken, öncelikle kendi içimdeki doğal ben merkezliliği fark edeceğim. Ardından, bir karar alırken veya bir eylemde bulunurken sadece kendi faydamı değil, çevremdeki insanların faydasını da aktif olarak düşünmeye özen göstereceğim. Son olarak, küçük de olsa başkalarının iyiliğine katkıda bulunacak fırsatları yakalamaya çalışacak ve bu şekilde daha diğerkâm bir tutum sergilemeyi hedefleyeceğim.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazıdan anladıklarınız ve bunu bir eylem planına dönüştürme şekliniz beni oldukça etkiledi. Özellikle kendi ben merkezliliğini fark edip, kararlarınızda başkalarının faydasını da gözetme ve küçük fırsatları değerlendirme hedefiniz, diğerkâmlığın özünü çok güzel yakalıyor. Bu tür içselleştirme ve uygulama çabaları, yazının amacına ulaştığını gösteriyor.

      Düşüncelerinizi bu kadar net bir şekilde ifade etmeniz ve somut adımlar belirlemeniz, okuyucular için de ilham verici olacaktır. Değerli katkınız için tekrar teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  5. şU ‘başkalarıNı düşünmE sanAtı’ dediklEri şeY, aslında kenDi vicdanımıZın pasınI silmE sanAtı deYil mi biRzaZ da? yoksA o içteN gelen ‘ben ne kAdar da iyi biriyİm’ hissi, tamamen tEsadüf mü oluYor şimdi? bence bu, ‘özgecİlik’ kılıfına sarılmış, uStaca bi’ ‘kendinE iyi hissetmE’ sanAtı deYil de ne? neyse, ben gidip bi komşuYa yardım edeyim de, içimdEki o gizLi ego tatmin olSun barİ. (ah, pardon, iyilik yapacaktım ben.)

    1. Yorumunuz gerçekten düşündürücü bir bakış açısı sunuyor. Başkalarını düşünme eyleminin altında yatan motivasyonları sorgulamanız, konunun derinliklerine inmemizi sağlıyor. Vicdanın pasını silme veya içsel bir tatmin arayışı gibi insani dürtülerin, özgecilikle nasıl iç içe geçebileceği üzerine düşünmek, aslında insan doğasının karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu ikilemler, iyiliğin tanımını ve niyetin önemini her zaman tartışmaya açık bırakıyor.

      İyilik yapma eyleminin altında yatan her ne olursa olsun, sonuçta bir başkasına dokunuyor olması ve onun hayatında olumlu bir fark yaratması da göz ardı edilmemeli diye düşünüyorum. Bu karmaşık denklemin içinde, hem kendimize hem de çevremize karşı dürüst bir yaklaşım sergilemek, belki de en kıymetli olanıdır. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  6. Bu yazı, başkalarını düşünme sanatının ne kadar kıymetli olduğunu çok güzel bir dille anlatmış. Özellikle özgeciliğin sadece karşı tarafa değil, aslında bireyin kendisine de manevi bir doyum sağladığı fikri oldukça düşündürücü. Ancak benim aklıma takılan bir nokta oldu: Peki, bu diğerkâmlığın aşırıya kaçtığı veya yanlış yönlendirildiği durumlarda, bireyin kendi sınırlarını koruma ve kişisel refahı üzerindeki etkisi ne olurdu? Yani, her zaman başkalarını ön planda tutmak, uzun vadede kişinin kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmesine yol açabilir mi? Bu dengeyi nasıl kurabiliriz, bu konuda daha fazla bilgi veya örnek verebilir misiniz?

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, yazının temel mesajını çok iyi yakalamışsınız. Özgeciliğin bireye sağladığı manevi doyum fikri, aslında yazının en can alıcı noktalarından biriydi. Diğerkâmlığın aşırıya kaçtığı veya yanlış yönlendirildiği durumlar konusundaki endişeniz ise kesinlikle haklı ve oldukça önemli bir noktaya değiniyor.

      Bu dengeyi kurmak, aslında özgeciliğin en zorlu ama bir o kadar da kıymetli yönlerinden biri. Başkalarını düşünmek elbette değerli, ancak kendi ihtiyaçlarımızı tamamen göz ardı etmek, uzun vadede ne bize ne de etrafımızdakilere fayda sağlar. Sağlıklı bir diğerkâmlık, kişinin kendi sınırlarını bilmesi ve kendi refahını da gözetmesiyle mümkün olur. Bu konuda daha fazla örnek ve derinlemesine incelemeler için profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim.

  7. Sağolun hocam, minnettarım. Diğerkâmlık konusunu çok güzel özetlemişsiniz. Benim sevgilim de bazen böyle hatalar yapıyor, bu yazıyı ona da okutacağım.

    1. Yorumunuz için ben teşekkür ederim. Diğerkâmlık gibi derin bir konuyu bu kadar güzel anladığınızı görmek beni mutlu etti. Umarım yazım, sevgilinizle olan ilişkinize de güzel bir ışık tutar ve faydalı olur.

      Yazılarımı takip etmeye devam etmenizi ve diğer yayınlamış olduğum yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  8. bu diğerkâmlık deyil miydi o? hep bi Başkası için sahneye Çıkma, Alkış beklemeden… ama kabul edelim, o İçteki ‘oh ne iyi insanım’ hissi de fena Değil hani. sanırım en büyük Sanat, bu hissi de diğerkâmlık sanatı Adı altında pazarlamak. ne dersiniz?

    1. Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz. Diğerkâmlığın tanımı ve içsel motivasyonları arasındaki o ince çizgi gerçekten de düşündürücü. Başkası için bir şeyler yaparken hissedilen o tatmin, saf bir iyilik hali mi yoksa kendi egomuzu besleyen gizli bir ödül mü, bu tartışmaya açık bir konu. Sanırım her eylemde biraz da kendimize dönük bir şeyler bulmak mümkün. Önemli olanın, bu içsel tatminin, başkalarına faydalı olma arzumuzu gölgede bırakmaması olduğunu düşünüyorum.

      Dediğiniz gibi, bu hissi de bir sanat olarak görmek mümkün. Belki de insan doğasının karmaşıklığı tam da burada yatıyor. Samimi bir yardımseverlik ile kendi içsel tatminimiz arasındaki dengeyi bulmak, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  9. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Yazıdan anladığım kadarıyla, kendimizi sevmek ve çıkarlarımızı gözetmek doğal bir insanlık hali olsa da, asıl olgunluk başkalarını da en az kendimiz kadar sevmek ve onların iyiliğini düşünmekle ortaya çıkıyor. Bencil kişi sadece kendi menfaatini düşünürken, diğerkâm kişi hem kendini hem de çevresindekileri düşünerek onların faydasını gözeten biri oluyor. Bu bilgiler ışığında, kendim için şöyle bir eylem planı çıkarıyorum: Öncelikle, kendi doğal eğilimim olan benmerkezciliği fark edeceğim. Ardından, gün içinde karşılaştığım durumlarda sadece kendi çıkarımı değil, çevremdeki insanların da faydasını nasıl gözetebileceğimi aktif olarak düşüneceğim ve bu düşüncelerimi somut adımlara dönüştürmeye çalışacağım. Son olarak, küçük de olsa başkalarının iyiliğine yönelik adımlar atarak diğerkâmlık sanatını hayatıma daha fazla katmaya özen göstereceğim.

    1. Yorumunuzu okumak benim için çok değerliydi. Yazıda anlatmaya çalıştığım temel düşünceleri bu kadar net bir şekilde özetleyip üzerine kendi eylem planınızı oluşturmanız beni gerçekten mutlu etti. Kendimizi tanımak ve benmerkezciliğimizi fark etmek, başkalarına karşı daha duyarlı olmanın ilk adımıdır. Bu farkındalıkla atacağınız her küçük adım, sadece sizin için değil, çevrenizdeki herkes için de olumlu bir etki yaratacaktır.

      Diğerkâmlık, zamanla gelişen ve pratikle pekişen bir sanattır. Bu yola çıkmaya karar vermeniz ve somut adımlar atmayı planlamanız takdire şayan. Unutmayın ki her başlangıç, büyük değişimlerin habercisidir. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu