İnsan Olmak Ne Demek? Taklitten Öteye Geçme Sanatı
Bir aile sofrasında, çocukların meraklı gözleri anne ve babalarına kilitlenmiştir. Hayatın karmaşık yollarında bir rehber, bir rol model ararlar. Bu basit ama derin sahne, aslında hepimizin zihninde yankılanan o kadim soruyu fısıldar: “İnsan olmak ne demek?” Bu soru, yalnızca bir merak ifadesi değil, aynı zamanda varoluşsal bir anlam arayışının da başlangıcıdır. Bu arayışta doğru örnekleri bulmak ve taklidin ötesine geçerek kendi benliğimizi inşa etmek, hayat yolculuğumuzun en temel görevidir.
Hayvanlar Aleminde “Olmak” ve İçgüdüsel Uyum

Doğanın kusursuz düzeninde, her canlı kendi türünün kurallarına uyar. Ormanın derinliklerindeki bir karınca kolonisini düşünün. Anne ve baba karınca, yavrularına hayatın sırrını tek bir cümleyle özetler: “Karınca olun, karıncalıktan asla şaşmayın!” Yavrular, bu öğüdü sorgusuzca kabul eder, ebeveynlerini taklit ederek yazın çalışır, kışa hazırlanırlar. Onlar için “olmak”, içgüdüsel bir uyum ve tekrar sürecidir.
Benzer bir tablo, sakin bir göletin kıyısında da yaşanır. Anne ördek, yavrularına nasıl yüzüleceğini, nasıl “vak vak” denileceğini öğretir. Yavrular da tereddüt etmeden annelerinin izinden gider. Hayvanlar aleminde varoluş, büyük ölçüde taklit ve içgüdü üzerine kuruludur. Her canlı, türünün en iyi örneği olmak için atalarını kopyalar ve bu döngü nesiller boyu devam eder.
İnsanlığın Çıkmazı: Sadece Taklit Etmek Neden Yetersiz?
Peki ya insanlar? İşte hikayenin en can alıcı noktası burasıdır. Anne ve baba, çocuklarına aynı içtenlikle seslenir: “İnsan olun, insanlıktan ayrılmayın!” Çocuklar da tıpkı karıncalar ve ördekler gibi, gördüklerini örnek alırlar. Ebeveynleri gibi davranır, onlar gibi yaşar, onların doğrularını benimserler. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan sonuç, büyük bir hayal kırıklığıdır.
Anne ve baba, çocuklarına sitem eder: “Hiçbiriniz insan olamadınız! Size öğrettiğimiz her şey boşa gitti!” Çocuklar ise şaşkın ve çaresizdir: “Ama biz sizi örnek aldık. Siz ne yaptıysanız, biz de onu yaptık…” Bu trajikomik diyalog, insan olmanın temel dinamiğini ortaya koyar. Peki, yanlış giden neydi? Belki de asıl mesele, sadece taklit etmenin insan potansiyelini gerçekleştirmek için yeterli olmamasıdır.
İnsan Olmak, Aklı ve Vicdanı Kullanmaktır

Hayvanlar için taklit ve içgüdü yeterli olabilir, çünkü onların varoluşsal sorgulamaları yoktur. Ancak insan, sadece içgüdülerle yaşayan bir varlık değildir. Bizi diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerimiz aklımız, vicdanımız ve özgür irademizdir. İnsan olmak, sadece anne ve babanın yaptıklarını tekrar etmek değil, aynı zamanda kendi aklını ve vicdanını kullanarak doğru ile yanlışı ayırt etmektir.
Gerçek insanlık, sürekli öğrenmeyi, gelişmeyi ve sorgulamayı gerektirir. Kendi değerlerini oluşturmak, kendi ahlaki pusulanı yaratmak ve kendi yolunu çizebilmek demektir. Kısacası, insan olmak, kopyalanmış bir varlık değil, özgün bir birey olmaktır.
Kendi Potansiyelini Keşfetme Yolculuğu
İnsan olmak, bir varış noktası değil, ömür boyu süren bir yolculuktur. Bu yolculukta ailemizden aldığımız değerler elbette ki başlangıç noktamız için önemlidir. Ancak bu değerleri zamanla sorgulamak, onları kendi akıl ve deneyim süzgecimizden geçirmek, birey olmanın bir parçasıdır. Her bireyin içinde keşfedilmeyi bekleyen eşsiz bir potansiyel yatar. Önemli olan, bu potansiyeli fark etmek ve onu en iyi şekilde kullanarak kendini gerçekleştirme yolunda adımlar atmaktır.
Unutmamalıyız ki her insan, parmak izi gibi tektir ve biriciktir. Başkalarının yolundan gitmek konforlu olabilir, ancak kendi patikanızı oluşturmanın getireceği tatmin ve anlam paha biçilmezdir. İnsanlık, kusurlarımızı kabul edip kendimizi aşma sanatıdır.
İnsanlığa Uyanış: Aynadaki Gerçek Yüzümüz

Bu hikayeden çıkaracağımız en temel ders şudur: İnsan olmak, başkalarının bir kopyası olmak değil, kendi özgün benliğimizi bulmaktır. Bu, kendi değerlerimizi yaratmayı, potansiyelimizi sonuna kadar kullanmayı ve kendi yolumuzu cesaretle çizmeyi gerektiren zorlu ama anlamlı bir süreçtir. Bu uyanışı yaşamak için atabileceğiniz bazı adımlar şunlardır:
- Başkalarının beklentileri ve gürültüsü yerine, kendi iç sesinizi dinlemeyi öğrenin.
- Hata yapmaktan korkmayın; hataları birer öğrenme fırsatı olarak görün ve onlardan ders çıkarın.
- Okuyarak, araştırarak, deneyimleyerek sürekli öğrenin, gelişin ve kendinizi aşmaya çalışın.
- Kendi ahlaki ve etik değerlerinizi oluşturun ve ne pahasına olursa olsun onlara sahip çıkın.
- Kendi özgün yolunuzu çizin ve o yolda kararlılıkla ilerleyin.
Hayat, bize kendi yansımamızı gösteren dev bir aynadır. O aynaya nasıl bakarsanız, size öyle bir yüz gösterecektir. Kendinize iyi bakın, kendinizi sevin ve içinizdeki o eşsiz potansiyele inanın. İşte o zaman, aynada gördüğünüz yüz, taklit bir suret değil, gerçek bir insanın aydınlık yüzü olacaktır.



