HikayeHafıza ve İnsan

İki Keklik Türküsü: Sarıkamış’tan Yükselen Yürek Burkan Bir Feryat

Hikaye Öne Çıkanlar
  • İki Keklik Türküsü Hikayesi Nedir?
  • İki Keklik Türküsü Hangi Yöreye Ait
  • İki Keklik Öyküsü

Anadolu’nun kültürel belleğinde yer eden türküler, sadece ritim ve ezgiden ibaret değildir; her biri yaşanmış bir acının, yarım kalmış bir sevdanın ya da toplumsal bir travmanın notalara dökülmüş halidir. Bu eserler arasında derin hüznüyle öne çıkan İki Keklik türküsü hikayesi, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin cephelerinden biri olan Sarıkamış’tan Balıkesir’in Edremit ilçesine uzanan trajik bir köprü kurar. Bir annenin evlat acısını iliklerine kadar hissettiren bu ağıt, vatan savunması ile bireysel dramın iç içe geçtiği en somut örneklerden biridir.

Şöhret Hanım ve Edremit’ten Yükselen Feryat

Türkünün merkezinde, Balıkesir’in Edremit ilçesinde yaşayan, zarafeti ve şıklığıyla tanınan Şöhret Hanım yer alır. Dönemin sosyal yapısı içerisinde “yazması oyalı, kundurası boyalı” haliyle dikkat çeken bu vakur Anadolu kadını, tek evladını vatan borcunu ödemesi için askere uğurlar. Oğlu, Enver Paşa komutasındaki birliklerle Doğu Anadolu’nun dondurucu soğuğunda, Sarıkamış Harekatı kapsamında görev yapmaktadır. Cephedeki ağır kış şartları ve yetersiz teçhizat, binlerce Mehmetçik gibi Şöhret Hanım’ın oğlunu da amansız bir mücadelenin içine sürükler.

İki Keklik Türküsü: Sarıkamış'tan Yükselen Yürek Burkan Bir Feryat

Kars’ın dondurucu kar örtüsü altında yolların açık tutulması için görevlendirilen genç asker, arkadaşlarıyla birlikte yol açma çalışması yürüttüğü sırada görünmez bir tehlikeyle karşılaşır. Bölgenin en büyük coğrafi risklerinden biri olan ve karın yumuşak dokusu nedeniyle fark edilemeyen bir kar kuyusuna düşerek şehit olur. Bu acı haber Balıkesir’e ulaştığında, Şöhret Hanım’ın dünyası başına yıkılır. Tıpkı Sunam türküsü hikayesi gibi, bu türkü de geride kalanların sessiz çığlığını temsil eder.

Kar Kuyusu ve Oyalı Yazma: Tezatların Dili

Türkünün sözlerine sinen derin keder, Şöhret Hanım’ın kendi sosyal statüsü ile oğlunun cephedeki yokluk içinde gelen ölümü arasındaki keskin tezattan beslenir. “Yazması oyalı, kundurası boyalı” ifadeleri, annenin evindeki göreceli refahını ve şıklığını simgelerken; bu durum, oğlunun bir kar çukurunda, soğuktan donarak can vermesiyle büyük bir ruhsal çelişkiye dönüşür. Annenin “uzun geceler yar boynuma sar benim” yakarışı, evladına duyduğu hasretin ve ona bir daha sarılamayacak olmanın verdiği çaresizliğin dışavurumudur.

İki Keklik Türküsü: Sarıkamış'tan Yükselen Yürek Burkan Bir Feryat

Şöhret Hanım, bu haberi aldığı sırada gördüğü iki kekliğin ötüşünü, kendi içindeki yangınla bağdaştırır. Kekliklerin kayada ötüşü ona neşeyi değil, dertlerinin ağırlığını hatırlatır. Türkünün bu metaforik yapısı, Anadolu insanının doğayla kurduğu duygusal bağı ve acısını nasıl doğa olayları üzerinden anlamlandırdığını gösterir. Benzer bir askeri trajedi teması içeren Yemen türküsü gibi, İki Keklik de toplumsal hafızada şehitlik ve annelik kavramlarını birleştirir.

Yöresel Farklılıklar: Balıkesir Zeybeği ve Van Varyantı

İki Keklik türküsü, müzikolojik açıdan incelendiğinde genellikle Balıkesir yöresine ait bir eser olarak kabul edilir. Türk Halk Müziği repertuarına Zeki Duygulu tarafından kazandırılan bu versiyon, karakteristik bir zeybek formundadır. Ağır ve vakur bir ritme sahip olan Balıkesir zeybeği icrası, hikayenin ciddiyetini ve ağıt niteliğini pekiştirir. Ancak türkünün bir başka varyantı da Van yöresinde görülmektedir. Van versiyonu, melodik yapı ve icra tarzı bakımından farklılıklar gösterse de, her iki bölgenin de bu acıyı sahiplenmesi eserin evrenselliğini kanıtlar.

İki Keklik Türküsü: Sarıkamış'tan Yükselen Yürek Burkan Bir Feryat

Türkünün derlenme sürecindeki notlar ve tarihsel kayıtlar, Edremitli Şöhret Hanım figürünün en güçlü rivayet olduğunu doğrulamaktadır. Anadolu’nun farklı köşelerinde ünlü şarkıların ardındaki bilinmeyen gerçek hikayeler incelendiğinde, İki Keklik’in Sarıkamış ile olan bağı, onu sadece bölgesel bir türkü olmaktan çıkarıp milli bir ağıt haline getirmiştir.

Kültürel Mirasın Sessiz Tanığı

Bugün Tolga Çandar’dan Ruhi Su’ya kadar pek çok usta sanatçı tarafından seslendirilen İki Keklik, dinleyiciyi her seferinde Sarıkamış’ın dondurucu soğuğuna ve bir annenin Edremit’teki sıcak ama kederli evine götürür. Türkünün zeybek formunda olması, Ege’nin efelik kültürü ile vatan sevgisini harmanlarken, sözlerdeki teslimiyet ve metanet duygusu Türk insanının kadere bakış açısını yansıtır.

İki Keklik, sadece bir müzik parçası değil; kar kuyularında yitip giden isimsiz kahramanların ve onların ardından bir ömür yas tutan anaların tarihsel belgesidir. Şöhret Hanım’ın yaktığı bu ağıt, nesiller geçse de Anadolu’nun dağlarında, kayalıklarında ve en önemlisi milletin kalbinde yankılanmaya devam edecektir.

Neslihan Avşar

Ben Neslihan Avşar. Marmara Üniversitesi İngilizce bölümüne ilk 1000 öğrenci arasından girerek başladığım akademik serüvenim, beni felsefe alanında uzmanlaşmaya yöneltti. Dil ve eleştirel düşünme üzerine kurulu temelim, felsefi metinleri ve kavramları daha derinlemesine incelememe olanak tanıyor. Şimdi tüm odağım, felsefe alanındaki akademik çalışmalarımda ve bu alandaki bilgi birikimimi artırmakta.Bloglabs.net için yazdığım her makalede, felsefenin karmaşık gibi görünen dünyasını sizler için daha anlaşılır ve ulaşılabilir kılmayı hedefliyorum. Temel felsefi problemlerden güncel etik tartışmalara kadar geniş bir yelpazede, düşündürücü ve sorgulayıcı içerikler sunarak felsefeye olan ilginizi canlı tutmayı umuyorum.

İlgili Makaleler

5 Yorum

  1. Vay bee gerçekten türkumülerimiz cok ayrı çok değerli iki keklik türküsünün bu hikâyesi beni çok etkiledi.

  2. İki keklik türküsü hikayesi beni etkiledi sözleri muazzam az önce dinledim kulağa hoş geliyor insan sıkılmadan tekrar tekrar dinlerim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu