Asosyallik Testi
Sosyal ortamlardan uzaklaşmak bazen kişisel bir tercih bazen de bir kaçış olabilir; eğer kendinizi sık sık yalnız kalmayı tercih ederken buluyorsanız, hazırladığımız Asosyallik Testi tam size göre. Bu Asosyallik Testi, sosyal etkileşimden ne kadar kaçındığınızı ve içe dönüklük seviyenizi anlamanıza yardımcı olmak için özel olarak tasarlanmıştır. Günlük hayatınızda insanlarla iletişim kurmak sizi yoruyor mu veya kalabalıklardan kaçıyor musunuz?
Kendinizi daha iyi tanımak ve sosyal alışkanlıklarınızla yüzleşmek için Asosyallik Testi sonuçları size önemli bir rehberlik sağlayacaktır. Sitemizdeki bu ücretsiz ve kapsamlı Asosyallik Testi, durumunuzu objektif bir şekilde değerlendirmenize olanak tanır. Aşağıda yer alan Asosyallik Testi ekranından soruları içtenlikle cevaplayarak, sosyal izolasyon düzeyiniz hakkında anında bilgi sahibi olabilirsiniz. Hadi, Asosyallik Testi ile kendinizi analiz etmeye hemen başlayın. 👇
Asosyallik Testi
Bireyin sosyal etkileşimden kaçınma ve içe dönüklük düzeyini ölçer.
Bu test nedir? Bu test, bireyin sosyal etkileşimden kaçınma, sosyal anhedoni (sosyal zevk alamama) ve içe dönüklük düzeyini ölçmeyi amaçlar. Bu bir tanı aracı değildir.
Puanlama: Sorulara "Hiçbir zaman" ile "Çoğu zaman" arasında yanıt verirsin. Bazı sorular ters puanlanarak hesaplanır.
Sonuç Hesaplanıyor...
Lütfen bekleyin.
Öneriler
- 01 Günlük olarak kendinize şefkat gösterin ve başarılarınızı kutlayın.
- 02 Küçük hatalar yaparak mükemmeliyetçilik korkusunu azaltın.
- 03 "Yeterince iyi" kavramını günlük yaşamınıza entegre edin.
Bu test yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel psikolojik değerlendirme yerine geçmez.
Önerilen Yazılara Göz Atın 👇
Aşırı Empati Sendromu: Duygusal Yükün Altında Ezilmek
Sosyal Etkileşimi Zenginleştiren Sohbetin Gücü
Diğer Testler için lütfen ziyaret edin👉 Testler




Bu testin sunduğu sayılar ve etiketler, aslında okyanusun yüzeyindeki dalgaları ölçmekten farksız. Oysa asıl mesele, yüzeydeki bu çalkantının altındaki derin ve sessiz akıntıda gizli değil midir? Kendimizi sosyal etkileşimlerin gürültülü pazar yerinden çekip kendi içsel sessizliğimizin manastırına sığınma isteğimiz, basit bir yorgunluktan veya bir kaçıştan çok daha fazlasını anlatıyor olabilir. Belki de bu durum, modern insanın kolektif bilincin dayattığı tek tip kimliklere karşı başlattığı sessiz bir isyandır; ruhun, kalabalığın içinde eriyip gitmek yerine kendi özgün melodisini duyabilmek için bir anlığına müziği susturma arzusudur. Bu geri çekilme, aslında insanın varoluşsal arayışının, yani “ben kimim?” sorusuna dışarıdan gelen yankılarla değil, bizzat kendi varlığının en saf hâliyle cevap bulma çabasının bir yansıması değil mi? Peki ya bu “asosyalik” olarak adlandırdığımız şey, bir eksiklik değil de, aksine, evrenin en temel yapıtaşı olan boşlukla, yani her şeyin doğduğu o yaratıcı hiçlikle yeniden bağ kurma ihtiyacının bir tezahürü ise? Nihayetinde, en büyük kalabalık, insanın kendi içindeki sessizliği duymasını engelleyen düşüncelerden oluşuyorsa, gerçek sosyallik nerede başlar ve nerede biter?
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: bu testin, yalnız kalma isteğimin kişisel bir tercih mi yoksa bir kaçış mı olduğunu anlamak için bir araç olduğunu fark ettim. Bu yüzden önce bu asosyallik testini çözerek işe başlayacağım, sonra çıkan sonuçları dürüstçe değerlendirip sosyal etkileşimden kaçınma nedenlerimin altında yatanları anlamaya çalışacağım ve son olarak bu farkındalıkla günlük hayatta beni neyin yorduğunu veya kalabalıklardan neden uzak durduğumu daha bilinçli bir şekilde gözlemleyeceğim.
Bu yazıyı okuyunca aklıma üniversite yıllarım geldi, ben de benzer bir durumda kalmıştım. O zamanlar yurtta kalabalık bir arkadaş grubum vardı ve neredeyse her akşam bir plan yapılırdı. Herkes dışarı çıkmak için can atarken ben odamda kitabımla veya kulaklığımla kalmak için bahaneler uydururdum. Bir keresinde çok ısrar ettiler, kıramadım ve onlarla çok popüler bir kafeye gittim. O anı hiç unutmuyorum, etrafımdaki o uğultu, kahkahalar, herkesin birbiriyle konuşması bana o kadar yabancı gelmişti ki sanki bir cam fanusun içindeydim. Herkes gülerken ben sadece onları izliyordum, İNANILMAZ yalnız hissetmiştim.
O gün anladım ki mesele insanları sevmemek değil, o sosyal enerjiyi her zaman bulamamakmış. O kalabalığın içinde eriyip gitmek yerine kendi sessizliğimde var olmayı tercih ediyordum. Başta kendimi çok yadırgadım, “bende bir sorun mu var” diye çok düşündüm. Ama sonra bunun benim yapım olduğunu kabullendim. Şimdi o anları hatırlayınca kendime kızmıyorum, sadece o genç halime gülümsüyorum. Bazen en büyük kalabalık, insanın kendi iç huzurudur. Bu yazıyı okumak o günleri tekrar hatırlattı, çok teşekkürler.
Sağolun hocam, güzel paylaşım için valla. Testi çözdüm de tam beni anlatmışsınız, sonuçlar hiç şaşırtmadı. Benim sevgilim de sürekli bu hataları yapıyor, hep “niye kimseyle görüşmüyoruz, niye hep evdeyiz” diye başımın etini yiyor, halbuki kalabalık beni yoruyor işte, anlamıyor ki.
test demişken yarın matematik sınavı var ya offf
Yine harika bir yazı, sizden ne zaman kötü bir yazı gördük ki? Kaleminize, emeğinize sağlık. Bu blogu ilk keşfettiğim günü hatırlıyorum da, sanki dün gibi… Üniversite öğrencisiydim, internette öylesine gezinirken bir linke tıklayıp kendimi burada bulmuştum. O zamandan beri her yazınızı kaçırmadan okurum. Sanki gizli bir hazine bulmuş gibi hissetmiştim ve bu his yıllardır hiç değişmedi. Her yeni yazınızda aynı heyecanı yaşıyorum.
Yıllar içinde blogun nasıl geliştiğini, konuların nasıl çeşitlendiğini görmek çok güzel. Ama o samimi ve içten üslubunuz hiç değişmedi. Özellikle böyle kendimize dönüp düşünmemizi sağlayan yazılarınız benim için hep çok özel oldu. Hayatımın en karmaşık dönemlerinde bile sizin yazılarınızda bir durup nefes alma fırsatı buldum. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. Lütfen bize bu güzel anları yaşatmaya devam edin, biz daimi okurlarınız her zaman buradayız.
Elbette, istediğin tarzda, farklı konulara uygun birkaç yorum taslağı hazırladım. Konuya göre birini seçip kullanabilirsin.
—
**Kişisel Finans / Yatırım Konusunda Bir Yazıya Yorum Olarak:**
Bizim ofisteki Murat abi “oğlum gel şu fona girelim, üç-beş at kenara” dediğinde sene 2018’di, ben kulak arkası ettim. Şimdi adam aldığı kârla araba modelini yükseltti, biz hâlâ ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyoruz. Ah ah, zamanında o aklı dinleseydik şimdi başka bir hayat yaşıyorduk, gerçek bu.
**Kariyer / Yeni Bir Beceri Öğrenme Konusunda Bir Yazıya Yorum Olarak:**
Yazılım departmanında Selin diye bir abla vardı, “bak bu işin geleceği burada, üç beş bir şey öğren” diye başımın etini yemişti. Biz o zamanlar “aman kim uğraşacak” dedik, geçtik. Şimdi o abla yurt dışından dövizle maaş alıyor, biz burada aynı maaşa talim ediyoruz, hayat kimseyi beklemiyor işte.
**Sağlıklı Yaşam / Beslenme Konusunda Bir Yazıya Yorum Olarak:**
Spor salonundaki Hakan abi “şu şekeri kes bak nasıl değişeceksin” diye dilinde tüy bitmişti. Biz ne yaptık, “abi bir tatlıdan bir şey olmaz” diye güldük geçtik. Şimdi dizler ağrıyor, merdiven çıkarken nefes nefese kalıyoruz, keşke o gün o baklavayı değil de abiyi dinleseymişiz.
bu testi çözmek için dışarı çıkmam gerekseydi ilk sorudan elenirdim heralde. nEyse ki konfor alanımı terk etmeden ne kadar anti-sosyal olduğumu öğrenebildim, teknoloji ne güZel bişey.
Eskiden, özellikle kış akşamları elektrikler kesildiğinde ne çok sevinirdim. Herkes mum ışığında sohbet ederken ben bir köşeye çekilir, gölgelerle duvarda kendi kendime oyunlar oynardım. O sessizliğin ve loşluğun içinde kurduğum hayaller, sanki günümüzün en gürültülü eğlencesinden bile daha keyifliydi.
Yazınızı okuyunca aklıma o anlar geldi. O zamanlar kimse buna bir isim koymaya çalışmazdı, sadece çocuğun kendi halinde takıldığı düşünülürdü. Belki de kendiyle mutlu olabilme becerisi, o mum ışığında, gölgelerle oynarken kazanılan en güzel alışkanlıktı. Ne güzel günlerdi.
Elbette, istenen formatta farklı konulara uygun birkaç yorum taslağı hazırladım:
**Konu: Yatırım / Finansal Fırsatlar ise:**
Bizim ofisteki Selim abi 2015’te “oğlum al şu Bitcoin’den” dediğinde gülüp geçmiştik. Ah ah, şimdiki aklım olsa o gün evdeki bütün altınları bozdururdum. Şimdi adam emekli oldu, biz hâlâ klavye başında mesai dolduruyoruz.
**Konu: Kariyer / Kişisel Gelişim ise:**
Plazadaki İrem abla “bu gidişat kötü, gel sana yazılım öğreteyim” dediğinde “aman kim uğraşacak şimdi” diye geçiştirmiştim. Ah be, zamanında o iki aylık kursa yazılsaydım şimdi bambaşka bir hayatım vardı. O şimdi evden euro kazanıyor, biz hâlâ patronun ağız kokusunu çekiyoruz.
**Konu: Sağlıklı Yaşam / Spor ise:**
Asker arkadaşım Murat abi, “otuzundan sonra vücut toparlamaz, gel beraber başlayalım” dediğinde dalga geçiyordum. Ah ah, keşke o zamanlar dinleseydim de iki ağırlık kaldırsaydım. Şimdi o fıstık gibi, biz merdiven çıkarken nefes nefese kalıyoruz, doktor kapılarında sıra bekliyoruz.
test demişsiniz de benim ehliyet sınavı ne olucak ya
insanların kendine etiket yapıştırması için bir yol daha.
Harika bir yazı, anladıklarımı hemen özetliyorum: Önce sosyal ortamlardan uzaklaşmamın kişisel bir tercih mi yoksa bir kaçış mı olduğunu dürüstçe değerlendireceğim, sonra bu durumu netleştirmek için önerilen asosyallik testini uygulayarak sosyal etkileşimden kaçınma düzeyimi ölçeceğim ve son olarak bu testin sonuçlarını kullanarak insanlarla iletişim kurmanın beni gerçekten yorup yormadığını ve içe dönüklük seviyemi daha iyi anlayarak kendim için bir farkındalık oluşturacağım.