Psikoloji

Çoklu Kişilik Bozukluğu (DKB): Nedir, Belirtileri Neler?

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB), halk arasında bilinen adıyla Çoklu Kişilik Bozukluğu, bir bireyin kendi içinde birden fazla, birbirinden farklı kimlik veya kişilik durumu barındırdığı karmaşık bir ruhsal durumdur. Bu bozuklukla yaşayan kişiler, bu farklı kimlikler (alterler) arasında ani ve kontrol dışı geçişler yaşayabilirler. Her bir alterin kendine özgü düşünce, duygu, anı ve davranış kalıpları bulunur. Bu durum, kişinin kendi hayatına dair önemli anları hatırlayamamasına, yani hafıza boşluklarına yol açar.

Zihnin, genellikle erken çocukluk döneminde yaşanan yoğun ve tekrarlayıcı travmalara karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak kabul edilen DKB, kişinin gerçeklikle olan bağını zayıflatabilir. Bu yazıda, insan zihninin bu karmaşık yapısını, Çoklu Kişilik Bozukluğu’nun belirtilerini, alter kimliklerin doğasını ve iyileşme sürecine dair önemli bilgileri derinlemesine ele alacağız.

Çoklu Kişilik Bozukluğu (Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu) Belirtileri Nelerdir?

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, dışarıdan gözlemlenmesi zor ve genellikle başka ruhsal durumlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösterir. En temel belirti, kişinin içinde birden fazla farklı kimliğin var olduğuna dair güçlü bir histir. Kişi, sanki kendi bedeninde bir “izleyici” gibi hissedebilir. Başlıca belirtiler şunları içerir:

  • Kimlik Karmaşası ve Değişimi: İki veya daha fazla belirgin kimlik veya kişilik durumunun varlığı. Bu kimlikler kişinin davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını kontrol altına alabilir.
  • Hafıza Kaybı (Amnezi): Günlük olaylar, önemli kişisel bilgiler veya travmatik olaylarla ilgili, sıradan bir unutkanlıkla açıklanamayacak düzeyde hafıza boşlukları yaşanması.
  • Depersonalizasyon ve Derealizasyon: Kişinin kendi bedenine, düşüncelerine veya duygularına yabancılaşması (sanki bir film izliyormuş gibi hissetme) veya çevresindeki dünyanın gerçek dışı olduğu hissi.
  • Ani Duygu ve Davranış Değişiklikleri: Farklı alterlerin kontrolü ele almasıyla açıklanamayan ani öfke, üzüntü veya neşe patlamaları.
  • Bedensel Semptomlar: Baş ağrıları, bayılma hissi gibi tıbbi olarak açıklanamayan bedensel şikayetler.
  • İçsel Sesler: Kendi düşüncelerinden farklı, sanki başka birilerine aitmiş gibi algılanan içsel diyaloglar veya sesler.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu Hastalarında Alter Kişilikler

Alter kişilikler, DKB’nin temelini oluşturan, zihnin travmayla başa çıkmak için yarattığı farklı benlik durumlarıdır. Bunlar basit ruh hali değişimleri değil, kendilerine ait yaş, cinsiyet, yetenek ve anılara sahip olabilen karmaşık yapılardır. Sistemdeki her alterin belirli bir görevi ve varoluş nedeni vardır. Tedavi sürecinde bu alterleri yok saymak yerine, onları anlamak ve aralarındaki iletişimi sağlamak esastır. En sık rastlanan alter türleri ve işlevleri şunlardır:

Ev Sahibi (Host) Alter Kimlik

Genellikle kişinin orijinal kimliği olarak kabul edilen ve bedeni en sık yöneten alterdir. Günlük yaşamın sorumluluklarını üstlenir ve genellikle diğer alterlerin varlığından habersizdir veya bu durumu anlamlandırmakta zorlanır. Çoğunlukla depresif, kaygılı ve yorgun hissetme eğilimindedir. Tedavinin amacı, ev sahibi alteri güçlendirerek sistemde bir denge kurmaktır.

Kötü Karakter (Zulmeden/Persecutor)

Bu alter, genellikle travmanın yarattığı öfke, utanç ve nefreti taşır. Sisteme veya ev sahibine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Ancak amacı “kötülük” yapmak değil, yaşanan acıyı dışa vurmak ve bir daha benzer bir travmanın yaşanmasını engellemeye çalışmaktır. Tedavide bu alterle çatışmak yerine, taşıdığı acıyı anlamak ve onu bir müttefike dönüştürmek hedeflenir.

Yardımcı (Helper) Alter

Genellikle terapi sürecine en çok destek olan, sistem hakkında bilgi veren ve diğer alterlere yol gösteren kimliktir. Sakin, mantıklı ve koruyucu bir rol üstlenir. Ancak sistemdeki diğer baskın alterler tarafından geri plana itilebilir.

Çocuksu (Child) Alter

Travmanın yaşandığı yaşta sıkışıp kalmış olan alterdir. Travmatik anıları ve o döneme ait masumiyet, korku ve acıyı taşır. Bu alterler konuşmayabilir, çocuk gibi davranabilir ve travma tetiklendiğinde ortaya çıkabilirler.

Karşı Cins Alter

Kişinin biyolojik cinsiyetinin tersi bir cinsiyete sahip olan alterdir. Genellikle korunma, güç veya travmatik bir deneyimle başa çıkma ihtiyacından doğar. Örneğin, bir kadın hastada ortaya çıkan erkek alter, kendini daha güvende hissetmesini sağlayabilir.

Kopya (İmitator) Alter

Kişinin hayatındaki önemli bir figürü (ebeveyn, istismarcı, öğretmen) model alarak oluşan alterdir. Bu alter, o kişinin davranışlarını ve düşüncelerini kopyalayarak, travmatik durumu kontrol etmeye veya anlamlandırmaya çalışır.

Duygusal Alterler

Belirli bir duyguyu (öfke, hüzün, neşe) yoğun bir şekilde taşıyan alterlerdir. Bu alter kontrolü ele aldığında, kişi o duyguyu aşırı uçlarda yaşar. Bu durum, dışarıdan bipolar bozukluk gibi görünebilir.

Uykucu ve Miskin Alter

Yoğun duygusal acıdan ve dünyanın zorluklarından kaçmak için sürekli uyuma veya pasif kalma eğiliminde olan alterdir. Bu, zihnin kendini kapatarak korumaya aldığı bir savunma mekanizmasıdır.

Cinsel Alter

Cinsel travma geçmişiyle yakından ilişkili olan bu alter, cinselliğe karşı aşırı ilgi veya tam tersi aşırı bir kaçınma gösterebilir. Travmanın yarattığı karmaşık duyguları ve içgüdüsel dürtüleri yönetmeye çalışır.

Üst Yönetici (İç Gözlemci/İnternal Self-Helper)

Sistemdeki tüm alterleri tanıyan, onların işleyişini anlayan ve yöneten alterdir. Genellikle kendini koruyucu olarak tanımlar ve terapi sürecini başlangıçta bir tehdit olarak algılayabilir. Terapiste güven duyduğunda, iyileşme sürecinin en önemli rehberi haline gelir.

İkilem ve Kararsızlık Alterleri

Kişinin hayatındaki büyük çelişkileri (dini inançlar, ideolojiler, ailevi bağlar) temsil eden alterlerdir. Bir alter aşırı dindarken diğeri ateist olabilir. Bu durum, kişinin değer yargılarında ve sosyal ilişkilerinde ciddi tutarsızlıklara yol açar.

Gözlemci Alter

Olayları ve duyguları sessizce izleyen, ancak aktif olarak müdahale etmeyen bir alterdir. Yaşananları bir kenardan kaydeder ve genellikle güvenli bir ortam oluşana kadar kendini belli etmez.

Çoklu Kişilik Bozukluğu ile Sıkça Karıştırılan Durumlar

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, karmaşık doğası nedeniyle bazen diğer kişilik bozukluklarıyla karıştırılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kişilik bozuklukları, DKB’nin “türleri” değil, farklı ve bağımsız tanılardır. Bazen bir kişide DKB ile birlikte bu bozukluklardan biri de görülebilir (komorbidite), bu da tanı sürecini zorlaştırır.

  • Paranoid Kişilik Bozukluğu: Temel özelliği, başkalarına karşı sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuktur.
  • Şizoid Kişilik Bozukluğu: Sosyal ilişkilerden uzak durma, duygusal soğukluk ve tek başına olmayı tercih etme ile karakterizedir.
  • Şizotipal Kişilik Bozukluğu: Yakın ilişkilerde zorlanma, tuhaf düşünceler, batıl inançlar ve alışılmadık davranışlarla kendini gösterir.
  • Antisosyal Kişilik Bozukluğu: Başkalarının haklarını hiçe sayma, empati yoksunluğu, yalan söyleme ve suç işlemeye yatkınlık ile belirgindir.
  • Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Duygusal dalgalanmalar, terk edilme korkusu, kimlik karmaşası ve dürtüsel davranışlarla tanınır. Kimlik karmaşası nedeniyle DKB ile karıştırılabilir.
  • Histrionik Kişilik Bozukluğu: Sürekli ilgi odağı olma isteği, aşırı duygusallık ve dramatize etme eğilimi ön plandadır.
  • Narsisistik Kişilik Bozukluğu: Üstünlük hissi, empati eksikliği ve sürekli beğenilme ihtiyacı ile tanımlanır.
  • Kaçıngan Kişilik Bozukluğu: Yetersizlik duyguları, eleştirilme korkusu ve sosyal ortamlardan kaçınma davranışları gösterir.
  • Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Yoğun bir şekilde başkalarına güvenme, terk edilme korkusu ve kendi başına karar verememe durumu vardır.
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB): Mükemmeliyetçilik, aşırı düzenlilik, kontrolcülük ve esnek olamama ile karakterizedir. Bu, OKB’den farklı bir durumdur.

Çoklu Kişilik Bozukluğu Neden Olur?

Çoklu Kişilik Bozukluğu’nun temelinde neredeyse her zaman erken çocukluk döneminde (genellikle 9 yaşından önce) yaşanan ağır, tekrarlayıcı ve başa çıkılamayan travmalar yatar. Bu dönemde beyin ve kişilik gelişimi devam ettiği için, çocuk yaşadığı dayanılmaz acıdan zihinsel olarak “uzaklaşarak” veya “bölünerek” korunmaya çalışır. Zihin, travmatik anıyı ve o anıyla ilişkili duyguları farklı bir kimliğe yükleyerek hayatta kalmayı başarır.

Başlıca nedenler arasında fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, aşırı ihmal, savaş veya doğal afet gibi olaylara tanıklık etme ve aile içi şiddet bulunur. Çocuk, bu korkunç deneyimlerle başa çıkamadığında, zihin kendini parçalara ayırarak acıyı farklı “bölmelere” kilitler. Bu bölünmüş parçalar zamanla kendi kimliklerini geliştirir.

Çoklu Kişilik Bozukluğu Tanısı Nasıl Konur?

DKB tanısı koymak oldukça zordur ve uzun bir süreç gerektirir. Çünkü bu bozuklukla yaşayan kişiler, durumlarını gizleme eğilimindedir veya hafıza boşlukları nedeniyle yaşadıklarının farkında olmayabilirler. Genellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları veya madde kullanımı gibi başka şikayetlerle uzmana başvururlar.

Tanı, bu alanda uzmanlaşmış bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından yapılan detaylı görüşmeler, gözlemler ve özel olarak geliştirilmiş dissosiyatif bozukluklar ölçekleri kullanılarak konulur. Uzman, hastanın geçmişindeki travmaları, hafıza kayıplarını ve farklı kimliklerin varlığına dair ipuçlarını dikkatle değerlendirir.

Çoklu Kişilik Bozukluğu Tedavisi Nedir?

Çoklu Kişilik Bozukluğu’nun tedavisi mümkündür ancak sabır ve uzun soluklu bir çaba gerektirir. Tedavinin temelini ilaçlar değil, psikoterapi oluşturur. İlaçlar, genellikle DKB’ye eşlik eden depresyon, kaygı veya uyku sorunları gibi belirtileri yönetmek için kullanılabilir.

Psikoterapinin temel amacı, alter kimlikleri yok etmek değil, onlar arasında güvenli bir iletişim ve iş birliği kurarak bütünleşmelerini (entegrasyon) sağlamaktır. Süreç genellikle şu aşamaları içerir:

  1. Güvenli Ortam Yaratma: Terapist, hasta için güvenli ve destekleyici bir ortam oluşturarak alterlerin kendilerini ifade etmelerini sağlar.
  2. Travma Çalışması: Altta yatan travmatik anıların güvenli bir şekilde işlenmesi ve bunlarla ilişkili duyguların yönetilmesi hedeflenir.
  3. Bütünleşme (Entegrasyon): Alterlerin birbirleriyle iletişim kurması, birbirlerinin rollerini anlaması ve zamanla daha birleşik, bütüncül bir kimlik yapısı oluşturmaları için çalışılır.

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu: Eve White Vaka Analizi

DKB’nin en bilinen vakalarından biri, “The Three Faces of Eve” (Eve’in Üç Yüzü) kitabına ve filmine konu olan Chris Costner Sizemore’un gerçek hikayesidir. Sizemore, belirgin bir travma geçmişi olmamasına rağmen, yaşadığı bazı olaylar sonrası davranış değişiklikleri sergilemeye başlar.

İlk olarak, sakin ve çekingen bir karakter olan “Eve White” kimliğiyle terapiye başlar. Hafıza kayıplarından ve kontrol edemediği alışveriş harcamalarından şikayetçidir. Terapi seanslarından birinde aniden daha sorumsuz, eğlenceye düşkün ve asi bir karakter olan “Eve Black” ortaya çıkar. Eve Black, Eve White’ın varlığından haberdardır ve onu sıkıcı bulur, ancak Eve White, Black’in varlığından habersizdir.

Terapist, bu iki zıt karakterin aslında aynı bedeni paylaştığını fark eder. Eve White, toplumun beklentilerine uyan “iyi kız” rolünü üstlenirken, Eve Black bastırılmış tüm isyanı ve arzuları temsil eder. Tedavi ilerledikçe, her iki alterin de habersiz olduğu, daha olgun, dengeli ve aklı başında üçüncü bir kimlik olan “Jane” ortaya çıkar. Tedavinin sonunda, Eve White ve Eve Black’in özellikleri Jane kimliğinde bütünleşir ve Sizemore, hayatının geri kalanını bu bütünleşmiş kimlikle sürdürür. Bu vaka, alterlerin aslında kişinin farklı yönlerini temsil ettiğini ve tedavinin amacının bu yönleri bir araya getirmek olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Bütünlüğe Doğru Bir Yolculuk

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, insan zihninin hayatta kalma gücünün en çarpıcı örneklerinden biridir. Karmaşık ve zorlayıcı bir durum olsa da, doğru profesyonel destek ve sabırlı bir terapi süreciyle iyileşme mümkündür. Bu yolculuk, kişinin parçalanmış benliklerini anlaması, onlarla barışması ve nihayetinde daha bütüncül ve uyumlu bir yaşama adım atmasıyla ilgilidir. Unutulmamalıdır ki, her bir alter, acıdan doğmuş bir parçadır ve hepsi şefkatle anlaşılmayı hak eder.

Psikoloji Meraklısı

Herkese merhaba ben Metin Avcı. Bugüne kadar bir çok psikoloji, kişisel gelişim ve ilişkiler hakkında içerikler ürettim. Şimdi ise BlogLabs web sitesinde içerik üretiyorum. Psikoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Gerek okullarda gerekse de staj yerlerinde öğrendiğim şeyleri burada paylaşmaktan geri durmuyorum. Bir konu hakkında olabilecek tüm kaynakları taramaya çalışıyorum.Ardından sizlere bu güzel içerikleri paylaşıyorum. Takip edin.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu