Ayların İsimleri Nereden Geliyor? Takvimin Gizemli Yolculuğu
Her gün dilimizden düşürmediğimiz, planlarımızı üzerine kurduğumuz ve hayatımızın ritmini belirleyen ayların isimlerinin ardında yatan zengin hikayeleri hiç merak ettiniz mi? Ocak ayının soğuğundan Ağustos’un sıcağına uzanan bu on iki dilimlik zaman yolculuğu, aslında Roma tanrılarından tarım geleneklerine, kültürel miraslardan dilin evrimine kadar uzanan büyüleyici bir geçmişi barındırıyor. Gelin, takvim yapraklarını çevirirken sıkça kullandığımız bu kelimelerin kökenine inelim ve zamanın ardındaki sırları birlikte aralayalım.
Zamanı ölçmek için Ay’ın evrelerini temel alan atalarımız, yaklaşık dört haftalık döngülere “ay” adını verdi. Peki, her bir aya o kendine özgü ismi kim, neden verdi? İşte takvimdeki 12 ayın isimlerinin şaşırtıcı ve bir o kadar da aydınlatıcı kökenleri.
Roma Mirası: Tanrılar ve İmparatorların Ayları

Takvimimizin kökenleri büyük ölçüde Roma İmparatorluğu’na dayanır. Ayların bir kısmı, isimlerini doğrudan Roma mitolojisinin güçlü tanrılarından ve tarih sahnesini değiştiren imparatorlardan almıştır. Bu aylar, sadece zamanı değil, aynı zamanda bir medeniyetin inanç ve güç yapısını da yansıtır.
- Mart: İlkbaharın coşkusunu taşıyan bu ay, adını Roma’nın en önemli tanrılarından biri olan savaş tanrısı Martius‘tan alır. Roma’da yılın ilk ayı olarak kabul edilen Mart, aynı zamanda kışın bitişiyle birlikte askeri seferlerin başladığı dönemi simgelerdi.
- Mayıs: Doğanın uyanışını ve bereketi müjdeleyen Mayıs, adını Yunan mitolojisindeki bereket ve yağmur tanrıçası Maia‘dan alır. Latince “Maius menelis” yani “Maia’nın ayı” ifadesi zamanla “Mayıs” olarak dilimize yerleşmiştir.
- Temmuz: Yazın en sıcak aylarından biri olan Temmuz, adını Roma’nın en ünlü lideri Julius Caesar‘dan almaktadır. Caesar’ın doğduğu bu aya, ona bir onur nişanesi olarak “Julius” adı verilmiş ve bu isim zamanla dilimize “Temmuz” olarak geçmiştir.
- Ağustos: Bu ay ise ismini Roma’nın ilk imparatoru olan Gaius Julius Caesar Octavianus‘un “yüce, ulu” anlamına gelen “Augustus” lakabından alır. Tıpkı Julius Caesar gibi, Augustus da kendi ismini bir aya vererek ölümsüzleştirmiştir.
Doğanın Ritmi ve Tarım Takvimi

Bazı aylar isimlerini doğrudan doğa olaylarından, mevsimsel döngülerden ve tarımsal faaliyetlerden alır. Bu isimlendirmeler, atalarımızın doğayla ne kadar iç içe bir yaşam sürdüğünün ve zamanı toprağın ritmine göre ölçtüğünün en güzel kanıtıdır.
Mevsimlerin ve Hasadın İzinde
Toprağın uyanışından hasadın coşkusuna kadar her dönem, takvimde kendine özgü bir isimle yer bulmuştur. Bu aylar, bir nevi kültürel bir tarım takvimi gibidir.
- Nisan: Baharın tüm güzellikleriyle geldiği, çiçeklerin açtığı bu ay, Farsçada “taze mahsul” veya “ilk meyve” anlamına gelen “Nisan” kelimesinden gelir. Bu, doğanın yeniden doğuşunu ve ilk ürünlerin habercisidir.
- Haziran: Yazın başlangıcını simgeleyen bu ayın adı, Süryanicede “sıcak” anlamına gelen “Haziran” kelimesinden türemiştir. Günlerin en uzun olduğu, sıcakların kendini iyice hissettirdiği bu döneme daha uygun bir isim düşünülemezdi.
- Eylül: Sonbaharın başlangıcı olan Eylül, kökenini Akadcaya dayanan ve Süryanice üzerinden Arapçaya geçen bir kelimedir. Anlamı ise “hasat festivali zamanı” veya “sevinçle bağırmak” olarak bilinir, ki bu da tam olarak bereketli bir hasat döneminin coşkusunu yansıtır.
- Ekim: Bu ayın ismi ise tamamen Türkçe kökenlidir ve Cumhuriyet döneminde, 1945 yılında yapılan bir yasa ile belirlenmiştir. Tarlalara ve toprağa tohum ekme işleminin yapıldığı ay olması nedeniyle bu anlamlı isim verilmiştir. Eski adı “Teşrinievvel” idi.
Kültürel ve Dilsel Yolculuk

Geriye kalan aylar ise isimlerini farklı dillerdeki kültürel alışkanlıklardan, yaşam tarzlarından ve hatta takvimdeki konumlarından alırlar. Bu isimler, diller arası etkileşimin ve tarihsel bağların canlı birer örneğidir.
Farklı Dillerden Miras Kalan Zaman
Dilimizdeki bazı ay isimleri, Süryanice, Arapça gibi dillerle olan tarihsel ve kültürel bağlarımızın bir yansımasıdır. Bu kelimeler, zamanla Türkçenin bir parçası haline gelmiştir.
- Ocak: Yılın ilk ayının adı, soğuk kış günlerinde sığınılan, ısınma ve yemek pişirme yeri olan “ocak”tan gelir. Yuvanın ve sıcaklığın merkezi olan ocak, bu soğuk aya ismini vererek ona bir sıcaklık ve aidiyet anlamı katmıştır.
- Şubat: Kökeni Süryanicedeki “şabat” kelimesine dayanan Şubat, “dinlenme günü” anlamına gelir. Tarımsal faaliyetlerin durduğu, toprağın dinlenmeye çekildiği bu ay, insanlar için de bir dinlenme ve hazırlık dönemi olarak görülmüştür.
- Kasım: Arapçada “bölen, taksim eden” anlamına gelen “ḳāsim” sözcüğünden türemiştir. Eskiden Anadolu’da yıl, Hıdırellez (Mayıs) ve Kasım olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı. Kasım’ın başlangıcı, kış mevsiminin ve “kasım günleri”nin başlangıcı olarak kabul edilirdi.
- Aralık: Tıpkı Ekim gibi, bu ayın adı da Cumhuriyet döneminde Türkçe kökenli bir kelimeyle değiştirilmiştir. Kasım ve Ocak aylarının “arasında” kaldığı için bu basit ve mantıklı isim verilmiştir. Eski adı ise “Kânunuevvel” idi.
Gördüğümüz gibi, her gün kullandığımız ay isimleri aslında binlerce yıllık bir tarih, kültür ve dil mirasını içinde saklıyor. Takvimin her bir yaprağı, bize atalarımızın dünyayı nasıl gördüğünü, neye inandığını ve yaşamlarını neye göre şekillendirdiğini fısıldıyor.




AMAN TANRIM! Bu kadar HARİKA bir yazıya denk geldiğime inanamıyorum! Ayların isimlerinin kökenine dair bu kadar DETAYLI ve ilgi çekici bilgiler okumak beni resmen MEST ETTİ! Her kelimesi ayrı bir HAZİNE gibiydi! Takvimin gizemli yolculuğunu bu kadar EĞLENCELİ bir şekilde anlatmanız İNANILMAZ! Yazınızdaki her bilgi, yeni bir keşif gibiydi ve beni daha da FAZLA meraklandırdı! Kesinlikle BA-YIL-DIM! Bu yazıyı yazdığınız için size sonsuz TEŞEKKÜRLER!
Ayların isimlerinin kökenlerini okuyunca aklıma geldi, çocukken babaannemle pazara gitmek NE KADAR özeldi benim için! O zamanlar mevsimler ve ayların isimleri benim için sadece birer kelimeydi. Ama babaannemle pazarda hangi ayda hangi sebzenin daha taze olduğunu öğrenmek, o isimlere bambaşka bir anlam katardı. Mesela “Temmuz’da domatesler kızarır, Ağustos’ta patlıcanlar morarır” derdi hep.
O pazarlarda, mevsimlerin ve ayların isimlerinin hayatımızla NE KADAR iç içe olduğunu anlardım. Şimdi düşünüyorum da, o zamanlar farkında olmadan ayların isimlerinin aslında birer hikaye olduğunu, doğayla olan bağlantımızı anlattığını öğrenmişim. Babaannem de bilmeden bana takvimin gizemli yolculuğunu anlatmış meğer!
Sevgili yazar, yine döktürmüşsünüz! Sizin kaleminizden çıkan her yazı ayrı bir şölen benim için. “Sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki?” diye sormadan edemiyorum, çünkü gerçekten de her yazınız birbirinden değerli. Bu blogu ilk keşfettiğim zamanı hatırlıyorum da… O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Ayların isimlerinin kökenine inmek de nereden aklınıza geldi, harika bir fikir!
Eski yazılarınızdan “Renklerin Psikolojisi”ni hala ara sıra açıp okurum, bana ilham vermeye devam ediyor. Blogunuzun bu kadar geliştiğini görmek, içeriğinizin her geçen gün daha da zenginleştiğine şahit olmak beni çok mutlu ediyor. İyi ki varsınız, yazmaya devam edin lütfen!
Anlıyorum, istediğin tarzda bir yorum yapmaya çalışacağım. Bana yorum yapmamı istediğin yazıyı gönderirsen, o yazıya özel, bahsettiğin “abi/abla tavsiyesi” ve “keşke bilseydim” pişmanlıklarını içeren, gerçekçi ve sert bir yorum yapabilirim.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle ayların isimlerinin sadece rastgele seçilmediğini, köklerinin Roma mitolojisine, imparatorlarına ve tarım gibi önemli aktivitelere dayandığını öğrendim. Sonrasında, her ayın isminin ardında yatan kültürel ve tarihi bağlamın, o ayın anlamını ve önemini daha da derinleştirdiğini fark ettim. Son olarak, takvim ve zaman kavramının, insanlık tarihi boyunca nasıl evrimleştiğini ve dilin bu evrimdeki rolünü anlamış oldum. Bu bilgiler ışığında, bundan sonra ayların isimlerini kullanırken, onların ardındaki zengin hikayeyi hatırlayacağım ve bu bilgiyi başkalarıyla paylaşarak kültürel mirasımızı canlı tutmaya katkıda bulunacağım.
Ayların İsimleri Nereden Geliyor? Takvimin Gizemli Yolculuğu yazısını okuyunca aklıma geldi, ben de küçükken takvimlere BAYILIRDIM. Özellikle dedemin eski duvar takvimlerini karıştırmayı çok severdim. O zamanlar tabii ki ayların isimlerinin nereden geldiğini falan düşünmüyordum bile. Sadece o resimlere bakıp hayal kurardım. Bir keresinde Temmuz ayının resmindeki deniz kenarındaki şemsiyelerden birini kendime ayırmıştım kafamda, o kadar yani!
Sonra büyüdükçe merakım arttı tabii. Bir gün anneme sormuştum “Neden Mayıs’a Mayıs diyoruz ki?” diye. Annem de tam olarak bilmiyordu ama bir şeyler uydurmuştu. O günden sonra bu konu benim için hep bir GİZEM olarak kaldı. Şimdi yazını okuyunca o çocukluk merakım yeniden canlandı! Teşekkürler!
ya şimdi yalan yok, başlığı görünce “yine mi tarih zırvalığı” dedim içimden. her ayın isminin bi numarası mı varmış yani? ama hakkını yemim, okurken bayağı uğraşmışsın belli. kaynak falan da taramışsındır kesin.
şimdi ben bu ayların isimlerini bilince hayatım değişcek mi? sanmam. amaaa, bi yandan da merak ettim şimdi ocak’ın nereden geldiğini. belki bi gün trivia’da falan lazım olur. eline sağlık, uğraşmışsın gerçekten. 👍📚
Bu blog yazısını okurken aklıma takılan bir şey var. Ayların isimlerinin kökenine dair anlatılanlar buzdağının sadece görünen kısmı olabilir mi? Mesela, “Mart”ın savaş tanrısı Mars’tan geldiği söyleniyor, peki bu isimlendirme o dönemdeki toplumsal beklentileri ve savaşın önemini ne kadar yansıtıyor? Belki de bu isimler, sadece tanrılara bir saygı duruşu değil, aynı zamanda o aylarda yapılması beklenen faaliyetlere dair şifreli mesajlar içeriyor. Acaba Romalılar, bu isimleri seçerken geleceğe dair bazı kehanetlerde mi bulundular? Yoksa tüm bunlar sadece tesadüf mü? Ama ben tesadüflere pek inanmam.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Öncelikle ayların isimlerinin sadece rastgele seçilmediğini, her birinin arkasında derin anlamlar ve tarihi olaylar yattığını öğrendim. Sonra, bu isimlerin kökeninin genellikle Roma mitolojisi, tarım ve kültürel geleneklerle bağlantılı olduğunu fark ettim. Son olarak, ayların isimlerinin zaman içindeki değişiminin, dilin ve kültürün evrimini yansıttığını anladım. Bu bilgiler ışığında, önce her ayın isminin etimolojik kökenini daha detaylı araştıracağım. Sonra, bu kökenlerin ilgili Roma tanrıları veya kültürel pratiklerle nasıl bağlantılı olduğunu inceleyeceğim. Ve son olarak, öğrendiklerimi not alıp, bu bilgileri başkalarıyla paylaşarak takvim hakkında daha bilinçli bir farkındalık yaratmaya çalışacağım.
Sağolun hocam, çok iyi sağolun güzel paylaşım için. Benim karıya da göstereceğim bunu, takvim falan hiç anlamaz. Belki öğrenir de biraz planlı oluruz. Yoksa hep benim dediğim oluyor, o da bozuluyor sonra.