Psikoloji

Alzheimer Hastalığı: Nedenleri, Evreleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Alzheimer hastalığı, demansın en yaygın türlerinden biri olarak karşımıza çıkar ve **ilerleyici nörolojik** bir rahatsızlıktır. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, bu hastalığın görülme sıklığı da maalesef artış göstermektedir. Günümüzde, 65 yaş ve üzerindeki her 100 kişiden yaklaşık 8’inde Alzheimer’a rastlanmaktadır.

Normalde her bireyin beynindeki hücrelerde kayıplar yaşanır ancak Alzheimer’da bu kayıplar **çok daha hızlı** ilerler. Hastalığın gelişiminde, beyinde beta amiloid adı verilen anormal bir proteinin birikimi önemli rol oynar. Bu proteinin beyinden atılamaması, sinir hücreleri arasındaki bağlantıyı koparır ve beyin hücrelerinin ölümüne yol açar.

Alzheimer Nedir?

Alzheimer Hastalığı: Nedenleri, Evreleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Alzheimer, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan ve beynin bazı bölgelerinde zamanla hasar oluşması sonucu, özellikle **bellek** olmak üzere entelektüel faaliyetlerde, günlük işlerde ve davranışlarda bozulmalara yol açan bir hastalıktır. Nadiren genç yaşlarda da görülebilir. İlk beyin hasarı 20’li yaşlarda başlayıp 40’lı yaşlara doğru ilerleyebilir.

Alzheimer’ın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, süreci yavaşlatmak ve belirtileri hafifletmek için erken tanı ve doğru müdahale büyük önem taşır. Bu nedenle, belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak önemlidir.

Bu hastalığı ilk tanımlayan kişi, Alman Nöropsikiyatrist Alois Alzheimer’dır. 1902’de 51 yaşındaki Auguste Deter adlı hasta, eşi tarafından davranış bozukluğu ve unutkanlık şikayetleriyle Dr. Alzheimer’a getirilmiştir. Hastayı muayene ve takip eden Dr. Alzheimer, 1906’da hastanın ölümünden sonra yaptığı otopside, beyninde korteks incelmesi ve hücre içinde ile çevresinde farklı birikimlere rastlamıştır.

DSM-5’e göre bir kişiye Alzheimer tanısı konulabilmesi için aşağıdaki şartların olması gereklidir:

  • Yürütücü fonksiyonların bozulması
  • Karışık dikkat işlevlerinin bozulması
  • Lisan bozulması
  • Bellek ve öğrenme bozulması
  • Algı bozulması
  • Sosyal kognisyonun bozulması

Bu belirtilerden bir veya birkaçının olması durumunda, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak önemlidir. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak için kritik öneme sahiptir.

Alzheimer Evreleri Nelerdir?

Alzheimer Hastalığı: Nedenleri, Evreleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Alzheimer hastalarında beyin hücrelerinin yıkım süreci ve hastalığın ilerleme hızı kişiden kişiye değişebilir. Araştırmalar, hastaların yaklaşık 20 yıla kadar yaşayabileceğini göstermektedir. 2011 yılında yapılan çalışmalara göre, Alzheimer hastalığı belirli evrelerle ilerlemektedir. Bu evreler şunlardır:

  1. Evre 1: Dışarıdan normal (klinik öncesi)
  2. Evre 2: Çok hafif bozukluk
  3. Evre 3: Hafif bozukluk
  4. Evre 4: Orta dereceli bozukluk
  5. Evre 5: Orta ciddi dereceli bozukluk
  6. Evre 6: Ciddi bozukluk
  7. Evre 7: Çok ciddi bozukluk

Evre 1, Alzheimer’ın hem hasta hem de doktor tarafından fark edilmeden önceki dönemidir. Evre 2 ve 3 genellikle birleştirilerek “hafif kognitif bozukluk” olarak tanımlanır.

Peki bu evreler tam olarak ne anlama geliyor? İşte Alzheimer evrelerinin açıklamaları:

Klinik Öncesi Dönem

Bu evrede, hastalığa dair herhangi bir belirti bulunmaz. Ancak, beyinde hasar başlamıştır. Bu dönemde hastalığın tanılanması, fiziksel muayene ile pek mümkün değildir. Ancak, bazı durumlarda biyobelirteç ölçümleri ile hastalığın varlığı tespit edilebilir.

Hafif Kognitif Bozukluk

Peterson tarafından tanımlanan bu dönemde, hastada kendisi veya yakınları tarafından fark edilen unutkanlık ve bellek kayıpları görülür. Ancak, kişi günlük yaşamına sorunsuz bir şekilde devam edebilir. Bu kişilerin sonraki yıllarda belirgin demans geliştirme riski yüksektir. Bu dönem, çok hafif kognitif bozukluk ve hafif kognitif bozukluk şeklinde ikiye ayrılabilir.

Erken Orta Dönem

Bu evre, kelime hatırlamada zorluk, hafif unutkanlık, yeni şeyler öğrenememe, sosyal hayattan çekilme, yorgunluk ve depresyon gibi belirtilerle başlar. Hastalar genellikle günlük işlerini yapmakta zorlanmaya başlar ve yardıma ihtiyaç duyabilirler.

Ciddi Orta Dönem

Bu dönemde, kişinin günlük yaşam aktiviteleri gözle görülür biçimde bozulur. Çatal kaşık kullanamama, yemek yapamama, giysi giyememe, kişisel temizlik yapamama ve evdeki odaları bulamama gibi sorunlar ortaya çıkar. Öfke, huzursuzluk, kaybolma, motor becerilerin bozulması, sosyal ilişkilerin bozulması ve paranoya görülebilir.

İleri ve Ciddi İleri Dönem

Bu evre, kişinin hayatı için tamamen başkalarına bağımlı hale geldiği durumdur. Hastalar genellikle bakım veren kişilerle yaşarlar. Fiziksel sorunlar sık sık yaşanır. Konuma veya basit emirlere uyum sağlamada bozulma, bağırsak ve mesane kontrolünün yapılamaması, farkındalık halinin kaybedilmesi, duygusal bozukluk ve sürekli dolanıp durma durumu görülebilir. Bu evrede hastalarda büyük tuvalet sorunu meydana gelebilir. Hasta kişiden çok bakım veren birey zorlanır. Bu evre devam ettiğinde, hasta yatağa bağımlı hale gelir. Son evre olduğu için bu dönemde ölüm belirtileri de görülebilir. Konuşma becerisi büyük ölçüde kaybedilir, oral yolla beslenme sorunu yaşanır, yutkunma işlevi kaybedildiği için yeterli beslenme yapılamaz ve iç organlarda güç kaybı yaşanır.

Alzheimer Nedenleri Nelerdir?

Alzheimer’ın en önemli nedeni yaştır. Genellikle 65 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülür. Diğer önemli bir faktör ise cinsiyettir; kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanır. Bunun nedeni, kadınların ortalama yaşam sürelerinin daha uzun olmasıdır.

Eğitim seviyesinin düşüklüğü, kafa travmaları, depresyon, stres, metabolik hastalıklar ve genetik faktörler de Alzheimer’ın diğer nedenleri arasında sayılabilir. Dolayısıyla, Alzheimer risk faktörleri arasında obezite, ileri yaş, düşük eğitim seviyesi, yüksek tansiyon, kafa travmaları, uzun süreli depresyon, yüksek kolesterol ve fiziksel aktivitelerin azlığı bulunmaktadır.

Alzheimer Belirtileri Nelerdir?

Alzheimer, çeşitli belirtilerle kendini gösterebilen bir hastalıktır. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

  • Bellek Kaybı: Hastalığın en belirgin ve erken belirtisi unutkanlıktır. Yakın geçmişteki olaylar, kişiler ve bilgiler unutulur. Hastalık ilerledikçe unutma sıklığı artar.
  • Günlük Aktivitelerde Bozulma: Günlük işleri planlamakta ve tamamlamakta zorluk yaşanır. Yemek yapma, giysi seçme, telefonla konuşma gibi basit işler bile zorlaşır. Geçmişte kolaylıkla yapılan beceriler kaybedilir.
  • Davranışsal ve Psikiyatrik Bozukluklar: Ruh halinde ani ve sebepsiz değişimler görülebilir. Çabuk ağlama, içe kapanma, ani sinirlenmeler yaşanabilir. Sürekli hareketlilik, amaçsız gezinme, uyumama, halüsinasyon görme, şüpheci davranma ve eşyaları saklama gibi davranışlar da ortaya çıkabilir.
  • Konuşma Güçlüğü: Konuşurken kelime seçmede zorluk yaşanır. Kelime yerine tanımlar kullanılabilir. Bazı zamanlarda kişinin yazdıklarını veya söylediklerini anlamak son derece zor olabilir.
  • Zamanı ve Mekanı Karıştırma: Aylar, günler ve mevsimler karıştırılabilir. Kişi, evi gibi bildiği çevrelerde kaybolabilir, nerede olduğunu unutabilir. Görüntü algılamasında karıştırmalar, şekil algısında ve yazı okumada bozukluklar görülebilir. İnsanların yüzleri karıştırılabilir.
  • Karar Vermede ve Değerlendirmede Güçlük: Giyecek ve yiyecek seçimine karar verirken zorluk yaşanır. Kat kat giyinme veya farklı renkli çoraplar giyme gibi davranışlar görülebilir.
  • Soyut Düşünmede Güçlük: Atasözü yorumları ve anlamları karıştırılır.
  • Eşyaları Yanlış Yere Koyma: Eşyalar sık sık yanlış veya alışılmadık yerlere konulur.

Bu belirtilerden herhangi birini kendinizde veya bir yakınınızda fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız önemlidir. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak için kritik öneme sahiptir. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır.

Alzheimer Teşhisi Nasıl Konulur?

Alzheimer teşhisinde, öncelikle hasta ve yakınlarının öyküsü dinlenir. Hastanın veya yakınının anlattıkları, tanıyı kesinleştirmede önemli bir rol oynar. Alzheimer varlığını tespit etmek için tarama testleri yapılır. En sık kullanılan tarama testi Mini Mental Durum Testi’dir. Bu test ile kişiye mekan, zaman, sayısal işlem, öğrenme, öğrendiğini hatırlama, cümle yazma, isimlendirme, görsel bellek muayenesi yapılır.

Mini Mental Durum Testi ilk kez 1975’te Folstein ve arkadaşları tarafından kullanılmıştır. Bu test, bellekteki ve diğer alanlardaki bozulmaları sayısal olarak değerlendirir. Hastanın soruları doğru cevaplayıp cevaplamamasına ve verilen komutları düzgün biçimde yerine getirip getirmediğine bakılır. Bu kapsamda kişiye Alzheimer tanısı konulmasa da bireyde kognitif azalma olup olmadığı hakkında bilgi edinilir. Sonrasında ise nöropsikologlar tarafından kişiye farklı testler uygulanır. Bu testler için Alzheimer testleri uygulayan hastanelere başvurulmalıdır.

Alzheimer teşhisinde kullanılan yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

  • Nörolojik Testler: Alzheimer tanısı için çoğu zaman Mini Mental Durum Testi uygulanır. Çekirdek bulgu kesinliği ve farklı kayıpların saptanabilmesi için ayrıntılı biçimde nöropsikolojik testler uygulanır. Nöropsikolojik testler günlük hayata, belleğe, davranışa yönelik somut veriler elde etmeye yarayan pek çok testten oluşur. Hastanın ana diline ve eğitim düzeyine göre uygun olan test seçilir. Bazı testler kısa sürede tamamlanırken, bazılarında ise daha ayrıntılı bilgi gerektiği için uzun bir süre gerekebilir. Nöropsikolojik testler hakkında daha fazla bilgi almak için ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.
  • Nörofizyolojik İncelemeler: Bazı kişilerin ayırıcı tanısı için nörofizyolojik inceleme gerekebilir. Bu incelemelerin en önemlisi EEG’dir. Özellikle de özgün bulgular için bu inceleme yöntemi önemli görülmektedir.
  • Radyolojik İncelemeler: Beyinde tutulan bölgelerin saptanabilmesi için kişiye bilgisayarlı tomografi veya magnetik rezonans görüntüleme uygulanır. MR görüntüsü ile bazen kayıp olan beyin bölgesinin volümü hesaplanır. Alanın fonksiyon görüp görmediğini incelemek için de hastaya volümetrik veya fonksiyonel MR uygulanabilmektedir.
  • Nükleer Tıp İncelemesi: Son zamanlarda beyin fonksiyonlarının gerek normal yaşamda gerekse Alzheimer gibi durumlarda nasıl metabolizmaya sahip olduğunu ayırt edebilmek ve hastalıktan sorumlu olan amiloid proteininin birikimini yıllar öncesinden görmek için bu inceleme yöntemi kullanılmaktadır. Ancak pahalı olmasından dolayı bu yöntem, ileri aşamalarda kullanılan bir inceleme şeklidir.
  • Saat Çizme Testi: Alzheimer teşhisinde kullanılan tarama ölçeklerinden biri de saat çizme testidir. Hasta kişiden saat çizmesi, içerisine sayı yerleştirmesi ve söylenen zamanda işaretleme yapması istenmektedir. Bu test, kişinin geometrik beceriyi yapması ve onu anlayıp planlaması hakkında bilgi vermektedir.
  • Hematoloji/ Biyokimya/ Genetik/ Mikrobiyoloji Testleri: Tanı için bazı genetik bilgiler ölçülmektedir. B12 folik asit, tiroid hormonları, glukoz ölçümleri, hemoglobin, kan tam sayımları, elektrolitler, sedimantasyon, karaciğer fonksiyon testleri ve üre testi kullanılmaktadır. Bazı enfeksiyon hastalıklarının dışlanması için HIV ve sifiliz mikrobiyolojisi üzerine de çalışılmaktadır. APOE epsilon 4 ölçülebilmektedir. Beyin omurilik sıvısından Creutzfeldt Jacob tanısında kullanılması için 14-3-3 proteinine de bakılmaktadır.

Alzheimer hastalığının erken dönemde tanısı mümkündür. Tanının erken dönemde konulabilmesi için hastaların beyin omurilik sıvısından alınan proteinlerine bakılmaktadır. Bu proteinlere kandan da bakılabilmektedir. Ancak doğru ve kesin sonuç için bu proteine bel sıvısından bakılmaktadır. Yapılan çalışmalar, Alzheimer hastalığının 20-30 yıl öncesinden yükselen proteinlerle başladığını belirtmektedir.

Alzheimer Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Alzheimer, geri dönüşü olmayan bir hastalık olduğundan, kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak, ilaç tedavisi ile hastalığın belirtileri hafifletilebilir ve Alzheimer’a eşlik eden hastalıkların semptomları giderilebilir. Aynı zamanda kişinin zihinsel kapasitesi düzeltilmekte ve günlük hayatı kolaylaştırılmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkış teorilerine göre farklı ilaçlar geliştirilmiştir. Alzheimer sebebiyle oluşmuş olan beyin dokusu kayıpları öğrenmeden sorumludur. Asetilkolin maddesi bu kayıplarla beraber azalmakta ve ciddi boyutta dejenerasyon ve iltihap sebebiyle glutamat isimli madde yükselmektedir. İlaçlar asetilkolini artırmakta iken glutamatı düşürmektedir. Bu sebeple kullanılan ilaçlar rivastigmin, donepezil, galantamin ve memantin ilaçlarıdır. İlaç kullanımından sonra yan etkiler takip edilmektedir. Düzelme mevcutsa ilaca aynı şekilde devam edilmektedir. Ancak eğer düzelme yoksa doz artırılmakta ya da ilaç değişikliği yapılmaktadır.

İlaç tedavisine ek olarak ergoterapi, fizyoterapi, realitiye yönelim çalışmaları, bellek çalışmaları, müzik, biyografi ve hatırlama, aromaterapi, duyu ve evcil hayvan terapisi de uygulanabilmektedir. Hatta müzik terapisi ile hastaların olumlu yönde etkilenmesi sağlanabilir.

Yeni çalışmalar arasında beyin sinir hücrelerinin işlevini bozan tau ve beta amiloid proteinlerinin oluşumuna, hücre çökmesini önleyici ve bu proteinler oluştuğunda da yıkılıp atılımını hızlandıran ilaç bulunmasına dair araştırmalar yapılmaktadır. İleri düzeydeki Alzheimer için aşı geliştirilmesi de hedeflenmektedir.

Sonuç olarak Alzheimer tedavisinde;

  • Psikolojik destek
  • İlaç tedavisi
  • Egzersiz
  • Beslenme programları

uygulanmaktadır.

Alzheimer hastası olan kişilerin Akdeniz beslenme modeli uygulamaları faydalı olmaktadır. Akdeniz beslenme modelinde yüksek seviyede bitkisel ve posalı besinlerle balık ve zeytinyağı; düşük seviyede ise tavuk, kırmızı et, süt ve süt ürünleri yer almaktadır. Şekerli ve rafine besin tüketimi hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır.

Alzheimer hastaları için oyuncaklı tedavilerin de faydalı olduğu görülmüştür. Hasta kişiye oyuncak ayılar ve bebekler verilerek oyun oynaması sağlanmaktadır. Hastalar bu oyuncaklarla oynamakta, çocukları gibi ilgilenmekte ve onlarla sohbet etmektedir. Bu tedavi sonucunda hastanın iletişimi ilerlemekte ve iletişim kurma konusundaki isteği desteklenmektedir.

Alzheimer Hastalarına Nasıl Davranılmalı?

Alzheimer hastalarıyla iletişim kurarken hasta yakınlarının nazik ve sakin bir üslup kullanması önemlidir. Emir veren bir iletişim tarzından kaçınılmalı, anlaşılır ve kısa cümleler kurulmalıdır. Hasta kişiyle konuşurken “lütfen” kelimesi sık sık kullanılmalıdır. Herhangi bir konuyla ilgili iki seçenek sunulması, iletişimin daha kolay olmasına yardımcı olabilir.

Hastanın yaşadığı bellek kaybı, olayları gerçek dışı anlatmasına ve isimleri yanlış hatırlamasına neden olabilir. Bu durumlarda, hasta yakınları kişinin düşüncelerini değiştirmeye çalışmamalıdır. Yanlış düşünceleri düzeltmeye çalışmak kişide strese neden olabilir. Bunun yerine, kişinin algısına ortak olunması kişiyi mutlu edebilir. Zor durumlarla baş ederken sakin bir ses tonuyla konuşulması, güven verici ve olumlu cümleler seçilmesi önemlidir. Hasta yakınının kriz durumlarında korkulu ya da öfkeli davranması, krizi daha da zorlaştırabilir.

Öfke ve saldırganlık nöbetleri esnasında hasta yakınları, kaygı ve korku duyduklarını kişiye hissettirmemelidir. Hasta kişi bunu fark ettiğinde saldırgan davranışlarda artış görülebilir. Aynı zamanda hasta yakınının öfkelenmesi de hastanın saldırgan davranışlarını tetikleyebilir. Bu nedenle, güven veren ve sakinlik sağlayan kelimelerin seçilmesi, olası fiziksel saldırılara yönelik arada belli mesafe bırakılarak tedbirli yaklaşılması gerekmektedir. Bununla beraber hasta kişiye fiziksel olarak müdahale edilmesi doğru değildir.

Hasta kişinin fiziksel saldırganlık durumlarında “Lütfen, canım yanıyor.” gibi sözler söylenebilir. Aynı zamanda bu gibi durumlarda saldırgan davranışlara sebep olan etkenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Saldırgan anlarda dikkati başka bir şeye çekmeye çalışmak faydalı olabilir. Kontrolden çıkan durumlarda ise mutlaka doktordan yardım alınmalıdır. Hastanın kaygılı ve endişeli olduğu durumlarda yakınlarına anlatmaya çalıştığı gerçek olmayan düşünceleri olduğu kabul edilmelidir. Sakin ses tonu ile empati yapılarak konuşulmalıdır. Bununla birlikte hasta, dikkatini çekecek ve hoşuna gidecek aktivitelere ısrarcı olunmadan yönlendirilmelidir. Hastanın o an içinde bulunduğu algılama biçimine ortak olunmaya çalışıldığı halde kaygılar artıyorsa bu durum doktor ile paylaşılmalıdır.

Alzheimer Olmamak İçin Ne Yapılmalı?

Alzheimer hastalığını kesin olarak önleyecek bir yöntem henüz bulunmamakla birlikte, bazı yaşam tarzı değişikliklerinin riski azaltabileceği düşünülmektedir. Fiziksel ve zihinsel açıdan aktif kalmak, düzenli egzersiz yapmak, şekeri ve tansiyonu normal seviyede tutmak, meyve ve sebze tüketimini artırmak, Akdeniz diyetini uygulamak, kafa yaralanmalarına karşı korunmak, alkol ya da sigara kullanmamak gibi yaşam tarzı düzenlemeleri önemlidir. Meditasyon yapmak da zihinsel sağlığı korumada yardımcı olabilir.

Sudoku çözmek, rubik küpü ile uğraşmak ve çengel bulmaca çözmek gibi beyin egzersizleri de önleyici olabilir. Bununla beraber kelime ve refleks oyunlarının oynanması da önerilmektedir.

Alzheimer İçin Hangi Doktora Gidilir?

Alzheimer hastalığı, beyindeki bazı hücrelerin hasar almasından kaynaklı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle nörolojik bir hastalık olarak nitelendirilmektedir. Bu hastalık için nöroloji ve geriatri bölümlerine gidilmesi gerekmektedir.

Alzheimer Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Alzheimer hastalığının kendi seyrine bırakılması sonucunda beyindeki hücrelerin yıkımı hızlanır. Bunun sonucunda da hastanın hayat kalitesi düşmekte ve yaşam süresi kısalmaktadır. Alzheimer olan kişilerin hayat kaybı genellikle akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak oluşmaktadır. Bunun temel nedeni ise yutkunma refleksi zayıflayan bireyin akciğerlerine, beslenme esnasında gıda malzemesinin kaçmasıdır.

En sık görülen ikinci hayat kaybı sebebi ise kalp hastalıklarıdır. Uzun süre yatağa bağlı olan Alzheimer hastalarının dolaşım sisteminde pıhtılaşma yaygın olarak görülmektedir. Bu nedenle hastalığın kesin tedavisi olmasa bile sürecin yavaşlaması için nöroloji tarafından takip gerekmektedir. Hastaya verilen ilaçların belirtilen zaman ve doz aralığında alınması da tedavinin olumlu yönde ilerlemesi bakımından oldukça önemlidir.

Unutmayın, Alzheimer hastalığıyla mücadelede erken teşhis, doğru tedavi ve hasta yakınlarının desteği büyük önem taşır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu