DEHB’li Çocuğa Ebeveyn Olmak: Zorlukları Fırsata Çevirin
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bir çocuğa ebeveynlik yapmak, zaman zaman sabrınızın sınırlarını zorlayan, karmaşık ve yorucu bir yolculuk olabilir. Sürekli hareket halinde olan, dikkatini toplamakta zorlanan, aniden parlayan ve kurallara uymakta güçlük çeken bir çocukla yaşamak, ebeveynlerin kendilerini çaresiz ve tükenmiş hissetmelerine neden olabilir. Bu durum, yalnızca çocuğu değil, tüm aile dinamiklerini derinden etkiler.
Eğer bu satırları okuyorsanız, muhtemelen çocuğunuzu daha iyi anlamak, ona doğru şekilde destek olmak ve bu süreçte ailenizin huzurunu korumak için bir çıkış yolu arıyorsunuz. Bu rehber, DEHB’li bir çocuğa sahip ebeveynlere bilimsel temellere dayanan, pratik ve uygulanabilir stratejiler sunarak yol göstermeyi amaçlamaktadır. Unutmayın, bu yolculukta yalnız değilsiniz ve doğru yaklaşımlarla çocuğunuzun potansiyelini ortaya çıkarabilirsiniz.
DEHB Nedir ve Neden Kaynaklanır?

DEHB’li bir çocuğu anlamanın ilk adımı, davranışlarının altındaki nedeni doğru kavramaktır. Ebeveynler genellikle çocuklarının davranışlarını “yaramazlık”, “şımarıklık” veya “disiplinsizlik” olarak yanlış yorumlayabilir. Bu yanılgı, aile içinde suçlamalara ve gerginliğe yol açabilir. Oysa bilinmesi gereken en temel gerçek şudur: DEHB bir karakter sorunu değil, nörobiyolojik bir farklılıktır. Genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıkar.
DEHB’nin temel belirtileri üç ana başlık altında toplanır ve bu belirtilerin şiddeti her çocukta farklılık gösterebilir:
- Dikkat Eksikliği: Görevlere odaklanmada zorluk, kolayca dikkatin dağılması, eşyaları sık sık kaybetme, unutkanlık ve organize olamama gibi belirtilerle kendini gösterir.
- Hiperaktivite: Sürekli hareket etme ihtiyacı, yerinde oturamama, aşırı konuşma ve sakin kalmakta zorlanma gibi davranışları içerir.
- Dürtüsellik: Sonuçlarını düşünmeden hareket etme, sırasını bekleyememe, başkalarının sözünü kesme ve tehlikeli davranışlara eğilim gösterme şeklinde ortaya çıkar.
Bu bozukluk, çocuğun okul başarısını, sosyal ilişkilerini ve aile yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle erken tanı ve doğru müdahale, çocuğun geleceği için kritik öneme sahiptir.
DEHB Tanı Süreci: Aileleri Neler Bekliyor?
DEHB tanısı, mutlaka bir çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından konulmalıdır. Bu süreç, tek bir teste dayanmaz; kapsamlı bir değerlendirme gerektirir. Tanı sürecinde anne-baba ve öğretmenden alınan detaylı bilgiler hayati rol oynar. Çocuğun gelişim öyküsü, davranışsal gözlemler ve okul performansı gibi pek çok faktör bir arada değerlendirilir.
Unutulmamalıdır ki, DEHB tanısını kesinleştiren bir kan testi veya beyin görüntüleme yöntemi yoktur. Tanı, klinik gözlemlere ve davranışsal değerlendirme ölçeklerine dayanır. Ayrıca, işitme veya görme gibi duyusal sorunların da DEHB benzeri belirtilere yol açabileceği göz önünde bulundurularak gerekli kontroller yapılır.
Tedaviye Yaklaşım ve Gerçekçi Beklentiler

Tedavi sürecine başlarken gerçekçi beklentilere sahip olmak ve sabırlı davranmak esastır. Ne sizin ne de uzmanın elinde sihirli bir değnek vardır. Ancak doğru tedavi planı ve tutarlı yaklaşımlarla çocuğunuzun yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmak mümkündür. Tedavide genellikle ilaçlar ve davranışçı terapiler birlikte kullanılır.
Birçok ebeveyn, ilaç kullanımı konusunda endişe duymaktadır. Ancak uzman hekim tarafından önerildiğinde, stimulan ilaçlar tedavinin temel taşlarından biridir. Bu ilaçlar:
- Dikkat süresini ve odaklanmayı artırır.
- Aşırı hareketliliği ve dürtüselliği azaltır.
- Çocuğun öğrenme kapasitesini ve okul başarısını olumlu etkiler.
- Sosyal uyumu ve arkadaş ilişkilerini güçlendirir.
DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar uyuşturucu değildir ve doğru dozda kullanıldığında bağımlılık yapmaz. En sık görülen yan etkiler iştahsızlık ve uykuya dalmada güçlüktür. Bu süreçte hekiminizle sürekli iletişim halinde olmak ve ilacı kendi başınıza kesmemek çok önemlidir.
Ebeveynlere Altın Değerinde Stratejiler
DEHB’li çocuğunuzla daha sağlıklı bir ilişki kurmak ve evdeki çatışmaları azaltmak için bazı stratejileri hayatınıza dahil edebilirsiniz. Bu süreçte en büyük gücünüz, sabrınız ve koşulsuz sevginiz olacaktır.
1. Kuralları Netleştirin ve Tutarlı Olun
Çocuğunuzun yaşına uygun, net, basit ve anlaşılır kurallar belirleyin. Bu kuralları belirlerken onun da fikrini alın. Kuralların uygulanmasında anne ve baba olarak tutarlı olmanız, çocuğun sınırları öğrenmesine yardımcı olur.
2. Kayıtsız Şartsız Sevginizi Hissettirin
Şartlı sevgi, bir çocuğun yaşayabileceği en travmatik deneyimlerden biridir. “Ödevini yaparsan seni severim” gibi ifadelerden kaçının. Çocuğunuzu her koşulda sevdiğinizi ve değerli olduğunu ona hem sözlerinizle hem de davranışlarınızla hissettirin. Koşulsuz sevgi, onun özgüveninin temelini oluşturur.
3. Kaliteli Zaman Geçirin
Günde 15-20 dakika bile olsa, sadece çocuğunuza odaklandığınız “özel zamanlar” yaratın. Bu sürede televizyonu kapatın, telefonunuzu bir kenara bırakın ve onun seçtiği bir oyunu oynayın. Oyunu onun yönetmesine izin verin. Bu anlar, aranızdaki bağı güçlendirmenin en etkili yoludur.
4. Olumlu Davranışları Ödüllendirin
Sürekli olumsuzluklara odaklanmak yerine, çocuğunuzun yaptığı olumlu şeyleri fark edin ve takdir edin. “Odanı toplaman çok hoşuma gitti” veya “Sıranı sabırla beklediğin için teşekkür ederim” gibi basit cümleler, olumlu davranışların pekişmesini sağlar.
Ev ve Okulda Destekleyici Ortam Yaratmak

Çocuğunuzun başarısı, sadece evdeki tutumlarınıza değil, aynı zamanda okul ortamının ne kadar destekleyici olduğuna da bağlıdır. Öğretmenleri, rehberlik servisi ve okul idaresi ile işbirliği içinde olmak, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Çocuğunuzla konuşurken göz teması kurmaya ve onun seviyesine inerek (örneğin çömelerek) konuşmaya özen gösterin. Sürekli nasihat etmek, bağırmak veya olumsuz etiketler yapıştırmak (“tembel”, “yaramaz”, “beceriksiz” gibi) onun değersizlik hissini artırır ve sorunları daha da derinleştirir. Unutmayın, bu bir irade savaşı değil, bir anlama ve destek olma sürecidir. Yaş ilerledikçe hiperaktivite azalsa da dikkat sorunları devam edebilir, bu nedenle tedavi edilmemiş DEHB, yetişkinlikte de iş ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyebilir.
Çocuğunuzun Potansiyelini Ortaya Çıkarın
DEHB, doğru yaklaşımlarla yönetilebilen bir durumdur. Erken tanı, etkili tedavi ve en önemlisi ailenin sevgi dolu, sabırlı ve tutarlı desteği ile DEHB’li çocuklar son derece başarılı ve mutlu bireyler olabilirler. Her çocuğun kendine özgü yetenekleri ve güçlü yanları vardır. Sizin göreviniz, bu güçlü yanları keşfedip parlatmasına yardımcı olmaktır.
Çocuğunuzun potansiyeline inanın ve ona bu yolda rehberlik edin. Birlikte, sabır ve anlayışla her türlü zorluğun üstesinden gelebilirsiniz.



