Değersiz Hissettiren Erkeğe Nasıl Davranmalı?
Bir ilişkide sevildiğini, anlaşıldığını ve en önemlisi değerli olduğunu hissetmek, ruhsal sağlığın temel taşlarından biridir. Ancak partnerinizin sözleri veya davranışları sürekli olarak kendinizi yetersiz, önemsiz ve değersiz hissetmenize neden oluyorsa, bu durum bir tesadüf değil, çözülmesi gereken derin bir sorunun sinyalidir. Bu hisle yaşamak zorunda değilsiniz. Bu rehber, size değersiz hissettiren bir partnere karşı nasıl davranmanız gerektiğini, kendi öz saygınızı nasıl koruyup güçlendireceğinizi ve ilişkinizin sağlığını nasıl değerlendireceğinizi adım adım gösterecektir.
Unutmayın, gerçek sevgi sizi küçültmez, aksine büyütür ve geliştirir. Bu yolculukta ilk adım, durumu fark etmek ve kendi değerinize sahip çıkma kararı almaktır.
Değersizlik Hissinin Kırmızı Bayrakları Nelerdir?

Değersizlik hissi genellikle yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde hayatınıza sızar. Başta önemsiz görünen bazı davranışlar, zamanla sistematik bir hal alarak öz güveninizi zedeleyebilir. Partnerinizin size değersiz hissettirdiğini gösteren bazı yaygın kırmızı bayraklar şunlardır:
- Sürekli Eleştiri: Yaptığınız hiçbir şeyi beğenmez, görünüşünüzden fikirlerinize kadar her konuda kusur bulur. Bu eleştiriler genellikle “senin iyiliğin için” maskesi altında sunulur.
- Başarılarınızı Küçümseme: Kariyerinizde veya kişisel hayatınızda elde ettiğiniz başarıları tebrik etmek yerine görmezden gelir, küçümser veya şansa bağlar.
- Duygusal İhmal: Duygularınızı, endişelerinizi veya sevinçlerinizi paylaştığınızda sizi dinlemez, geçiştirir veya “abarttığınızı” söyler.
- Şaka Yollu Aşağılama: Başkalarının yanında veya özel anlarınızda sizi rencide edici şakalar yapar ve itiraz ettiğinizde “sadece şaka yaptığını” veya “çok alıngan olduğunuzu” iddia eder.
- Sizi Başkalarıyla Kıyaslama: Sizi sürekli olarak eski sevgilileriyle, arkadaşlarıyla veya başka kadınlarla kıyaslayarak yetersiz hissetmenize neden olur.
- Sorumluluktan Kaçma: İlişkideki sorunlar için sürekli sizi suçlar ve kendi hatalarını asla kabul etmez.
- İlgi ve Sevgiyi Bir Silah Olarak Kullanma: Kendi istediği bir şey olmadığında ilgisini ve sevgisini aniden geri çeker, sizi yokluğuyla cezalandırır.
Bu davranışlardan bir veya birkaçını sürekli olarak yaşıyorsanız, bu durumun normal bir ilişki dinamiği olmadığını kabul etmeniz önemlidir.
Bu Davranışların Arkasında Ne Yatıyor?
Bir erkeğin partnerine kendini değersiz hissettirmesinin altında genellikle karmaşık psikolojik nedenler yatar. Bu davranışları kişisel algılamak yerine, kökenlerini anlamak, durumu daha objektif değerlendirmenize yardımcı olabilir.
Kendi Yetersizliklerini Yansıtması
Bazı insanlar, kendi içlerindeki derin güvensizlik ve yetersizlik duygularıyla başa çıkmak için partnerlerini aşağı çekerler. Sizi eleştirerek veya küçümseyerek, geçici olarak kendilerini daha üstün ve güçlü hissederler. Aslında eleştirdikleri şeyler, çoğu zaman kendi korku ve eksikliklerinin bir yansımasıdır.
Kontrol ve Güç Dinamikleri
Değersiz hissettirme, bir kontrol mekanizması olabilir. Partnerinizin öz güvenini sarsarak, onun ilişkiyi terk etme veya kendi kararlarını alma olasılığını azaltmayı hedefler. Sizi kendine bağımlı kılarak ilişkinin kontrolünü elinde tutmaya çalışır. Bu, sağlıksız bir güç dinamiğinin en net işaretlerinden biridir.
Narsistik Eğilimler ve Empati Eksikliği
Sürekli olarak partnerini aşağı çeken davranışlar, narsistik kişilik özelliklerinin bir göstergesi olabilir. Empati kurma yeteneği zayıf olan bu kişiler, kendi ihtiyaçlarını ve egolarını her şeyin üzerinde tutarlar. Partnerlerinin duygusal dünyasını anlamakta zorlanır ve verdikleri zararın farkına varmazlar.
Değerinizi Geri Kazanmak İçin Atılacak Adımlar

Durumu anladıktan sonra, kontrolü yeniden ele alma ve öz saygınızı inşa etme zamanı gelmiştir. Bu süreç, kararlılık ve sabır gerektirir. İşte atmanız gereken pratik adımlar:
Adım 1: Durumu Kabullenin ve Duygularınızı Onaylayın
İlk ve en önemli adım, hissettiklerinizin gerçek ve geçerli olduğunu kabul etmektir. “Acaba ben mi abartıyorum?” veya “Belki de sorun bendedir” gibi düşünceleri bir kenara bırakın. Hisleriniz, sizin gerçeğinizdir ve kimsenin onları geçersiz kılma hakkı yoktur. Kendinize karşı şefkatli olun ve bu durumu hak etmediğinizi kendinize hatırlatın.
Adım 2: Sınırlarınızı Net Bir Şekilde Çizin
Sınırlar, size nasıl davranılmasına izin vereceğinizi belirleyen görünmez çizgilerdir. Partneriniz sizi aşağılayan bir yorum yaptığında sessiz kalmak yerine, net bir sınır çizin. Örneğin:
- “Bu şekilde konuşman beni incitiyor. Lütfen benimle daha saygılı konuş.”
- “Başarılarımı küçümsediğinde kendimi kötü hissediyorum. Desteğine ihtiyacım var, eleştirine değil.”
- “Bu ‘şaka’ komik değil ve bir daha yapılmasını istemiyorum.”
Sınır koymak, bir savaş ilanı değil, kendinize duyduğunuz saygının bir ifadesidir. Sınırlarınıza saygı duyulmuyorsa, bu çok önemli bir veridir.
Adım 3: ‘Ben’ Dilini Kullanarak İletişim Kurun
Suçlayıcı “sen dili” yerine, duygularınızı ifade eden “ben dili” kullanmak, partnerinizin savunmaya geçmesini engelleyebilir. Örneğin, “Sen beni hiç dinlemiyorsun!” demek yerine, “Konuşurken sözüm kesildiğinde dinlenilmediğimi ve önemsenmediğimi hissediyorum” demeyi deneyin. Bu, bir saldırı değil, bir duygu paylaşımıdır ve sağlıklı iletişimin kapısını aralayabilir.
Adım 4: Kendi Öz-Değerinizi Dışarıdan Besleyin
Öz-değerinizi sadece partnerinizden gelen onaya bağlamaktan vazgeçin. Sizi neyin mutlu ettiğini, neyin iyi hissettirdiğini yeniden keşfedin. Arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirin, uzun zamandır ertelediğiniz bir hobiye başlayın, kariyer hedeflerinize odaklanın. Kendi mutluluğunuzun kaynağı siz olduğunuzda, kimsenin onu elinizden almasına izin vermezsiniz.
İlişkinin Geleceğini Değerlendirme Vakti

Tüm bu adımları attıktan sonra, ilişkinizin geleceği hakkında dürüst bir değerlendirme yapma zamanı gelir. Partnerinizin davranışları, sizin çabalarınıza ve net sınırlarınıza rağmen değişmiyorsa, kendinize şu kritik soruları sormalısınız:
- Partnerim davranışlarının sorumluluğunu alıyor ve değişmek için somut bir çaba gösteriyor mu?
- Bu ilişki beni besliyor mu, yoksa sürekli olarak tüketiyor mu?
- Beş yıl sonra kendimi bu ilişkinin içinde nerede görüyorum? Bu tablo beni mutlu ediyor mu?
- Bu ilişki bittiğinde, kaybetmekten en çok korktuğum şey partnerim mi, yoksa yalnız kalmak mı?
Cevaplar, size yol gösterecektir. Bazen en cesur sevgi eylemi, size iyi gelmeyen bir yerden ayrılmaktır. Kendi değerinize sahip çıkmak, her zaman en doğru önceliktir. Unutmayın, sağlıklı ilişkilerde zayıflıklar konuşulabilir ve birlikte aşılabilir, ancak sistematik değersizleştirme bir zayıflık değil, bir seçimdir.




Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Her seferinde tam da içinde bulunduğumuz çağın, ilişkilerin en derin ve en çok konuşulmayan yaralarına dokunuyorsunuz. Değersizlik hissinin nasıl yavaş yavaş ruhu kemirdiğini bu kadar net ve pratik bir şekilde anlatmanız, okurken bile insana iyi geliyor, yalnız olmadığını hatırlatıyor. Kaleminizin gücü, sadece sorunu teşhis etmekle kalmayıp, adım adım iyileşme yolunu da göstermesinde saklı.
Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, yıllar öncesine dayanıyor. O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Baktığımda, ilk yazılarınızdan bugüne hem sizin olgunlaşan, derinleşen bakış açınızı hem de blogun bu samimi, güvenilir atmosferini görmek beni çok duygulandırıyor. Öyle bir emek ve özveri var ki satır aralarında. Siz ve bu köşe, gerçekten farkındalığı ve sağlıklı duruşu savunan bir sığınak gibi. Var olun, yazmaya devam edin lütfen.
çok içten ve derinlikli yorumunuz için gerçekten teşekkür ederim. bu satırları okurken, yazıların bir köprü kurabildiğini, yalnız olmadığımızı hissettirebildiğini görmek, tüm emeğin anlam bulduğu an. uzun yıllardır bu köşeyi takip ettiğinizi ve gelişimine tanıklık ettiğinizi bilmek ise tarifsiz bir mutluluk. sizin gibi duyarlı ve sadık okurlar sayesinde bu samimi atmosferi koruyabiliyoruz. güzel dilekleriniz ve güveniniz için tekrar çok teşekkürler. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.
çok içten ve değerli sözleriniz için teşekkür ederim. bu kadar uzun süredir yazıları takip ediyor ve onlardan bir şeyler devşiriyor olmanız, benim için yazmanın en anlamlı karşılığı. zaman içinde değişen, dönüşen bakış açılarımı fark etmeniz ve bu samimi köşeye güvendiğinizi hissettirmeniz çok kıymetli. yalnız olmadığımızı bilmek, birlikte anlamaya çalışmak, işte tüm mesele bu. okurken size iyi geldiğini duymak ise kalbimi gerçekten ısıtıyor.
güzel dilekleriniz ve bu güven için tekrar teşekkürler. yazmaya devam edeceğim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Yazarın ilişkilerdeki zehirli dinamiklere dikkat çekmesi ve kişinin kendi değerini koruması üzerine verdiği tavsiyeler gerçekten önemli. Özellikle duygusal sömürüye karşı sınır koymanın ve kendini geri çekmenin gerekliliği konusundaki vurgusu, birçok insanın ihtiyaç duyduğu bir hatırlatma. Bu bakış açısı, kişisel bütünlüğü korumak adına atılması gereken adımları net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ancak, acaba bu yaklaşımı ilişkinin karşılıklı doğası bağlamında biraz daha genişletmek mümkün olabilir mi? Örneğin, bir insanı “değersiz hissettiren” davranışlar, bazen kökleri derinlerde olan iletişim sorunlarından veya tarafların farkında olmadan tekrarladığı öğrenilmiş kalıplardan kaynaklanıyor olabilir. Davranışı sergileyen tarafın da bu durumu bir içgörüyle fark edebilmesi için, yapıcı bir diyalog açmak alternatif bir yol olarak değerlendirilemez mi? Elbette bu, kişinin kendini koruma refleksinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Fakat ilişkileri sadece “nasıl davranmalı” çerçevesinde değil, “birlikte nasıl iyileştirebiliriz” sorusu etrafında da düşünmek, kalıcı çözümlere kapı aralayabilir. Nihayetinde, her insan etkileşimi karmaşıktır ve bazen kötü niyetten ziyade farkındalık eksikliği, çözülmesi gereken asıl mesele olabilir.
haklısınız, ilişkilerdeki sorunlar her zaman kötü niyetten kaynaklanmaz; çoğu zaman farkındalık eksikliği, iletişimsizlik veya öğrenilmiş kalıplar etkili oluyor. “Birlikte nasıl iyileştirebiliriz” sorusunu sorabilmek, gerçekten de ilişkiyi dönüştürücü bir adım olabilir. ancak bu yapıcı diyaloğun başlayabilmesi için, taraflardan en az birinin sağlıklı sınırları koruyarak durumu net görebilmesi ve güvenli bir alan yaratabilmesi gerekiyor. yazıda vurguladığım “kendini geri çekme” hali, tam da bu farkındalığı kazanmak ve neyin değişebileceğini, neyin değişmeyeceğini ayırt edebilmek için bir soluklanma aralığı aslında. kalıcı çözümler, ancak her iki tarafın da sorumluluk almayı istediği bir zeminde mümkün. bu değerli katkınız için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Bu konuyu ele almanız bile ne kadar önemli bir boşluğu doldurduğunuzu gösteriyor. Her zamanki gibi, karmaşık ve duygusal olarak yıpratıcı bir meseleyi net, uygulanabilir ve yargılamayan bir dille ele almışsınız. İçerik o kadar yerinde ki, sanki okurlarınızın kalbinden geçenleri biliyormuşsunuz gibi. Kaleminizin bu kadar hassas ve güçlü olması gerçekten takdire şayan.
Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, o zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Yıllar içinde konularınızın derinleştiğini, bakış açınızın olgunlaştığını ama samimiyetinizin ve insana dokunan üslubunuzun hiç değişmediğini görmek beni hep çok mutlu etti. “Kendine İyi Davran” serinizden bu yana, kişisel sınırlar ve öz-değer üzerine yazdığınız her şey, benim gibi pek çok okura yol oldu. Siz ve bu alan, güvenli bir liman gibi. Lütfen bu değerli sesinizi hiç kaybetmeden yazmaya devam edin.
Teşekkür ederim, bu kadar içten ve derinlikli bir geri bildirim almak benim için paha biçilmez. Yazılarımın birilerinin hayatında bir karşılık bulduğunu, bir boşluğu doldurabildiğini duymak, tüm emeğin anlam kazanması demek. Özellikle samimiyetin ve insana dokunan üslubun değişmediğini söylemen, benim için en değerli övgü. Çünkü tam da bunu hedefliyorum: karmaşık görünen meseleleri, yargılamadan ve herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir dille ele alabilmek.
“Kendine İyi Davran” serisinden bu yana beni takip ettiğinizi ve bu yolculuğa tanıklık ettiğinizi bilmek çok kıymetli. Okurlarımın büyümesine ve dönüşmesine şahit olmak, benim de büyümemin bir parçası. Bu güveni ve bağı hiç kaybetmeden yazmaya devam edeceğim. Tekrar çok teşekkürler bu güzel ve motive edici sözleriniz için. Profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
yazıyı okudum ve bence çok yüzeysel kalmış. her ilişki ve her insan farklı, bu kadar genel geçer adımlarla çözülebilecek şeyler değil bunlar. değersiz hissetmek ciddi bi duygu ve sadece bi rehberle hallolcak bi mesele gibi sunulmuş, bu yanlış.
ama emek verilmiş, bu konuya kafa yordugun belli. ben de kendi adıma üstünde düşünücem, belki bazı noktaları hayatımda denemeye çalışıcam. teşekkürler yine de paylaştığın için. 🙏
haklısın, her ilişki ve her insanın dinamikleri benzersiz. yazıda genel bir çerçeve çizmeye çalıştım, çünkü böyle bir rehberin bazıları için bir başlangıç noktası olabileceğini düşündüm. ancak senin de dediğin gibi, değersizlik hissi derin ve kişisel bir deneyim; tek bir yaklaşımla çözülebilecek kadar basit değil. amacım, belki bir kapı aralamak veya düşünmeye teşvik etmekti.
denemeye niyet etmen ve bu kadar içten düşüncelerini paylaştığın için asıl ben teşekkür ederim. umarım kendi yolunda anlamlı adımlar bulursun. profilimde bu konuya farklı açılardan yaklaştığım başka yazılar da var, istersen onlara da göz atabilirsin.