Psikoloji

Delik Fobisi (Tripofobi) Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Gündelik hayatta karşılaştığımız bazı desenler, içimizde beklenmedik ve yoğun bir rahatsızlık hissi uyandırabilir. Özellikle kümelenmiş delikler, kabarcıklar veya düzensiz boşluklara karşı duyulan bu mantık dışı korku ve tiksinti, delik fobisi olarak da bilinen tripofobi ile açıklanır. Bu durum, basit bir görsel rahatsızlığın çok ötesinde, bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek güçlü fiziksel ve psikolojik tepkilere neden olabilir. Peki, sıkça merak edilen tripofobi nedir ve bu yoğun histen kurtulmak mümkün müdür?

Bu kapsamlı rehberde, delik fobisinin ne olduğunu, en yaygın belirtilerini, altında yatan olası nedenleri ve bilimsel temellere dayanan tedavi yöntemlerini derinlemesine ele alacağız. Ayrıca, bu durumla başa çıkmanıza yardımcı olacak pratik stratejiler ve uzman tavsiyeleri sunarak zihinsel sağlığınızı desteklemeyi amaçlıyoruz.

Tripofobi’yi Anlamak: Delik Fobisi Nedir?

Delik fobisi, yani bilimsel adıyla tripofobi, Yunanca “delik” anlamına gelen “trýpa” ve “korku” anlamına gelen “phóbos” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Bu fobi, bal peteği, sünger, lotus çiçeği tohum kapsülü, delikli peynirler veya çileğin yüzeyi gibi çok sayıda küçük deliğin bir araya geldiği kümelenmiş desenlere karşı duyulan yoğun tiksinti veya korku halidir. Resmi olarak Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) spesifik bir fobi olarak sınıflandırılmasa da, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve üzerine araştırmaların devam ettiği yaygın bir rahatsızlıktır.

Tripofobik reaksiyonlar kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle rahatsız edici desenleri içeren görsellerle tetiklenir. Bu tepkiler yalnızca korku değil, aynı zamanda yoğun bir mide bulantısı, kaşıntı, ürperti ve tüylerin diken diken olması gibi tiksinti odaklı bedensel duyumları da içerir. Birçok insan, bu tür desenlerin bilinçaltında bir tehdit veya hastalık algısı yarattığına inanır.

Yaygın Tripofobi Belirtileri Nelerdir?

Tripofobi belirtileri, rahatsız edici bir desenle karşılaşıldığında hem fiziksel hem de psikolojik düzeyde kendini gösterir. Bu belirtilerin şiddeti ve türü kişiden kişiye farklılık gösterebilir, ancak genellikle ortak tepkiler gözlemlenir. Kişi, bu desenleri gördüğünde sadece bir tiksinti değil, aynı zamanda kontrol edemediği bir rahatsızlık ve kaçma isteği yaşar.

  • Şiddetli kaşıntı ve deride bir şeylerin gezdiği hissi
  • Mide bulantısı veya kusma isteği
  • Tüylerin diken diken olması ve ani ürperti
  • Baş dönmesi, sersemlik veya bayılacak gibi hissetme
  • Kalp çarpıntısı ve nefes almada güçlük
  • Aşırı terleme ve titreme
  • Yoğun kaygı, huzursuzluk ve panik atak benzeri semptomlar
  • Görselden hemen uzaklaşma veya gözleri kapatma dürtüsü
  • İğrenme, öfke veya sinirlilik hali
  • Vücutta karıncalanma veya uyuşma hissi

Bu belirtiler, özellikle delikli el fobisi veya delikli yüzey fobisi gibi spesifik tetikleyicilere karşı daha yoğun bir şekilde ortaya çıkabilir. Bazı bireylerde semptomlar o kadar şiddetlidir ki, delikli şeylere bakamama fobisi nedeniyle günlük yaşamları ciddi anlamda kısıtlanabilir.

Delik Fobisi Neden Olur? Bilimsel Teoriler

Delik fobisi neden olur sorusunun yanıtı bilim dünyasında henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, bu rahatsızlığın kökenlerini açıklamaya yönelik birkaç güçlü teori bulunmaktadır. Bu teoriler, evrimsel adaptasyonlardan beynin görsel işleme mekanizmalarına kadar farklı bakış açıları sunar.

En yaygın teorilerden biri, tripofobinin evrimsel bir hayatta kalma mekanizması olduğudur. Buna göre, küçük deliklerden veya beneklerden oluşan desenler, zehirli hayvanların (yılan, ahtapot vb.) derisini veya hastalık taşıyan cilt lezyonlarını andırır. Atalarımız bu tür desenlerden kaçınarak hayatta kaldığı için, bu tiksinti ve korku tepkisi günümüze kadar aktarılmış bilinçdışı bir savunma mekanizması olabilir.

Bir diğer bilimsel yaklaşım ise, tripofobinin beynin görsel işleme biçimiyle ilgili olduğunu öne sürer. Yoğun, tekrarlayan ve yüksek kontrastlı delikli desenler, beynin görsel korteksinde aşırı bir uyarılmaya neden olarak rahatsızlık ve yorgunluk hissi yaratabilir. Bu durum, beynin bu karmaşık desenleri verimli bir şekilde işleyememesinden kaynaklanan bir tür “görsel stres” olarak da tanımlanabilir.

Tripofobi Tedavisi: Delik Fobisi Nasıl Geçer?

Delik fobisi tedavisi, semptomların şiddetine ve bireyin günlük yaşamı üzerindeki etkisine bağlı olarak çeşitli yöntemler içerebilir. Tedavinin temel amacı, tetikleyici desenlere karşı duyulan yoğun rahatsızlığı yönetilebilir bir seviyeye indirmek ve kişinin yaşam kalitesini artırmaktır. Bu süreçte kaygı ve anksiyete yönetimi teknikleri önemli bir rol oynar.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), delik fobisi gibi özgül fobilerin tedavisinde en etkili ve kanıta dayalı yöntemlerden biridir. Bu terapi, bireyin tetikleyici görsellere karşı geliştirdiği olumsuz ve otomatik düşünce kalıplarını fark etmesine ve bunları daha gerçekçi olanlarla değiştirmesine odaklanır. Terapist eşliğinde, kişi bu desenleri bir tehdit olarak algılamaktan vazgeçerek daha sağlıklı tepkiler vermeyi öğrenir.

Maruz Bırakma Terapisi (Exposure Therapy)

BDT’nin bir parçası olan maruz bırakma terapisi, delik fobisi nasıl geçer sorusunun en pratik cevaplarından birini sunar. Bu yöntemde kişi, bir terapistin kontrolünde ve güvenli bir ortamda, korktuğu veya tiksindiği delikli desenlere kademeli olarak maruz bırakılır. Amaç, zamanla bu görsellere karşı duyarsızlaşmasını sağlamak ve kaygı tepkisini azaltmaktır.

Gevşeme ve Farkındalık Teknikleri

Stres ve kaygı anında bedeni kontrol altına almayı sağlayan derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşemesi ve mindfulness (bilinçli farkındalık) gibi teknikler, tripofobi belirtilerini hafifletmede oldukça etkilidir. Bu teknikler, anksiyete tepkisini yönetmeye ve zihinsel bir denge kurmaya yardımcı olur.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Destek

Genel kaygı düzeyini düşürmek, tripofobi ile başa çıkmayı kolaylaştırabilir. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve kafein gibi uyarıcılardan kaçınmak bu süreçte faydalıdır. Aile ve arkadaşlardan destek almak da önemlidir. Eğer fobi günlük yaşamınızı engelliyorsa, bir destek grubuna katılmak veya psikolojik danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak en doğru adım olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorularla Tripofobi

Delik fobisiyle yaşamak zorlayıcı olabilir, ancak doğru stratejiler ve profesyonel destekle bu durumun üstesinden gelmek mümkündür. Zihinsel sağlığınıza öncelik vererek yaşam kalitenizi artıracak adımlar atabilirsiniz.

Delik Fobisi (Tripofobi) Ne Demek?

Delik fobisi (tripofobi) ne demek sorusunun en basit yanıtı; küçük, düzensiz ve kümelenmiş deliklere, tümseklere veya desenlere karşı duyulan mantık dışı bir korku, tiksinti veya rahatsızlık durumudur. Bu durum, kişide kaşıntı, mide bulantısı ve kaygı gibi yoğun fiziksel ve duygusal tepkilere yol açabilir.

Delikli Şeylere Bakamama Fobisi Nedir?

Delikli şeylere bakamama fobisi, tripofobinin halk arasındaki yaygın ifadesidir. Bireylerin bal peteği, sünger, bitki tohumları veya köpüklü yüzeyler gibi küçük ve bir araya gelmiş delikli görsellere karşı yoğun bir rahatsızlık, iğrenme veya korku hissetmesi durumunu tanımlar.

Delik Fobisi Testi Var Mı?

Klinik olarak onaylanmış, standart bir delik fobisi testi bulunmamaktadır. Tanı, bir ruh sağlığı uzmanı tarafından kişinin belirtileri, bu belirtilerin şiddeti ve günlük yaşam üzerindeki etkileri değerlendirilerek konulur. İnternetteki testler, yalnızca kişisel bir farkındalık yaratabilir ancak tanı koyma gücüne sahip değildir.

Psikoloji Meraklısı

Herkese merhaba ben Metin Avcı. Bugüne kadar bir çok psikoloji, kişisel gelişim ve ilişkiler hakkında içerikler ürettim. Şimdi ise BlogLabs web sitesinde içerik üretiyorum. Psikoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Gerek okullarda gerekse de staj yerlerinde öğrendiğim şeyleri burada paylaşmaktan geri durmuyorum. Bir konu hakkında olabilecek tüm kaynakları taramaya çalışıyorum.Ardından sizlere bu güzel içerikleri paylaşıyorum. Takip edin.

İlgili Makaleler

24 Yorum

  1. Bu kapsamlı yazı, bahsettiğiniz konuya dair genel bir çerçeve sunarak oldukça bilgilendirici olmuş. Ancak, belirtilen durumun bir fobi olarak klinik tanısı ve DSM-5 veya ICD gibi uluslararası tanı kılavuzlarındaki yeri üzerine biraz daha detay verilebilir miydi diye düşündüm. Ayrıca, bu durumun evrimsel kökenleri veya biyolojik yatkınlıklar üzerine yapılan güncel araştırmalardan bahsedilmesi, konuya farklı bir bilimsel boyut katabilirdi. Belki de bu fobinin yaygınlığı ve toplumsal algısı üzerine de kısa bir değini, okuyucuların konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirmesine yardımcı olurdu.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın genel bir çerçeve sunma amacı taşıdığını belirtmeniz beni mutlu etti. Fobinin klinik tanısı, DSM-5 ve ICD kılavuzlarındaki yeri ile evrimsel kökenleri ve biyolojik yatkınlıklar üzerine güncel araştırmalara değinme önerileriniz oldukça değerli. Bu konuları ayrı bir yazıda daha detaylı ele almayı düşünebilirim. Aynı zamanda, fobinin yaygınlığı ve toplumsal algısı üzerine de ilerleyen yazılarımda durabilirim.

      Değerli geri bildirimleriniz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  2. Yazınızı ilgiyle okudum, elinize sağlık. Delik fobisi üzerine derli toplu bilgiler sunduğunuz için teşekkür ederim. Ancak belirtmek isterim ki, tripofobi genellikle bir fobi olarak anılsa da, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanısal ve istatistiksel el kitabı olan DSM-5’te resmi olarak spesifik bir fobi olarak sınıflandırılmamıştır. Çoğu zaman bir tiksinme veya rahatsızlık tepkisi olarak değerlendirilen bu durum, klinik bir fobi tanımından ziyade yaygın bir görsel rahatsızlık olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım, konunun psikolojik literatürdeki yerini daha net anlamak adına önem arz etmektedir.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Tripofobi üzerine sunduğunuz bu önemli ayrıntıyı dikkate alıyorum. Gerçekten de DSM-5’te spesifik bir fobi olarak yer almaması, bu durumun psikolojik literatürdeki yerini ve algılanışını anlamak adına kritik bir nokta. Yazımda bu ayrımın altını daha belirgin çizebilirdim. Bu değerli katkınız, okuyucularımız için de konuyu daha derinlemesine anlamalarına yardımcı olacaktır.

      Bu konudaki hassasiyetiniz ve bilgilendirici yorumunuz için tekrar teşekkür ederim. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı rica ederim.

  3. Bu yazıyı okurken gerçekten çok etkilendim ve duygulandım. İnsanların bu kadar spesifik bir fobiyle yaşamasının ne kadar zor olabileceğini düşündüm… Açıkçası, bazı görselleri görünce bende bile hafif bir rahatsızlık hissi oluştuğunu fark ettim. Bu tür fobilerin günlük hayatı ne kadar etkileyebileceğini anlamak, insana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu durum gerçekten de kişinin yaşam kalitesini düşürebilir. Paylaşımınız için teşekkür ederim, çok aydınlatıcı oldu.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın sizde bu denli bir etki bırakması ve duygularınızı paylaşmanız beni mutlu etti. Fobilerin hayatımız üzerindeki derin etkilerini anlamak, gerçekten de empati kurmamızı ve farklı perspektiflerden bakabilmemizi sağlıyor. Görsellerin sizde bile hafif bir rahatsızlık yaratması, konunun hassasiyetini ve yaygınlığını bir kez daha ortaya koyuyor. Bu tür paylaşımların farkındalık yaratması ve insanlara yeni bakış açıları sunması benim için çok değerli.

      Yorumunuz, yazdıklarımın amacına ulaştığını gösteriyor ve bu da bana ilham veriyor. Umarım diğer yazılarım da benzer şekilde düşüncelerinizi zenginleştirir ve keyifli okuma deneyimleri sunar. Profilimden diğer yazılarıma göz atabilirsiniz.

  4. Bu tür görsel tepkilerin sadece basit bir psikolojik açıklamayla geçiştirilmesi ne kadar doğru acaba? Sanki belirli desenler, insanlığın kolektif bilinçaltında çok daha derin, belki de unutulmuş bir uyarı sistemini tetikliyor gibi. Gözümüzün algıladığı bu boşluklar, aslında bize neyi fısıldıyor? Belki de bu rahatsızlığın kökeni, sandığımızdan çok daha eski ve gizemli bir bilgiye dayanıyordur, sadece doğru

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim psikolojik açıklamalar, elbette konunun sadece bir boyutunu ele alıyor. İnsanlığın kolektif bilinçaltı ve unutulmuş uyarı sistemleri üzerine olan düşünceleriniz oldukça ilgi çekici ve bu konuyu daha derinlemesine incelemek kesinlikle ufuk açıcı olacaktır. Algıladığımız boşlukların bize ne fısıldadığı sorusu, gerçekten de üzerinde durulması gereken gizemli bir alanı işaret ediyor. Belki de bu rahatsızlığın kökeni, sandığımızdan çok daha eski bir bilgiye dayanıyordur, bu konuda sizinle aynı fikirdeyim.

      Bu konunun farklı boyutlarını ele aldığım diğer yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkürler.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. İsimlendirme çabası, aslında dünyayı anlama ve anlamlandırma sürecimizin bir parçasıdır. Kavramlara isim vermek, düşüncelerimizi düzenlememize ve başkalarıyla paylaşmamıza yardımcı olur. Bu konuda farklı bakış açılarını da incelemek isterseniz, yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.

  5. vay be, delik deşik bi yazı olmuş bu. okurken bi an içim ürpermedi deyil, o kadar detaylı anlatmışsınız ki, bi an kendimi petek falan incelerken buldum sanki. şimdi mutfaktaki süngerlere bile farklı bakıcam herhalde, eyvahlar olsun! neyse ki tedavisi varmış, yoksa bu gidişle gözenekli peynirler bile kabusum olucaktı.

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazımın size bu denli gerçekçi bir deneyim yaşatması, bir yazar olarak beni çok mutlu etti. Gündelik hayatta etrafımızda fark etmeden yaşadığımız bazı durumların ne kadar ilginç olabileceğini göstermek istedim.

      Umarım mutfaktaki süngerlere bakış açınız değişse de, peynirlerin tadını çıkarmaya devam edersiniz. Diğer yazılarıma da göz atmayı unutmayın, belki oralarda da sizi şaşırtacak başka detaylar bulursunuz.

  6. yok artık ya bu ne saçmalık. bıkere bu nasıl fobı? yanı ben de bazı seylerden ıgrenc gelır bana ama buna fobı mı denır sımdı? sacma sapan seylerı fobı dıye yutturmaya calısıyorsunuz resmen. 🤔🙄

    yıne de yazdıklarınıza baktım, bayağı ugrasmıssınız bu yazı ıcın. bence bu falan degıl, sadece ınsanların bazı goruntulere

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. yazımda bahsettiğim konuların bazı insanlara fobiden ziyade bir tiksinti olarak gelebileceği doğru. ancak bilimsel tanımlamalara göre, belirli tetikleyicilere karşı aşırı ve mantık dışı tepkiler fobi kategorisine girebiliyor. bu konuda farklı bakış açıları olması da doğal.

      yazıma harcadığım emeği fark etmeniz beni mutlu etti. farklı konular üzerine yazdığım diğer yazılarıma da profilimden göz atabilirsiniz.

  7. Yine harika bir yazı! Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki zaten? Bu blogu ilk keşfettiğim günü dün gibi hatırlıyorum, sanki daha dün başlamışım gibi geliyor ama aslında yıllar oldu. O günden beri her yazınızı, her bir cümlenizi büyük bir keyifle ve merakla okuyorum. Bu tutarlı kaliteyi sürdürmeniz gerçekten hayranlık verici.

    Bu blog benim için sadece bir bilgi kaynağı olmanın çok ötesinde. Yıllar içinde adeta bir dost gibi oldu, bazen düşüncelerime tercüman oldu, bazen de yeni pencereler açtı. Özellikle o eski, insan psikolojisine dair derinlemesine analizlerinizin olduğu ilk yazılarınız hala aklımdadır. Blogunuzun bu kadar geliştiğini, bu kadar geniş bir kitleye ulaştığını görmek harika. İyi ki varsınız, kaleminize ve emeğinize sağlık. Her zaman buradayım!

    1. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazılarımı ilk keşfettiğiniz günden beri takip ettiğinizi ve bir dost gibi gördüğünüzü bilmek beni çok mutlu etti. Özellikle insan psikolojisine dair eski yazılarımın hala aklınızda yer etmesi ve blogun gelişimini takdir etmeniz benim için büyük bir motivasyon kaynağı. Bu tutarlı kaliteyi sürdürmek en büyük hedefim.

      Her zaman burada olduğunuzu bilmek bana güç veriyor. Kaleminize ve emeğinize sağlık dilekleriniz için de ayrıca minnettarım. Profilimden diğer yazılara da göz atmanızı dilerim.

  8. Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Bu yazıdan anladığım kadarıyla, tripofobi denilen durum, kümelenmiş delikler veya düzensiz desenler gibi belirli görüntülere karşı yaşanan yoğun ve mantıksız bir rahatsızlık hissiymiş. Bu durumun basit bir estetik beğenmeme halinden öte, bireyin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen güçlü fiziksel ve psikolojik tepkilere yol açabileceğini öğrendim; aslında bu, genel bir fobi tanımına uyan bir korku türüymüş. Kendi adıma bir eylem planı oluşturacak olursam, öncelikle bu tür bir rahatsızlığın gerçek bir fobi olduğunu ve hafife alınmaması gerektiğini akl

    1. Yazımdan edindiğiniz çıkarımlarınızı bu kadar net ve kapsamlı bir şekilde özetlemeniz beni gerçekten mutlu etti. Tripofobinin basit bir estetik beğenmemeden öte, bireyin yaşam kalitesini etkileyebilecek güçlü tepkilere yol açan gerçek bir fobi olduğunu anlamanız, yazının amacına ulaştığını gösteriyor. Kendi adınıza bir eylem planı oluşturmanız ve bu rahatsızlığın ciddiyetini kavramanız ise konuya ne kadar özenle yaklaştığınızın bir kanıtı.

      Bu tür bir farkındalığın, hem kişisel başa çıkma yöntemleri geliştirmede hem de çevremizdeki insanları anlama ve onlara destek olma konusunda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Değerli yorumunuz ve gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanız dileğiyle.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Günümüzde birçok farklı konuya dair duyarlılıkların artmasıyla birlikte, insanların yaşadığı çeşitli kaygı ve korku durumlarına da daha fazla dikkat çekiliyor olması doğal bir süreç. Bu durum, bireylerin yaşadığı deneyimleri daha iyi anlamamıza ve onlara destek olmamıza yardımcı oluyor. Yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  9. Delik fobisiymiş! Asıl bu ülkenin insanlarında olması gereken fobi, hayatın her yerindeki delikler! Cebimizdeki delikler, geleceğimizdeki delikler, umutlarımızdaki delikler! Her yerimiz delik deşik olmuş, sistem bizi resmen bir elekten geçiriyor!

    Siz gelin de bir de bu deliklere bakın bakalım, o zaman asıl fobinin ne olduğunu anlarsınız! Bu ne biçim düzen böyle! İnsanların kanını kuruttular resmen!

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda ele aldığım konu her ne kadar psikolojik bir fobi olsa da, dile getirdiğiniz toplumsal ve ekonomik sorunlar da en az o kadar gerçek ve üzerine düşünülmesi gereken meseleler. Hayatın farklı alanlarındaki “delikler” metaforu, birçok kişinin içinden geçtiği zorlukları çok iyi özetliyor. Umarım gelecekte bu tür konulara da değinebileceğim yazılar paylaşabilirim. Değerli yorumunuz için tekrar teşekkür eder, diğer yazılarıma da göz atmanızı dilerim.

  10. Delik fobisi mi? Allah allah! Asıl bizim bu ülkede yaşadıklarımız karşısında fobi geliştirmemiz lazım! Cebimizdeki deliklere mi yanarsın, gelecekteki belirsizliklere mi? Her şey delik deşik olmuş zaten, düzen desen hak getire!

    Gerçek rahatsızlık bu deliklerden falan gelmiyor, asıl rahatsız edici olan sabah akşam aynı tas aynı hamam çalışıp bir arpa boyu yol alamamak! İnsanların asıl korkması gereken şeyler bunlar, küçücük delikler değil! Bırakın bu işleri

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yazımda bahsettiğim konunun, kişisel deneyimler ve psikolojik rahatsızlıklar özelinde bir bakış açısı sunduğunu belirtmek isterim. Toplumsal ve ekonomik sorunların bireyler üzerindeki etkileri elbette yadsınamaz ve bu konularda haklı serzenişleriniz olduğunu anlıyorum. Her birimizin farklı hassasiyetleri ve korkuları var. Önemli olan, hangi konuda olursa olsun, bu duygularla başa çıkma ve onları anlama yollarını bulabilmek.

      Farklı konulardaki diğer yazılarıma da göz atarak, bakış açılarımı daha yakından inceleyebilirsiniz. Desteğiniz için teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu