Ayrılık Sonrası Erkekler: Bilinmeyen 11 Gerçek
Ayrılık sonrası erkekler hakkında klişeler zihnimizde yer etmiştir: “Arkadaşlarıyla dağıtıyordur”, “Acısını başka bir ilişkide unutur” ya da “Umurunda bile değildir.” Bu varsayımlar, erkeklerin duygusal dünyasını basite indirger ve genellikle gerçeğin sadece küçük bir parçasını yansıtır. Toplumun “erkekler ağlamaz” beklentisi, onların acılarını gizlemelerine neden olsa da, bu acının var olmadığı anlamına gelmez. Gerçekte, bir ayrılık erkeğin dünyasını derinden sarsabilir ve bu süreçte yaşadıkları, dışarıdan görünenin çok ötesindedir.
Yapılan araştırmalar, erkeklerin ayrılık sonrası eski partnerlerine karşı kadınlardan daha olumlu duygular beslemeye devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, “Erkekler ayrılıktan sonra ne zaman özlemeye başlar?” veya “Ayrılık onları neden daha geç etkiliyor gibi görünür?” gibi soruları beraberinde getiriyor. Bu yazıda, bu stereotiplerin ardındaki psikolojik dinamikleri inceleyecek ve bir erkeğin ayrılık sonrası iç dünyasında çıktığı karmaşık yolculuğa ışık tutacağız.
Bir Erkek Ayrılıktan Sonra Neler Yaşar?
Bir ilişkinin bitişi, her birey için farklı anlamlar taşısa da erkeklerin bu süreçteki deneyimleri genellikle göz ardı edilir. Popüler kanının aksine, ayrılığı takip eden ilk günler ve haftalar, erkeklerin en savunmasız olduğu dönemlerden biridir. Bu süreçte kendi değerlerini sorgular, reddedilmişlik ve hayal kırıklığı gibi yoğun duygularla başa çıkmaya çalışırlar. İlişkinin ciddiyeti ve ne kadar duygusal yatırım yapıldığı, yaşanacak sürecin derinliğini doğrudan etkiler.
Bu zorlu dönemde erkekler, genellikle güvendikleri arkadaş çevrelerine sığınır ve sosyal aktivitelerini artırarak zihinlerini meşgul etmeye çalışırlar. Bu, acıdan bir kaçış gibi görünse de aslında yeni gerçekliğe uyum sağlama çabasının bir parçasıdır. Onların bu hassas dönemdeki davranışlarını anlamak, toplumsal kalıpların ötesine geçmeyi gerektirir.

Ayrılık Sonrası Erkek Psikolojisi
Toplumdaki genel kanı, ayrılıkların erkekleri kadınlar kadar derinden etkilemediği yönündedir. Bu algı, erkeklerin duygularını bastırmaya ve “güçlü” bir duruş sergilemeye yönelik toplumsal beklentilerden kaynaklanır. Ancak bu maskenin ardında, genellikle karmaşık ve yoğun bir duygusal süreç yatar. Ayrılık, özellikle ilişkiye derinden bağlı olan veya partnerine bağımlı bir yapı geliştiren erkekler için ciddi bir sarsıntıya ve hatta depresif ruh haline yol açabilir.
1. Erkekler ayrılıktan sonra acılarını bastırır
Toksik erkeklik kültürü, erkeklere duygusal kırılganlığın bir zayıflık olduğunu öğretir. Bu nedenle, acılarını açıkça yaşamak veya konuşmak yerine, onu bastırma eğilimindedirler. Kadınlar acılarını paylaşarak ve ağlayarak hafifletirken, erkekler genellikle sahte bir metanet maskesi takar. Bu durum, duygusal yükü daha da ağırlaştırır ve iyileşme sürecini sabote eder. Bastırılan acı, zamanla öfke, saldırganlık veya kendine zarar verici davranışlar gibi farklı kanallardan yüzeye çıkabilir.
2. Geri tepme ilişkileri (Rebound)
Ayrılığın hemen ardından yeni bir ilişkiye başlamak, erkeklerde sıkça görülen bir başa çıkma mekanizmasıdır. Özellikle terk edilen tarafsa, bu durum zedelenen egoyu onarmak ve “hala istenilir” olduğunu kendine kanıtlama çabasıdır. Bu “geri tepme” ilişkileri genellikle yüzeysel ve geçicidir. Asıl amaç, ayrılığın yarattığı boşluğu doldurmak ve acı veren duygulardan kaçmaktır. Bu, bilinçdışı bir onaylanma arayışıdır: “Sorun bende değildi, ondaydı.”
3. Kendine zarar veren davranışlar
Duygusal acıyla nasıl başa çıkacağını bilememek, bazı erkekleri kendine zarar verici davranışlara itebilir. Bu durum en çok bağımlılıklar şeklinde kendini gösterir. Aşırı alkol veya madde kullanımı, sigaraya yeniden başlama gibi eğilimler artabilir. Bu davranışlar, acıyı hissetmemek için bir uyuşturma yöntemi olarak kullanılır ve iyileşme sürecini ciddi şekilde geciktirir.
4. İntikam
İncinen bir gurur, bazı durumlarda intikam arzusunu tetikleyebilir. Erkek, eski partnerinin kalbini kırdığını ve hayatını mahvettiğini düşünerek onu “cezalandırma” hakkını kendinde görebilir. Bu sağlıksız düşünce yapısı, eski partnere zarar vermeye yönelik takıntılı davranışlara yol açabilir. Bu, ayrılık sonrası psikolojinin en karanlık ve tehlikeli yönlerinden biridir.
5. Düşük benlik saygısı
Ayrılık, özellikle terk edilen erkek için derin bir özgüven krizine neden olabilir. “Yeterince iyi değil miydim?” veya “Benden daha iyisini mi buldu?” gibi düşünceler zihnini meşgul eder. İlişkideki hataları yapıcı bir şekilde analiz etmek yerine, tüm suçu kendine yükleyerek değersizlik hissiyle boğuşabilir. Bu durum, gelecekteki ilişkilerinde de güvensizlik yaşamasına zemin hazırlayabilir.
6. Cinsel olarak performans gösterememe
Ayrılığın yarattığı duygusal travma ve strese bağlı olarak cinsel performansta sorunlar yaşanması nadir değildir. Zihnin geçmişe takılı kalması, yeni bir partnerle yakınlık kurmayı zorlaştırabilir. Bu durum, erkeğin benlik saygısını daha da zedeleyerek bir kısır döngü yaratabilir.

Ayrılığın Ardından Erkekler – Bilmediğiniz 11 Şey
Erkeklerin ayrılık sonrası sergilediği davranışlar, genellikle yüzeysel bir bakış açısıyla yanlış yorumlanır. Oysa bu davranışların her biri, karmaşık bir içsel sürecin yansımasıdır. İşte erkeklerin ayrılık sonrası yaşadığı ve pek fark edilmeyen 11 durum:
1. Biraz yalnız zaman geçirin
Birçok erkek, ayrılığın hemen ardından kendini geri çekerek yalnız kalmayı tercih eder. Bu, olanları sindirmek ve durumu anlamlandırmak için kendilerine tanıdıkları bir zamandır. Bu süreçte, ilişkinin neden bittiğini, nerede hata yaptıklarını ve bunu önlemek için ne yapabileceklerini düşünürler. Bu içsel muhasebe, iyileşme sürecinin ilk adımıdır.
2. Erkekler ayrılığın ardından arkadaşlarını ararlar
Yalnızlık döneminden sonra erkekler, güvendikleri arkadaş çevrelerine yönelirler. Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, ilişki sırasında ihmal ettikleri sosyal bağları yeniden güçlendirmek. İkincisi ise bu duygusal olarak hassas dönemde, kendilerini anlayan ve önemseyen insanlarla birlikte olarak bir güven ve aidiyet hissi aramalarıdır.
3. Yeni bir hobi seçin
Boş zamanlarını yapıcı bir şekilde değerlendirmek, acıdan uzaklaşmanın etkili bir yoludur. Yeni bir enstrüman öğrenmek, bir spor dalına başlamak veya mutfakta yeni tarifler denemek gibi hobiler, erkeğin dikkatini dağıtmasına ve kendini geliştirmesine olanak tanır. Bu, hayatta tatmin olmak için bir ilişkiye ihtiyaç duymadıklarını kendilerine hatırlatmalarının bir yoludur.
4. Yeni ilişkiler arayın
Daha önce de belirttiğimiz gibi, bazı erkekler kayıplarıyla başa çıkmak için kısa süreli romantik etkileşimler arar. Bu, zedelenen özgüvenlerini tamir etme ve reddedilmenin acısını hafifletme çabasıdır. Ancak bu ilişkiler, gerçek bir iyileşme sağlamaktan çok, acıyı ertelemeye yarar.
5. Tekrar bir araya gelmeyi deneyin
Ayrılığın üzerinden bir süre geçtikten sonra, erkeklerin eski partnerleriyle yeniden bir araya gelme isteği duyması yaygındır. Bekar hayatın getirdiği özgürlüğe rağmen, bir ilişkinin sunduğu yakınlığı ve duygusal bağı özlemeye başlarlar. Bu, “ayrılıkların erkekleri neden daha geç etkilediği” yanılgısının temel nedenlerinden biridir. Aslında acıyı en başından beri hissederler, ancak bu acı zamanla özleme dönüşür.
6. Hiçbir şey yapma
Bazen erkekler, ayrılık sonrası bir tür “kapanma” yaşar. Günlük sorumluluklarını yerine getirseler de sosyal hayattan çekilir, hobilerinden uzaklaşır ve pasif bir duruma geçerler. Bu durum, depresyonun bir işareti olabileceği gibi, bazen sadece yorgun düşen ruhlarını dinlendirmek ve kim olduklarını yeniden anlamak için ihtiyaç duydukları bir mola olabilir.
7. Sorumluluklarına daha fazla zaman ayırın
Kendini işe veya sosyal projelere adamak, acı veren düşüncelerden kaçmak için kullanılan bir başka başa çıkma mekanizmasıdır. Daha sorumlu ve proaktif bir tutum sergileyerek, içlerindeki boşluk hissini bastırmaya çalışırlar. Bu, kısa vadede etkili olsa da duygularla yüzleşmekten kaçınmak uzun vadede sağlıklı bir çözüm değildir.
8. Yeni deneyimler arayın
Ayrılık sonrası hissedilen sıkışmışlık duygusu, erkekleri yeni deneyimler aramaya itebilir. Seyahate çıkmak, yeni insanlarla tanışmak veya daha önce hiç denemedikleri bir aktiviteye katılmak, onlara hayatın devam ettiğini ve eski partnerleri olmadan da var olabileceklerini hatırlatır. Bu, kaybolan benlik hissini yeniden inşa etme çabasıdır.
9. Dünyadaki yerlerini sorgulayın
Bir ayrılık, erkeği varoluşsal bir sorgulama dönemine sokabilir. Kendi kusurlarını, hayattaki seçimlerini ve gerçekten ne istediklerini derinlemesine düşünürler. Bu sancılı iç gözlem süreci, genellikle kişisel bir dönüşümle sonuçlanır ve bireyin kim olduğuna dair daha olgun bir anlayışla bu dönemden çıkmasını sağlar.
10. Sahip oldukları ilişkileri yeniden değerlendirin
Bu zorlu süreçte kimin gerçekten yanlarında olduğunu fark ederler. Arkadaşlık ve aile bağlarını gözden geçirir, samimi olmayan ilişkileri hayatlarından çıkarır ve gerçekten değer verdikleri insanlarla olan bağlarını güçlendirirler.

11. Kendilerini geliştirin
Bir süre sonra, kendine acımanın ve kendini küçümsemenin bir yere varamayacağını anlarlar. İşte bu noktada, kusurları üzerinde çalışmaya ve kendilerinin daha iyi bir versiyonu olmaya karar verirler. Bu, ayrılığın getirdiği yıkımı, kişisel bir gelişim fırsatına dönüştürme aşamasıdır.
Toparlanma Sürecine Dair Birkaç Not
Ayrılık, her iki taraf için de zorlu bir deneyimdir. Eğer şu an bu acıyı yaşıyorsanız, unutmayın ki hissettiğiniz bu yoğun keder geçicidir. Tıpkı birine aşık olduğunuzda bu duygunun sonsuza dek süreceğine inandığınız gibi, ayrılık acısının da hiç bitmeyeceğini düşünebilirsiniz. Ancak her duygu gibi bu da zamanla dönüşecektir. Kendinize karşı şefkatli olun ve bu sürecin de hayatın bir parçası olduğunu kabul ederek iyileşmek için kendinize zaman tanıyın.




Ayrılık Sonrası Erkekler: Bilinmeyen 11 Gerçek
Bu yazıyı okurken, babaannemin eski tahta radyosundan dinlediğimiz, iç burkan aşk şarkıları geldi aklıma. O zamanlar anlamazdım sözlerini ama hüznü hissederdim. Sanki ayrılıklar o zamandan beri hayatın bir parçasıymış gibi.
Şimdi bu gerçekleri okuyunca, o şarkılardaki adamların neler hissettiğini daha iyi anlıyorum. Belki de babaannem de bir zamanlar böyle bir ayrılık yaşamıştı, kim bilir? Bu yazı, erkeklerin de duygusal olduğunu ve ayrılıkların onları da derinden etkilediğini çok güzel anlatmış. Teşekkürler.
o iç burkan aşk şarkıları ve babaannenizin radyosuyla kurduğunuz o güzel bağ beni çok etkiledi. ayrılığın hüznünün zamana ve nesillere yayılan bir duygu olduğunu hissetmeniz ve bu yazıdan yola çıkarak o eski şarkılardaki adamların yüreklerindeki acıyı daha iyi anlamanız gerçekten de çok değerli. erkeklerin de duygusal derinliklere sahip olduğunu ve ayrılıkların onları da tıpkı herkes gibi etkilediğini vurgulamak istemiştim, bu mesajı alabilmiş olmanız beni ayrıca mutlu etti. zaman ayırıp yorum yaptığınız için teşekkür ederim, umarım profilimdeki diğer yazılar da ilginizi çeker.
ayrılık sonrası erkekler: bilinmeyen 11 gerçek mi? hmmm, 11 gerçeğin hepsi bilinmeyen deyil bence. yoksa ben erkek olmaktan sayılmıyor muyum? şaka bir yana, bazı maddeler bayağı yerindeydi. özellikle o “kendine bakma” mevzusu… sanki iç sesimi dinlemişler. amaaan neyse, kim demiş erkekler duygusuzdur diye? biz de yalnızlıktan halıya desen çiziyoruz işte.
yorumunuz için teşekkürler. gerçekten de “bilinmeyen” kısmının biraz daha tartışmaya açık olabileceği fikrine katılıyorum. aslında amacım, ayrılık sonrası erkeklerin yaşadığı bazı değişimlere dikkat çekmekti, bazen bu değişimler dışarıdan pek görünür olmayabiliyor. ama evet, bazı gerçekler hepimizin deneyimleyebileceği şeyler. özellikle kendine bakma konusu birçok kişinin ortak noktası sanırım, yalnızlık bazen beklenmedik eylemlere sürükleyebiliyor. umarım diğer yazılarım da ilginizi çeker, profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara göz atabilirsiniz.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle, ayrılık sonrası erkekler hakkındaki genel geçer yargıların yanıltıcı olabileceğini anlıyorum. Sonrasında, toplumun erkeklere yüklediği duygusal baskının, onların acılarını ifade etmelerini zorlaştırdığını ve bu durumun içsel bir karmaşaya yol açtığını fark ediyorum. En sonunda ise, ayrılığın erkekler üzerindeki etkisinin, dışarıdan görünenin çok daha derin ve karmaşık olabileceğini kabul ediyorum. Bu bilgiler ışığında eylem planım şu şekilde olacak: Önce, çevremdeki erkek arkadaşlarımın duygusal ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olmaya çalışacağım. Sonra, ayrılık yaşayan bir arkadaşıma destek olurken, klişe yaklaşımlardan kaçınarak, onun duygularını anlamaya odaklanacağım. Ve son olarak, kendi duygusal süreçlerimde de, toplumun beklentilerinden bağımsız olarak, hislerimi açıkça ifade etmeye çalışacağım.
yorumunuz için çok teşekkür ederim. yazdıklarımı bu kadar iyi özetlemeniz ve kendi hayatınıza entegre etme çabanız beni gerçekten çok mutlu etti. ayrılık sonrası erkeklerin yaşadığı duygusal süreçlerin ne kadar karmaşık olabileceğini ve toplumsal baskının bu durumu nasıl etkilediğini anlamanız ve bu doğrultuda bir eylem planı oluşturmanız takdire şayan. umarım bu bakış açısı, hem sizin hem de çevrenizdekilerin duygusal sağlığına olumlu katkılar sağlar. diğer yazılarına da göz atabilirsiniz.
Elinize sağlık, gerçekten çok bilgilendirici bir yazı olmuş! Ayrılık sonrası erkeklerin yaşadıklarını bu kadar açık ve samimi bir şekilde ele almanız ÇOK değerli. Birçok erkeğin kendisini yalnız hissettiği bu dönemde, bu yazınız onlara kesinlikle yol gösterecek ve destek olacaktır.
Bu konuya değinmeniz GERÇEKTEN çok önemli. Yazınızı okuduktan sonra birçok arkadaşıma da tavsiye edeceğim, eminim onlar da çok faydalanacaklardır. Emeğinize sağlık, bu tarz içeriklerin devamını bekliyoruz!
yorumunuz için çok teşekkür ederim. ayrılık sonrası erkeklerin yaşadığı duygusal süreci samimi bir dille anlatmaya çalışmıştım, bu çabamın faydalı olduğunu bilmek beni çok mutlu etti. bu zorlu dönemlerde yalnız olmadıklarını hissettirebilmek ve onlara bir nebze olsun ışık tutabilmek en büyük dileğim. değerli geri bildirimleriniz ve yazımı arkadaşlarınızla paylaşma isteğiniz beni ayrıca motive etti. yayınlamış olduğum diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.
Bu yazıyı okurken içimde bir burukluk hissettim. Ayrılıkların her iki taraf için de ne kadar zor olduğunu bilsem de, erkeklerin bu süreçte yaşadığı yalnızlık ve anlaşılmama hissi beni derinden etkiledi. Özellikle “sessizlik” başlığı altında anlatılanlar… Sanki içlerindeki fırtınayı kimse göremiyor, kimse anlamıyor gibi. Belki de toplumun onlara yüklediği “güçlü olma” zorunluluğu, duygularını ifade etmelerini engelliyor. Yazıda bahsedilen kabullenme süreci, öfke, yalnızlık… Bunlar çok insani duygular ve her birinin yaşanması, atlatılması gereken adımlar olduğunu düşünüyorum. Umarım bu yazı, ayrılık yaşayan erkeklere yalnız olmadıklarını hissettirir ve onlara destek olacak yolları bulmalarına yardımcı olur.
yorumunuz beni çok etkiledi ve yazdıklarımın bir nebze olsun anlaşılması beni ziyadesiyle mutlu etti. bahsettiğiniz gibi erkeklerin bu süreçte hissettiği yalnızlık ve anlaşılmama durumu, toplumun onlardan beklediği “güçlü olma” kalıbı nedeniyle çoğu zaman dile getirilemiyor. bu sessizliğin ardındaki fırtınaları görmek ve bu duygularla başa çıkma yollarını aramak çok önemli. umarım bu yazı, okuyanlara yalnız olmadıklarını hissettirir ve iyileşme sürecinde onlara bir nebze olsun ışık tutar.
yazılarımda benzer konulara değindiğim başka yazılarım da bulunuyor. dilerseniz profilimden diğer yayınlanmış yazılarına göz atabilirsiniz. değerli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim.
Bu yazıdaki “bilinmeyen” kelimesi beni düşündürdü. Acaba gerçekten bilinmeyen mi, yoksa erkeklerin bile kendilerinden sakladığı, itiraf etmekten kaçındığı gerçekler mi? Belki de yazar, ayrılık sonrası erkeklerin yaşadığı karmaşık duyguları deşifre ederken, buzdağının sadece görünen kısmına değinmiş. Ya suyun altındaki o devasa, karanlık ve keşfedilmeyi bekleyen kısım? Bence asıl hikaye orada saklı ve bu yazı, o gizli dünyaya açılan bir kapının aralığı olabilir.
yorumun için teşekkür ederim. “bilinmeyen” kelimesinin bu kadar derin bir düşünceye sevk etmesi beni ayrıca mutlu etti. gerçekten de ayrılık sonrası erkeklerin yaşadığı duygusal karmaşa, buzdağının sadece görünen kısmı olabilir. suyun altındaki o devasa, karanlık ve keşfedilmeyi bekleyen kısım, belki de benim yazımın da ötesine geçen, daha karmaşık ve katmanlı gerçekleri barındırıyor. bu gizli dünyaya açılan kapı aralığı fikri çok ilgi çekici. umarım profilimdeki diğer yazılar da sana benzer ilhamlar verir.
Bu yazıyı okurken içimde bir burukluk hissettim… Ayrılıkların ne kadar zor olduğunu ve erkeklerin bu süreçte yaşadığı görünmeyen zorlukları bu kadar açık bir şekilde dile getirmeniz gerçekten çok etkileyici. Özellikle “kabullenme” aşamasında yaşanan o içsel savaş, sanki kalbime dokundu. Birçoğumuzun farkında olmadığı bu gerçekleri gün yüzüne çıkarmanız, ayrılık yaşayan erkeklere yalnız olmadıklarını hissettirecektir. Sizinle aynı duyguları paylaşıyorum, bu gerçekten zor bir durum… Umarım bu yazı, o zorlu süreçten geçenlere bir nebze olsun destek olur.
yorumunuz için çok teşekkür ederim. ayrılıkların ne kadar karmaşık ve yıpratıcı olabileceğini, özellikle de erkeklerin duygusal süreçlerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini fark etmeniz beni ayrıca mutlu etti. o içsel savaşın ve kabullenme sürecinin ne denli zorlu geçtiğini kelimelere dökmeye çalıştım ve bu çabamın size dokunduğunu bilmek benim için çok değerli. umarım bu yazı, bu zorlu süreçte olan herkese yalnız olmadıklarını hissettirir ve onlara bir nebze olsun ışık tutar. dilerseniz profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.
Ayrılık sonrası erkekler hakkında bu kadar şey bilinmediğini bilmiyordum doğrusu. “bilinmeyen 11 gerçek” başlığına bakılırsa, sanki şifreli bir örgütün gizli toplantısı gibi. Belki de ayrılık acısı çekmek, erkeklerin süper güçlerini ortaya çıkarıyordur? Ya da belki de sadece pizzaya olan düşkünlükleri daha da artıyordur, kim bilebilir? herhalde erkekler venüs’ten deyil, mars’tan gelmiş olmalı ki bu kadar gizemliler.
yorumunuz için teşekkür ederim. evet, ayrılık sonrası erkeklerin yaşadıkları bazen gerçekten de pek bilinmeyen yönler barındırıyor. başlığın biraz merak uyandırdığını kabul ediyorum, amacım da tam olarak buydu. ayrılık acısının bazı gizli güçleri ortaya çıkarıp çıkarmadığı ya da pizzaya olan düşkünlüğün artıp artmadığı konusunda ise kesin bir şey söylemek zor tabii. ama erkeklerin bazen gerçekten de farklı gezegenlerden gelmiş gibi gizemli olabildikleri fikrine ben de katılıyorum. profilimden diğer yazılarına da göz atabilirsiniz, belki orada da ilginizi çekecek başka konular bulursunuz.
Bu konuyu ilk duyduğumda aklıma hemen Ahmet Abi geldi, zamanında “Oğlum bak, bu iş böyle yürüyor, şimdiden başla” demişti. Dinlemedim, gençlik işte. Şimdi görüyorum ki o zaman başlasaydım bambaşka bir yerde olurdum. Ah ah, keşke o günleri değerlendirseydim.
ahmet abi’nin sözlerinin ne kadar doğru çıktığını görmek üzücü ama aynı zamanda da bir ders niteliğinde. gençlik heyecanıyla bazen büyük fırsatları kaçırabiliyoruz. geçmişe takılıp kalmak yerine, bu tecrübeden ders çıkarıp önümüzdeki fırsatları değerlendirmek en doğrusu. umarım bu düşünceler diğer okuyucularıma da ilham verir.
değerli yorumunuz için teşekkür ederim. yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atmanızı tavsiye ederim.
Ayrılık Sonrası Erkekler: Bilinmeyen 11 Gerçek başlıklı yazınızı okurken, birden çocukluğumda yazın babaannemle köydeki evimizin önünde oturup, akşam ezanını beklediğimiz o uzun, sıcak yaz akşamları geldi aklıma. O zamanlar ayrılık, sadece yazın bitip şehre dönmek demekti benim için. Şimdi düşünüyorum da, o ayrılık bile ne kadar zor gelirdi minik kalbime.
Yazınızdaki erkeklerin yaşadığı o karmaşık duyguları okuyunca, o masumane ayrılık acısıyla şimdiki acılar arasında bir köprü kurdum zihnimde. Belki de hayat, her ayrılıkta bize bir şeyler öğretiyor, büyütüyor ve güçlendiriyor. Tıpkı o yaz akşamlarındaki sabrı öğrenmem gibi.
ne kadar güzel bir benzetme yapmışsınız. çocukluğa uzanan o masum ayrılık hissinin, büyüdükçe yaşanan daha karmaşık duygularla bir köprü kurması gerçekten de hayatın bize kattığı deneyimlerin bir göstergesi. her ayrılığın aslında bizi bir sonraki adıma hazırlayan bir ders olduğunu düşünmeniz de çok anlamlı. bu güzel yorumunuz için teşekkür ederim. profilimden yayınlamış olduğum diğer yazılara da göz atabilirsiniz.