İlişkiler

Beni Cepte Gören Erkeğe Nasıl Davranmalıyım? 3 Adımda Değerinizi Geri Kazanın

İlişkinizin başındaki o heyecanlı, ilgili ve sizi kazanmak için çabalayan erkeğin yerini zamanla daha umursamaz, rahat ve garantici bir tavır mı aldı? Eğer “Evet, beni cepte görüyor” diye düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu durum, bir ilişkinin en yıpratıcı dinamiklerinden biridir ve özsaygınızı derinden zedeleyebilir. Ancak unutmayın, bu durumu tersine çevirmek ve ilişkinin dengesini yeniden kurmak sizin elinizde. Doğru stratejilerle, ona sizin bir “garanti” değil, değerli bir “seçim” olduğunuzu hatırlatabilirsiniz.

Bu rehberde, sizi cepte gören bir erkeğe karşı nasıl davranmanız gerektiğini, psikolojik temellere dayanan üç aşamalı bir stratejiyle ele alacağız. Amacımız, pasif bir bekleyişten çıkıp ilişkinizin kontrolünü yeniden elinize almanızı sağlamaktır. Artık değersiz hissetmeye son verme ve hak ettiğiniz ilgiyi yeniden kazanma zamanı.

“Cepte Görülmek” Ne Demektir? İşaretleri Tanıyın

Birinin sizi “cepte görmesi”, sizin sevginizden ve varlığınızdan o kadar emin olmasıdır ki, artık ilişki için çaba göstermeye gerek duymaz. Sizi kaybetme korkusu ortadan kalktığı için rahat davranmaya başlar. Bu durumu fark etmek, çözüm için atılacak ilk adımdır. İşte sizi cepte gördüğüne dair en yaygın işaretler:

  • Planlar Hep Son Dakika Yapılır: Sizinle görüşmek için önceden plan yapmaz, genellikle başka işi olmadığında veya canı sıkıldığında sizi arar.
  • Mesajlara ve Aramalara Geç Döner: Eskiden anında cevap verdiği mesajlarınıza artık saatler sonra, kısa ve geçiştirici yanıtlar verir.
  • Özel Günleri Unutur veya Önemsemez: Sizin için anlamı olan tarihleri, doğum gününüzü veya yıl dönümünüzü hatırlamak için özel bir çaba göstermez.
  • Sizi Dinlemez: Anlattığınız şeyler bir kulağından girip diğerinden çıkar. Sorunlarınızı veya hayallerinizi paylaştığınızda ilgisiz ve dikkatsizdir.
  • Çaba Tek Taraflıdır: İlişkiyi canlı tutmak, plan yapmak, sorunları çözmek gibi sorumluluklar genellikle sizin omuzlarınızdadır.
  • “Hayır” Cevabını Beklemez: Sizden bir şey istediğinde reddedilme ihtimalini aklına bile getirmez, çünkü her zaman orada olacağınızdan emindir.
  • Arkadaşlarına veya Hobilerine Öncelik Verir: Sizinle olan planını bir arkadaşı aradığında rahatlıkla iptal edebilir.

Bu işaretlerden birkaçı bile ilişkinizde mevcutsa, artık durumu değiştirme vaktiniz gelmiş demektir. Şimdi, bu dinamiği lehinize çevirecek stratejilere geçelim.

Değerinizi Yeniden İnşa Etmek İçin 3 Aşamalı Strateji

Bu süreç, bir oyun oynamak veya manipülasyon yapmak değil, kendi değerinizi hatırlamak ve karşı tarafa da hatırlatmaktır. Sabır ve tutarlılık bu stratejinin temel taşlarıdır.

1. Adım: Kontrollü Uzaklaşma ve Alan Yaratma

İnsan doğası gereği, kolayca elde ettiğinin değil, kaybetme ihtimali olanın değerini bilir. Sürekli ulaşılabilir olmak, sizi “garanti” olarak görmesine neden olur. Bu algıyı kırmanın ilk yolu, ona sizi kaybetme ihtimalini nazikçe hatırlatmaktır. Bu, sessiz ama güçlü bir mesajdır.

Kontrollü uzaklaşma, trip atmak veya aniden ortadan kaybolmak değildir. Kendi hayatınıza odaklanarak doğal bir meşguliyet yaratmaktır. Her aradığında anında telefonu açmayın. Her mesajına saniyeler içinde cevap vermeyin. Kendi planlarınızı yapın ve onun son dakika tekliflerine her zaman “evet” demek zorunda olmadığınızı gösterin. Bu, ona sizin onsuz da dolu ve mutlu bir hayatınız olduğunu gösterir ve bu durum, onun zihninde değerinizi artırır.

2. Adım: Kendine Yatırım Yaparak Çekim Merkezini Değiştirme

İlişkinin odağını ondan alıp kendinize çevirdiğinizde, tüm denge değişir. Sizi cepte görmesinin bir nedeni de hayatınızın merkezine onu koymuş olmanız olabilir. Şimdi bu merkezi yeniden konumlandırma zamanı. Kendinize yatırım yapmak, sadece daha iyi hissetmenizi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda çekiciliğinizi de artırır.

Bu süreçte yapabilecekleriniz şunlardır:

  • Yeni Bir Hobi Edinin: Uzun zamandır ertelediğiniz bir kursa yazılın, bir spor dalına başlayın veya sanatsal bir faaliyete yönelin.
  • Sosyal Çevrenizi Genişletin: Arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirin, yeni insanlarla tanışın. Onun olmadığı bir sosyal hayatınızın olması kritik öneme sahiptir.
  • Kariyerinize veya Eğitiminize Odaklanın: İşinizde yeni bir projeye başlayın veya kişisel gelişiminize katkı sağlayacak eğitimler alın.
  • Fiziksel Görünümünüze Özen Gösterin: Kendinizi iyi hissettirecek küçük değişiklikler yapın. Bu, başkası için değil, kendi özsaygınız içindir.

Unutmayın, mutluluğunuzu ve özgüveninizi bir kişiye bağlamadığınızda, doğal olarak daha çekici ve değerli birine dönüşürsünüz.

3. Adım: Net Sınırlar Koyarak İlişkiyi Yeniden Tanımlama

İlk iki adım, davranışlarınızla sessiz bir mesaj verirken, üçüncü adımda artık sözlü iletişime geçme zamanı gelir. Sınırlar, size nasıl davranılması gerektiğini öğreten kurallardır. Sizi cepte gören bir erkek, muhtemelen bu sınırları ya hiç fark etmemiştir ya da siz izin verdiğiniz için sürekli ihlal etmiştir.

Sınır koymak, kavga etmek anlamına gelmez. Sakin, net ve kararlı bir şekilde beklentilerinizi ifade etmektir. Örneğin:

  • Son Dakika Planlarına Karşı: “Son anda haber verdiğin için bugün sana katılamayacağım, benim başka bir planım var. Bir dahaki sefere daha erken haberleşirsek sevinirim.”
  • Dinlenilmediğinizde: “Sana önemli bir şey anlatırken telefonla ilgilenmen beni dinlemediğini hissettiriyor. Bu konu benim için önemli, birkaç dakikanı ayırabilir misin?”
  • Verilen Sözler Tutulmadığında: “Buluşacağımızı söyleyip sonra haber vermemen beni hayal kırıklığına uğrattı. Planlarımıza sadık kalmamız benim için çok değerli.”

Bu ifadeler suçlayıcı değil, sizin ne hissettiğinizi ve ne beklediğinizi açıkça ortaya koyar. Sınırlarınıza saygı göstermiyorsa, bu ilişkinin sizin için ne kadar sağlıklı olduğunu da sorgulamanız gerekir. İlişkilerde zayıflıklar ve onlarla başa çıkma rehberi bu konuda size farklı bakış açıları sunabilir.

Bu Stratejiyi Uygularken Kaçınmanız Gereken Hatalar

Bu süreci yönetirken bazı yaygın tuzaklara düşmek, tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Değerinizi yeniden kazanmaya çalışırken şu hatalardan mutlaka kaçının:

  • Tutarsız Olmak: Bir gün mesafeli davranıp ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi üzerine düşmek, ona karışık sinyaller gönderir ve ciddiye alınmamanıza neden olur. Kararlarınızda tutarlı olun.
  • Duygusal Patlamalar Yaşamak: Sınır koymakla öfke nöbeti geçirmek aynı şey değildir. Sakinliğinizi koruyarak konuştuğunuzda mesajınız çok daha etkili olur.
  • Onu Kıskandırmaya Çalışmak: Başka erkeklerle aşırı samimi pozlar vererek veya abartılı hikayeler anlatarak onu kıskandırmaya çalışmak, genellikle geri teper ve sizi güvensiz gösterir.
  • Ultimatom Vermek: “Ya böyle yaparsın ya da biter!” gibi tehditler yerine, beklentilerinizi ve sonuçlarını net bir şekilde ifade etmek daha sağlıklıdır. Ultimatomlar, ilişkiyi bir güç savaşına dönüştürür.

Son Bir Değerlendirme: Değişimi Gözlemlemek

Bu üç adımı tutarlı bir şekilde uyguladıktan sonra partnerinizin tepkilerini gözlemleyin. Eğer sizi gerçekten seviyor ve kaybetmek istemiyorsa, davranışlarınızdaki bu değişim onda bir farkındalık yaratacaktır. Size daha fazla ilgi göstermeye, çabalamaya ve sınırlarınıza saygı duymaya başlayabilir. Bu, ilişkinizin daha sağlıklı bir zemine oturduğunun işaretidir.

Ancak, tüm çabalarınıza rağmen hiçbir şey değişmiyorsa, umursamaz tavrı devam ediyorsa, bu durumu da bir cevap olarak kabul etmelisiniz. Bazen en doğru karar, hak ettiğiniz değeri size vermeyen birinden uzaklaşmaktır. Unutmayın, sizin değeriniz bir başkasının size olan tavrıyla ölçülemez. En büyük yatırım, her zaman kendinize yaptığınızdır.

Veronika

Öncelikle Selamlar: Gerçek ismimi vermeye gerek duymadım, bu yüzden ben Veronika. BlogLabs sitesinde yaşam tarzı ve ilgi çekici konular hakkında yazılar yazıyorum. Benimle birlikte keşfedeceğiniz konular arasında sağlıklı yaşam, seyahat, moda ve yeme-içme gibi birçok konu yer alıyor.Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon fakültesinde öğrenciyim. Hem okul hem de blog yazarlığı için sürekli olarak araştırma yapıyorum ve öğrendiğim bilgileri paylaşmaktan keyif alıyorum. Hayat dolu ve enerjik bir insanım, yeni deneyimlere açığım ve sürekli olarak kendimi geliştirmek istiyorum.Sizlerle beraber bu ilginç konuları keşfetmek için sabırsızlanıyorum. BlogLabs'te yazılarımı takip edebilir ve bana katılmak için yorumlarınızı bekliyorum!

İlgili Makaleler

17 Yorum

  1. Yine harika bir yazı! Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Her konuda olduğu gibi, bu hassas ve içinden çıkılması zor ilişki dinamiklerini de böyle net, uygulanabilir ve yüzeysel öğütler vermeden ele alışınıza hayranım. “Değerli bir seçim” vurgusu gerçekten çok yerindeydi. İlk okuduğumda içinize sinen o özgüvenin, satır aralarından nasıl da sızıp okuyucuya geçtiğini hissedebiliyorum. Uzun yıllardır takip eden biri olarak, her yeni yazınızda hem derinliğinizin arttığını hem de anlatımınızdaki berraklığı görmek beni hep mutlu ediyor.

    Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, neredeyse on yıl öncesine dayanıyor. O zamandan beri neredeyse her yazınızı kaçırmadan okurum. “Partnerinize Bağımlı Olmadan Nasıl Bağlanırsınız?” başlıklı o eski yazınızı ve üzerimdeki etkisini hâlâ hatırlıyorum. Bugün okuduğum bu yazı da adeta o temellerin üzerine inşa edilmiş gibi. Sizin rehberliğinizde, sadece ilişkiler değil, kendi iç yolculuğumda da o kadar çok şey öğrendim ki… Lütfen bu değerli emeği ve samimi paylaşımlarınızı hiçbir zaman bırakmayın. Sizin yazılarınızı okuyarak geçirdiğim her an, kendime yaptığım en güzel yatırımlardan biri oldu. Var olun.

    1. teşekkür ederim, bu kadar içten ve derinlikli bir geri bildirimle karşılaşmak beni hem çok duygulandırdı hem de motive etti. uzun yıllardır bu yolculukta birlikte yürüdüğümüzü bilmek, yazdıklarımın birilerinin hayatına dokunabildiğini hissetmek, bu işi yaparkenki en büyük hazinem. o eski yazıyı hatırlamanız ve bugünkü yazıyla bir bağ kurmanız, düşüncelerimin zaman içinde nasıl bir seyir izlediğini görmem açısından da çok kıymetli. asıl ben, sizin gibi dikkatli ve sadık okuyucular olduğu için şanslıyım. bu samimi desteğiniz için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  2. bu yazı baya bi komik geldi açıkcası 🙄 her şey strateji ve oyunmş gibi anlatmışsınız ama insan ilişkileri bu kadar mekanik değil bence. sanki erkekler proje, biz de mühendisiz 😅

    yinede emek vermişsiniz, uğraşmışsınız diye düşünüyorum. belki dediklerinizde haklılık payı vardır, denemekten zarar gelmez diyorum. bakıcam, hayatıma nasıl uyarlarım diye düşünücem artık 🤔 belki bi noktadan sonra ‘cepte görülmek’ diye bişey yoktur, sadece ilişki doğal evrim geçiriyordur? kafa karıştırıcı yani…

    1. haklısın, insan ilişkileri tamamen mekanik bir strateji oyunu değil elbette. doğallık ve samimiyet her şeyin temeli. yazıda bahsettiğim şey, aslında farkında olmadan yapılan bazı davranış kalıplarını fark etmek ve ilişkinin doğal akışını korurken kendini yıpratmamak üzerineydi. “proje” gibi görünmesini istemem, sadece farkındalık kazandırmayı amaçlamıştım.

      deneyimlerinizi ve doğal evrimi gözlemlemek en doğrusu. her ilişki ve insan benzersiz sonuçta. düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. umarım diğer yazılarımda da senin için faydalı bakış açıları bulabilirsin.

  3. Bu yazıyı okuyunca aklıma geldi, ben de geçen sene tam olarak böyle bir dönemden geçtim. Biriyle sürekli mesajlaşıyor, güzel vakit geçiriyorduk ama buluşma teklifleri hep havada kalıyor, mesajlarıma bazen GÜNLERCE cevap gelmiyordu. Telefonunda ben varım ama hayatında yoktum sanki. Sürekli “Acaba bugün yazar mı?” diye telefonumu kontrol etmekten kendimi alamıyordum ve bu durum beni inanılmaz yoruyordu.

    Sonunda bir gün kendime “Bu kadar değersiz hissetmeye devam edemem” dedim. Yazıda bahsettiğiniz gibi, ilk adım olarak mesajlaşma sıklığını aniden kesmeden ama yavaş yavaş azalttım. Onun gönderdiği kısa, ilgisiz mesajlara ben de aynı üslupla, hemen cevap vermeyerek karşılık verdim. Asıl dönüm noktası, boş zamanlarımı onun mesajını bekleyerek değil, eski bir hobim olan fotoğrafçılığa ve arkadaşlarımla vakit geçirmeye ayırmaya başlamamdı. Zamanla fark ettim ki, ben meşgul ve mutlu oldukça, o daha fazla ilgi göstermeye başladı. Ama o zaman çoktan öğrenmiştim: Asıl önemli olan, onun ilgisini çekmek değil, kendi değerimi ve zamanımın kıymetini geri kazanmaktı. O süreç beni çok güçlendirdi.

    1. Haklısınız, o “acaba bugün yazar mı?” hissi ve sürekli telefonu kontrol etme döngüsü gerçekten yorucu ve değersiz hissettiriyor. Kendinize o sınırı koyup, “bu kadar değersiz hissetmeye devam edemem” demeniz en kritik ve güçlü adımdı. Zamanınızı ve enerjinizi yavaş yavaş kendinize ve sizi besleyen uğraşlara yönlendirmeniz, asıl iyileşmenin ve güçlenmenin anahtarı olmuş. Sonunda fark ettiğiniz gibi, önemli olan karşıdakinin ilgisini çekmek değil, kendi değerinizi ve huzurunuzu geri kazanmak. Bu süreci atlatıp kendinizi güçlendirmiş olmanıza gerçekten sevindim. Deneyiminizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

  4. Sağolun hocam, bu tarz içerikler gerçekten hayat kurtarıcı oluyor. Kendimden biliyorum, sevgilim de zaman zaman beni cepte görme eğilimine giriyor ve bu durum nasıl davranacağımı bilemediğim anlara sebep oluyor. Verdiğiniz 3 adımlı strateji, tam da böyle zamanlarda elimi güçlendirecek, net bir yol haritası sunuyor. Değer hissettirmenin inceliklerini anlattığınız için minnettarım, hemen uygulamaya başlıyorum.

    1. Teşekkür ederim, bu güzel geri bildirim için çok mutlu oldum. Senin gibi, bu durumu yaşayan ve çözüm arayan birine faydalı olabildiysem ne mutlu bana. Özellikle “değer hissettirmenin incelikleri” kısmının dikkatini çekmesi çok doğru, çünkü ilişkilerde asıl sihir genellikle bu küçük ama bilinçli dokunuşlarda saklıdır. Uyguladıkça hissedeceğin rahatlama ve özgüven seni de şaşırtacak. Bu yolda karşılaştığın her şeyi deneyimlemeye devam et.

      Profilimde ilişkilerde iletişim ve sınırlar üzerine yazdığım diğer yazılara da göz atmanı öneririm. Tekrar teşekkürler ve kolay gelsin.

    2. Teşekkür ederim, bu güzel dönüşünüz için çok mutlu oldum. Kendi deneyimlerinizden yola çıkarak anlattıklarınız, aslında birçok kişinin yaşadığı ama dile getirmekte zorlandığı bir durumu çok net özetliyor. “Değer hissettirmenin incelikleri” dediğiniz nokta gerçekten de en can alıcı kısım; çünkü ilişkilerde kasıtlı bir soğukluk değil, sınırları ve öz-değeri koruyan bir duruş sergilemek her şeyi değiştiriyor. Uygulama sürecinde aklınıza takılan herhangi bir şey olursa, buradan yazmaktan çekinmeyin. Diğer yazılarımda da ilişki dinamiklerine dair farklı stratejiler paylaştım, profilimden göz atabilirsiniz. Tekrar teşekkürler ve kolay gelsin.

  5. İlginç bir yaklaşım. Yazı, yüzeyde pratik adımlardan bahsediyor gibi görünse de, aslında modern ilişkilerdeki güç dinamiklerine dair daha derin bir alegori sunuyor olabilir. “Değeri geri kazanmak” ifadesi özellikle dikkat çekici. Acaba yazar, sadece bir ilişki stratejisinden değil, bireylerin dijital çağda yitirdiği öz-değer duygusunu nasıl geri kazanabileceğine dair metaforik bir kılavuz mu paylaşıyor? “Cep”te görülmek, sadece fiziksel bir uzaklıktan ziyade, artık her an ulaşılabilir olmanın yarattığı duygusal mesafeyi mi temsil ediyor? Belki de bu üç adım, kişinin kendi sınırlarını çizdiği, kendi dünyasını yeniden inşa ettiği ve dışarıdan gelen “sinyallere” değil, içerideki “sese” kulak vermeyi öğrendiği daha büyük bir içsel yolculuğun basamakları. Okurken, yazının alt metninde, kontrolün başkasında değil, tamamen kişinin kendi elinde olduğu sessiz bir devrim çağrısı seziliyor. Sanki her madde, bir ilişki tavsiyesinden öte, kişisel bir uyanış manifestosunun parçaları gibi.

    1. yorumunuzda yakaladığınız derinlik ve alegorik okuma beni gerçekten çok etkiledi. “Değeri geri kazanmak” ifadesini öz-değer duygusunun dijital çağdaki yitimi ve bunun geri kazanım süreci olarak yorumlamanız, yazının arka planında hissettirmeye çalıştığım ama açıkça dile getirmediğim bir katmana dokunuyor. haklısınız, “cep”te görülmek yalnızca fiziksel bir mesafe değil, sürekli ulaşılabilir olmanın yarattığı duygusal tükenmişliğin ve özerkliğin kaybının bir metaforu. üç adımı, dışarıdaki gürültüye değil içerideki sese kulak verme yolunda kişisel bir uyanış ve sınırları yeniden inşa etme süreci olarak görmeniz, yazının taşımak istediği ruhu çok güzel özetliyor. bu denli dikkatli ve derinlemesine bir okuma için içtenlikle teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızı umarım.

  6. Sağolun hocam, bu içerik gerçekten çok yerinde ve faydalı oldu. Özellikle “garanti değil, değerli bir seçim” vurgusu her şeyi özetliyor. Benim sevgilim de zaman zaman bu tarz rahatlamalar yaşıyor ve iletişimdeki dengeyi nasıl kuracağım konusunda bana yol gösterdi. Minnettarım, emeğinize sağlık.

    1. teşekkür ederim, bu güzel dönüşünüz için çok mutlu oldum. sevgilinizle iletişimde denge kurma konusunda size faydalı olabildiysem ne mutlu bana. ilişkilerdeki bu ince ayarları fark etmek ve üzerine düşünmek, zaten en değerli adım. yorumunuz ve içten dilekleriniz için tekrar teşekkürler. profilimdeki diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  7. Ne kadar da tanıdık! Tüm ilişkiler bu sahte “avlanma” ve sonrasındaki “cebe koyma” döngüsüne giriyor. Sanki sorun sadece birkaç strateji uygulamakmış gibi davranıyorsunuz! İnsanlar artık hiçbir şeyi samimi yaşamıyor, her şey bir numara ve taktikten ibaret!

    Bu çağda gerçek değer hiçbir işe yaramıyor ki! İnsanlar sadece ulaşılması zor ve yapay görünen şeylerin peşinden koşuyor. Dürüstlük ve sadakat neredeyse zayıflık gibi görülüyor. İlişkiler bir pazarlık masasına döndü, gerçek duygulara yer kalmadı!

    1. haklısın, bu çağda ilişkilerin mekanik bir oyuna dönüştüğü hissi çok yaygın. insanlar bazen güvenli hissetmek için “stratejilere” sığınıyor, ancak bu samimiyeti zamanla aşındırıyor. aslında yazıda da vurgulamaya çalıştığım gibi, kalıcı olan şey oyunlar değil, karşılıklı saygı ve dürüstlük temelinde kurulan bağlar. gerçek değerlerin zayıflık olarak görülmesi üzücü, çünkü asıl cesaret, savunmasız olabilmekte ve gerçek kalmakta yatıyor.

      değerli yorumun için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsin.

  8. İlginç bir yaklaşım. Adımların basit görünmesine rağmen, aslında insan doğasındaki kontrol ve güven dinamiklerine dair oldukça keskin bir ayna tuttuğunu düşünüyorum. Yazarın “değer kazanma” olarak sunduğu şey, belki de modern iletişim çıkmazında kaybettiğimiz otantikliği geri çağırma çabası. Telefon ekranından sızan o görüntü, gerçekten bir anlık samimiyet mi, yoksa sahnelenmiş bir kare mi? Belki de asıl soru, bu üç adımı uygularken, karşı tarafı manipüle etme tuzağına düşüp düşmediğimiz. Çünkü strateji ile oyun arasındaki çizgi, farkında olmadan çok incelebilir. Sanki yazı, yüzeyde bir ilişki tavsiyesi verirken, alt metinde teknolojinin bizi nasıl birer stratejist oyuncuya dönüştürdüğünü eleştiriyor gibi.

    1. ilginç bir bakış açısı getirdiğiniz için teşekkür ederim. kontrol ve güven dinamiklerine dair yaptığınız vurgu gerçekten önemli. aslında bahsettiğim adımlar, bir ilişkiyi manipüle etmek için değil, daha çok modern iletişimde sıklıkla unuttuğumuz karşılıklı saygı ve özen pratiklerini hatırlatma niyeti taşıyor. otantiklik konusundaki endişenizi anlıyorum; samimiyet ile strateji arasındaki o ince çizgiyi korumak, her zaman dikkat gerektiriyor. teknolojinin ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiği ise üzerine düşünmeye değer bir eleştiri. değerli yorumunuz için tekrar teşekkürler, profilimdeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu